Anasayfa » GÜNDEM » Yeni bir gıda krizi ve açlık isyanları dalgası kapıda!…

Yeni bir gıda krizi ve açlık isyanları dalgası kapıda!…

İşçilerin ve kent ve kır yoksullarının beslenme olanaklarının indirgenmiş olduğu buğday, mısır, pirinç, soya, fasülye gibi temel tarımsal ürün fiyatlarında, son 1 aydaki artışlar yüzde 30-50’yi buldu. Tarımsal ürünlerde 2008 krizini bile sollamaya başlayan fiyat artışlarına gerekçe olarak, dünyanın en büyük tarımsal ürün üreticisi ve ihratçılarından olan Rusya‘dan sonra ABD ve Brezilya‘daki kuraklık gösteriliyor.

Kuraklığın da küresel tekelci kapitalizm ve mali sermaye egemenliğinin insanı ve doğayı tahrip eden sonuçlarından küresel ısınmayla ilişkisi açık olmakla birlikte, bu işin yalnızca bir yönü, temel yönü de değil. Özellikle ABD‘de ve dünya çapında küresel tarım-gıda tekellerinin kullandığı ileri tarımsal üretim teknolojileri, tarımsal üretimi doğa koşullarına bağlı olmaktan önemli ölçüde çıkarmış durumda. Tarım ürünlerindeki fahiş fiyat artışlarına burjuva Malthusçu teoriler temelinden gösterilen hızlı nüfus artışı gerekçesi de demogojiden ibaret. 4’te biri açlıktan kırılan, yarısı yetersiz beslenen dünya nüfusunu doyurmaya fazlasıyla yetecek kadar tarım-gıda ürünü var. Kaldı ki, yeni teknolojilerle sağlanan tarımsal üretkenlik artışı hızı, küresel nüfus artışı hızından da, nüfusun en hızlı arttığı ülkelerdeki nüfus artış hızından da yüksek.

2007-2008 yıllarından bu yana fiyatlarda sıçramalı yükselişler ve açlık isyanlarıyla devam eden tarım krizi, kapitalizmin küresel krizinin temel bileşenlerinden biri. Temelinde, tarımsal üretimin ileri toplumsallaşmasına karşılık küresel tekelci kapitalist üretim ilişkilerine bağımlılığı çelişkisi var. Bu kapitalizmin enerji krizi, doğa yıkımı, su ve toprak zehirlenmesi, az sayıdaki küresel tarım-gıda tekelinin denetimindeki ileri tarım teknolojilerinin toplumsal ihtiyaçlar için değil azami kar için kullanılması, tarımda neoliberal yıkım politikaları, tarıma devlet yatırım ve desteğinin kaldırılması, tarım-gıdanın azami mali sermaye birikiminin doğrudan bir bileşeni haline gelmesi (küresel tarım borsaları, tarım ürünleri üzerinden dev çaplı finansal spekülasyonlar) gibi, kriz koşullarında küresel tekelci kapitalizm ve mali sermayesinin tarım-gıda alanına da azami kar ve egemenlik saldırganlığı etkenleriyle de birleşerek, işçi sınıfı ve kent-kır yoksulları için daha yıkıcı bir hal alıyor.

Evet bugün belki, eski kriz dönemlerindeki gibi yağ, un, pirinç karaborsası kuyrukları yok. Her türlü gıda ürününün binbir çeşiti, vitrinlerde tezgahlarda ışıl ışıl duruyor. Duruyor, ama durdukları yerde taklalar atarak, işçilerin kent-kır yoksullarının kendilerine ulaşmaya çalışan ellerini ısırarak duruyor! Dünya çapında tarım ürünleri stoklarının 5 yıldır azalmakta olduğu, son aylarda en düşük düzeyine indiği söyleniyor. Fakat, küresel tarım-gıda tekelci haydutlarının, tarım ürünleri fiyatlarında artış öngörüsüyle, milyonlarca tonluk temel tarım ürünü stokladığı, fiyatlarla istediği gibi oynadığı, yüzmilyonların açlığı ve yetersiz beslenmesi üzerinden azami kar-spekülasyon vurgunları tezgahladığı söylenmiyor….

