Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Yeni Ticaret Kanunu için gözler patronlarda

Yeni Ticaret Kanunu için gözler patronlarda

Bundan bir buçuk yıl önce Meclis’ten geçen Yeni Ticaret Kanunu 1 Temmuzda yürürlüğe giriyor. Türkiye burjuvazisinin içsel dönüşümü mali sermayenin uluslararası dolaşımında tıkanıklık yaratan eski yasaları değişiyor. Neoliberal burjuva demokrasisinin gelişmesinin önemli şartlarından biri olan şirketizmin işçi-emekçiler üzerindeki sömürü sistemini disipline eden bu kanun yürürlüğe giriyor.

Taraf gazetesinin liberal köşe yazarı Neşe Düzel, ticaret hukuku profesörü ile yaptığı pazartesi söyleşisinde şöyle bir yorumlamada bulunuyor.

“Bu ülkede insanların üzerinde sadece devletin ağırlığı ve baskısı yok. Bu ülkede insanların üzerinde zenginlerin de bunaltıcı ağırlığı ve baskısı var. Zenginler diyorum, çünkü şeffaflık olmadığından, bunların pek çoğunun ne iş yaptıkları, ne kazandıkları belli değil. Sadece bilinen bir şey var. O da bunların şirket sahibi oldukları. İşte bu şirketler dünyasına şeffaflık getirmek, tüketiciyi korumak ve sıradan vatandaşın yerine artık bu ülkede para kazananların vergi vermelerini sağlamak, ekonomiyi kara paradan, kayıt dışılıktan ve naylon faturalardan kurtarmak için 55 yıllık Türk Ticaret Kanunu’na sonunda dokunuldu ve yeni bir kanun hazırlandı…”

Türkiye tekelci burjuvazisinin küresel tekelci kapitalizm ve mali sermayesi ile entegrasyonunu yeni bir düzeye yükseltirken karşı karşıya olduğu krizleri atlatmak için sınıfsal bir saldırı mevzilenmesinde olduğu açık görülüyor. Yeni Türk Ticaret kanunun tekrar düzenlenmesi baskısı yürürlüğe girmeden tekrar gündeme geliyor. Baskıyı yapanların büyük bir kısmı küçük şirketler ve esnaflardan oluştuğu yazılıyor. Özellikle büyük holdinglerden ziyade küçük şirketleri disipline ederek kontrol altına alan ve internet sitesi açma zorunluluğu getiren bu yasa tam da burjuva demokrasisinin temel gelişiminin örneğidir. Patronlar iki şeye karşı çıkıyor. Birinci: internet siteleri: İkincisi: ortaklar cari hesabı.

İnternet sitesi açma zorunluluğunda asıl olarak burjuvazinin piyasayı ve vergi kaçırmaları kontrol etme istemi yatıyor. Şirketlere internet sayfası açma zorunluluğunu, şirketin ürünleri veya kartvizitinin tanıtılması olarak değil, şirketten alacağı olanların vb her türlü içeriği yayınlanmasıdır. Genel kurulların toplantıya çağrılmasından, şirketin bilançosuna ve kar-zarar hesaplarına kadar her bilgi internette çıkacak. Ayrıca şirketin yönetim kurulu üyeleriyle, üst yöneticilerinin ne kadar ücret, prim, ikramiye aldıkları, ne tür seyahatler yaptıkları ve masraflarının ne olduğu, ayrıldıklarında tazminatlarının miktarına kadar bu internet sayfalarında gösterilecek.

Ortaklar cari hesabı ise yeni TTK’nin yürürlüğe girmesiyle kalkıyor. Burjuvazinin bunu kaldırmasının amacı ise Avrupa birliği uyum yasaları çevresinde ve şirketleri hem denetimine daha iyi alması, kayıt dışı ekonominin engellenmesi, kazançtan verginin eksiksiz alınması ve sermayenin korunması amaçlanıyor. Bunun için bakın, Ticaret hukuk profesörü ne diyor: “Bizde şirketlerin içi ’ortaklar cari’ denen bu hesap yoluyla başlatılıyor işte! Şirketler bu yolla hortumlanıyor! Patron tarafından bütün parası bu yolla başka bir yere kaydırılan şirketler böylece batıyor. Bizim iş dünyasında ‘Bilanço battı, patron kurtuldu!’ Derler ya… Biz yeni yasayla işte bunu önlemeye çalışıyoruz. İnanın! ‘Ortaklar cari hesabı’ kadar kirli bir hesap yoktur!” diyerek sözünü bitiren bay profesör elli yıldır piyasa koşullarını bu şekilde idame ettiren burjuvazinin artık bunu daha iyi şekilde kontrolü altına alması gerektiğini savunuyor.

Yeni Yasa, temel bu iki madde üzerine kuruluyken tabi ki maddelerle sınırlı kalmıyor. Limited şirketleri için denetim cezaları, tek başına anonim şirketi açabilme gibi büyük patronlara avantaj küçük esnaflara daha sıkı denetim ve sermaye merkezileşmesi zorunluluğu getireceği sonucu çıkıyor.

