Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Yeni anayasa tasarısı: “İş kazası ve meslek hastalıkları sigortası”

Yeni anayasa tasarısı: “İş kazası ve meslek hastalıkları sigortası”

Burjuva anayasa uzlaşma komisyonu, “Çalışma, İş güvenliği ve Adil Ücret” maddesine, iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı sözde “sorumluluk sigortası” eki yaptı: “İşveren, iş kazası ve meslek hastalıklarından doğan tazminatlar için primi kendisi tarafından ödenen sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır. Bu sigortanın usul ve esasları kanunla düzenlenir.”

Burjuva medya bu eki, “çalışanlar için büyük süpriz”, “iş kazalarına karşı güvence geliyor” diye yutturmaya çalıştı. Bunun işçiler için ne kadar sürpriz bir güvence olduğunu göreceğiz. Kesin olan bankalar için bir sürpriz olmadığı ve yeni bir azami kar güvencesi olduğudur.

Bu tasarının arkasında, büyük mali sermaye grupları, banka ve sigorta şirketleri vardır. Çoğu küresel bankalara bağlı özel sigorta şirketleri, sosyal güvenliğin neoliberal yıkımı üzerinde en hızlı büyüyen, en karlı, en leş kargası sektörlerinden biri haline gelmiştir. Sigortacılık, kapitalizmin yıkıma uğrattığı kitlelerin güvencesizliğini ve felaketlerini bile kara çeviren, bir leş yiyiciliği sektörüdür.

Tıpkı sosyal güvenlik sisteminin yıkımı üzerinde semiren özel emeklilik, özel sağlık sigortası gibi… Şimdi bir de işçi sağlığı ve güvenliğinin yıkımı üzerinden semirecek özel iş kazası, meslek hastalığı sigortası icat ediliveriyor.

Böyle bir sigortanın, hem de anayasa düzeyinde varlığı bile, sermayenin işçiler üzerindeki iş terör ve cinayetlerini (bırakalım azaltmayı) pervasızca artıracağının ifadesidir. Bu sigortanın biricik işlevi de, işçi katliam ve sakatlanmalarını bile bir kar aracı haline getirmek olacaktır.

Burjuva şaklanbanlık medyasının “işçi kaskosu” adını taktığı “iş kazası sigortası”nın iş kazaları için sigortalayacağı işçiler değil patronlardır. İşçiler öldükleri ve sakatlandıklarıyla kalır. Patronlar ise, yol açtıkları iş cinayet ve sakatlanmalarında tazminat ödemek yerine, riski yaymış, tazminatı sigortanın ödemesini sağlayarak, kendilerini sigortalamış olurlar. “Düzenleyici kanun”da, son derece sıklaşan iş cinayetlerinde genellikle sermayenin de tahrip olması gerekçesiyle patronların da sigortadan tazminat alacağı biçimde düzenlemesi, kuvvetle muhtemeldir.

“Sorumluluk sigortası”ymış. Hadi ordan! Bu olsa olsa, patronları en zorunlu işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini bile alma sorumluluğundan kurtarma sigortasıdır. Tüm patronları anayasal düzeyde işçi sağlığı ve güvenliğinden yükümlü tutmak yerine, patronlar buna harcayacakları pek kıymetli paralarının küçük bir kısmını özel sigorta şirketlerine yatırır, böylece daha çok işçiyi öldürme ve çürütme “hakkını” satın almış olur. Katil patronlar ve devlet, sigorta şirketinden tazminatlarını almak için uğraşıp duracak olan öldürülen işçilerin ailelerini ve sakat bırakılan işçileri de başından savmış olur. İş mahkemelerinin yerini, bu işi onlardan çok daha ustaca ve çok daha rezilce yapacak (işçilere para ödememek için/ çünkü her iş kazası, meslek hastalığı tazminatı karda azalma anlamına gelecektir) özel sigorta dedektifleri alacaktır.

İş kazaları ve meslek hastalıkları, bankaların karlılığına bırakılınca ne olacak? Özel sağlık, kaza, afet vd sigortalarında ne oluyorsa o: Özel sigorta şirketleri, daha yüksek iş kazası ve meslek hastalığı riski taşıyan sektör ve işyerlerindeki işçileri sigortalamaktan kaçınacaklar, vb. Hele ki meslek hastalıkları konusunda hiçbir bilimsel tanım ve araştırmanın olmadığı Türkiye’de “meslek hastalıkları sigortası” tam bir hikayeden ibarettir.

