Anasayfa » GENÇLİK » TİKB-GK İleri Militanlar Toplantısı Sonuç Bildirgesi

TİKB-GK İleri Militanlar Toplantısı Sonuç Bildirgesi

www.devrimciproletergenclik.org‘da yayınlanan bu yazıyı güncel öneminden dolayı yayınlıyoruz.

www.devrimciproletergenclik.org, 21 Ocak 2010

TİKB içerisinde yaşanan ayrışma ile ilgili tek gündemli ve iki oturum olarak toplanan TİKB-Genç Komünarlar İleri Militanlar Toplantısı sonuç bildirgesidir. Toplantı bileşimi coğrafi ve alansal temsili sağlayacak ve tüm GK üye, aday üye ve sempatizanlarını temsil edecek şekilde şekillenmiştir. Bu bağlamda GK-MK dahil 8 ilden GK üye, aday üye ve ileri sempatizanlarının katılımıyla bir irade şekillenmiştir.

TİKB-GK İleri Militanlar Toplantısı Sonuç Bildirgesi
İşçi sınıfına, gençlik hareketine ve tüm örgüt güçlerimize…

TİKB içerisinde teorik-siyasal-örgütsel-pratik tüm yönleri kapsayan bir kriz uzunca bir süredir gündemdedir. İdeolojik ve örgütsel birliğimizin önce zayıfladığı, sonraki aşamalarda ise tümden yok olduğu bu kriz süreci oldukça sert bir iç mücadele olarak yaşanmıştır. Bu krizi köklerine inerek tüm kapsamı ve öncelleriyle birlikte çözüme kavuşturmak, proletarya hareketinin güncel ve stratejik sorunlarına yeni düzlem içerisinden daha üst bir düzeyden ortaklaşmak için örgütlenen Olağanüstü Konferans süreci sonuca ulaşmamış, krizimiz daha üst bir boyuta sıçramıştır.

İdeolojik görüşlerdeki keskin farklılıklar Konferans düzleminde örgütsel bir ayrılıkla sonuçlanması muhtemel bir ortamı yaratmışken TİKB tarihinde yaşanmamış ve geleceğimizde asla yeri olmayan kirli ayak oyunları ve kirli ittifaklarla Konferans sürecinin sağlıklı bir şekilde sonuçlanmasının zemini ortadan kaldırılmıştır. Konferans zemininde tartışma ve iknaya dayalı ideolojik birliğin yeniden ve daha üst bir düzlemden tesisini sağlayan bir birlik, olamıyorsa ideolojik görüşlerdeki ayrımlara dayalı bir ayrılık ideal olanı olurdu. Böylesi bir ayrılık da elbette ki biz GK‘lıları memnun eden bir gelişme olmazdı ancak siyaseten doğru olanı bu olurdu.

TİKB-GK olarak Konferans platformunun sonuçlanamamasını ve bu süreci kilitleyen yaklaşımları şiddetle kınıyoruz. Politik cesaret ve komünist tutarlılık, örgütsel ayrılık yaşanacak olsa dahi ideolojik ayrım niteliğindeki görüş farklılıklarının sonuna kadar meşru platformlarda tartışılmasını gerektirirdi. Bu platform her ne kadar kabuklaşmış ve birçok yönden meşruiyeti tartışılır duruma gelmiş olsa da hukuksuz ve oldu-bittici yaklaşımlarla sonlanması kabul edilemezdir.

Konferans sürecinin kirli ayak oyunlarıyla, komünist yoldaşlık ilişkilerinin de ortadan kaldırıldığı ve güvensizlik ortamı kalıcılaştırılarak kilitlenmesi ve böylesi yöntemlerle oluşturulan “hizip” iddialarına bakışımız nettir. Süreç içerisinde temsilcimizce de dile getirilmiştir. İdeolojik birlik örgütsel birliğin temelini oluşturur. İdeolojik birliğimizin çözüldüğü bir ortamda grupların oluşması kaçınılmaz olmuştur. Bu grupların sayısı da üçtür. Bu olgu kanıt ve beyanlarla sabittir. ML bir partide kabullenilemeyecek bu durum yaşadığımız olağanüstü sürecin bir sonucu olarak yaşam bulmuştur. Çözümü ise öncelikle ideolojik birliğin yeniden sağlanması, teorik-siyasal-örgütsel-pratik yeni ve daha üst bir birlik temelinde yürüyüşümüzün netleşmesiyle mümkündü. Ancak süreç böyle işleyememiş, işletilmemiştir.

Görüş ayrımlarının kendilerini net bir şekilde ortaya koyduğu bir kesitte Konferans platformunda iknaya ve kavratmaya dayalı bir ortaklaşma yönelimi yerine siyasal linç kampanyaları ile proletarya sosyalizmini savunan bir grup delegeyi tasfiye etmeye dayalı bir çözüm diğer iki grupça gündeme getirilmiştir. Siyasal olarak mahkum edilemeyen görüşlerin örgütsel tasfiye ve ayak oyunlarıyla saf dışı bırakılması, bu görüşlerin oluşmasında yoğun emek sahibi yoldaşlarımız itibarsızlaştırılarak gözden düşürülmesi hedeflenmiştir.

