Anasayfa » DÜNYA » Yeni küresel isyan ve direniş dalgası ve 2015

Yeni küresel isyan ve direniş dalgası ve 2015

Kapitalizmin 7 yıldır inişli çıkışlı bir seyir izleyerek süregiden küresel krizine, kimisi “büyük durgunluk”, kimisi “büyük depresyon”, kimisi “büyük stagflasyon”, kimisi “kapitalizm tarihinin 4. büyük kriz dönemi”, kimisi “21. yüzyılın ilk büyük krizi” diyor. Kesin olan şu ki, dünya 7-8 yıldır genel yükseliş eğilimini sürdüren toplumsal-siyasal sarsıntılar, biri bitmeden diğeri başlayan irili ufaklı isyan ve direniş dalgaları döneminden geçiyor. Gıda isyanları, varoş isyanları, öğrenci isyanları, fiili kitle grevi dalgaları, seri genel grevler, genel grev genel direnişler, Gezi benzeri işgal ve sokak hareketleri, birbirini izliyor. Bu süreçte dünya çapında, 40’tan fazla 1 milyonun üzerinde kişiyi kapsayan eylem ve direniş hareketi, 200’den fazla 100 binin üzerinde, binin üzerinde onbinlerce kişiyi kapsayan eylem ve direniş hareketi yaşandı. Ve isyan ve direniş dalgaları birbiri ardına gelmeye devam ediyor:

Son birkaç hafta içinde, Meksika, Belçika, Macaristan ve Kürdistan’da büyük çaplı militan kitle gösterileri, Burkino Faso’da isyan ve darbe, Güney Kore ve İrlanda’da şimdilik barışçıl büyük kitle gösterileri, Fransa ve İtalya’da sokak çatışmaları, Çin ve Hindistan’da yeniden yükselişe geçen fiili kitle grevleri, Fransa, Yunanistan ve Mısır’da yeniden başlayan öğrenci işgal ve hareketlenmeleri, Filistin-İsrail’de bir kez daha direniş ve çatışmalar… yeni bir küresel isyan ve direniş dalgasının yükselmekte olduğuna işaret ediyor. Son küresel direniş dalgasına ve önümüzdeki dönem için gösterdiklerine geçmeden önce, 7-8 yıldır dünya çapında yaşanan isyan ve direniş dalgalarını kısaca hatırlayalım:

Kriz öncesi haberciler (2005-7)

Küresel isyan ve direniş hareketlerinin kriz öncesi ilk büyük habercileri, Şili’de lise öğrencilerin kitlesel işgal ve isyan hareketi, Fransa’da varoş isyanı, Mısır’da büyük fiili kitle grevi dalgaları, Cezayir’de bir madenci kasabasında aylar süren militan işçi işgal ve denetimi, Bolivya’da El Alto ve Cochabamba ayaklanmaları, Meksika’da hileli seçim sonuçlarına karşı 100 binlerin sokağa dökülmesi, ABD’de göçmen işçiler hareketi oldu. (2005-7) Şili’de öğrenci hareketi 500 bin kişilik eylemlerle 2011’de doruğuna çıktı, yer yer genel grevlerle birleşti, halen de 3-4 ayda bir 100 bin kişilik eylemlerle sürüyor. Varoş isyanları Fransa, İngiltere, İsviçre, Brezilya, Şili, Cezayir’de olduğu gibi dönem boyunca farklı ülkelerde ortaya çıkmaya devam etti, ediyor. ABD’de ırkçı göçmen yasasına karşı 1 milyon göçmenin grev ve boykotuyla başlayan göçmen hareketi ise, dünya çapında göçmen işçiler hareketlerinin gelişmesi ve örgütlenmesine itilim kazandırdı. Mısır ve Cezayir’deki grev dalgaları, bu ülkelerde 2011-13’te doruğa çıkan isyan ve direniş hareketlerin öncüsüydü. Her biri büyük beklentilerle girilen neoliberal demokrasinin seçim sonuçlarına karşı büyük hayal kırıklıkları ve isyan trendi ise, dönem boyunca İran, Rusya, Hong Kong, Taiwan gibi çok sayıda ülkede tekrarlandı.

