Anasayfa » DÜNYA » Tunus: Hükümetin mali saldırısına karşı kitlesel sokak eylemleri dalgası (DP çevirisi)

Tunus: Hükümetin mali saldırısına karşı kitlesel sokak eylemleri dalgası (DP çevirisi)

Tunus’ta toplumsal eylemler, gençlerin isyanları ve polisle şiddetli sokak çatışmalarıyla birlikte, özellikle ülkenin iç taraflarındaki taşra bölgelerine ve başkent Tunus’un ve diğer kentlerin işçi varoşlarına yayıldı. Sosyal medya aktivistlerinin (#فاش_نستناو = “Ne bekliyoruz?”) kampanyası, kitlelerin ağırlaşan yaşam koşullarına karşı uzun süredir birikmiş öfkeleri harekete geçmesinin vesilesi oldu.

9 Aralıkta oylanan bütçe, yoksullar için bir dizi kemer sıkma düzenlemesi daha öngörüyor, özellikle ilaç, yakıt, gıda gibi malların fiyatlarının artırılması, sosyal güvenliğin kısıtlanması, ithal ürünlere yeni vergiler. Finansal analizler Tunuslu hanehalkının bu paketin sonucu aylık harcamalarının 300 dinar artacağını ortaya koyuyor.

İşçi sınıfı kitlelerine bu büyük saldırı, finansal spekülatörlere olan borçların ödenmesi için “yapısal reformlar” denilen uygulamaların hızlandırılmasını dayatan İMF’nin sıkı gözetimi ve tezahuratı altında uygulamaya konuldu. Yaygın mitin aksine, bu borcun “kamu sektörü işçilerinin yüksek ücretleri” ile hiçbir ilgisi yok, hepsi devrim öncesinde iktidarda olan mafyanın zehirli bir hediyesinden ibaret. Tunus halkı bu paranın bir kuruşunu bile görmüş değil.

Devlet, sokak hareketine zorla karşılık verdi, yüzlerce insan tutuklandı, eylemler için mesaj yayınlayan ya da çağrıda bulunan eylemciler için “önleyici av” operasyonları başlatıldı. Pazartesi akşamı, Teburba kasabasından 43 yaşında bir insan bir polis aracı tarafı tarafından ezilerek öldürüldü. Hükümet metodik olarak ciddi kemer sıkma tedbirleri alırken, iç işleri ve savunma bakanlıkları eylemlerin artan kriminilizasyonu kapsamında yeni bütçeye muhtaç olduğu gözden kaçırılmamalı. Kasım 2015’ten itibaren sürekli yenilenen olağanüstü hal, demokratik hakları bastırmakta kullanılıyor. Geçen yıl ülkenin güneyindeki toplumsal hareketlere karşı belli sanayi bölgeleri militarize edildi. Hepsi bir yana, Trump ve diğer emperyalist liderlerin, iki yüzlü biçimde İran’daki gösterileri selamlarken, Tunus’taki gösteriler karşısında tamamen sessiz kaldığını görmek gerekir.

Sınıf karşıtlığı

7 yıl önce Ben Ali rejimine karşı devrimci isyanın merkezinde yer alan muazzam gelir eşitsizliği, o zamandan bu yana artmaya devam etti. Tunus, AB şirketleri için bile süper-zenginlerin “vergi cenneti” olurken, en temel geçim malları, özellikle gıda fiyatları, rekorlar kırıyor. Bu olgu, piyasa spekülasyonu ve hükümetlerin temel ürünlere sübvansiyonu kaldırmış olmasıyla körükleniyor. 7 yılda dış ticaret açığı üçe katlandı, Tunus dinarı dip yaptı, borçların maliyeti hızla yükselirken sıradan insanların yaşam standartları çökertildi. En son kamuoyu anketlerinden birinde halkın yüzde 73.3’ünün “ekonominin yanlış yönde” gittiğini düşünmesi, hiç şaşırtıcı değil.

Daha yoksul iç bölgelerdeki durum özellikle patlayıcı, çünkü yerel halk kesimleri hiçbir değişim ya da anlamlı bir kamu yatırımı olmadığını görüyorlar. Çoğu genç insan 2010-11’de kanını daha fazla sefalet ve işsizlik için harcamış olduğunu hissediyor. Sejnane bölgesinde 2017 yılı sonunda bir ay içinde işsizlik, yoksulluk ve kamu hizmetlerinin özelleştirilmesine karşı iki genel grevin gösterdiği herhangi bir kıvılcım bu barutu patlatabilir. Bu seferki kıvılcım, Aralık 2010’da Arap Baharını tetikleyen Bouzizi’nin kendini yakmasına benzer biçimde, 5 çocuk annesi yoksul bir kadının belediye binası önünde kendini yakmasıyla başladı.

