Anasayfa » DÜNYA » Tuhaf zamanlarda yaşıyoruz!

Tuhaf zamanlarda yaşıyoruz!

İran, “Kasım Süleymani’nin intikamı kapsamında” olduğunu belirterek, Irak’taki iki ABD üssüne yoğun balistik füze saldırıları gerçekleştirdi. Çeşitli haberlere göre ABD üslerinde ölen askeri personel sayısının 50 ile 80 arasında olduğu belirtiliyor.

Savaş mı çıkacak?

ABD emperyalist kapitalist ve İran bölgesel tekelci kapitalist güçleri arasında bir savaş çıkması olasılığı halen düşük görünüyor.

Son haberlere göre İran’ın Irak’taki ABD üslerini vurmasından sonra ABD F-16 savaş uçakları İran’a doğru havalandı, ancak sonra geri çağrıldı. Trump’ın hazırlandığı “ulusa sesleniş” konuşması da – bu konuşmada İran’a savaş ilan edebileceği üzerine spekülasyon yapılıyordu- iptal edildi.

İran Ordusu komutanlığı, “ABD’nin yanıt vermesi halinde çok daha sert ve ezici karşılık verileceği” açıklaması yaparken, İran Dışişleri Bakanı Zarif, “meşru müdafaa adına orantılı adımlar attık, gerilimi tırmandırmak ve savaş istemiyoruz. Ancak bir saldırı olursa kendimizi koruyacağız” dedi.

ABD ve İran’ın her ikisi de, klasik cellat papaz hamleleri ve açıklamalarıyla, tırmanan askeri gerginliği, şimdilik Irak’ta karşılıklı sert nokta vuruşlarla devam eden bir düello ile sınırlı tutarak, soğutmaya doğru götürecek gibi görünüyor.

İran’ın Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesinin ardından birkaç gün bekleyip ABD, Britanya, Almanya ve Fransa’daki havayı koklayarak, oldukça sert bir saldırı gerçekleştirmesi; sonra “ABD’den daha büyük bir saldırı gelmezse” saldırıları sürdürmeyeceği minvalinde açıklamalar yapması; ABD’den daha büyük ve doğrudan İran topraklarına dönük bir saldırı gelme olasılığının düşük olduğunu değerlendirdiğini gösteriyor.

Nitekim ABD emperyalist haydutu, Kasım Süleymani’yi öldürdükten sonra İran’dan çok ABD’nin içi karışmıştı. Pentagon, Kasım Süleymani’yi öldürdükten sonra yaptığı açıklamada, “Trump’ın emriyle” diye özellikle vurgulayarak, topu Trump’a atmış, adeta saldırının sorumluluğunu almak istemediği izlenimini yaratmıştı. Trump, “İran’ın kültürel -yani dini- varlıklarını vurabileceklerini” söyleyerek iyice provakatifleşirken, Savunma Bakanı, ABD’nin böyle bir politikasının olmadığını açıkladı. Savunma Bakanı ve Pentagon Trump’la ters düşen ve Kasım Süleymani’nin öldürülmesini -açık ya da örtük biçimde- “sorunlu ve yanlış” gördüklerini ima eden açıklamalar yaptı, Demokrat Parti Trump’un savaş yetkilerini kısıtlayacak önerge vereceğini açıkladı. Hepsi bir yana, ABD emperyalizminin Irak’taki komutanının, Irak yönetimine ABD ordusunun Irak’tan çekileceğini bildiren açık bir mektubu yayınlandı. Beyaz Saray bu mektubu yalanlayamadı, ama mektupta kendi komutanının dile getirdiklerinin yanlış olduğunu, böyle bir çekilme olmayacağını açıkladı. Yani tam bir kakafoni!

ABD emperyalist kapitalist mali oligarşisi içinde en azından dış politakalarında 3 farklı eğilim ve güç çekişmeleri olduğu biliniyor; bu, Trump’ın bazan 24 saat içinde birbiriyle bağdaşmayan 2-3 açıklama yapmasından da açıkça görülüyordu. Süleymani’nin öldürülmesi, ABD emperyalist kapitalizminin iç çelişki ve çekişmelerini derinleştirmiş görünüyor.