Gıda isyanları (2008 baharı)

Krizin küresel mali oligarşi ve Wall Street’in göbeğinden patlamasının hemen arifesinde, 2008 baharında, en büyükleri Bangladeş, Haiti, Mısır’da olmak üzere gıda isyanları dalgası yaşandı. Bangladeş, dönem boyunca, konfeksiyon işçilerinin -sık sık yoksul mahallelerle de birleşen- militan direniş ve isyanları ile sarsılmaya devam etti. En son geçtiğimiz yıl bin işçinin katledildiği konfeksiyon imalat kompleksinin çöküşünün sarsıntıları devam ediyor. Haiti’deki isyanı ise ABD donanması doğrudan saldırarak ancak bastırabildi. Temel tarım ve gıda ürünlerinde 2007’deki görülmemiş fiyat yükselişleri, 2008 baharında bir dizi ülkede isyana yol açtı. Tarım ve gıda ürünlerinde benzer bir fiyat yükselişi 2010 yılında tekrarlandı, ve 2011’deki isyan ve direniş dalgalarının, özellikle “Arap baharının” etkenlerinden biri oldu. En sonu, içinde olduğumuz 2014 yılında büyük bir kuraklık ve tarım-su krizi ile birleşen, gıda fiyatları yine benzer bir yükseliş içinde, etkilerini de yakında göreceğiz.

10351074_795562077166817_8158524608245127559_n

Gençlik ve öğrenci isyanları

Krizin ABD’den patlayıp hızla küreselleşmesiyle birlikte, ilk büyük isyan Yunanistan’da yaşandı. 2008 Aralık ayında, polisin bir anarşist gençlik aktivistini -Alexis- öldürmesi üzerine, gençlik isyanı patladı, ülkede haftalar boyunca işgaller, sokak ve barikat çatışmaları yaşandı. Gençlik ve öğrenci isyan ve hareketleri, dönemin önemli izleklerinden biri oldu. Bazı ülkelerde kendi başına yığınsal öğrenci işgal, barikat ve sokak hareketleri, bazılarında işçi hareketi veya Gezi tarzı meydan hareketleriyle birleşerek devam ediyor. Yunanistan, Şili, Kanada, İngiltere, Fransa, Arjantin aylar süren kitlesel militan öğrenci hareketlerinin yaşandığı ülkeler oldular. Son haftalarda, Meksika, Yunanistan, Fransa ve Mısır’da yine öğrenci işgal, barikat, boykot ve sokak eylemleri dalgası yayılmaya başladı.

Şok kriz paketleri ve mücadele büyüyor: 2009

2009 yılı, bir çok ülkede şok kriz paketleri ve saldırılarının birbiri ardına açılmaya başladığı yıl oldu. İlk ekonomik çöküntü ve iflas haberi İzlanda’dan geldi. Bir gencin parlamento meydanında gitarıyla başlattığı protesto, birkaç gün içinde yüzbinlerin parlamentoyu kuşatmasına dönüştü, hükümet düştü, yeni hükümet geri adım atmak zorunda kaldı. Aynı günlerde ABD Chicago’da başlayan otomotiv işçilerinin fabrika işgalleri dalgası, birkaç ayda Kanada, İngiltere ve İrlanda’da otomotiv ve yedek parça işçilerinin fabrika işgalleriyle yayıldı. Güney Kore’de Hyundai’nin en büyük fabrikasını işgal eden işçiler, polis ve asker orduları, helikopter ve panzer saldırılarına karşı fabrikayı 77 gün boyunca savundular. 2009-11 döneminde otomotiv-metal sektöründe fiili grevler dalgası, Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Fransa, Almanya, İspanya ve kısmen Türkiye’ye yayıldı. 2009’dan itibaren Türkiye dahil bir çok ülkede, barikatlı fabrika işgalleri, patron ve yöneticilerin rehin alınması yaygınlaşan bir işçi eylemi biçimi haline geldi. Fransa yarı sömürgesi iki ada ülkesi Martinik ve Guadolup’ta, aylar süren fiili genel grevler ve kitle isyanları birleşti. Fransa’nın asker ve polis göndermesiyle militan grev ve isyanlar daha da büyüdü, kemer sıkma paketinin geri çekilmesi ve asgari ücretin artırılması, su faturalarının indirilmesi, kira fiyatlarının dondurulması, gençlik için eğitim ve istihdam paketi, işsiz öğretmenlerin atanması gibi kazanımlarla sonuçlandı. Cezayir’de 1 milyon işçiyi kapsayan fiili militan grevler dalgası da, ücret artışları, özelleştirmelerin kısmen geri çekilmesi, büyük çaplı bir sağlık ve sosyal konut programı açılmasıyla, ancak yatıştırılabildi. Kazakistan’da direnişteki 20 petrol işçisinin polis tarafından katledilmesi üzerine, ülke bir hafta boyunca fiili genel grev ve sokak çatışmaları ile sarsıldı. 2009’un genellikle unutulan önemli bir halkası da, bölgede Tahrir ve Gezi tarzı hareketlerin habercisi olan, İran’da hileli seçim sonuçlarına karşı yüzbinlerin sokak ve meydan eylemleriydi.

