Anasayfa » BASINDAN » ‘Türkiye Büyük İşveren Meclisi’ işçi atmayı kolaylaştırdı

‘Türkiye Büyük İşveren Meclisi’ işçi atmayı kolaylaştırdı

Evet başlıkta hata falan yok. TBMM, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON)’un dayatmaları doğrultusunda 30’un altında işçi çalıştıran iş yerlerinde işten çıkarmayı kolaylaştırdı ve sendikal güvenceyi ortadan kaldırdı. Böylece milli iradenin yerini işveren örgütlerinin iradesi almış oldu.

TBMM’de görüşmeleri devam eden Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasa Tasarısı’nda AKP milletvekillerinin önergeleri ve AKP’lilerin oylarıyla işçiler aleyhine ve işverenler lehine önemli değişiklikler yapıldı. Üstelik bu değişiklik komisyonda üzerinde mutabakat sağlanan metin üzerinde son dakikada yapıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik genel kurulda bu taleplerin işveren örgütlerinden geldiğini kabul etti. TOBB ve TUSKON’un uzun süredir bu yönde kulis yürüttüğü biliniyordu.

Değişiklik sendikalaşma açısından kritik önemi olan tasarının “sendika özgürlüğünün korunması” başlıklı 25. maddesinde yapıldı. Bu madde çalışanları sendikal ayırımcılığa ve sendikal nedenli işten çıkarmalara göre kısmen koruyan bir maddedir. Tasarı 2821 sayılı mevcut Sendikalar Yasasının 31. Maddesinde yer alan sendikal güvenceleri kısmen genişletiyordu. Ancak genel kurulda son dakikada yapılan değişiklikle hem mevcut düzenlemenin hem de tasarının çok gerisine gidildi. Yapılan değişikliğin ne anlama geldiğini anlamak komisyon tarafından kabul edilen ve daha önce üzerinde uzlaşma sağlanan 25. maddenin önemli hükümlerine göz atalım (vurgular bize ait):

Sendika özgürlüğünün güvencesi

MADDE 25-

(1) İşçilerin işe alınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli bir sendikadaki üyeliğisürdürmeleri veyaüyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üye olmalarıveya olmamaları şartına bağlı tutulamaz.

(2) İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz (…)

(3) İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içindeişçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarındandolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz.

(4) İşverenin yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi halinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir.

(5) Sendikal nedenlerden dolayı iş sözleşmesinin feshi halinde işçi, 4857 sayılı Kanunun 18’incimaddesinin birinci fıkrasındaki otuz işçi ve altı aylık çalışma suresi koşulu aranmaksızın, 20 ve 21’incimadde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. (…)

(6) İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ispat ettiği nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshinsendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür.

(7) Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür.Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda,işveren davranışının nedenini ispat etmekle yüküml olur.

(8) Yukarıdaki hükümlere aykırı olan toplu iş sözleşmesi ve iş sözleşmesi hükümleri geçersizdir.

(9) İşçinin iş kanunları ve diğer kanunlara göre sahip olduğu hakları saklıdır.

Tasarının 25. maddesi, işçilerin sendika üyeliğini güvence altına alıyor ve sendikal ayrımcılığa karşı korunmasını öngörüyordu. Tasarı sendikal nedenle işçi çıkaran ve sendikal nedenle ayrımcılık yapan işverene yönelik yaptırımlar getiriyordu. İşveren, sendikal ayrımcılık ve sendikal nedenli fesih yaparsa işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminat ödeyecekti. (madde 25, 1, 2, 3 ve 4. fıkralar).

AKP’lilerin verdiği önergeyle “(4) işverenin yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi halinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir” şeklindeki fıkraya “fesih dışında” ibaresi eklendi. Böylece sendikal nedenli fesih sendikal tazminat konusu olmaktan çıkartıldı.

AKP’lilerin bir başka önergesiyle “(5) Sendikal nedenlerden dolayı iş sözleşmesinin feshi halinde işçi, 4857 sayılı Kanunun 18’inci maddesinin birinci fıkrasındaki otuz işçi ve altı aylık çalışma suresi koşulu aranmaksızın, 20 ve 21’inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir” şeklindeki fıkra “Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi halinde işçi, 4857 Sayılı Kanun’un 18, 20 ve 21. madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir” şeklinde değiştirildi. Böylece 30’dan az işçi çalıştırılan işyerlerinde çalışan işçiler ile 6 aydan az kıdemi olan işçiler sendikal güvenceden yoksun bırakıldı.

Türkiye’de işyerlerinin ezici çoğunluğunun 30’un altında işçi çalıştıran işyerlerinden oluştuğu düşünülecek olursa, bu değişikliğin sendikalaşma açısından önemli bir engel olacağı açıktır. TBMM’nin TOBB ve TUSKON gibi sermaye örgütlerinin baskısı doğrultusunda karar vermesi meclisin sınıfsal bileşimi konusunu tekrar akıllara getirmektedir.

Mecliste 70 civarında işveren-sanayi-işadamı kökenli milletvekili var. Bu sayının içinde özel sektörde üst düzey yöneticilik yapanlar yer almıyor. Yönetici-işletmeci kategorisindeki vekiller ile işveren olup mesleğini (mimar, mühendis, hekim) yazmayı tercih edenler de eklendiğinde işveren-sanayici-işadamı (sermayedar) bloğunun meclisteki ağırlığı daha da artıyor. AKP’nin 325 milletvekili arasında kendini doğrudan işveren-sanayici-ticaret erbabı olarak tanımlayan vekillerin sayısı 40 civarında. CHP’nin 135 vekilinin 15-16’si, MHP’de 53 vekilinin ise 10’a yakın sermayedar. Esnaf ve çiftçi kökenli vekillerin sayısı ise yok mertebesinde.İşçi-sendikacı kökenli vekillerin sayısı da sembolik düzeyde. İşçi-sendikacı kökenli vekil sayısı sadece beş. Onların ikisi de iktidar partisinden. İnsan merak etmeden duramıyor: AKP’den milletvekili seçilen eski Hak-İş Başkanı Salim Uslu ile eski Hak-İş Yöneticisi Hüseyin Tanrıverdi işçilerin sendikal güvencelerini kaldıran bu değişikliklere ne oy verdiler?

İşverenlerin temsil edildiği meclisten işverenlerin istediği yasaların geçmesinde tuhaflık yok. Tuhaf olan sendikaların ve işçilerin suskunluğu.

(T24)

Aziz Çelik:

1985 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezunu oldu. Doktorasını Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünde tamamladı. Sosyal politika alanında doçentlik yapıyor. Çalışma ilişkileri, sosyal politika, sendikacılık ve emek tarihi konularında çalışıyor. Çalışma ilişkileri ve sendikacılık alanında yayınlanmış çeşitli kitap, makale ve yazılarının yanısıra Birgün gazetesinde haftalık çalışma hayatı yazıları yazıyor. Uzun yıllar boyunca sendikal eğitim ve araştırma uzmanı olarak çalıştı ve aynı zamanda Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TÜSTAV) Mütevelli Heyeti üyesidir. Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde öğretim üyeliği görevini sürdürüyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*