Anasayfa » DÜNYA » VW skandalı ve sosyalizm…

VW skandalı ve sosyalizm…

Volkswagen-Logo-Bleeding-by-greenbob1986-on-deviantARTNeoliberal kapitalizmin skandallar geçiti sürüyor. En son dünyanın en büyük otomobil tekeli Volkswagen’in “akıllı teknoloji” ve “çevre dostu” diye pazarladığı otomobillerin uluslar arası standartların 40 kat üzerinde zehirli gaz salınımı yaptığı açığa çıktı. VW, uluslar arası standart kontrolünden, hileli bilgisayar programı ile geçmeye çalışmıştı…

Muhtemelen olayın aslı şöyledir: VW, tekelci kapitalizmde her zaman olduğu gibi, uluslar arası standart testini biraz hile biraz rüşvetle kolayca geçeceğini düşünmüştür. Ancak ABD, küresel krizden görece az etkilenen, Avrupa’da kesin patronajını ilan eden, giderek güçlenen Almanya merkezli mali oligarşinin burnunu sürtmek için bu sefer bunu bir fırsat olarak görüp patlatmıştır.

Bunu nereden çıkarıyorsun diye sorulacak olursa: Kapitalizmin “uluslar arası standartları”, hiçbir zaman emeği, insanı, doğayı korumak için değil, küresel tekelleri korumak içindir. Bu uluslar arası standartlar ne kadar yükseltilirse, o kadar yüksek sermaye donanımı gerektirdiğinden, 1- Küresel tekellerin hakimiyetini güçlendirici, 2- Küresel tekelci sermaye yoğunlaşması ve merkezileşmesini hızlandırıcı, 3- Küresel tekellerin bağımlı ülke pazarlarını ele geçirmesini kolaylaştırırken, bağımlı ülke sermayesinin emperyalist ülke pazarlarına girmesini zorlaştırır, ayrıca küresel tekelci rekabette kendi iç pazar ve tekellerini koruyucu … bir iş görür.

Özetle: Küresel tekellerin hepsi karanlık işler çevirirler, hepsi çakallık yaparlar, hepsi emek, insan ve doğa düşmanlığında birbiriyle yarışırlar. Fakat tekelci bir çakallığın ucundan deşifre olması, emeğe, tüketicilere ve doğaya verdikleri yıkıcı zarar nedeniyle değil, birbirinin ayağına basmaları nedeniyle (rekabet mücadelesi) gerçekleşir. Başka deyişle küresel tekellerin işçileri öldürmesi ve dövdürmesi, tüketicileri aldatması ve dolandırması, doğayı kirletmesi ve söndürmesi değildir bu sistemde suç sayılan, yalnızca rakip tekellerin pazar ve karlarını incitecek “hileli rekabet” suç sayılır. Bunu VW’ye kesileceği varsayılan para cezasının ABD’ye, yani ABD merkezli tekellere ödenecek olmasından görebiliriz. VW, suçlu bulunursa sadece hileli rekabetten suçlu bulunacak ve ABD merkezli tekellerin karlarına verdiği zararı tazmin etmeye mahkum edilecek. Çalıştırdığı işçileri öğütmekten, rabası olan ve olmayan milyarlarca insanı ve doğayı zehirlemekten ise tabii ki yargılanmayacak ve bunları tazmin etmesi istenmeyecek.

Burjuva medya VW skandalını da teknik bir meseleye indirgiyor, “Almanya’nın yüksek mühendislik ve kalite imajı zarar görecek ne fena”, “VW bu işten sıyrılabilecek mi” türünden magazinleştipip bir reality şova dönüştürüyor.

FILE - In this July 12, 2013, file photo, employees at the Volkswagen plant in Chattanooga, Tenn., work on the assembly of a Passat sedan. Kentucky Gov. Steve Beshear is touting Kentucky’s neutrality on labor matters as “a positive sales point” for attracting automotive investment, particularly in contrast to the turmoil in Tennessee, where GOP officials have pulled out all the stops in what may yet be an unsuccessful effort to keep the United Auto Workers from gaining collective bargaining rights at the Volkswagen plant in Chattanooga. (AP Photo/Erik Schelzig, File)/TNES201/955510105961/ JULY 12, 2013 PHOTO/1502201713

“Alman kalitesi” derken?!!