1146057968_B973989102Z_1_20141106200417_000_G9J3E3L84_4-0

İsyan ve direnişler küreselleşiyor: 2011

İsyan ve direniş dalgaları, 2010 yılının sonlarında, Tunus’ta üniversite mezunu işsiz, tablacılık yapan genç Bouzizi’nin kendini yakmasıyla, bir kademe daha büyüdü. 2011’de Tahrir’den Sintagma’ya, Pourte del Sol’dan Wall Street’e, meydan işgalleri, büyük çaplı çatışmalı kitle gösterileri, sokak ve barikat savaşımları tam anlamıyla küreselleşti. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da toplam 30 milyon kişinin katıldığının tahmin edildiği meydan işgal, sokak isyan ve hareketleri, Avrupa’da Yunanistan ve İspanya’da meydan işgal ve sokak isyanları, diğer pek çok ülkede yine grev ve genel grev dalgaları, sokak hareketleri, ABD’de Wisconsin eyaletinde genel grev hareketi, Wall Street’ten başlayıp yayılan Occupy hareketi, Çin’de 100 binlerce işçinin çalıştığı kötü ünlü Foxconn’dan başlayıp yayılan fiili militan göçmen işçi grev ve eylemleri dalgası, 2011’i 2007 ve 2009’dan sonra dönemin daha üst bir sıçrama noktası kıldı. 2011 yılındaki küresel eylemler dalgası, büyük çaplı siyasal-sosyoekonomik kazanımlar elde edemese de, Avrupa’da troyka (AB-ABMB-İMF) merkezli teknokratik hükümetleri işlemez hale getirdi, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da bir dizi aile oligarşisini sarstı veya düşürdü, tüm taşları yerinden oynattı, bazı ülkelerde şok kemer sıkma paketlerini yer yer biraz yavaşlatıp duraksattı. Fakat hepsinden önemlisi, asıl sınıfsal, toplumsal, uluslar arası daha büyük mücadele ve sarsıntılarla karakterize olan yeni bir tarihsel dönemin açılışını iyice belirgenleştirdi.

