Anasayfa » DÜNYA » Yeni bir küresel grev, isyan, direniş dalgasına doğru…

Yeni bir küresel grev, isyan, direniş dalgasına doğru…

Küresel mali oligarşinin vites büyüten neoliberal saldırganlık ve siyasal pervasızlığına karşı, siyasal grev ve direnişler de yeniden küresel bir dalgaya dönüşme eğilimi gösteriyor.

24005c1c00000578-0-image-a-94_1418397538478İtalya‘da 21 Ekim’de 1.5 milyon işçinin katıldığı genel grev, başbakan Renzi’nin istifası için Roma’da 40 bin işçinin yürüyüş yaptığı gösteri için 2 güne uzatılmıştı. Başkent Roma’da 27 Kasım’da daha büyük bir gösteri örgütlenirken, sınıfsal-toplumsal direniş hareketi de her gün eylemler ile bir sokak hareketine dönüşmüş ve süreklilik kazanmış durumda.

İtalya’da yeni grev-direniş dalgası, Renzi hükümetinin topyekun saldırı paketine karşı gelişiyor: Göçmen yasası, AB’nin saldırganlaşan kemer sıkma programları, yeni iş yasası, Anayasal değişim planı, ilk ve ortaokullarda yeni neoliberal düzenlemeler, kamu harcamaları ve personelde yeni kısıtlamalar öngören 2016 Bütçe yasası.

2400597e00000578-0-image-a-99_1418397558488Anayasa revizyonu planı, İtalya’da Mussolini faşizminin halk direniş ve ayaklanmasıyla yıkılmasından sonra yapılan burjuva demokratik anayasada, başta grev, gösteri ve iletişim hak ve özgürlükleri olmak üzere pek çok kısıtlama getiriyor ve “anti-terör” yasalarının ağırlağını artırıyor. Bilindiği gibi AB’nin, en büyük küresel bankalardan JP Morgan’a hazırlattığı raporda, faşizmin halk ayaklanmalarıyla yıkıldığı Güney Avrupa ülkelerinde (Yunanistan, İtalya, İspanya ve Portekiz) mevcut burjuva demokratik anayasa, hukuk ve siyasal sistemin “entegrasyon”u yavaşlattığı belirtilerek, kitlelerin demokratik hak ve özgürlüklerini daha kısıtlayan, yürütmeyi daha da güçlendiren ve bir dizi fiili uygulama yetkisi veren “siyasal reform” yönergesine dönüştürülmüştü. Yeni neomuhafazakar Anayasa düzenlemelerinin ilk raundu da İtalya’da başlamış oluyor. Neoliberal despotik yeni iş, eğitim ve bütçe saldırılarıyla birleşince, işçi hareketi, toplumsal muhalefet platformları, sokak hareketleri bütünleşmeye başladı ve hedefe doğrudan Renzi’nin indirilmesini koydu. “Renzi’nin istifası”, Renzi’yi tüm bu total saldırı planlarıyla birlikte gömme, tüm muhalefet hareketlerinin ortak slogan ve hedefi haline geldi.

Üç büyük sendika konfederasyonu işçi sınıfını ayda birlik genel grevlerle oyalamaya, liberal reformistler de mevcut anayasayı idealize etmeye çalışadursun, İtalya’da giderek genel bir kitle mobilizasyonuna doğru gelişen eylemler, genel grev genel direnişe dönüşme potansiyeli taşıyor.

indexGüney Kore‘de neoliberal performans yasasına karşı demiryolu işçilerinin kitle grevi, tutuklanan sendika liderleri, gözaltılar, işten atmalara karşın her hafta farklı işkollarından işçilerin 1’er günlük dayanışma grevleri ve birleşik gösterilerle 6. haftasına; devlet başkanı Park Geun’un tarikatçılık skandalının patlamasının ardından Geun’un istifasını isteyen eylemler 3. haftasına girdi.