VW’nin bu skandaldan nasıl sıyrılacağının tasası bize düşmez. Fakat yüksek mühendislik teknolojisi ve kalitesi ile meşhur Almanya merkezli tekelci kapitalist endüstrinin de böylesine düşkünleşmeye başlaması, açıklanması gereken bir olgudur. Kesin olan şu ki; kapitalizmin bir dönemki tüm neon ışıklı, gözalıcı vitrinleri birbiri ardına şangırtıyla iniyor, tüm şu karizmatik fetiş ve imajları- Japon teknolojisi, Alman kalitesi, Amerikan konforu, vb- birbiri ardına çiziliyor.

Neden bilim-teknolojide onca hızlı gelişmeye karşın kapitalist meta üretim ve realizasyon süreçlerinin saçtığı dehşet ortadan kalkmak bir yana, keskin biçimde artıyor? Neden kapitalist meta terörizasyonu ve kanserojenliğinde keskin bir artış yaşanıyor? Neden daha kaliteli, konforlu ve güvenli olduğu gerekçesiyle daha yüksek fiyatlar talep eden tekelci markalar da korsanlaşıyor?

Öncelikle bunun basit bir teknik ya da ahlaki sorun olmadığını görmek gerekir. Tekelci kapitalistler ardniyetli kişiler oldukları için değil, kara dayalı bir sistemde, kar oranlarının düşmesine karşılık karlarını koruma ve yükseltmenin başka bir yolu olmadığı için giderek daha fazla çakallaşıyorlar.

VW skandalının arka planında da, azalan karlarını yükseltmenin en hızlı yolu olan “maliyet düşürme” vardır. Karlılığı yükseltmenin diğer yolu uzun vadelidir, hemen kar artışı beklemeden stratejik yatırım ve düzenlemeleri gerektirir. Oysa küresel tekelci kapitalistlerin bekleyecek zamanları yoktur, bu yüzden durmaksızın “maliyetleri azami düşürme”ye yüklenirler. “Maliyet” tabii ki, öncelikle işçilerin ücret, sosyal hak, sağlık ve can güvenliğinden; sonra da kullanıcı, toplum ve doğanın sağlık ve güvenliği için zorunlu olan fakat kar getirmeyen yerlerden kesilir. Böylece toplumsal sağlık, güvence ve gelecek azami kara çevrilirken, azamileşen zararlar da toplumsallaştırılmış olur.

Peki VW gibi skandallar birbirini izlerken, tekel ve markaların daha güvenilir olduğuna inanmaya devam edecek misiniz? Örneğin tekelci endüstriyel yoğurt, süt ve meyve suyunun, açıkta satılanlardan daha sağlıklı olduğuna? Ya da Türkiye’de devletin bir standartlar koymasından sonra, artık cep telefonu baz istasyonlarının yaydıkları radyasyonun sağlığa zararlı olmadığına? Veya özel otomobillerin kitle taşımacılığına göre daha güvenli ve sağlıklı olduğuna?

funcionarios-da-volkswagen-aprovam-greve-na-unidade-anchieta-na-manha-desta-terca-feira-6-apos-anuncio-de-800-demissoes-1420561921956_615x470Kapitalist meta, marka, imaj egemenliğine bir çizik daha

Gerçek şu ki, küresel temelden kapitalist hakimiyeti bir dönem boyunca güçlendirmiş olan ne kadar etken varsa; teknoloji fetişizmi, meta-marka fetişizmi, demokrasi fetişizmi, tekelci patronların toplumun en saygıdeğer, vizyon sahibi, demokratik ve güvenilir kişileri olduğu efsanesi, vb- iç yüzlerindeki uzlaşmaz sınıfsal-toplumsal çelişkilerinin sarsıntılarla açığa çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Bunlar halen kitleleri etki altında tutuyor olmakla birlikte, gerçekte sarsılmakta ve toplumsal meşruiyetleri zayıflamaktadır.

