Anasayfa » GÜNDEM » Tutsaklardan açıklama

Tutsaklardan açıklama

KAMUOYUNA;

Daha önce Adalet Bakanlığı‘na hitaben yazdığımız dilekçede hücrelerin havalandırmasına kamera takılması uygulamasına karşı çıkmış, özel yaşam alanımız olan havalandırmalara kamera takılmasının anayasal güvence altında olan kişisel mahremiyetimizi, özel yaşam dokunulmazlığımızı hiçe sayacağını söylemiştik. Tüm itirazlarımıza rağmen kameralar takıldı. Dilekçemizde bu durumu kabul etmeyeceğimizi, gerektiğinde pratik olarak etkisiz hale getireceğimizi belirtmiştik ve bunun gereğini kameraların takılmasının ardından hemen yaptık. Takılan kameraları kırdık, söktük. Tekrar takılması durumunda aynı şekilde davranacağımız bilinmelidir.

Kameraları etkisiz hale getirmemizin ardından bizlere Adalet Bakanlığı‘ndan bir yazı tebliğ edildi. Adalet Bakanı adına Tetkih HakimiÖmer Bozoğlu imzalı, 13.12.2013 tarihli bu yazıda kameraların “faydaları” hatırlatılmış. Yazıda “Ceza infaz kurumlarında bir takım sorunların önün geçebilmek, yani güvenlik kaygısıyla ortak yaşam alanları izlenmektedir.” deniliyor. Sonra da maddeler halinde kameraların sağladığı “faydalar” sıralanıyor. “Kameraların sağladığı faydalar”a konu olan sorunların temelindeki tecrit işkencesi ise tabii ki görmezden geliniyor. Zamana yayarak, kansız öldürme biçimi olarak tasarlanan tecritin devrimci tutsakların direnişi karşısında istenen sonuçları yaratmaması devleti, bakanlığı tecriti koyulaştırarak sonuç almaya itiyor. Kameraların etki alanının özel yaşam alanlarımıza doğru genişletilmesiyle tecrit duvarında yaşanan çatlakların kapanacağı düşünülüyor. Buna izin vermeyeceğiz.

Sincan 1 Nolu F Tipindeki tutsaklar olarak Bakanlığa hitaben kaleme aldığımız cevabı yazımızı devrimci, demokrat, duyarlı kamuoyuyla da paylaşmak istiyoruz:

Bakanlığınızın tecriti daha da ağırlaştırmak anlamına gelen kameraları meşrulaştırmaya, tacizi normalleştirerek kabul ettirmeye çalışması boşunadır. Siz her “tutuklu ve hükümlü”lerle “güvenlik” kavramlarını birlikte kullandığınızda bizler saldırıya uğruyoruz; haklarımız gasbediliyor; canımızı alıyorsunuz! “Ortak yaşam alanlarını izliyoruz.” yalanına sığınarak tekrar güvenlikten bahsetmenizin de o saldırılardan bir farkı olmadığını düşünüyor, çok iyi biliyoruz ve siz de şunu çok iyi bilmelisiniz ki, tecrite olduğu gibi kameralı taciz saldırısına da boyun eğmeyeceğiz.

Ayrıca şunu da belirtelim: Havalandırmalar Bakanlığınızın “tüm tutuklu ve hükümlülerin ortak kullanım alanı” olarak tanımladığı ortak yaşam alanlarından da değildir. Sadece aynı hücrede kalan 3 kişiye ait özel alandır. Bu 3 kişi dışında bu bölümü başka bir kimse kullanamaz. Ortak yaşam alanı olabilmesi için hapishanedeki tüm tutuklu ve hükümlülerin kullanımına açık olması gerekir. Spor salonları, koridorlar, açık görüş yerleri gibi… Eğer havalandırmalar “ortak yaşam alanı” ilan edilirse aynı mantıkla hücrelerin içi, banyo da “ortak yaşam alanı” ilan edilebilir. Belli ki Bakanlığınızın da niyeti budur. Havalandırmalarda kalıcılaşan kameraların hücrelerin içine de taşınmasıdır.

3 kişilik hücre ve havalandırmasından, sadece havalandırmayı izleyerek “intihar olaylarını, baskı ve şiddeti, oynanabilecek her türlü yasak oyunu, personelin tutsaklara kötü muamelesi, vb.” engellemeye çalışacağınızı söylüyorsunuz. Yani size göre bunların hepsi havalandırmalarda olup biten şeylerdir. Bunların tamamı hücrenin içinde de olabilir. İntihar edenlerin çoğu banyoyu kullanıyor. Oraya da kamera koymanız gerekmez mi? İntiharlara büyük oranda neden olan tecrit sistemini ortadan kaldırmak yerine, tecriti kolaylaştırarak mı engelleyeceğinizi düşünüyorsunuz?

F tipi hapishanelerde tutuklu-hükümlü mevcudunun artması, kapasitenin aşılması yasalar aynı kaldıkça mümkün değildir. Dolayısıyla hapishane mevcudunun aşılması diye bir gerekçe F tiplerinde geçerli değildir.

“Kameraların sağladığı faydalar” diye sıraladığınız istisnai durumları genellemekten de vazgeçin. İntihar eğilimi olan ya da psikolojik rahatsızlığı olup da kendine ve başkalarına zarar verme eğilimi taşıyanların yeri hastanedir! Hapishanede tutulacaksa da özel olarak dizayn edilmiş bölümlerde, yakın kontrol altında tutulmaları gerekir. Tüm tutuklu ve hükümlüleri istisna parantezine alıp hasta, saldırgan olarak değerlendirerek bu ahlaksız saldırıyı gizleyemezsiniz.

Hapishanelerde insanca yaşam koşulları içerisinde güvenlik oluşturmak istiyorsanız yapmanız gereken ilk şey tecrit sistemini kaldırarak, yaşamımız üzerinde kurmaya çalıştığınız baskı ve zorbalık biçimlerinden, “topluma kazandırmak”, “ıslah etmek” gibi kavramlarla bizleri “iyileştirilmesi” gereken kişiler olarak görme saldırgan yöneliminden vazgeçmeniz gerekir. Bunu yaptığınızda güvenlik problemi diye sıraladığınız şeylerin çoğunun kendiliğinden ortadan kalkacağını da göreceksiniz.

Sonuç olarak, bir kez daha altını kararlılıkla çizmek istiyoruz: Hücre havalandırmaları özel yaşam alanıdır. Buralara kamera takmanız ulusal, Uluslar arası yasalara, evrensel demokratik hak ve özgürlüklere aykırıdır. Bir işkence yöntemi olan tecriti, psikolojik taciz saldırısıyla ağırlaştırmak anlamına gelmektedir. Devrimci tutsaklar olarak bunun karşısında boyun eğmeyeceğimizi, havalandırmalara kamera takmanızı kabul etmeyeceğimizi bir kez daha açıkça söylüyor ve evrensel, demokratik hak ve özgürlükleri çiğneme, halkın değerlerini ayaklar altına alma anlamına gelen röntgencilik ısrarından vazgeçmenizi istiyoruz.

Tüm duyarlı, devrimci, demokrat kamuoyunun tecriti koyulaştırma anlamına gelen kameralı taciz saldırısına karşı mücadelemize destek vermeye, sesimize ses katmaya çağırıyor, devrimci selamlarımızı iletiyoruz.

Sincan 1 Nolu F Tipinden KDÖ, DHKP-C, MLKP, TKP/ML, Direniş Hareketi davaları tutsakları

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*