Bu tasarıyı bir AKP’li milletvekili önerdi. Bu öneriyi anayasa tasarısına geçirmek için özel sigorta şirketlerinden kaç para aldığı bilinmiyor. Burjuva anayasa uzlaşma komisyonundaki diğer AKPli, CHPli, MHPli ve BDPli milletvekilleri ise, önce sigorta primlerinin patronlar tarafından ödenecek olmasından endişelenmişler. Dikkat edilsin, bu beyler ve hanımlar, iş cinayetlerinin ve sakatlanmalarının artmasından en ufak bir endişe duymuyorlar. Yalnızca sigorta primlerinin patronlar tarafından ödenecek olmasından endişeleniyorlar. “Bu kayıtdışı istihdamı körüklemez mi?” diye soruyorlar. Onların bu pek kibar endişeleri de AKP tarafından “oluşacak yeni sigorta sektörüyle istihdam desteklenecek” diye yatıştırılıyor (aynen böyle!). Yani sigortasız işçi çalıştırmayı yasaklayacak ve engelleyecek anayasal bir düzenleme yerine, “sorumluluk sigortası”nın sigortasız işçi çalıştırmayı, dolayısıyla iş kazaları ve hastalıklarını daha da artırmasını düzenlemiş oluyorlar. Ama ah, tabii, banka ve sigorta şirketlerine açılacak bu dev çaplı yeni leş kargalığı sektörüyle istihdam artacak! Ne de olsa, banka ve sigorta şirketleri, yılda 3 bine yakın işçinin öldürüldüğü, on binlerce işçinin sakatlandığı ve çürütüldüğü bu ülkede, “işçilerin sigortadan para almak için kendi kendini öldürdüğü veya sakatladığını kanıtlamak”la görevli binlerce sigorta dedektifi çalıştıracaklar!

Aslında bu “iş kazası ve meslek hastalığı sigortası”nın arka planı şudur: Burjuva hükümet, yıpranmasının arttığı bir süreçte, işçilerin kıdem tazminatı hakkını kaldırıp, banka ve yatırım fonlarının iştahasına sunmaya şimdilik cesaret edememiş, ertelemiştir. Ancak bankaların yeni “tasarruf” kaynağı arayışları bitmemiş, ertelenen “kıdem tazminatı fonu” yerine devreye, ondan çok daha büyük bir “iş kazası ve meslek hastalığı sigortası fonu” sokulmuştur.

İş kazası ve meslek hastalıkları sigortası, özel banka ve sigorta şirketleri tarafından değil, devlet tarafından yapılan sosyal sigorta olmalıdır. Öldürülen işçilerin yakınlarına ve çalışamaz hale getirilen işçilere “kan parası” tarzında bir tazminat ödenmekle kalınmamalı, ömür boyu sigorta maaşı ödenmelidir. Tazminat hakkı, yalnız öldürülen ya da sakat bırakılan işçileri değil, iş kazası geçiren ya da meslek hastalığına yakalanan tüm işçileri kapsamalıdır. İş cinayeti ve sakatlanmasına yol açan patronlar, işyerlerini denetlemeyen devlet ve belediye yöneticileri en ağır hapis cezalarına çarptırılmalıdır. İşçiler öldürüldükten ve sakatlandıktan sonra ödenecek bir sigorta parası, patronların lanetli “kan paraları”nın “aklanmış” biçimi olarak, iş cinayet ve çürütmelerini ortadan kaldırmaz, yalnızca üstünü örtmeye hizmet eder. “İş sağlığı ve güvenliği” skandalına son verilmeli, en kapsamlı işçi sağlığı ve güvenliği yasası çıkartılmalıdır. Bizzat sendika ve meslek örgütleri, her işyerindeki işçiler işçi sağlığı ve güvenliği koşullarını denetleme yetkisine sahip olmalıdır. Gerekli işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri almayan patronlar en ağır cezalara çarptırılmalıdır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*