Konumuz açısından marka-imaj değeri sorunu ayrı bir öneme sahiptir. Tekeller, emeği, insanı ve doğayı korumak için zaten yapmadıkları yatırımın milyon katını, marka-imaj değerlerine yaparlar. Çünkü dev çaplı küresel tekelci sermaye yoğunlaşmasının doğurduğu aşırı birikim ve aşırı üretim krizleri, aşırı finansallaşmayı (banka kredibilitesi, borsa değeri) ve aşırı tüketimi (kar realizasyonu için) zorunlu kılar. VW de, gerçek yenilenebilir enerji teknolojilerine yaptığı yatırımın yüzbin katını kitleleri kusursuz bir Alman teknoloji harikası olduğuna inandıracak; zehirli gaz salınımını azaltmaya yaptığı yatırımın yüzbin katını insanları “çevre dostu” olduğuna inandıracak, reklam-marka-imaj değerine (sembolik sermayesine), yani milyonlarca insanı düpedüz aldatmaya yapmıştır. Bu sayede marka-imaj değerini, kriz koşullarında gerçekte düşme eğilimi gösteren karlılığının çok üzerinde şişirerek azami karlar elde etmeyi sürdürmüştür. Ancak karlılık belli bir sınırın altına düşünce (yani dev çaplı tekelci sermaye yoğunlaşması, kendini aynı ölçüde genişletemediği artıdeğer sömürüsü ve realizasyonu temelinde yeniden üretemez hale gelince), tüm o finansal balonların gümbürtüyle çökmesi gibi, şişirilmiş marka-imaj değerleri de çökmeye başlar.

Bu nokta önemlidir. Çünkü neoliberal kapitalizmde, meta-marka tüketim ilişkileri, meta üretim ilişkilerindeki sömürü ve köleliliğe kat çıkan bir tekelci kapitalist hakimiyet/hegemonya etkisine sahiptir. Siz yıllarca çalışıp didinip bir ev, araba satın alarak hayallerinizi gerçekleştirdiğinizi sanırsınız. Oysa gerçekte kapitalist tekeller, sizin paranızla sizi, yaşam tarzınızı ve hayallerinizi satın almış, meta-marka egemenlik ilişkilerine köleleştirmiştir. Siz yıllarca çalışıp didinip filanca marka bir araba satın alarak toplumsal statü kazandığınızı sanırsınız. Oysa o araba ve ev, sizi kolektif çalışma, yaratma ve dayanışma yeteneğinizde olan gerçek toplumsallığınızdan soyutlayıp atomize ediverir. Siz “çevre dostu” bir araba alarak vicdanınızı rahatlattığınızı sanırsınız. Oysa tekelci çakallar zaten onca reklam-imaj harcamasını, sizin doğa bilinç ve vicdanınızı “sürdürülebilir doğa yıkımı”na gömmek için yapmamış mıdır?

Neoliberal kapitalizm yalnızca kitlelerin toplumsal çalışma yeteneğine değil, aynı zamanda toplumsal algı, arzu, hayal yeteneğine de el koyar. Tekelci kapitalist marka, imaj, hayal mühendisliği bunun başlıca araçlarından biridir. Nereye kadar? Şiştikçe şişirilen marka, imaj ve hayali değerler de, küresel tekelci kapitalist üretim ilişkileri gerçeğine toslayıp foslayıncaya kadar!

eGZ1bndnMTI=_o_mexican-vw-workers-strike-over-payVW skandalı, kapitalist üretim tarzındaki uzlaşmaz çelişkilerin bir kabarcığı!

Küresel tekelci kapitalizmin idealize ve fetişize edilmiş meta-marka-imaj üretim ve egemenlik ilişkileri, orasından burasından sarsılıp meşruiyeti zayıflamaya başlar. Dökülen yaldızlar, yıkılan sistem içi hayal ve beklentiler arasından, “gerçekte varolan kapitalizm”, yani kapitalizmin emek, insan, doğa köleleştiricisi ve yıkıcısı yüzü, sırıtmaya başlar.