Dünyanın en geniş katılımlı genel grevleri: 2012

2012 yılı, Ocak ayında Nijerya’da isyan ile açıldı. Nijerya 170 milyonluk nüfusuyla Afrika’nın en büyük ülkesidir, en büyük petrol ve enerji kaynaklarına sahiptir, ve bir yandan büyüyen sefaletle orta gelişmiş kapitalizme doğru geçiş yapmaya çalışan bir ülkedir. Halka petrol sübvansiyonlarının kaldırılması ve büyük çaplı petrol ve enerji zamlarına karşı, 5 gün süren fiili militan genel grev, genel direniş ve internetten organize olan Nijerya’yı işgal et hareketinin birleşmesi, onlarca kişinin öldüğü çatışmalarla ülkeyi ayaklanmanın eşiğine getirdi. Hükümetin zamları kısmen geri çekmesi ve sendikaların ihaneti ile eylemler sönümlendiyse de, dönemin işçi ve işgal hareketlerinin birleştiği, en büyük, en şiddetli isyan ve direniş hareketlerinden biriydi. Nijerya’dan sonra Hindistan’da ve Portekiz’de, ülke tarihlerinin, ve herhalde dünya tarihinin en geniş katılımlı genel grevleri yaşandı, Hindistan ve Portekiz’de genel grevler daha büyük katılımla 2013’te güncellendi (sırasıyla 15 milyon, 100 milyon, 7 milyon işçi). Her üçünde de genel grevler sokak eylemi dalgalarıyla birleşti, sendikalı-sendikasız, taşeron, göçmen, farklı etnik ve mezhepsel kökenlerden işçiler geniş platformlarda bir araya gelip birlikte hareket etti. Hindistan’da 2012 yılının sonunda, tecavüze karşı bir isyan dalgası daha yaşandı. Güney Afrika’da en uzun soluklu madenci grevleri dalgası yaşandı. 40 maden işçisi dünyanın gözü önünde polis tarafından taranarak katledildi. Bu yeni bir grev dalgası ve sokak çatışmalarıyla yanıtlandı. İspanya’da madenlerin kapatılması kararına karşı, işçi milislerinin el yapımı bazukalar dahil 1 ay boyunca çatıştığı ve polisi ve yöneticileri madenlere sokmadığı en militan işçi işgal ve direnişlerinden biri yaşandı. Brezilya’da grev sayısı 2008 öncesi yılda 300 civarındayken özel sektörü de kapsayarak genel bir artış eğilimiyle 2012’de 900’e yükseldi, 2013 Haziran’ın sinyallerini verdi.

isyan-atesi-sarayi-sardi-4957999

Küresel isyan ve direnişlerde yeni bir sıçrama momenti: 2013

Frederich Ebert Vakfının küresel direnişler raporuna göre, dünya çapındaki büyük kitle eylem ve direnişlerinin sayısı 2006’da 59’dan 2009’da 87’ye 2012’de 160’a yükseliyor. 2013’ün yalnızca ilk 6 ayı için 111 büyük kitle eylemi sayısı, artışın sürdüğünü gösteriyor. 2013’ün ikinci yarısından itibaren ise kitle isyan ve direnişlerinde yeni bir yükseliş dalgası daha yaşanmaya başladı. Türkiye’de Gezi, Brezilya, Bulgaristan, 2 kat büyümüş olarak yeniden Mısır-Tahrir, sonra Slovenya, Bosna-Hersek’te meydan işgal ve sokak isyanları birbirini izledi.

Ardçı sarsıntılardan yeniden yükselişe doğru: 2014

2014’ün başlarında Ukrayna, İtalya ve Venezuella’da bu kez ırkçı, faşist ya da neomuhafazakar akımların başını çektiği isyan ve eylem dalgaları yaşandı. Rusya ile Ukrayna savaşın eşiğine geldi, sonuçta Ukrayna, Rusya hegemonyasında Doğu Ukrayna-Kırım ile ABD-Almanya hegemonyasında Batı Ukrayna biçiminde fiilen ikiye bölünmüş bir görünüm arzediyor. Ortadoğu’da bir de IŞİD çetesi peydah oldu, Musul’u işgal edip önüne geleni kılıçtan geçirerek yayılmaya başladı, Kobane’ye dayandı. ABD’de son ara seçimlerde Obama kongre ve senatodaki tüm inisiyatifini kaybetti, 2 yıl sonraki seçimleri Cumhuriyetçilerin ve neomuhafazakarların alacağı şimdiden belli oldu. Avrupa’da bir dizi ülkede faşist partilerin oy oranlarında belirgin yükselme, kriz süreçlerinde toplumsal-siyasal kutuplaşma eğiliminin tipik bir diğer göstergesi.

Bu arada İskoçya’nın Britanya’dan ayrılma referandumu, az farkla direkten döndü, ancak özerkliğin artırılması tavizleri kopardı. İspanya’da merkezi hükümetin yasaklamasına karşın Katulunya’da yapılan fiili bağımsızlık referandumunda yüzde 80 bağımsızlık istemi çıktı. Diğer taraftan kısa erimde değilse bile Irak ve Suriye’nin bölünmesi ve özerk Kürt bölgelerinin birleşerek Irak ve Suriye’den ayrılması eğilimi güçleniyor.