Basından:

ABD‘deki kuraklığın 50 yıldan uzun sürenin en yüksek düzeyine ulaşması, tarımsal emtia fiyatlarını rekor seviyelere çıkardı. Mısır ve soya fiyatları rekor kırarken, 30’dan fazla ülkede ayaklanmalara yol açan 2007-2008 krizindeki seviyelerin üzerine tırmandı. Dünyanı en büyük gıda hammaddesi olan buğday henüz rekor kırmış değil ancak son beş haftada yüzde 50’den fazla prim yaptı. 2010 yılında Rusya‘nın koyduğu ihracat yasağında erişilen seviyelerin üzerine çıktı. Gıda fiyatlarındaki sert yükselişin yeni toplumsal çalkantılara ve siyasi krizlere yol açmasından korkuluyor. Şikago borsasında işlem gören buğdayın fiyatı, son bir ayda yüzde 40 artarak 925 dolarla son 2 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. İki haftada yüzde 10 prim yapan mısır ise Şikago borsasında şu sıralar 700 dolarla işlem görüyor.

Hava sıcaklığı ve yağış miktarı buğday ve mısır üretimi için kritik önem taşıyor. Hayvan yemi olarak kullanılan tahılların fiyatlarındaki aşırı oynaklıklar, canlı hayvan sektörünü de yakından ilgilendiriyor.

Son kriz 2008’de yaşandı

2007 ve 2008 yıllarında dünya çapında gıda fiyatlarındaki yüksek artışlar bir küresel krize dönüşmüş, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklara, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde sosyal huzursuzlara neden olmuştu. Bu krizin nedeni olarak tarım ürünleri üreten ülkelerdeki kuraklıklar ve petrol fiyatlarındaki artışlar gösterildi.

İşte o dönem yaşananlar:

Bangledeş‘in başkenti Daka‘da 10 bin işçi gıda fiyatlarındaki artışlar ve düşük ücretleri protesto ettiler. Birçok işçi polisle çıkan olaylarda yaralandı. Şu an yeni bir gıda krizinin yaşanması durumunda 150 milyon nüfuslu ülkenin 30 milyonu açlık çekebilecek duruma düşebilir.

Brezilya‘da Nisan 2008’de hükümet pirinç ihracını durdurdu. Bu durumun nedeni ise ülkedeki tüketicileri korumak olarak gösterildi.

-8 Nisan 2008’de Mısır‘da gıda fiyatlarının artışına karşı yapılan protestoda polisin açtığı ateş sonucu bir gösterici öldü. Ülkede gıda fiyatları, özellikle ekmeğin fiyatı son aylarda katlandı.

Haiti‘de artan gıda fiyatları yüzünden Başbakan görevinden alındı. 2007 sonlarından bu yana pirinç ve diğer gıda fiyatlarında yüzde 50 artış yaşandı. Ülkede pirinç fiyatları son durumda yüzde 15 düşürüldü.

Tüm dünyada üretim düşüyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımsal emtialarda üretim düşüklüğünü yaşanacağının ve bunun da dünyanın önde gelen kurum ve kuruluşlarınca rapor edildiğini belirtti. 2009-2010 döneminde 651 milyon ton olan dünya buğday üretiminin 2010-2011 döneminde 694,7 milyon tona yükseldiğini, Temmuz 2012 tahminlerine göre, 2011-2012 döneminde 665 milyon tona gerileyeceğinin tahmin edildiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti: “Buğday stoklarının da bu yıl 197 milyon tondan 182 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Pirinçte, 2010’da 440 milyon ton olan üretimi 2012’de 15 milyon ton artışla 462 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Pirinç stokları sırayla 2010’da 98,6, 2011’de 104 milyon ton olmuştu. 2012’de pirinç stokunun 102,5 milyon tona ineceği hesaplanıyor. 2010’da 829 olan dünya mısır üretiminin, 2012’de 900 milyon ton, 2010’da 144 milyon ton olan olan dünya mısır stoklarının da 2012’de 129 milyon ton düzeyinde olacağı öngörülüyor.”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*