Yanısıra Britanya, Almanya, Fransa da, şimdilik (muhtemelen AB’deki krizi derinleştireceğini, İran ve Rusya ile ekonomik ilişkilerini riske edeceği, ABD ile Rusya-Çin arasında sıkışmış konumlarını daha da zorlaştıracağını, Batı emperyalizminin irtifa kaybını artıracağını düşündükleri) bu tür bir savaş istemediklerini, ABD İran’la savaşa girerse bu kez körlemesine peşinden gitmeyecekleri mesajı verdiler. Almanya Irak’tan askerlerini kısmen çektiğini açıklayarak, ABD’ye bu mesajını da alenileştirdi; yani “ateşle oynamaya devam edersen, ben yokum” demiş oldu. Hemen ardından Fransa ve bazı AB devletleri daha Irak’tan askerlerini çekebileceklerini açıkladı.

Bununla da kalmadı, ABD’nin İran’a karşı hazır askeri olabileceğini umduğu Suud, BAE, Bahreyn, Katar da, böyle bir savaşta İran’ın başlıca hedefi olabilecekleri ve petrol fiyatlarını zıplatacak olmasıyla küresel krizi de derinleştireceği korkusuyla, ABD’den “tansiyonu düşürmesi”ni istedi. Hatta Suud ABD’ye Katar İran’a apar topar heyetler yollayarak, Körfez petro-dolarlarını riske etmemelerini istediler.

Sonuç olarak ABD İran’a ağır bir hava saldırısı düzenleseydi, ABD emperyalist oligarşisinin içi daha bir karışacak, ABD bunu kendi içinde, AB’de ve dünyada meşrulaştırmakda çok zorlanacak, daha kırılgan bir duruma düşecekti. İran da bu durumu okudu, kendi içine ve bölgesel müttefiklerine “Süleymani’nin altında kalmadı” dedirtecek düzeyde bir saldırı yaptı. Zaten, ABD mali oligarşisinin diğer klikleri bile, “Trump içe dönük çatırdayan iktidarını konsolide etmek için bunu yaptı” gibisinden, Süleymani saldırısını Trump’ın başına yıkarak durumdan sıyrılmaya çalıştılar; öyle ki, herkesin beklediği “İran’ın orantılı bir karşı saldırısı” adeta baştan meşru kabul edildi. Yani ABD haydutlarının bir kısmının, neredeyse İran’a, “hadi kontrollü biçimde bir şeyler vur da, bu işi kapatalım” diye açık mektup yazmadığı kaldı. (Ama o mektubu, zaten ABD’nin Irak’taki generali yazmıştı!)

Sonuçta, ABD emperyalist haydutu bölge çakalı İran’ın “büyük adam”ını öldürerek ona ağır bir darbe vurmuş göründü ama, aynı zamanda kendi iç zaaflarını da dünya aleme ilan ederek kendi ayağına sıkmış oldu.

Mali oligarşik entrika politikaları olursa ancak bu kadar olur. ABD emperyalizmi “hala patron benim” diye ağır bir saldırı yapıyor, Trump bunu sallanan koltuğunu konsolide edebilmek için kullanıyor, vuran Pentagon ama “ben sadece tetikçiyim” diye saldırıyı sahiplenmiyor, ABD oligarşisinin diğer klikleri kadim düşmanları İran ile adeta Trump’a karşı örtük ittifak yapıyor (Trump’ta seçilmek için Rusya ile ittifak yapmıştı!), Trump’ın “ulusal seslenişi” ağzına tıkanıyor; Körfez petro-dolar oligarşileri ABD’den İran’ı vurmamasını rica ediyor; İran Süleymani’nin öldürülmesine “iç çelişkilerimi bastıracağım, nasıl korkusuz bir cevap verip -iç çelişkileriyle zaaflı bir anında- ABD’ye meydan okuduğumu göstereceğim” diye adeta seviniyor, “bak bende ölecek adam zaten bozuk para gibi” dercesine, Süleymani’nin İran’daki cenazesinde de 50 kişi ezilerek ölüyor.

Hakikaten tuhaf zamanlarda yaşıyoruz!


Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*