Ayrıca, burjuva iktisat analizcileri ve Financial Times gibi mali sermaye dergileri bu kanunla birlikte “Türkiye’de yabancı sermaye patlar” diyor. Diğer yandan “Şeffaflık ve güvenirliğin” yükseleceğini söyleyen bay ticaret profesörü ise en son şunları ekliyor. “Bu kanun Türkiye’nin dışarıya ödediği faizi de düşürecek. Bugünkü şartlarda yabancı yatırımcı, Türkiye’de bir şirkete ortak olmak istemiyor çünkü yerli ortak şirketin içinden onun parasını çekiyor. “ diyor. Patronların baskılarının çok büyük değişiklik getirmeden daha önceki halinde bir iki rötuşla yürürlüğe gireceği mesajı verilirken emperyalist burjuvazinin de bu konuyla yakından ilgilendiği biliniyor.

Aşırı birikim krizindeki sermayeyi Türkiye’ye çekmek için yapılan düzenlemeler TTK ile de sınırlı kalmıyor. B2 arazilerin satışı ve yabancılara toprak satışına izin yasalarını önden çıkartarak mali sermayeye tatlılaştırılırken, internetteki sanal ticaret yolları ile ilgili vergi kaçırmaları düzenleyen yeni paketler getirerek yüksek vergi denetimi önlemleri almaya çalışıyor. TTK gibi küresel düzeyden sermaye birikimi ve egemenliği kanunlarının hızlandırılmasındaki amaç da sırıtıyor. Sinekten yağ çıkartmaya çalışan Türkiye burjuvazisi her koşulu düşünüyor.

NTV’nin ekonomi programına çıkan bir burjuva ekonomist; Türkiye’de kredi kartının kullanımının yüzde 35 olduğuna değinirken Türkiye ile diğer ülkeler arasında dolaşım aracı olarak paranın maliyetinin kaldırılma projesinin gündemde olduğunu, paranın Türkiye’de milli safi hasılada bir puan yer kapladığını kendilerine çok büyük yük olduğunu, paranın elektronik dolaşımının hızlandırılması gerektiği üzerine çalıştıklarını ve ileriki zamanlarda bunun değiştirilebileceğini söylüyor.

Sermaye, parayı kaldırırken ilkel ve çağsal miadını doldurduğu için değil, harcamaları dijital ortamda daha iyi takip ederek kontrol altına alabilmek ve paranın kağıdı, basımı, taşınması, güvenliği ve dolaşımındaki yavaşlığını hesaplayarak emek sömürüsünü yavaşlatan tüm koşulları temizlemeyi ve parayı kart teknolojisine çevirme planları yapıyor.

Lenin’in sermaye birikimine en uygun biçim olarak burjuva demokratik devlet biçimi tahlili de burada anlam kazanıyor.

“Ulusal istihdam stratejisi”, “4+4+4 eğitim yasası”, grev yasakları vd bir yandan, yeni borsa yasası, TTK gibi düzenlemeler diğer yandan sermaye birikimini yükseltme adımları ve kapitalizmin küresel krizine karşı da yeni düzenlemeler neoliberal demokratik anayasasının oluşturulmasını dahi beklenmeden hızlanıyor. Türkiye burjuvazisinin her açıdan vites büyütme cevvaliyeti, Türkiye kapitalizminin de, İspanya, Yunanistan vd. ülkeler gibi krize gireceği tahminlerinden bağımsız değil. Fiziksel varlığı ortada olmayan ama kapitalistlerin fırına sürdüğü yeni anayasanın sadece temsili bir kitapçık olduğu ama her düzeyde fiili işleyişinin devreye girdiği açık. Küresel tekelci sermayenin dolaşımında güvensizlik, yük ve tıkanıklık yaratacak çeşitli koşullar yeni anayasa beklenmeden neoliberal burjuva demokrasisinin gerektirdiği şekilde fiilen yeniden düzenlenleniyor.

Küresel tekelci kapitalizm ve mali oligarşik egemenlik sisteminin yeni organizasyon ve işbölümü çerçevesinde bölge merkezi ve bölge gücü olan Türkiye tekelci burjuvazisi, önce fırına sürdüğü kanunun yeniden ele alınması sonra sermayenin dolaşımının hızlandırılmasındaki tüm çabalarının emek üzerindeki sömürü baskısını daha çok arttırarak devam ettireceğini gösteriyor. İşte burada Cemil Çiçek’in ve bay profesörün en önemli noktadaki TTK titizliği; uyarı ve çalışmaların hızlılığı, kapitalizmin krizlerinin daha sarsıcı biçimiyle kapıda olduğunu, çıkmazdaki Türkiye kapitalistlerini şimdiden telaşa soktuğunu gösteriyor…

İşçi Meclisi okuru

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*