Anasayfa » BASINDAN » Ülkü Tamer şarkıları

Ülkü Tamer şarkıları

Halk şiirinin sesini çağdaş dilin tezgâhında dokuyuşunu bir ders gibi okuduğum, Latin Amerika Şiirleri Antolojisi’ndeki çevirilerini ezberlediğim, şiirlerini müziklediğim Ülkü Tamer’in ölüm haberini, bir başka büyük Anadolulu şair Enver Gökçe’nin kasabası Eğin’de aldım. Duyduğum andan beridir kafamda “Ülkü Tamer şarkıları” çalıyor.

Barış Yıldırım @yazilama

Antep’ten halklara açılmış bir kucaktı Ülkü Tamer. Şiirlerine yapılan her besteyi sevmemiz, müzikten çok şiirin marifetiydi belki. Şarkı besteciliğini kimliğinin ilk hanelerinde sayan biri olarak müzisyenin hünerini küçümsemek aklıma bile gelmez. Fakat bazı şiirler bestecisine bir sorumluluk hissi verir, başka zaman tatmin olacağı bir ezgi ona yeterli gelmez, en iyisini arar. Schubert’in öylesine hayran olduğu (fakat dikkatini çekmeyi asla başaramadığı) Goethe’nin şiirlerinin, sanatsal şarkı geleneğinin bu büyük doruğundaki payı göz ardı edilebilir mi?

Halk şiirinin sesini toplumcu duygularla birleştiren hece ölçülü koşmaların ve manilerin ustasıydı; 60 ve 70’lere şiirleriyle, 80’lere ve 90’lara da o dönem yazılmış şiirlerin besteleriyle damgasını vurdu. Cemal Süreya’nın “neredeyse sağ kolu” olarak Papirüs’ü çıkardı ve İkinci Yeni damarına görünüşte halk şiirinin sesinden çok farklı, ama biraz yakından bakıldığında oradan beslenmeye devam eden (belli ki “folklor şiire düşman” değil!) şiirlerle kan taşıdı.

 

Yalnızca yazdığı değil çevirdiği şiirlerle de Türkçe şiirin tonunu saptadı. “Uyu Memik Oğlan uyu, öte geçelerde büyü”yü, “Hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten”i nasıl biliyorsak “Bolivyalı küçük asker, kardeş dediğin vurulmaz, kardeşini vurmaz insan” diyen Kübalı şair Nicolas Guillen’i de öyle biliyoruz, Ülkü Tamer’in sesiyle biliyoruz.

Halk şiirinin sesini çağdaş dilin tezgâhında dokuyuşunu bir ders gibi okuduğum, Latin Amerika Şiirleri Antolojisi’ndeki çevirilerini ezberlediğim, şiirlerini müziklediğim Ülkü Tamer’in ölüm haberini, bir başka büyük Anadolulu şair Enver Gökçe’nin kasabası Eğin’de aldım. Duyduğum andan beridir kafamda “Ülkü Tamer şarkıları” çalıyor. Onlardan bir demet toplamak istedim. Burada video olarak paylaştıklarıma ek olarak şarkıların başka yorumlarına, linkteki Spotify çalma listesinden erişilebilir.

ÜLKÜ TAMER ŞİİRLERİNE BESTELER

Görece yakın tarihli ama en güçlü şarkılardan biriyle başlamak istiyorum: Şairin “Ağıt” şiiri üzerine Grup Yorum’un bestelediği “Düşenlere.” Buraya on binlerin birlikte söylediği bir konser kaydını aldım. Ama armoni ustalığıyla yazılmış bir blokflüt kuartetinin eşlik ettiği Cemo albümündeki ilk versiyonun da çalma listesi içinden bulunup dinlenmesini kuvvetle tavsiye ederim.

Öyle güçlü bir şiir ki “Ağıt” on yıllardır çeşitli sanatçılarca tekrar tekrar bestelenmiş. Önce Hüsnü Arkan yorumu:

Aynı şiire Grup Merhaba bestesi.

Son olarak Edip Akbayram’ın hüzünlü versiyonu:

Ülkü Tamer şarkıları dediğimiz zaman elbette Zülfü Livaneli’nin melodik ustalığı geliyor aklımıza. Mikis Theodorakis’in müzikal dehasıyla birlikte düzenlenen albüme adını veren “Güneş Topla Benim İçin” iyi bir başlama noktası. Bağlamanın “fugato” riff’iyle başlayıp kadın vokalin kontrşanıyla renklenen güçlü bir çok seslilik. Çalma listesi içinde orijinal kayda ve Leman Sam’ın yorumlarına ulaşılabilir. Buraya dostumuz Mert Fırat’ın samimi icrasını bırakıyorum.

Şimdi 14 yaşında kaçağa çıkan Memik Oğlan’ı Livaneli’nin ilk albümlerinin birindeki genç sesli, minimalist yorumuyla dinleyelim. Binlerce kişinin yanlış bildiği, onlarca şarkıcının yanlış söylediği dizenin doğrusunu hatırlatarak: Memik Oğlan “öte gecelerde” değil “öte geçeler”de büyüyor, sınırın öte tarafına geçerken. Çalma listesi içinde şarkının bence en iyi yorumu olan Güneş Topla Benim İçin albümündeki kaydına, Hakan Aysev’in “operatik” yorumuna ve Kubat ve Leman Sam’ın icralarına erişilebilir.