Dünya Bankası rakamları bile, Tunus orta sınıfının 2011’den bu yana yarı yarıya daraldığını gösteriyor. Sadece bu bile Tunus’ta kapitalizmin karşı karşıya olduğu açmazı göstermeye yetiyor: 2011 devrimi ile egemen sınıf parlamenter demokrasi usulüne geçmeye zorlandı, ama bunun istikrarlı bir ekonomik zemini bulunmuyor. Son 6 yıldır ortalama ekonomik büyüme yüzde 1’in altında, dolayısıyla kapitalistlerin, yeniden yapılandırılan siyasal sistemlerine toplumsal taban ve dayanak sağlamak için, işçiler ve yoksullara dönük en ufak esneme şansı yok.

Bu gerçekliğin kanıtı, Ben Ali’nin devrilmesinden bu yanaki 7 yılda, 9 hükümetin gelip gittiği söylemek yeter. Kitlelerin aşağıdan sallamasıyla, çoğu sarsılıp dağıldı, bazıları düştü. Mevcut rejimin de kaderi farklı olmayacak. Yusuf Şahed’in “ulusal birlik” denilen hükümeti 4 partiden oluşuyor, başını Nida Tunes (Ben Ali’nin dağılmış partisinin kalıntıları üzerinde kurulmuş bir parti) ve Ennahda (ülkeyi 2013’den itibaren yöneten sağcı İslamcı parti) çekiyor. Her ikisi de iç krizlerle boğuşuyor ve ayrışmalar yaşıyor.

Nida Tunes, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Cahid Essebsi’nin partisidir, ve kendi oğlu Hafedh tarafından yönetilir. Bu Tunus’ta en nefret edilen siyasal figürdür. Ennahda lideri Raşid Ganuşi ise ikinci sırada gelir. Yaklaşan yerel belediye seçimlerini halkın yüzde 70’inin boykot edeceği öngörülüyor. Tüm bunlar yönetici aygıtın anti-popülaritesine işaret ediyor, Ben Ali rejimiyle bağlantılı şahısların doğrudan hükümette yer almaya devam etmesi de bu öfkeyi körüklüyor.

Geçen yıl, hükümet bir “yolsuzluk karşıtı kampanya” başlatarak büyüyen güvensizliği frenlemeye çabaladı. Yolsuzluk Ben Ali döneminde olduğundan bile daha büyük. Eski-diktatör sırasında iç halkaların kontrolünde merkezileşmişken, şimdi tüm siyasete yayılmış durumda. Yönetici elitin aşırı yolsuzluğu devrimi körükleyen önemli bir etkendi, ve şimdiki siyasetçiler de bunun fazlasıyla farkında. Bu yolsuzluk karşıtı kampanyada birkaç üst düzey yetkili tutuklandı. Ama halkta hükümetin bu işi ciddiyetle ele alacağına dair hiç güven yok- çünkü hükümet partilerinin kendileri Ben Ali döneminin yolsuzluk davalarını aklayan kanunun mimarları…

Hain sendika ağaları

Mide bulandırıcı biçimde, Tunus İşçileri Genel Konfederasyonu kemer sıkma paketleri konusunda son derece işbirlikçi bir tutum içinde. Önceki toplumsal hareketler onları biraz retorik mesafe koymaya zorlamış olsa da, durumda bir değişme yok. 2017 yılı boyunca, anaakım medya sendika genel başkanı Nurettin Tabubi’yi bolca övüp durdu, genel başkan seçilmesi sınıf işbirlikçiliğinin pekişmesinin de en açık göstergesi. Mevcut neoliberal hükümetin “sosyal danışmanı” gibi hareket ediyorlar ve hükümetin işçilere ve yoksullara açtığı savaşa karşı kıllarını bile kıpırdatmıyorlar. Şimdi de ezilenlerin yanında görünmeye çalışmak için taklalar atıyorlar. Eylemci kitleler, gayet haklı olarak, sokağa dökülmek için sendika patronlarının işaretini beklemiyor, yoksa sonsuza kadar beklemeleri gerekecekti.

