Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Türkiye kentsel dönüşüm çılgınlığına kurban edilemez!..

Türkiye kentsel dönüşüm çılgınlığına kurban edilemez!..

Mimarlar Odası açıklaması:

TBMM gündeminde bugün, hiçbir değerlendirme, katkı ve uyarılar dikkate alınmadan “ÂFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI” görüşülmeye başlanmıştır. İmar ve çevre alanında yürürlükte bulunan tüm yasaları “uygulanmayacak mevzuat” kılarak, ülkedeki hemen tüm yeni yapılaşma ve kentsel dönüşüm uygulamalarına ait temel kararları Başbakanlık-TOKİ İdaresi’ne bağlamaktadır. Böylece yerel yönetimler, ilgili kurumlar ve toplum katılımı devre dışı bırakılarak “başkanlık sistemi”nin önce imar alanında başlaması öngörülmektedir.

Bir anlamda “imar darbesi” denebilecek uygulamayı “afete karşı önlem” gerekçesi altında düzenleyen kanun tasarısı, ülkenin ve kentlerin tamamını “riskli alan” ilan etme olanağını sağlayarak, bu tanımla belirlenmiş alanlarda TOKİ’yi ve dolayısıyla Başbakanlığı “tek imar otoritesi” yapmayı hedeflemektedir.

Tasarıya göre, “Bakanlar Kurulunca belirlenecek rezerv alanlar” ve hiçbir bilimsel katılım olmadan saptanabilecek “riskli alanlar” ülkenin her yerinde keyfi olarak ilan edilebilecek.

Aynı hukuk ve etik dışı yaklaşım “riskli yapı” tanımında yinelenmekte, teknik ve bilimsel katılımın olmadığı saptamalarla TOKİ’nin dilediği yapıya el koyabilmesi olanağı sağlanmaktadır.

O kadar ki, tasarıya göre belediyeler “riskli yapıları” verilen sürelerde belirlemediği takdirde bunu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı “resen” yapacaktır. Riskli alanlarla birlikte aynı yapıların Maliye Bakanlığı aracılığıyla TOKİ’ye devir işlemleri de tasarının ayrıntılı hükümlerini oluşturmaktadır.

Bu yöntemle belirlenecek sözde “afet riski bulunan”(!) alanlarda ve yapılarda, tasarının asıl amacını oluşturduğu anlaşılan “TOKİ’ye ve TOKİ ortaklarına yeni emlak rantı alanları kazandırmak ve pazarlamak” niyetinin “engelsiz” olarak yaşama geçebilmesi için de ülkemizde yılların deneyim ve birikimleriyle oluşmuş tüm imar, çevre ve kültür yasaları “uygulanamaz” ibaresiyle etkisiz hale getirilmektedir.

Bu sayede yeni emlak rantı alanlarına dönüştürülmek üzere el konulan yapıların zorla tahliye işlemleri ile yıkılmalarında tüm yasal engeller kaldırılırken; ülkenin doğal, kültürel ve çevre değerlerinin korunmasını öngören yasaların da devre dışı bırakılmasıyla aynı değerlerin yok olmasına neden olacak yapılaşmaların önü açılmaktadır.

Tasarıda bu yöntemlerle hedeflenen “tek imar otoritesi” oluşturulması aynı zamanda merkezî idareye “yağma özgürlüğü” tanımaktadır.

Tasarı bu şekliyle, “Demokrasinin Beşiği” olarak kabul edilen yerel yönetimleri “rantın merkezî hükümetten yönetimi” uğruna tamamen etkisiz ve yetkisiz kılmaya yönelik “yerelleşme ve demokratikleşme” karşıtı anlayışın yasalaşması olarak dayatılmaktadır.

Bugüne kadar, “Kentsel Dönüşüm Yasası” adıyla gündeme gelen tüm yasa tasarıları hakkında, gerek Mimarlar Odası gerekse diğer meslek kuruluşlarının uzman görüş ve önerileri ile oluşturduğu raporlarda, ülkemizin gerçekleri ve genel şehircilik ilkeleri çerçevesinde sağlıklı bir “kentsel gelişim”in nasıl sağlanabileceğine ilişkin görüşleri hiçbir şekilde dikkate alınmadan hazırlanan bu “tasarı”nın yasalaşması halinde, zaten sorunlarla baş başa olan kentlerimiz felaketlere sürüklenebilecek, yoğun ve kapsamlı bir şekilde kamusal, çevresel, sosyal, kültürel ve ekonomik kayıplar yaşanacaktır.

mimarist.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*