Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Yaşamak İstiyorum!

Yaşamak İstiyorum!

28.02.2011 tarihinde Alınteri Gazetesi‘nde yeniden basılan “Yaşamak İstiyorum” adlı yazım bir önceki yıl 8 Mart öncesi Alınteri sitesinde yayınlanmıştı, bu yıl yeniden yayınlandı. Ancak 14 Şubat 2011 tarihinde sitelerinde yayınlanan “Tasfiyeci çöplüklerde eşelenenlerle işimiz olmaz!” yazılarından dolayı bu yazımın adı geçen siteden derhal kaldırılmasını istiyorum. Bugün “sınıf öncülüğü” gibi bir hedefi olan bir yayının “Çöplük, eşelenme” gibi sözcüklerle başka bir kurumu hedef almasını doğru bulmadığımı ifade etmek isterim. Bu tür sözcükler kullanan bir gazetenin içten ve samimi bir dille yazılmış bir yazıyı, özellikle 8 Mart‘ın biz kadınlar için ne önem taşıdığını bilerek yayınlamasını doğru bulmadığım için bu tutumu alıyorum.

Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü!
Aysel Argın

Yaşamak istiyorum!

Ev ve iş arasında sıkıştırılmış dört duvar arasında değil, sigaramdan çektiğim derin bir nefes gibi hayatın içinde yer almak istiyorum.

Bugün ne 8 Mart, ne Sevgililer ne de Anneler Günü. Ben ne 8 Mart’larda, ne Anneler Günü’nde ne de Sevgililer Günü’nde hatırlanmak istiyorum. Kadının metalaşmasına meydan veren ne bir tek taşlı yüzük ne de onca para verilip aynı gün solan kırmızı gül istiyorum. Varlığımı sadece bugünlere sığdırmak değil, yaşamın her alanında yer almak istiyorum. 8 Martlarda kafa sayısı değil, öznesi olmak istiyorum.

Ben ev ile işim arasında sıkıştırılmış, dört duvar arasında değil sigaramdan çektiğim derin bir nefes gibi hayatın içinde yer almak istiyorum. Patronumun isteği doğrultusunda gün içinde bunaltıcı iş yaşantımın dışında ya da hafta sonlarımda ruhumu besleyecek, beni geliştirip daha aktif kılacak, her akşam eve gittiğimde “Bugün ne pişirmeliyim, çocuğum ne sever, eşim neden hoşlanır…” düşüncesinden ziyade bilimsel araştırmalara kafa yormak istiyorum. Uzun bir süredir çocuğuma verdiğim özgürlüğümü geri alabilmek, kendimi bulaşık yıkarken, elimde viledayla yer silerken bulmak yerine ellerimi resim yaparken bulmak istiyorum. Ayda en az iki kez tiyatroya, iki kez sinemaya gitmek, iki de kitap okumak istiyorum. Ayda en az bir kez klasik müzik dinletisine gitmek, yılda bir ay tatil yapmak istiyorum. Günde en az iki gazete okumak istiyorum. Bulunduğum ülkenin dışındaki insanları tanımak, onlarla paylaşım içinde olmak istiyorum.

Ancak şu anda aldığım ücret sadece 1.000 TL. Diyeceksiniz ki şimdi “Daha ne istiyorsun kardeşim sana da maaş beğendiremiyoruz”!.. Doğru, daha ne istiyorum değil mi? Bir yığın asgari ücretle çalışan varken, diplomasız işsizler, iş bulamadıkları için cinnet geçirip intihar edenler varken bu maaş neyime yetmiyor benim!.. Peki ya ruhum? Ya içimi güzelleştiren, düşüncelerime yön veren sinema, tiyatro, kitap, müzik ihtiyaçlarım… Ya bir yıl boyunca kölece çalışan bedenimi dinlendirme ihtiyacım… Peki bunlar birer ihtiyaç, insanca yaşamanın birer göstergesi değil mi.

Elektrik, su, telefon, işe gidiş geliş yol parası, çocuk okul dolmuş parası, ısınma gibi giderler 500 TL‘nin üstünde. Sağlık, eğitim, barınma, yemek ve giyinme gibi giderler bizim en doğal gereksinmelerimiz. Bir insanın insanca yaşaması için en doğal gereksinmelere bütçe bile ayıramıyorsun. Yemeyip aç kaldığında kimse yanına gelip “Neden aç kaldın?” demez; ama elektriğini ya da suyunu yatırmadığında 10 gün içinde elektriksiz, susuz kalırsın. Kira ödeyemediğinde sokağa atılırsın.

Bunları sadece ben değil, benim gibi binlerce kadın düşünüyor. Bazen “Ben buradayım, insanca yaşamak istiyorum, insanca çalışma koşulları istiyorum!” diye sokağa dökülür, bazen de sessiz çığlıklar atar. Ne tek taşlı yüzük istiyoruz ne de bir günde solan kırmızı gül. İnsan kalmak için yükselttiğimiz sese kulak verilsin yeter!..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*