Hayal kırıklığı ve öfkeyle ayağa kalkacak olduğunuzda, o zaman da size bunun “arızi bir durum” olduğu, yaw he he, kapitalizmin kendini düzeltebileceğini söylerler. Banka, borsa, tekel egemenliğinin sarsılmak ve meşruiyeti azalmaya başlamakla birlikte, kitleler üzerinde süren etkisi, onlara (ve küçük burjuva sola) kapitalizmin gerçek ve zorunlu biçimine karşı gerçekte varolmayan ve hiçbir zaman da olmayacak ideal ifadesini yeniden realize etme tiyatroları (“çevre dostu, kadın dostu, emek dostu” kapitalizm, vb) oynama cesareti verir.

Ne var ki VW skandalı “arızi bir durum” değildir. VW diğer markalarından Bosch’a BMW’den Mercedes Benz ve Deutch Bank’a, Almanya devlet ve hükümetine tüm Almanya’yı sarmak ve sarsmakla birlikte Almanya ile de sınırlı değildir. Küresel tekelci kapitalizmin kriz ve çürüme eğiliminin, özellikle en küreselleşmiş, en tekelci, en sermaye yoğun, dolayısıyla da emeğin ve üretimin en ileri düzeyde toplumsallaştığı küresel otomotiv tekellerinde daha şiddetli kendini gösteren kriz ve çürüme eğiliminin bir görünümüdür. Almanya merkezli küresel tekeller ve mali oligarşi, şimdiye kadar binbir dalavere ile (Avrupa üzerindeki despotik patronajı vb) ötelemiş olduğu kriz sarmalına, şimdi daha şiddetli biçimde girmektedir, hepsi bu. Yoksa, tüm küresel otomotiv tekellerinin, ABD’den Çin ve Hindistan’a, Brezilya’dan Güney Kore’ye, Avrupa’dan Türkiye ve Güney Afrika’ya kadar şu veya bu düzeyde krizde olduğunu, giderek sertleşen ve saldırganlaşan kemer sıkma programları uyguladığını biliyoruz: Kitlesel işçi çıkarmalar, yüzde 30’a varan ücret, kıdem, sigorta, emeklilik hakkı kesmeler, sözleşme sürelerini uzatmalar, ve tabii ki, işçi, tüketici, doğa sağlık ve güvenliğinden yapılan “maliyet” kesintileri! VW’nin 40 kat zehirli gaz salınımı da, krizi emeğe, insana ve doğaya yıkmanın biçimlerinden, yalnızca bir biçimidir.

rtx1lsa8Kabuklaşan kapitalizmi yıkmak…

Çıkartılacak ilk sonuç: Almanya-Avrupa’da da sınıfsal-toplumsal kriz sarsıntı ve çatışmalarının büyüyecek olmasıdır. Şimdiye kadar Güney Avrupa ülkelerini daha şiddetli vuran kriz, kemer sıkma paketleri ve neoliberalizmi tam hakim kılma saldırıları, Almanya, İngiltere, Belçika, Finlandiya vbye doğru da yayılıp keskinleşmektedir. İlk dersi çıkarması gereken de, şimdi daha fazla topun ağzına sürülen Almanya proletaryasıdır: Almanya merkezli AB mali oligarşisi, Güney Avrupa işçi sınıfının canını okurken “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye seyreden Almanya işçi sınıfına, şimdi sıra gelmiştir! Dövüşmekten başka şansı kalmamıştır! Diğer taraftan bu; 1- Avrupa proletaryasının Avrupa tekelci kapitalizmi ve mali oligarşisine karşı birleşik mücadelesi için, 2- Dahası, Türkiye, Brezilya, Güney Kore, Güney Afrika’daki otomotiv-metal sektörlerinde büyüyen ve daha sıcağı üstündeki sınıf savaşımlarının, eşzamanlı-bileşik küreselleşmesi için, güçlenen bir zemine işaret etmektedir. Türkiye’deki Renault, Tofaş (Fiat-Crysler), Ford Otosan, Bosch vd fiili işçi direnişleri deneyimleri, bu köprünün kurulma ihtiyaç ve olanağını güçlendirmektedir. VW krizine de, bu direnişlerin bir uzantısı olarak bakmalıyız.