Sendika efendileri şiddet ve yağma eylemlerine karşı hemen kaşlarını kaldırıyor. Efendim bu gibi vandalizm eylemleri bastırılmalıymış, devletin rolünü üstleniyorlar, hareketin taleplerini itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar, ve onu barışçıl etkisiz protestolara indirgemeye çabalıyorlar. Ajan provokatörler ve kundakçılar elbette hareketten tecrit edilmeli, ama bunun sorumluluğu da sendika yöneticilerindedir. Çoğu yoksul ve yabancılaşmış genç insanlar kör ve umutsuz eylemlere girişebiliyor, çünkü bu “önderler” işlerini sattı, gençlerin sosyal koşullarını tahammül edilmez hale getiren saldırılara karşı hiçbir şey yapmadı.

Bu “liderler” mevcut hareketi genişletmek ve güçlendirmek için bir şey yapmıyorsa, yapacak olanlar onların yerini almalı. Mali Kanun’a karşı güçlü bir grev hareketinin, sendikaların ülke çapındaki tüm şubelerinde örgütlenmesi gerekirdi. Ben Ali’nin 7 yıl önce kaderini tayin eden işçi sınıfının organize kalkışmasıydı, eski rejimin ekonomik politikalarını sürdürmeye çalışanların hepsini yenilgiye uğratacak olan da aynı güç olacaktır.

“Halk Cephesi” sol koalisyonu liderlerinin hareketi ilerletme çağrısı doğrudur. Ancak bunun paralelinde “erken seçim” çağrıları yapmaları, hareketin şimdi neye ihtiyaç duyduğunu anlamıyor. İlke olarak şu anki idarenin kumandasına erken bir son verebilecek seçimlere ilke olarak karşı olmasak da, mücadelenin yükseldiği bir süreçte bu tür bir fikrin ortaya atılmasının Halk Cephesi liderlerinin tabandan gelişen toplumsal savaşımı kurumsal politikanın güvenli kanallarına akıtma alışkankanlığını gösteriyor. Çoğu kişi, bu liderlerin 2013’te iki harika devrimci fırsatı benzer bir strateji ile harcadığını unutmuş değil.

Bizim görüşümüze göre, “Ne bekliyoruz” kampanyacılarını, işçileri ve sendika tabanlarını, işsiz örgütlerini ve yerel toplulukları, siyasal ve sosyal aktivistleri, “Mali Kanun” ve Şahed hükümeti formundaki yaratıcısı düşürülünceye kadar güçlü bir birleşik cephe halinde biraraya gelmesinin örgütlenmesi ve hareketin tırmandırılması gerekiyor. Ama son 7 yılın deneyimlerinin gösterdiği gibi, hareket devrimin istemlerine dayalı kendi bağımsız politik ifadesini yaratamadığı sürece, kapitalist yönetici sınıf, durmaksızın kendi çıkarlarına göre hükümet takımları çıkarıp halkın esinini yıkıyor. Bunun bir kez daha tekrarlanmasına izin vermemek için, işyerlerinde ve yerellerde hareketi aşağıdan inşa edecek ve hükümeti devirme amacına dönük bir kitlesel siyasal mücadeleyi koordine edecek, ve işçilerin, yoksul köylülerin ve gençlerin demokratik olarak aşağıdan seçecekleri delegelerine dayalı bir devrimci halk hükümeti modelini hazırlayacak, kitle eylem komitelerinin oluşturulması gerekir. Bankaların, fabrikaların, büyük arazilerin ve zenginliklerin toplumsal mülkiyetine dayalı sosyalist demokratik politikalarla, çoğunluk için kökten farklı bir gelecek kurulabilir.

Taleplerimiz:
– Mali Kanun iptal edilsin, borçların ödenmesi reddedilsin
– Fiyat artışları geri alınsın, ücretler ve geçim yararına kamu subvansiyonları genişletilsin
– Tutuklanan tüm eylemciler derhal bırakılsın, olağanüstü hal kaldırılsın
– Şahed hükümetini düşürmek için ülke çapında genel grevi hazırlayacak seri bölgesel genel grevler örgütlensin
– Kamusal altyapı yatırımları ve iç bölgelerin gelişimi, işsizlere insanca yaşanacak ücret ve haklarla istihdam için geniş bir plan yapılsın
– Bankaların, büyük şirket ve arazilerin kamulaştırılması ve demokratik halk denetimi
– İşyerleri, köyler ve yerellerde işçilerin, yoksul köylülerin ve gençlerin demokratik olarak seçilmiş temsilcilerine dayalı bir halk hükümeti…

Serge Jordan ve Al-Badil al-İştiraki (Tunus Sosyalist Alternatif) üyeleri

Kaynak: http://www.socialistworld.net/index.php/international/africa/145-tunisia/9594-tunisia-explosion-of-protests-against-government-financial-measures-2

Serbest Çeviri: Devrimci Proletarya

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*