Anasayfa » GENÇLİK » Yarın KPSS’ye gireceğim…

Yarın KPSS’ye gireceğim…

Oldu ya atandım, beni ne bekliyor?

Bir solukluk yer istersin, korkuların canlanır gözlerinde, oysa ki yorulmuşsun bitesiye, irkilirsin, kızarsın kendine yolda durulur mu hiç diye, anlamadan kimseler iki adım arasında kafandan geçenleri, daha da hızlı koşmaya başlarsın. Koşarsın ya bilirsin de varılacak bir yer olmadığını. Olsaydı dersin, bu yaşa sığdırılan yüzlerce sınav çoktan ödemiş olurdu bu yolun kefaletini ve düşünürsün aldatılmışlığın hırsıyla kenetlenen dişlerin uysal uysal nasıl gevşediğini. Oysa kimse kimseyi aldatmıyor. Yalnızca görmek istemeyince kapatıyoruz gözlerimizi. Bir adım geri çekilip, sulanmış beyinlerimizi aritmetik hesaplardan, puanların içine hapsolduğumuz aralıklarından kurtarabilseydik, görebilirdik belki de 3. jeolojik dönemin bizim için neden bu kadar önemli olduğunu. Cevabı birkaç sayfa ileride bulacaksın. Kapitalist coğrafya başlığı atılmasa da işte o içeriğin işlendiği yerde. Fazla nüfusun faydalarına, -ucuz işgücü- cevabının bu açıklıkta ve sadelikle verildiği yerde. “3 çocuk istiyorum” sözünü “milyonlarca ucuz işgücü istiyorum” şıkkında yorumladığında refere edeceğin bir alıntı. Marx okumaya da gerek yok burjuvazinin nüfus oyunlarını çözmek için, anlatıyor işte sana ne istediğini, aynı açıklıkta görürsün, ama yine de 2010 değişikliğiyle siyasi grev hakkı verilenlerin sendikalaştıkları için neden işten atıldıklarının yorumu sana bırakılır. Yorum soruları zordur, soruyu yazan gibi düşünmeye çalışacaksın önce. 71-73 değişikliğiyle kaldırılan memura grev hakkının yerine verilen toplu görüşmeye hak diyeceksin ki aynı dili konuşabilesin. Diktatörlük dersen olmaz, mutlak monarşi gibi pelerinler giydireceksin tarihin kan kokan sözcüklerine. Belki de köyün yakıldığı için, evinden çıkmayan deden evle beraber havaya uçurulduğu için yıllar boyu psikolojinin dalgalı haliyle var olmaya çalışıyorsun. Olsun ya gene de iç göçlerin nedenlerinde bunu göremeyeceksin. Yakılan ormanlar da yok orda, gırtlaklanan hayvanlar, mayınlanan humuslu topraklar da… Öğreneceğin tek şey enlem etkisinin kuruttuğu topraklardan göçün sonuçları. Gecekondular şehrin içinde kalmış, aynı sanayi tesisleri gibi. Sen bileceksin soluduğun kimyasalların evinin yanındaki fabrikalardan geldiğini ya gene de şıklarda olmayacak fabrikayı taşıdığın her yerde bir şehir kurulmasının asgari ücretin ekonomi politiği olduğu. İşte o hormonlu şehrin mahallerden bir tablo size. Otobüstesin. Saatten azade her daim tıklım tıkış bir otobüs bu. Sıcak ki pıhtı tutmaz bir sıcak. Küfe çalan bir ter kokusu ağır bir parfüm kokusuyla kolkola, kafa emeği kol emeği kolkola ağır ağır yol alan bir otobüs bu. Camı kendisine dengelik yapmış, bir eli tutmaçta diğeriyse KPSS kitabını göz hizasına sabitlemiş bir delikanlı. Keskin nişancı konsantrasyonuyla netliği kitaba odaklayıp geri kalan her şeyi bulanıklayan bir delikanlı. O şimdi Tuz Gölü’nde km. kareye düşen insan sayısıyla ilgili, otobüste metre kareye düşen insan sayısından kat be kat az olmasına şaşırmadan, duygunun zaman kaybı olduğu temel düsturuyla sınava hazırlanmakta. Hemen sağında bir işçi periyodik öksürüklerle, elindeki mendili bir alnına bir ağzına götürmekte. Ortalama yaşam süresinin çok altında yaşayacağını kendi de biliyor, hep yanında taşıdığı halde “şimdi nerden çıktı bu öksürük” şaşkınlığıyla utangaçlığını bastırmaya başlıyor. Delikanlı kafasını bile kaldırmadan yarım bakışla süzer işçiyi ve anlar bir kez daha KPPS’yi kazanması gerektiğini. Aynı metrekareyi paylaştığı kadın yolcuda da bir mendil var. Telefonda hararetle içini döken ve gözlerindeki yaşlara sert dokunuşlarla müdahale eden kadın işçi “Eve hiç göndermesinler, işyerinde yatalım bari” diye delikanlının kulağına kulağına üfürdü kendi çalışma koşullarını. “Boşuna mı okuduk, insan kaynaklarıymış..” Cümle devam ediyordu ya delikanlı için orada bitmişti. Tuz gölünden çıkageldi. Okumak yetmiyordu tamam ama özel sektör de böyleydi. Devlete girince her şey değişecekti, değişmeliydi.

Ben yazımı bitirdim. KPSS’ye girecek biri olarak bunlar benim en samimi hislerim ve gözlemlerim. Şimdi kamu işçisi bir arkadaşa 10.000’de 1 olan şansımla atanınca beni neyi beklediğini soruyorum.

(İşçi Meclisi’nin Temmuz ayı 23. sayısından alınmıştır)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*