2014’ün ilk yarısında Türkiye’de 1 milyondan fazla kişinin katıldığı Berkin, onbinlerin katıldığı Soma eylemleri, Kürdistan’da 5 kişinin öldüğü Lice eylemleri dalgaları yaşandı. Yılın son çeyreğine ise 50 kişinin öldüğü militan Kobane isyan ve direnişi ile girildi. Dünya çapında ise, yılın ikinci yarısından itibaren yeni bir isyan ve direniş dalgasının işaretleri artmaya başladı. Çin’in yönetimin Hongkong’un iç idaresini de doğrudan atamaya yeltenmesi üzerine, bir meydan işgalleri ve sokak çatışmaları dalgası da Hongkong’da yaşandı. Yılın son çeyreğini henüz yarılamışken, yeni isyan ve direniş hareketleri haberleri zincirleme gelmeye başladı.

Batı Afrika ülkelerinden Burkino Faso’da 27 yıldır iktidarı elinde tutan devlet şefinin bir kez daha yetkilerini uzatmaya kalkışması üzerine, 100 binlerin meydan işgalleri ve sokak isyanlarının bir örneği daha yaşandı. Ülke çapında çatışmalı kitle gösterileri büyüdü, önce başbakan istifa etti, sonra yarbayın teki darbe yaptı, isyan ve direniş şimdi askeri darbe ve yönetime karşı devam ediyor. Meksika’da geçtiğimiz yıl 6’sı çeteler tarafından vurulan, 43’ü kaçırılarak infaz edilen 49 muhalif öğrencinin katledilmesi -ve hükümet ve polisin parmağı- açığa çıkmasıyla, ülke 2 haftadır, yüzbinlerin militan sokak gösterileri, barikatlar, devlet binalarının yakılması, üniversite ve kamu binası işgalleri, yol blokajları, giderek sertleşen çatışmalarla sarsılıyor. Sayısız yaralı ve gözaltının yanısıra, göstericiler tarafından çok sayıda polis ve devlet yetkilisi hastanelik edildi. Fransa’da üniversite öğrencisi çevreci aktivist bir gencin polis tarafından öldürülmesi üzerine, yeni bir militan çatışmalı gösteriler dalgası yaşandı, en son Paris’te çok sayıda lise ve üniversite barikatlar kurularak işgal edildi. Belçika’da yeni kamu bütçesi kesintileri ve neoliberal despotik iş yasası düzenlemeleri karşısında, son 10 yılların en kitlesel, militan, çatışmalı genel grevi yaşandı. Eylemlerde 10 polis işçiler tarafından hastanelik edildi. Belçika’da sendikalar tek günlük genel grev yerine “eylem mevsimi” ilan etti. 15 Aralık’taki yeni genel greve kadar, bölgesel grev ve işçi eylemleri yapma kararı ile birlikte, sınıf gerginliği tırmanmaya devam ediyor. İtalya’da birer ay arayla neoliberal eğitim “reformu” ve neoliberal iş yasası “reformu”na karşı militan kitle gösterileri gerçekleşti, en son hükümetin sokak eylemlerine ayar çekme çabasıyla yeni bir polis düzenlemesi getirmesine karşı bir eylem dalgası daha yaşanıyor.

