Anasayfa » GÜNDEM » “Türkiye’nin otomobili” ya da TÜSİAD-Erdoğan’ın halleri…

“Türkiye’nin otomobili” ya da TÜSİAD-Erdoğan’ın halleri…

Erdoğan ilk kez 2011 yılında TÜSİAD genel kurulunda “yerli otomobil” istemiş, tabii TÜSİAD’dan tık çıkmamıştı.

Erdoğan ısrarını sürdürünce, 2012’de Türkiye’de üretimleri olan Fiat, Renault, Hyundai, Toyata “biz size yerli otomobil üretelim” diye girişimde bulunmuş, böylece “yerli otomobil” sahnesinde komedi başlamıştı. Projedeki belirsizlikler ve AKP Hükümetinin istenen teminatları verememesi nedeniyle bu gerçekleşmedi.

Derken Saab skandalı başladı. İsveç merkezli otomobil firması Saab, GM tarafından satın alınmış, sonra Hollandalı Spkyker’a satılmış, 2011 yılında iflas etmişti. Türkiye’den bazı şirketler Saab’ı satın alma girişiminde bulunmuş sonra vazgeçilmişti. Saab’ı 2012’de Çin merkezli NEVS satın aldı, ancak Saab tekrar iflas edince, iki Çin şirketi daha Saab’a ortak oldu, ancak Saab bir türlü üretim ve kara geçemedi. Ancak Saab’ın elinde 2014 yılında Çin’de geliştirilen platform ve 9-3 modeli üzerine geliştirilen elektrikli otomobil prototipleri vardı, ve bunlar üzerinden Türkiye macerası başladı. Platform ve 2 prototip Türkiye’ye getirildi, ha üretime geçiyoruz, ha geçtik açıklamaları yılan hikayesine döndü, ve tabii yine skandala dönüştü.

Aslında Erdoğan’ın “yerli otomobil” hevesinin arkasında Malezya’nın “yerli otomobil”i Proton vardı. Daha önce AKP Hükümetinin Bilim Sanayi Teknoloji Bakanı Fikri Işık Malezya’ya giderek Proton tesislerini gezmiş, Türkiye’ye “yerli otomobil” konusunda görüşmeler yapmıştı. Proton’un kurucusu eski Malezya başbakanı Mahatmir Muhammed ise 2012’de Türkiye’ye “yerli otomobil” projesinde yer almak istediklerini açıklamıştı. Proton daha önce de Türkiye ve İran ile birlikte bir “İslam otomobili” geliştirme projesini ortaya atmış, AKP’yi heveslendirdikten sonra sessiz sedasız bu projeyi geri çekmişti. 2012’de Endonezya’ya “yerli otomobil” projesine dahil oldu (2015’te üretime geçti).

Türkiye kapitalizminin Saab’la imtihanının arkasında Proton vardı. Saab projesi Malezya merkezli Proton, İngiltere merkezli tasarım firması Frezer-Nash, Türkiye’den Ethem Sancak’ın BMC’si ve TÜBİTAK vardı. Projeye ASELSAN’ın da çekilmeye çalışıldığı ancak AKP, TÜBİTAK, ASELSAN içinde ve arasında Saab’ın rantabl olup olmadığı, “yerli” sayılıp sayılmayacağı, daha önce iflas etmiş BMC’nin bu işi kıvırıp kıvaramayacağı çekişmelerine yol açarak sönümlendi.

Şimdi yeni yine yeniden bir “yerli otomobil” girişimi başlatıldı. Ama artık “yerli” değil “Türkiye’nin otomobili” deniyor. “Yerli mi değil mi” çekişmesi, zaten besbelli olduğu yönde şimdilik aşılmış görünüyor. Erdoğan, Binali, bir dizi bakan, TOBB başkanı Hisarcıklıoğlu ile birlikte “Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu” anlaşmasını imzalayan 5 tekelci sermaye grubu, Kıraça Holding, Anadolu Grubu, BMC, Zorlu Holding ve Turkcell.

Girişimin arka planında yine Malezya merkezli Proton da olabilir. Ancak daha önemlisi, aralarında nasıl büyük bir pazarlık döndü, kim ne verdi ne aldı bilinmez ama, Erdoğan’ın TÜSİAD’ı “ikna ve ihya” ederek bir dizi önemli ismini bu kez projeye çekmiş görünüyor. Her halde ilk verdiği “yerli otomobil” hikayesinden vazgeçmek, ve bundan muhtemelen Koç vb ile birlikte emperyalist kapitalist otomotiv tekellerinin de sebeplenecek olması.

Kıraça Holding’in sahibi İnan Kıraç, Koç Holding’in eski yönetim kurulu başkanı, oradan emekli olunca kendi şirketini kurmuş, Koç da Karsan’ı ona satmıştı. Koç’un Karsan’da azınlık hissesi olmasına karşın halen önemli bir etkisinin olduğu biliniyor. Vehbi Koç’un kızı (2005’te hastalığı nedeniyle beyin ölümü gerçekleşen) Suna Kıraç ile evliydi. Bu projede İnan Kıraç’ın Koç’un taşeronu olacağını söylemek pek yanlış olmaz.

Anadolu Grubu’nun sahibi Tuncay Özilhan, TÜSİAD’ın eski başkanlarından. (Bunları vurgulamak önemli. Çünkü AKP medyasında Erdoğan’ın TÜSİAD’ı “içerden çözdüğü” ve “emperyalist otomobil tekellerine meydan okuduğu” trivirileri yapılıyor. Oysa tam tersine, TÜSİAD ve emperyalist otomobil tekelleri bu projenin önünü açmadan ve istediği teminatları alıp doğrudan dolaylı ortak olmadan bu proje gerçekleşemezdi!)

Turkcell ise zaten yabancı ortaklı (Fin/İsveç ortaklı Sonera). Çukurova ve MV Holding’in payları var. İflas yaşayıp Rusya merkezli telekominikasyon şirketi Alfa’nın eline geçmesine ramak kalmıştı. AKP tarafından kurtarıldı ve yönetim kurulu başkanı da SPK tarafından atandı.

Vestel’in de Avrupa ve Japonya merkezli pek çok tekelle işbirliği var ve onların markaları altında da üretim yapıyor.

BMC’nin sahibi Ethem Sancak’ta iflas etmiş, işçilerin toplamı milyonları bulan alacaklarını gaspetmiş, AKP tarafından kurtarılmıştı. TÜSİAD yönetim kurulu üyeliği de yapmıştı.

“Türkiye’nin Otomobili”nin büyük çaplı devlet teşvikleri ve destekleri ile birlikte en az 2 milyar dolarlık (yaklaşık 8 milyar lira) bir yatırım olduğu düşünüldüğünde, çok ciddi pazarlıkların döndüğü ve karanlık anlaşmaların yapıldığı, TÜSİAD ile Sancakgiller ve Erdoğan ittifağını da pekiştirdiği kesin. İşte size her ağzını açtığında “hak hukuk gak gukuk” diyen TÜSİAD’ın halleri…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*