Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Haydi kadınlar sömürülmeye!

Haydi kadınlar sömürülmeye!

Televizyonlarda her akşam türban tartışması var. Her tartışmada, türbanın kadının İslam dinine göre yaşama tercih ve özgürlüğünün ifadesi olduğunu bir kez daha “öğreniyoruz”.

«Türban, devlet vesayetine son”muş! Devletin artık vesayet etmeyeceği kim peki? Yüzde 50’sinden fazlası asgari ücretle, sigortasız, güvencesiz çalışan işçi sınıfı? Bırakalım mesleğini yapmayı, herhangi bir işte çalışabilme ihtimaline bile sevdalı genç, diplomalı işsizler, eğitim emekçileri? Yaz kış ürüne göre oradan oraya, üstelik de ırkçı faşist baskılarla karşılaşarak seyrüsefer halindeki Kürt tarım proleterleri? En küçük sendikal talep için dahi işten çıkarılan mücadeleci işçiler? Burjuva devletin Orta Vadeli Program‘ında “esnek çalışma”ya tabi tutulacak derken türbanlısını türbansızını ayırmadığı kadın işçiler? Daha ölüsü bile bulunamayan madenciler?

Hayır, çayıra salınan “cumhur”, bu değil. Önceki dönemin dar TÜSİAD temelini genişleten, bağımlı tekelci burjuvazinin yeni bileşimi. Erdoğan, özgürlük derken, tekelci burjuva sınıf egemenliğinin daha geniş bir zemine oturmasını kastediyor. Bastırılan tüm kesimlerin sınıfsal-toplumsal olan hariç sisteme içerilme özgürlüğü! Ulusal sorunun, kadın sorununun, mezhepler sorununun… sermaye için ehven burjuva liberal çözümü!

‘Ekmeklen ye, türbanla çık…’

Dinler, kölenin kölesi kadına örtünmeyi emretti. İslamiyet, ergenliğe ulaşan -bu, sıcak ülkelerde 9 yaşa bile düşebilir- kadına örtün, ziynetlerini gizle, dedi. Kapitalizm, ülkemizde kadın özgürlüğünün en temel unsurlarını onyıllarca ondan sakındı. Dine, geleneklere yaslanarak kadını erkeğin ve ailenin hizmetine koştu! Bugünün kadın özgürlüğü diye çığrışan burjuvaları, kadının her yönlü esaretinin üzerine yan gelip yatmışlardı…

Neoliberal kapitalizm kadın ve çocukların erkeğin sosyal güvencesine dayalı korunmasına her tür güvenceyi yok ederek son verdi. Herkesin çıplak, güvencesiz işgücü olması kuralı, artan yoksullaşma, göçler ve kırın çözülmesi, kadının ev yükü ile birlikte sermayeye gitgide daha fazla koşulmasını getirdi. Ülkemizdeki biçimlenişiyle neoliberal kapitalizm, kadına hem ev emekçisi, hem vasıflı/vasıfsız ama güvencesiz işgücü, hem tüketici, hem ev doktoru, hem ayakkabı boyacısı… profilini verirken ona sokağa çıkış kapısını da açtı. Mahallesinin dışına çıkmamış, bir gece bile ev dışında kalmamış kadına hayatı gösterdi. Fakat bir koşulla: Erkeğin kadın üzerindeki tahakkümüne, aile kurumuna, hele ki ev hizmetçisi konumuna halel gelmeyecekti. ‘Zeytini ekmeklen ye, sokağa türbanla çık…‘ Türban “özgürlüğü”, işte bunun “özgürlüğü”. Türbanlı burjuva kadınlar, daha «görünür” oldu; makam otolarına, ciplere, lüks restoranlara, “İslami yaşayışa uygun alternatif tatil köyleri”ne kuruldu… İşçi, emekçi, eğitim görmek isteyen milyonlarca kadına ise yol türbanla gösterilmek isteniyor.

“Teferruat” mı?!

Kadının toplumun her alanında türbanlı olmak koşuluyla var olmasının “özgürlük” diye savunulmasını elbette ki kabul etmeyeceğiz. Türbanın içinde hem erkeğin kadın üzerindeki tahakkümünün hem de burjuva sınıfsal-siyasal-toplumsal bir boyunduruğun saklı olduğunu bileceğiz. Kadının özgürleşmesi, işçi sınıfının kurtuluşuyla aynı mücadele potasında, sınıfa karşı sınıf savaşında yatıyor. Bu yangını bezlere büründürüp söndürmenize, yeni kadın kuşaklarını zehirlemenize izin vermeyeceğiz diyeceğiz. Dini, mezhebi vb yüzünden kimseye baskı yapılmamasını savunurken, “özgürlük” adına “Haydi başörtülü kızlar okula” sloganlarının peşine de düşmeyeceğiz!

Fakat işçilere tek düşman olarak AKP hükümetini gösterip burjuva sınıf egemenliğini gizlemeyi kendisine görev bilenleri unutmayalım! Başını TKP‘nin çektiği bu kesimler, dinin yaşamda daha fazla yer bulmaması adı altında -en son yan çizip kıvırtan CHP‘den sonra- kaderimizi ordunun, Yargıtay Başsavcısı’nın vb gürlemelerine bağlamamızı istiyorlar. Dinin toplumsal-sınıfsal temellerini kurutmak için hiçbir şey yapmadan, polisiye ve askeri tedbirlerle onu -hem de büyük bir sahtekarlıkla- geriletmeye çalışmanın tam da yangına benzin dökmek anlamına geldiğini gizliyor; sınıf işbirliğinin en kirlisine, darbecilerle kucaklaşmaya girişiyorlar. Sınıf mücadelesine en uzak olanların türban yasağına en sevdalı olmalarının sebebi bu…

Kadınlar ve işçi sınıfı, türban tartışmasında tıpkı liberal “özgürlük” savunucuları gibi bunların da burjuva karakterini bir kez daha bir görmek, kendi özgürlük ve kurtuluşunun yolunu sınıf dışı tuzaklara düşmeden çizmek zorunda!

(İşçi Meclisi’nin 3. sayısında yayınlanmıştır.)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*