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de hükümetin “internet vergisi” kararına karşı onbinler sokağa indi, parlamento ve başkanlık sarayına yürüdü. Eylemci örgüt ve internet platformlarının yasayı geri çekmek için hükümete 2 gün süre tanıyıp, eylemleri büyütme ve militanlaştırma kararı karşısında hükümet kuyruğu kıstırıp vergiyi geri çekti. Macaristan dönem boyunca saldırı plan ve tasarılarının geri püskürtüldüğü ilk örnek değil, son da olmayacak. Kesin olan şu ki, dünya çapında bir yandan neoliberalizmin yıkıcı birikimi diğer yandan kitlelerin gözünde sokakların ve militan direnişlerin meşrulaşmasıyla, artık hemen tüm ciddi yeni saldırı tasarıları artan bir kitlesel öfke ve dirençle karşılaşıyor. İrlanda’da suyun özelleştirilmesi hazırlığı ve su faturalarını ikiye katlayan “su vergisi” koyma girişimine karşı, büyük bir kitle kampanyası yürütüldü ve çok sayıda şehirde onbinlerce kişilik gösteri ve yürüyüşler başladı. Güney Kore’de mezarda emeklilik planına karşı genel grevle, başkent Seoul’de 100 bin işçi alana çıktı ve yasada israr devam ederse, çok sert eylemler yapılacağına birlikte yemin etti. Çin’de bu yılın 3. çeyreğinde hem fiili kitle grevleri dalgası, hem de yerel toplumsal isyan ve direnişler, geçen yılın aynı dönemine oranla 3 kat arttı. Çin’de şu anda işçi eylem ve grevleri düzeyi, göçmen işçilerin eylemlerin doruk noktasına çıktığı (Çin rejimi yarım trilyon dolarlık bir kamu harcamalar paketi ile yatıştırmaya çalışmıştı) 2011’in bile üzerinde görünüyor, son 4 yılda ortalama 2 katı bulan reel ücret artışları gibi, çalışma koşullarında kısmi kazanımlar, sürüyor.

925687451_B973989102Z_1_20141106200417_000_G9J3E3PA8_4-01

“Que sera, sera, What ever will be, will be?”: 2015’e doğru

Önümüzdeki 2015 yılında, küresel isyan ve direniş, kitle grevi dalgalarının yükselme eğilimini sürdürmesi olasılığı oldukça güçlü, hatta kendi içinde yeni bir sıçrama olasılığı da var. İstatistik veriler, son 8 yılda dünya çapında en az onbinleri kapsayan (ki yüzbinleri kapsayan yüzlercesi, milyonları kapsayan 50’ye yakın) eylem ve direniş hareketlerinin sayısı bini çoktan aştığını söylüyor. En az onbinleri kapsayan eylem ve direniş hareketlerinin sayısı, 2006’dan itibaren yıldan yıla istikrarlı bir artış eğilimi gösteriyor. Dahası, 2005’ten bu yana büyük kitle eylem ve direnişler, aşağı yukarı her iki yılda bir kendi içinde bir sıçrama yaşadığı görülüyor.

Ekonomi-politik veriler, ABD ve AB’de kısmi geçici ekonomik toparlanma eğilimi tersine dönüyor, BRİC ülkeleri (Çin, Rusya, Hindistan, Brezilya), Türkiye dahil orta ileri ve orta gelişmiş kapitalist ülkelerin (genellikle altyapı, inşaat ve enerji üzerinden kör topal yürütmeye çalıştıkları) ekonomik sıkışmaları artıyor. Türkiye dahil çok sayıda ülkede stagflasyon belirginleşirken (enflasyonun yeniden tırmanması artı ekonomik yavaşlama veya durgunluk), küresel planda neredeyse eşgüdümlü, eş zamanlı yeni bir yıkıcı neoliberal saldırı paketleri furyası açılıyor. Kemer sıkma ve mali disiplin paketlerinin sıkılanması, yeni vergi ve zam furyaları, yeni özelleştirme ve gasp furyaları, kentsel dönüşüm ve doğa yıkımı, esnek-güvencesiz istihdam programları, iç içe geçerek vites büyütüyor. Önümüzdeki haftalarda Avustralya’da yapılacak küresel mali oligarşik G-20 zirvesinin temel gündemleri, bir dizi hükümetin kitle isyan ve direnişleri karşısında veya seçimler nedeniyle nisbeten tavsattığı kriz paketlerinin daha eşgüdümlü ve kararlı uygulanması ve sürece yayılan “ulusal istihdam stratejileri”nin küresel eşgüdümle hızlandırılması.

Siyasal veriler: Merkezi hükümet yetkileri, resmi veya fiili baskı, yasak, sansür düzenleme ve uygulamaları, göstericilere karşı polis saldırganlığı ve şiddeti artıyor. Egemen ırkçı, ulusçu, din-mezhepçi, cinsiyetçi eşitsizlik ve baskılar artıyor. Çoğu isyan ve direnişin önemli bir dinamiği olarak, “gerçek demokrasi” veya “doğrudan demokrasi” olarak ifade edilen, kitlelerin toplumsal-bireysel yaşam ve gelecekleri üzerinde söz ve güç sahibi olma özlemi, neoliberal kapitalist üretim ve egemenlik ilişkileri ile artan bir bağdaşmazlığı ortaya çıkarıyor.

