Anasayfa » BASINDAN » ‘Utanç Pazarında’ Elvis’in Onur Mücadelesi-Semra ÇELİK

‘Utanç Pazarında’ Elvis’in Onur Mücadelesi-Semra ÇELİK

Göçmen işçiler dünyanın her yanında kapitalizm için ucuz ve güvencesiz çalıştırıla bilecek kişiler olarak görülürler. Ülkemiz de de  göçmen işçilerin durumu Berlin’de yaşanan bu durumla benzerlikler içeriyor. Suriyeli göçmen işçilerin neredeyse kaın tokluğuna çalıştırıldığı gerçeği gözümüzün önünde Romanyalı işçi Elvis’in direnişi bize ülkemizde ki durumunda ip uçlarını veriyor.44 yaşındaki Romanyalı işçi Elvis İamcu, Berlin’in yeni tüketim merkezlerinden Mall of Berlin’in girişinde elindeki bildirileri dağıtarak kendisi gibi kölece çalıştırılan Romanyalı işçilerin durumuna dikkat çekmek istiyor.
44 yaşındaki Romanyalı işçi Elvis İamcu, Berlin’in yeni tüketim merkezlerinden Mall of Berlin’in girişinde elindeki bildirileri dağıtarak kendisi gibi kölece çalıştırılan Romanya’lı işçilerin durumuna dikkat çekmek istiyor.  Kürk mantolu bir kadına bildiri uzatıyor, kadın eliyle istemediğini belirten bir işaret yapıyor. Bazıları bakmıyor bile Elvis’e, bazıları ise dilenci olduğunu sanıp cüzdanını karıştırmaya başlıyor. Noel öncesindeyiz ya, başkalarına yönelik sevgimizi göstermemiz mecburi…

İamcu, hergün yedi arkadaşıyla birlikte yapımı için emek harcadığı, ter döktüğü, sokaklarda yatma pahasına çalıştığı Mall of Berlin’de elinde pankartla bekliyor. Pankartın üstünde Mall of Shame- Utanç Pasajı yazıyor. Mall of Berlin-Berlin Pasajı değil, utanç pasajı… 20 civarında  Romanyalı inşaat işçisi olarak kölelik koşullarında çalışıp, alışveriş merkezinin beklenenden daha kısa süre içinde açılmasında rol oynamışlar. Bir yandan gurur, bir yandan öfkeyle anlatıyor bunları Elvis… Saat ücretleri sadece 5 avro olmasına rağmen emeklerinin karşılığını alamamışlar.

Mall of Berlin’in yapımında taşeron firmalarla çalışmışlar hep. Önce Frankfurt’tan Openmallmeister GmbH, sonra Kreuzberg’ten Metatec Fundus GmbH. Her ikisi de inşaattan sorumlu Fettchenhauer Controlling& logistik firmasına bağlı. Bu firma ise inşaat biter bitmez iflas başvurusunda bulunmuş. Para yok demiş kısacası…

Almanya’da bu türden hiyerarşik sömürü çoktan günlük çalışmanın bir parçası haline gelmiş durumda. Gayrisafi Milli Gelirin yüze 14’e yakınının bu sayede elde edildiği resmi makamlarca da kabul ediliyor. Düşük ücretli işler, mevsimlik işçiler, kiralık işçiler, taşeron firmalar hem ücretlerin aşağıya çekilmesine, işçilerin kendi aralarında parçalanıp bölünmesine hem de, tam da bu nedenle patronların karlarının artmasına neden oluyor.

ŞEF BEŞ PARA ETMEZ

Elvis, böyle bir şeyin Almanya’da olabileceğini aklının ucuna bile getirmediğini söylüyor. Arkadaşı, köylüsü Bogdan da onay anlamında başını sallıyor. O ve yedi arkadaşı ilk kez Romanya dışına çıkmışlar. “Çalışmak için ama olsun. Biraz para kazanıp çoluğu çocuğu güldürmek kadar güzel bir şey var mı?”

‘Saat ücreti 5 avro veriliyor’ demişler. Sanki Romanya’da o kadar kazanabilecekleri bir iş mi var? Nasıl yaşayacaklarını, neyle karşılaşacaklarını bilmeden gelmişler Berlin’e. İlk işveren, taşeron Openmallmeister GmbH’da ayda 1300 Euro alıp, günde 12-16 saat çalışacaklarmış. ‘Süper!’ demiş Elvis ve Romanya’da kazanacağının üç katı parayı kazanmak için çatıda, duvarda, mozaik, mermer döşemesinde çalışmış. Başlangıçta ‘kalma yerleri henüz hazırlanmadığı için’ arabalarda uyumuşlar. Elvis, ‘olsun’ demiş, ‘şef beş para etmez ama Almanya çok güzel!’

İnsan başına ayda 50 avro ödeyerek on kişinin kalacağı küçücük bir ev sunulmuş onlara. Daha sonra da ev kirasını ödemedikleri için sokağa atılmışlar zaten. Yine de öylesine iyi, öylesine çok çalışmışlar ki aynı işi yapan sözleşmeli ya da sözleşmesiz yerli işçinin aldığı parayı akıllarına bile getirmeden… ‘Gururluyduk’ diyor Elvis. Tabii sıra para almaya gelince gurur, onur kalmamış!

NE SÖZLEŞME NE PARA

İlk aldıkları para, vaat edilenin çok altındaymış. Nedenini sorduklarında sözleşmelerinin olmadığı söylenmiş. Sözleşme için patron temsilcisi hepsinden 150’şer avro polise başvuru, 100 avro da çalışma izni için toplam 250 avro istemiş. Bulmuş, buluşturmuş vermişler ama iki hafta geçmesine rağmen sözleşme de para da gelmemiş. Hemen Metatec Fundus GmbH devreye girmiş: saat ücreti 6 avro ile sözleşmeli çalıştırma sözü vermiş. Elvis ve arkadaşları ne para ne sözleşme görmüşler.  Düşünün evden atılmışlar, ellerinde para yok ne yapabilirler ki? Sendikaya gitmişler, sakin olmaları, beklemeleri önerilmiş. DGB adına işverenle yapılan görüşmelerde firma sözcüsü 33 bin avroyu iflas eden firmadan alamadıklarını belirtip, her işçiye 500 avro vermeyi kabul etmiş. DGB, bunu başarı olarak gösterip, işçilere almalarını önermiş. Yedi işçi dışında hepsi kabul etmiş ve geri dönmüşler. ‘Biz emeğimizin karşılığını istiyoruz!’ diyor Elvis, ‘sadaka değil.’

Elvis, Bogdan ve diğer beş Romanyalı işçi şimdi her gün Mall of Berlin’in önünde pankart açıyor, bildiri dağıtıyorlar. 6 Aralık’ta FAU ile birlikte düzenledikleri eyleme 300 kişi katılmış.

evrensel

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*