Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Türk-İş’siz asgari ücret
Türk-İş; sermayeyi, işçileri, “herkesi” şaşırtan; ağzına hiç mi hiç yakışmayan, sözler söylemeye; hiç yapmadığı “eylemler” yapmaya başladı.

Türk-İş’siz asgari ücret

Yeni asgari ücret, bugün (1 Temmuz 2010) yürürlüğe girdi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 1 Temmuz-31 Aralık 2010 tarihleri arasında geçerli olacak yeni asgari ücreti belirledi.

Buna göre, yılın ilk yarısında 16 yaşından büyükler için, yüzde 5,2 oranında artırılan asgari ücrete; yılın ikinci yarısı için, yüzde 4,3 oranında zam yapıldı. Böylece, 16 yaşından büyük bekar bir işçinin, brüt 729 lira, net 576,57 lira olan asgari ücreti; bu zamla, brüt 760,50 liraya, net 599,12 liraya yükselmiş oldu. Asgari ücret, 16 yaşından küçük işçiler için ise, 19,33 lira artırılarak; net 499,25 liradan, net 518,58 liraya çıkarıldı.

Kesenin ağzını bunca açan sermaye ve devleti; asgari ücretten kestiği vergiyi artırmasın da, ne yapsın!?

Sosyal sigortalar primine esas alınan kazancın alt ve üst sınırları da, bir üst düzeye sıçradı. 729 liraya karşılık gelen, prim için esas alınan kazancın alt sınırı, 760,50 liraya; 4 bin 738,5 liraya karşılık gelen, prim için esas alınan kazancın üst sınırıysa, 4 bin 943,25 liraya çıkarıldı. Bunun yanısıra, asgari ücrete endeksli Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’na göre uygulanacak para cezaları da, arttı.

Türk-İş’e, ne haller oluyor?
Türk-İş mi? Türk-İş, nasılsa bu kez; “Önerilerimiz hükümet ve işveren kesimi tarafından dikkate alınmadığı ve asgari ücretin belirlenmesine yönelik çağrılarımız yanıtsız bırakıldığı için, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ndan çekiliyoruz!”, diyerek, çekilmişti! Üstelik: “2010 için tespit edilen asgari ücret, güvenilir, objektif ve bilimsel verilerden uzak bir şekilde belirlendi. Yetersiz, insanca yaşama düzeyi sağlamaktan uzak”, demişti.

Sermaye ve devleti de, bu kavramları olsun; komisyondan çekilmeyi olsun, Türk-İş’e hiç yakıştıramamıştır herhalde… “Güvenilir”, “objektif”, “bilimsel”, “insanca yaşam”; üstüne üstlük, bir de komisyondan çekilme! Ne oluyoruz? Türk-İş’e, ne haller oluyor?..

Genel Kurul? Bir kaçı hariç, Türk-İş’e üye hemen hemen tüm sendikalardan, tiksindirici yolsuzluk kapışmaları yükseliyor. TÜSİAD, bölge, Avrupa ve dünya çapında bir üst düzeye çıkan, “kamusal alanın” tasfiyesi kolektif operasyonunun, bölge çapında yürütücüsü olarak; ardına G-20’yi ve onun herşeyi belirleyip kesen, “kamu açıklarını tez kapatın!”, emrini alarak; Hükümeti de önüne katarak, yükleniyor. Esas ve öncelikli olan; sendikaların tümden tasfiyesi, yok edilmesi! Hele bir de bu sendikalar; emperyalist kapitalizmin, dünya çapında kendi kolektif malı olarak gördüğü; ve şimdi, toptan bir hamleyle, tümüne birden el koymaya geldiği; “kamusal alan” denilen birikmiş artıdeğerden sebeplenenlerden ve bu yüzden de, ayak bağı olup direnen sermayeleşmiş sendikalar olmasın! Önemli olsa da, güncel kriz koşullarında, öncelikli olmayan seçenek ise: Türk-İşvari, yerinden kıpraşması dahi imkansızlaşmış, hiçbir esnekliği ve hareket kabiliyeti kalmamış, salt baskıcı, bastırıcı sendikal yapıların; çok uzun bir dönemdir, örgütlü işçilerin ve işçi sınıfının tepkisini çeken ve bugün, bu tepkinin yer yer militanlaşan eylemlere dönüşmeye başlayarak eylemli bir süreklilik, bir sınıf hareketi eğilimi göstermeye başlaması nedeniyle de, giderek tasfiye edilmesi. Ve yerine; sermayenin yönetişimine elveren, sosyalinden neo liberaline, liberal, esnek, sermayenin ihtiyacına göre, ihtiyacı oranında muhalefet yapacak, sendikaların oluşturulması, geçirilmesi.

TÜSİAD tarafından itilen Hükümet, Hak-İş’i arkadan itip, yolunun açıp; fırsattan istifade Türk-İş’e bastırıyor. Sendika bürokrasisi içinde kapitalist rekabet en üst düzeyde sürüyor; peşpeşe yolsuzluk davaları açılıyor; kayyumlar vb. Türk-İş’e bağlı birçok sendika, bu yüzden, olağanüstü genel kurullara gidiyor, yapıyor… Birileri, TEKEL işçilerinin direnişinin üzerine basa basa, genel başkanlığa oynuyor… İşçiler, sendikal bürokrasinin orta tabakalarının da kapıyı aralamasıyla, Türk-İş şubelerini işgal ediyorlar. Türk-Metal vb., işçileri birbirleriyle savaştırıyor…

Ve böylece Türk-İş; sermayeyi, işçileri, “herkesi” şaşırtan; ağzına hiç mi hiç yakışmayan, sözler söylemeye; hiç yapmadığı “eylemler” yapmaya başladı. Kimseye yaranamadığı bu ciddi sıkışması içinden; ondan çok daha büyük sıkışmalar yaşayan işçi sınıfı; belki de can haliyle, tüm sınıf kinine karşın, elini uzatır, gönlünü koyar, diye…

İşçi sınıfı, Türk-İş’e, ne elini uzatacak, ne de gönlünü koyacak. Akın akın, sendika bürokrasisini yıkmaya; sınıf örgütleri sendikaları yeniden, gelişen ihtiyaçları doğrultusunda kurmaya, gelecek…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*