Türkiye ve Kürdistan, dönem boyunca bir dizi uluslar arası karakter taşıyan işçi direnişi, Taksim 1 Mayısları, doğa direnişleri, NATO eylemleri, Gezi, Lice, Kobane direnişleri ile küresel isyan ve direniş süreçlerinin önemli bir bileşeni haline gelmiştir. Son küresel isyan ve direniş dalgasının Türkiye’ye “uğramadan” geçmeyeceğini, önümüzdeki yıl Türkiye cephesinde genel seçimlere doğru ve sonrasında yeni toplumsal-siyasal sarsıntılar yaşanacağını öngörmek büyük kehanet sayılmaz. Buna uzlaşmaz sınıf ve sistem karşıtlığı, yeni bir yaşam için savaşım ekseninden hazırlanmalı, bunu hazırlamalıyız.

Küresel isyan ve direniş dalgalarında, neoliberalizm karşıtı, dolaylı antikapitalist denilebilecek dinamikler giderek belirginleşiyor ve güçleniyor. Ancak genel ve oldukça bulanık demokrasi, özgürlük, özerklik, eşitlik, adalet, güvence, emeğin korunması gibi istemlerin ufku halen köleleştirici kapitalizm ve burjuva demokrasisini aşamıyor. Küresel isyan ve direniş dalgaları vuruyor, sarsıyor, yer yer ekonomik, siyasal, moral kazanımlar da elde edebiliyor. Fakat neoliberal kapitalizmin derinleşmiş, çok katmanlı yeni hakimiyet biçimlerinin üstüne henüz çıkamıyor, genel sınıfsal-toplumsal çözünüklüğün de bir etkeni olduğu, siyasal-sınıfsal güç dengelerinde köklü bir değişime, kalıcı ve daha gelişkin, kökten sistem karşıtı ve gelişkin sosyalist örgütlenmelere dönüşemiyor. Bununla birlikte her eylem dalgası yeni toplumsal ilişki biçimleri, yeni dinamikler ortaya çıkarıyor. İşçiler, kitleler çalışma, yaşam ve yönetilme koşullarındaki skandal pervasızlığı görüyor, dövüşerek kendini ve düşmanını tanıyor, özdeneyimleriyle öğreniyor, uluslar arası planda birbirinden de öğreniyor, bir dalganın sonuçları ne olursa olsun, biraz soluklanıp özümseyerek çok geçmeden yeniden harekete geçiyor, daha farklısını, daha etkilisini yapmaya çalışıyor ve ilerleme kaydediyorlar. Sorun kolektif bilinç, örgütlülük, yaratıcı çaba, tüm boyutlarıyla öznel faktörde düğümlenmektedir.

Türkiye’de öncülük iddiasındaki siyasetlerde, bugün Gezi sonrası büyük bir hayal kırıklığı, enerjisizlik süreci yaşanıyor. Büyük heyecanlardan büyük hayal kırıklıklarına geçiş, küçük burjuvazinin karakteristiğidir. Gezi yenilmedi, asıl sonuçlarını daha orta ve uzun erimde verecek yeni bir dönemin açılışını belirginleştirdi. Sol, devrimci, sosyalist iddiasındaki siyasetlerdeki bu artan kafa bulanıklığı, hayal kırıklığı, tereddüt, enerjisizlik, geri durma ve inisiyatifsizlik momentine karşı sarsıcı bir savaşım vererek, yeni mücadele düzleminin yeni ve daha yüksek bir komünist devrim bilinci, örgütlülüğü ve dinamik faaliyet isterlerine göre konumlanmak, yeni bir yaşam için yeni bir mücadele yolunu açmak, küreselleşen isyan ve direniş süreçlerinin Türkiye’deki toplumsallaşan ve siyasallaşan sınıfsal iç dinamiklerine kilitlenmek ve sosyalist bir düzleme doğru yükseltmek, görevimizdir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*