İkincisi, küresel tekelci kapitalizmin ideal/fetiş biçimlerinin ona sağladığı meşruiyet üst üste çizik yer, sarsılır ve zayıflarken, kapitalizmin tekelci oligarşik gerçek işleyişi ile idealist yanılsama ve beklentileri arasındaki zorunlu ayrımı amansızca derinleştirmek gereğidir. İşçi sınıfı içindeki, küresel tekelci kapitalizmin gerçek yıkıcı işleyişi (“kemer sıkma” paketleri, emek, insan, doğa köleciliği ve yıkıcılığı, vd) karşısında “ideal kapitalizm/demokrasi” hayallerini fuzuli biçimde yeniden realize etmeye çalışan yeni reformist, sendikalist, radikal demokrasici, sosyal demokrat akımlara karşı amansız bir mücadele verilmelidir. Kapitalizmin yıpranarak ve irtifa kaybederek de olsa- halen kitleleri etkisi altında tutmaya devam eden hayali biçim ve vaatlerine karşı mücadele etmeden, ve bunların karşısına yeni bir komünist devrimci uygarlık ihtiyacı ve zorunluluğunu koymadan, kapitalizmin gerçek biçim ve işleyişine karşı da mücadele edilemez.

Üçüncüsü üretim ve emeğin en yüksek toplumsallaşma düzeyine sahip otomotiv-metal alanındaki mücadeleler, 100 yıldır olduğu gibi sınıf savaşımının gelişiminde tayin edici bir etkiye sahip olacaktır. Fakat 100 ya da 50 yıl öncesinden bile büyük farkı, otomotivin artık tamamen küreselleşmiş, ve banka, borsa, devletlere ve diğer stratejik sanayi sektörlerine (enerji, lojistik, demir-çelik, lastik, elektronik, bilgisayar, inşaat -otoyollar, kentsel dönüşüm, hizmet, AVM’ler, vd-) çok daha üst düzeyden entegre olmasıdır. Bu tek bir otomobilin üretilmesi için bile neredeyse tüm işçilerin toplumsal-bileşik emeği gerekir, demektir. Bu proletaryanın dev çaplı üretici güçlerinin, yeteneklerinin, ihtiyaçlarının gelişimine karşı kapitalist mali oligarşik hakimiyet çelişkisinin giderek derinleşmesi, demektir. Ve bu, kapitalizm bir yandan yeni ve daha yüksek bir sosyalist devrim ve sosyalist işçi konseyleri demokrasisinin toplumsal-siyasal koşullarını, güçlerini, ihtiyaç ve zorunluluğunu oluştururken, diğer yandan ancak emeği, insanı ve doğayı daha fazla köleleştirerek ve yok ederek ömrünü sürdürebiliyor, demektir.

İşte VW skandalı içinde asıl görmemiz gereken, uzlaşmaz sınıfsal-toplumsal eğilim ve programların çelişkisi ve çatışması budur.

“Tekelleşme ile sefalet, baskı, kölelik, soysuzlaşma, sömürü de hızla artar; ama gene bununla birlikte, sayıları sürekli artan, kapitalist üretim sürecinin kendi mekanizması ile eğitilen, birleştirilen ve örgütlenen işçi sınıfının başkaldırmaları da genişler, yaygınlaşır. Sermaye kendi egemenliği altında boyatan üretim biçiminin (toplumsallaşan üretici ve yaratıcı güçlerin, daha üst toplumsallaşma, özgürleşme, özneleşme ihtiyaç ve yeteneğinin- bn) ayakbağı olur. Üretim araçlarının merkezileşmesi ve emeğin toplumsallaşması, en sonunda, bunların kapitalist kabuğuyla bağdaşmayan bir noktaya ulaşır.” (Marx, Kapital Cilt 1)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*