Anasayfa » GENÇLİK » Yavuzgillerden Aynı Türküleri Dinlememek İçin…

Yavuzgillerden Aynı Türküleri Dinlememek İçin…

Geçtiğimiz günlerde Yavuz Bingöl Ahmet Hakan’a verdiği röportajda R. Tayyip Erdoğan’ın Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan’ı yuhalatmasını meşrulaştıran, maruz gören bir demeç vermişti. Önce Ahmet Hakan’ı suçlamış boşa düşünce, Twitter’ dan Gülsüm Elvan’dan özür dileyerek, üzüldüğünü, yanlış anlaşıldığını belirtmişti. Yavuz Bingöl’ün özrü ve üzgünlüğü içten mi yoksa bir zorunluluğu mu yerine getirdi onu bilemeyiz fakat Yavuz Bingöl’e öyle ya da böyle bir değer atfetmiş çevrelerin nezdinde hiçbir geçerliliği, kabul edilebilirliği olmadı.

Alevi olması daha önceden CHP’nin kongrelerinde onur üyeliği bulunması ve kendini her röportajında solcu olarak tariflemesiyle bilinen Yavuz Bingöl Alevi’ler başta olmak üzere, sol, sosyalist, demokrat çevrelerin çok sert tepkisi ile karşılaştı.

Yavuz Bingöl kendini solcu tarifliyor olmasıyla sol, sosyalist hatta demokrat olmuş olur mu? Kişi kendini ifade ettiği şekilde mi yoksa seçimleriyle, tavırlarıyla mı kabul edilir? Eminim ki bu sorunun cevabı ikinci seçenek olacaktır. Biz Yavuz Bingöl’ü  böyle bilmezdik diyenlere “Solcu” tabir edilen sanatçılarla ilgili birkaç şey söylemek gerek. Sorun sadece Yavuz Bingöl’ün şahsında değildir, Yavuz Bingöl, Okan Bayülgen, Onur Akın vb. Gezi’den sonra iyice rejim krizini hissedenlerin sağlam bir kayık bulma telaşıdır.

Tarihsel ve tazeliğini koruyan canlı acılarımız için en ufak bir olumlu söylemle bile umudumuzun yeşermesi sağlanıyorken karşıtlığı da büyük ve beklenmedik burukluklar yaratmaktadır. Bugün Gezi şehitleriyle, Kürdistan’da ki katliamlarla, 12 Eylül Darbesi’yle ilgili kim duyarlı davranırsa bir alkışı borç bilinen bir iklim vardır. Esas yanıltıcı olan da bu alkışlardır. Sömürüye, adaletsizliğe karşı olmak bir sanatçının asli görevirken bunu yarım ağızla burjuva demokrasisinin sınırlarında yapanlara bile teşekkürü bir borç bilmekteyiz. Burjuvazi ve hükümeti olan AKP’nin 12 Eylül’e iki yüzlü yargılamasına minnet duymak, izin verildiği ölçü de konuşmak bir entellektüellik değil soytarılıktır. Bu tutum ve davranışları entellektüellik ile ilişkilendirdiğimizde Yavuz Bingöl’ün Gülsüm Elvan ile ilgili açıklamaları, Okan Bayülgen’in Gezi ile iglli açıklamaları travmatik sonuçlar doğurabiliyor. Aksine çok tutarlı iki davranıştır. Burjuva sanatçıların karakteristik sadıklık özellikleridir.

berkin_elvan_zafer

Bugün Yavuz Bingöl’ün Berkin Elvan’ın annesinin Erdoğan tarafından yuhalatması ile ilgili söyledik lerinin yarattığı öfke, Okan Bayülgen’in Gezi Direnişi’yle ilgili zırvalarını duyduğumuzda yaşanan öfke ile aynıdır. Her gün 3 ila 5 arasında işçi çalışırken “doğallığında” ölürken, erkek egemen kapitalist sistemde  kadın ve LGBTİ cinayetlerini seriye bağlamışken, doğa katliamları sıradanlaşmışken her şey ama her şey sömürü mekanizmasının içerisine dahil edilirken sanat cephesinin gerçek emekçileri, işçi sınıfının estetik bölümü mezunları toplumsal bağlardan uzak, yaşam alanları da gün geçtikçe daraltılmaktadır.

Bugün işçi sınıfının sanatçı nüveleri tamamen oluşmuştur diyemeyiz ama bunun tohumları atılmaktadır. Bunun gölgesini Gezi’de gördük. Gezi Direnişi’ni kapsayan o iki haftalık kısacık sürede 150’ye yakın amatör, profesyonel şarkı yapıldı. Eski dönem türkülerinin sözlerini değiştirmekten tutalım, blues, rock, rap’e kadar geniş bir yelpaze de Gezi temalı parçalar ortaya çıktı. Gezi’de sokaklar sanatla buluşurken işitsel ve görsel sanatlarda ne kadar gelişkin bir deryaya sahip olduğumuzu gördük. Adeta Yavuz Bingöl’lerin, Okan Bayülgen’lerin kapladığı alanın çok sesli korolarla, interaktif gösterilerle doldurulacağını ve daha da önemlisi Kapitalizmin darlaştırıcı, tek tipleştirici, nesneleştirici sanat ve estetik algısını kıracak ismi lazım değiller ordusunun hazır olduğunu gördük.

Kapitalizm sanatı devlet endeksli, burjuva sınıf algı propangasına indirgerken biz devrimci sanatı yaratmanın olanaklarını görmüş olduk. Bugün dinazorlaşmış, hiçleşmiş, içi boş “sanatçı” algısıyla savaşmak başta kapitalist meta değerine itibar etmeyen sokağın sanatçıları tarafından yapılmak zorundadır. Yoksa biz Yavuz Bingöl’den aynı türküleri dinlemek zorunda kalacağız. Yavuz’dan aynı türküleri dinlememek için kendi şarkılarımızı yazmalı, bestelemeli, derlemeli, söylemeliyiz.

www.sinifsiz.org sitesinden alınmıştır.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*