İki haftadır sokak ve mahallelerde mum yakma ve sosyal medya kampanyalarının ardından, başkent Seul’de ülkenin son 30 yıllık tarihinin en kitlesel, yaklaşık 500 bin kişinin katıldığı yürüyüş ve mitingi, “Devlet Başkanı Park derhal istifa!” istemiyle yapıldı. Eylem, yüzbinlerin basıncıyla, yine G. Kore tarihinde pek görülmemiş biçimde, geceyarısından sonraya kadar sürdü. “Başkanı göreve kim getirdi: Biz! Kim görevden alacak: Biz!” yüzbinlerin bir ağızdan attığı sloganlardan biri oldu. Ve tabii, gerçek demokrasi, aşağıdan demokrasi istemleri de öncü kesimlerden başlayarak eylemlerde yer bulmaya başladı.

Bu büyük gösteride, sendikalı işçilerin, muhalif örgütlerin yanısıra, hayatında ilk kez siyasal bir eyleme katılan yüzbinlerin de yer aldığı belirtiliyor.

brazil01_0-jpgBrezilya‘da Roussef’in yargı ve parlamento darbesiyle azledilip yerine seçilmemiş daha azgın bir neomuhafazakar olan (ve kamuoyu desteği yüzde 15’i bile bulmayan) Temer’in başkan olarak atanması ve daha pervasızlaşan neoliberal saldırılara karşı işçi ve öğrencilerin direniş dalgası büyüyor. 170 üniversitede büyük gösteri ve işgaller, ve işbırakmalar dalgası sürüyor. Emeklilik yaşının yükseltilmesi, daha güvencesiz ve esnek çalışma yasası, sosyal güvenlik “katkı payları”nın artırılması, okullarda performans sistemi getirilmesi, sermaye vergilerinin düşürülmesi, petrol sektörünün yabancı tekellere açılmasını öngören yeni anayasa düzenlemesi (PEC55) bir toplu yıkım planı oluşturuyor. Üstüne direnişteki bir lojistik işçinin polis tarafından vurularak öldürülmesi, öfkeyi daha da büyüttü. Pernambuco meydanı 2 hafta boyunca direniş çadırları kurularak binlerce kişi tarafından işgal edildi.

İşçiler, öğrenciler, kadınlar, kent ve kır yoksulları 11 Kasım’da ülke çapında gösteriler yapmışlar, 6 eyalette barikatlar kurarak otoyolları kesmişlerdi. Yeni genel grev ve gösteriler günü tarihi olarak 25 Kasım belirlendi. Brezilya’da da ekonomik, toplumsal, siyasal kriz derinleşiyor, 2013 gibi bir isyan ve direniş hareketi mayalanıyor.

Arjantin‘de kamu işçilerinin sayısının 3’te bir oranında azaltılması (bu yılın başından beri kamuda istihdam 150 bin kişi azaltıldı) ve taşeronluğun yaygınlaştırılmasına karşı bu yılki 7. genel grev yapıldı. Başlıca talepler, işten atılanların geri alınması, kamu personel indirim planının durdurulması, ücret artışı ve taşeron işçilerin kadroya alınması. Sendika bürokratlarının ayda bir bir günlük genel grev kararlarının etkisizliği işçilerin sabrını taşırıyor. İşçi grev ve gösterileri giderek fiili bir karakter kazanıyor.

Fransa‘da yaklaşan seçimlerde Le Pen’in yükselişi ve pervasızlaşan neo-faşist gösterilere karşı büyük bir anti-faşist gösteri düzenlendi. 5 büyük şehirde de kadın işçiler eşit işe eşit ücret için yarım gün iş bıraktı.

Arjantin’de bir genç kadının cinsel işkenceyle öldürülmesine karşı, Polonya’da kürtaj yasağına karşı, İzlanda’da eşit işe eşit ücret için kadın işçi grevlerinin ardından, Fransa’da kadın işçilerin grevi, işçi hareketi ile kadın hareketini birbirine yakınlaştıran ve dünya çapında yayılan bir eğilimin ifadesi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*