Bir sınır şehrinin evladı olarak kaçağa gidenlerin yaşadıklarını iyi biliyordu. Memik Oğlan gibi Mayın da Livaneli’nin ilk bestelerindendi, Zor Yıllar’dan sonra çok daha iyi bilindi: “Kilis’e haber saldım / Hekim gelecek bildim / Kanı bir yana bırak / Revan içinde kaldım…” Spotify’da bulamadığım temiz bir Zafer Güler yorumunu paylaşıyorum. Bu çalma listesinde Livaneli’nin orijinal yorumu ile Madenfilm müziği olarak düzenlemesi ve İlkay Akkaya’nın güçlü yorumu da yer alıyor. Bir de Cengiz Özkanversiyonu var ki herhangi bir listeye almaya değmez.

Ölümlerin günü ve geceyi kasıp kavurduğu günlerin şairiydi Ülkü Tamer. Ne çok ölümü onun dizeleriyle andık. “Üşür Ölüm Bile” belki bir Fransız partizanını anlatıyordur belki kurşuna dizilen 33 köylüden birini… Ahmet Kaya’dan ve Selda’dan iki farklı yorumu var. Selda’nın (nakaratı Şanar Yurdatapan’ın “Vur şu sazın tellerine”sini hatırlatan) bestesi hızlı ritmine rağmen bozlak ayağını kullanışıyla hüznü yansıtabiliyor. Ahmet Kaya’nın (çalma listesinde Suavi yorumunu da bulabileceğiniz) bestesi ise aynı modalitenin içine bir balad ağırlığını taşıyor. Önce Ahmet Kaya’dan başlayalım.

Selda’nın ritmik yorumu:

Havayı biraz değiştirmek için Yüzyüzeyken Konuşuruz’dan içinden Ülkü Tamer şiiri geçen Cenaze Evi’yle devam edelim. “Hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten” dizesiyle tanıdığımız İkinci Yeni şiiri “Konuşma”yı bir resitatif havasıyla diğer sözlerin arasında katmış grup.

Geceleyin karanlıkta, suya attım ben sesimi.” Livaneli ve Theodorakis tınılarını 5/8’lik bir ezgide birlikte tınlatan bir şarkı: Geceleyin…

Aynı şiire yapılan bir başka beste: Bir vals… İlkay Akkaya yorumuyla: “Türkü oldu birden bire…”

Çevirilerinin de kendi yazdıkları kadar “Ülkü Tamer şiiri” olduklarından bahsettik. “Bolivyalı Küçük Asker” belki de bunların en iyi bilineni. Mehmet Celal yorumuyla dinleyelim.

Bilen bilir, Ülkü Tamer’in Bolivyalı şair Pedro Shimose’dan çevirdiği, o müthiş Latin Amerika Şiiri Antolojisi’nde yer alan “Bir Küçükburjuvanın Süperakademik Realist Şiiri” çok daha “avam” bir adla bir Ahmet Kaya şarkısına konu olmuştur. Çok iyi bir şiir okuru olan Ahmet Kaya bu şiirin şarkısına “Çek Mustafa Çek” adını yakıştırmış! “Genç kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra / Vesta kızlarına ve utangaç rahibelere saldırdıktan sonra / … / elimize ne geçti? // Akademide bir koltuk, bir de çek defteri.” Bir erken “post-modern aydın” eleştirisi.

Ahmet Kaya’nın Başkaldırıyorum albümü bir başka çok güçlü Ülkü Tamer şiirini içinde barındırır: Gül Dikeni. Nakarattaki tempo değişikliğiyle ve yalın armonik minör melodisiyle karakterize olan bir şarkı: “Uçakları nedeyim, gökkuşağı gönder bana…

Zülfü Livaneli de son albümlerinden birine adını veren şarkının adını aynı şiirden aldı: “Gökkuşağı gönder bana.” Alevi deyişleri tarzında bestelenmiş şiirin bir başka versiyonuna çalma listesinde Özlem Tamer yorumuyla erişebilirsiniz.

Neredeyse her şiir birden fazla kez bestelenmiş. Neredeyse her şarkı birden fazla sanatçı tarafından yorumlanmış. Dedik ya, yalnızca müziğin gücü olamaz bu, şiirin de gücü olsa gerek…
Kim bilir kaç Ülkü Tamer bestesini dışarıda bırakmışımdır? Ben en sevdiğim şarkıyla bitirmek istiyorum. Güneş Topla Benim İçin’in biraz Memik Oğlan’ın gölgesinde kalmış olsa da beni en çok etkileyen şarkısı; Chants Révolutionnaires Turcs (“Türk Devrimci Şarkıları”) içinde bir Karacoğlan şiiriyle söylenen, daha sonra Ülkü Tamer şiirine uyarlanan o çok güçlü ezgi: Selam Olsun.

“Kar altında deniz düşü kuranlara selam olsun”, bu düşlerin türkülerini yazan Ülkü Tamer’e selam olsun.

gazeteduvar.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*