TİKB-GK İMT iradesi programatik görüşler başta olmak üzere siyasal, örgütsel ve pratik halkalarda da gerekli değişim ve yenilenmeyi zamanında yapamayan, sorunların çözümünü bütüne mal ederek ileriye doğru yürüyüşümüzün önündeki engelleri kaldıramayan başta merkez organları olmak üzere tüm yönetici ve kadrolarıyla TİKB’yi bu yönleriyle kınamaktadır. Bu noktada eşitleyici bir bakışa sahip olmadığımız gibi hayata cellat ve kurbanlardan ibaret bir resim gibi bakmadığımızın da altını çiziyoruz. Özellikle fiili tasfiyecilik yıllarında örgütün en dinamik kesimi olmamıza ve bu süreçte faaliyetini durdurmayan sınırlı alanların çoğunluğunu oluşturmamıza rağmen biz genç komünistlerin de ciddi hataları olmamış değildir. Ancak bu hata payı MK ve MÖK ile elbette ki kıyaslanamaz.

TİKB-GK olarak, TİKB‘nin çalışma alanlarında faaliyetlerin askıya alındığı özellikle son bir yıllık dönemde toplam boşlukları da doldurma yaklaşımıyla faaliyetlerimize gençlik çalışması ile sınırlanmaksızın öne atılma yaklaşımında olduk. Gücümüz, bilincimiz elverdiğince TİKB‘den gelen ideolojik-siyasal önderlikten yoksun, en ufak bir destek bir yana pratik engelleme çabalarını da aşarak, bu hatta ilerledik. Bu durum zaman zaman gençlik çalışmasını boşlamımıza dahi yol açtı. Çözüme doğru yol alındığı bilinci ve umuduyla yaşadığımız ciddi sıkıntılar dahi kriz konusu yapılmadı.

Tüm bu süreçlerin ardından gelinen noktayı TİKB-GK güçleri olarak kabul etmiyoruz. Gelinen noktada toplam bir tepkimiz olmakla birlikte gençlik örgütü olarak kendi pratiğimizin ve bu güne kadarki yürüyüşümüzün de bir sonucu olarak belirgin görüşlerimiz de bulunuyor. Bundan sonraki yürüyüşümüzü ise tepkisellik ve buna dayalı savrulmalar değil ideolojik tercihler belirleyecek.

İdeolojik tercihin zemini

TİKB-GK olarak bu süreçteki tutumumuzu belirlerken salt güncel olanı duygusal yönden değerlendirme yaklaşımından şiddetle uzak durduk. Her bir yoldaşımızın gelecekte kadrosu olmayı idealleştirdiği örgütümüz TİKB‘nin yaşadığı sorunlar ve yaşanış biçimleri bizleri duygusal yönden ve derin bir şekilde etkilese de kararımızı belirleyen bu duygusallık olmadı.

TİKB içerisinde üç ana görüş biçiminde gruplaşarak da varlığını sürdüren görüş ayrımları kendi içerisinde ince olmayan ayrım çizgilerine sahiptir. Asgari bir ML birikime sahip olan gençlik kadroları olarak da mevcut birikimimizin üzerinde olmayan ML’nin ana ilkeleri ile çelişen görüşleri gündemimizden uzak tutmamız şaşırtıcı da değildir.

“21. yy.’ın Parti Modeli” adı altında farklı ideolojik görüşlerin TİKB içerisinde varolabilmesini, çok partili sosyalizmi savunan, komünizm ufkundan uzak merkezsiz parti görüşüyle durumu teorileştirmesinin yanı sıra özü ruhu itibariyle de liberal demokrasiyi savunan bir görüş bizim görüşümüz olamazdı.

Aynı şekilde “Kent yoksulları yaklaşımına muhalif bir çizgi” adı altında işçi sınıfını algısı bu hareketin kuruluş dönemindeki algısından dahi geriye saran, sınıfı toplumsal kategori seviyesine indirgeyen, sınıfın bağımsız örgütlenmesi ilkesini yadsıyan ezilenci-toplumsalcı, pratiği itibariyle de dar antifaşist semt devrimciliğinin kötü bir kopyası olan bir görüş de bizlerin görüşü olamazdı.

Sosyalist devrim stratejisini kitabi bir söylem olmaktan çıkartarak emperyalist kapitalizmin Türkiye’de ve dünyada geldiği düzeyi tahlil eden, işçi sınıfının değişen yapısını ve kolektif işçi niteliğini tespit eden, tüm bu gelişmelerin içerisinde çözülen faşist diktatörlüğün yerini alan gericilik birikimi yoğun neoliberal burjuva demokrasisini tespit eden ve bu koşullarda mücadelenin ihtiyaç duyduğu örgüt modelenin ana esaslarını ortaya koyan proleter sosyalist eksen ise komünist hareketin Türkiye’de ve dünyada yaşamakta olduğu krizi çözmeye adaydır.

Program-tüzük işlerliğinden yoksunluk

TİKB’nin yaşadığı bu krizli durum ideolojik ayrımların eksenleşerek ilerlemesinden kaynaklanmaktadır. Ancak yapısal tarihsel sorunlarımızla bu süreçte de belirleyici olan fiili tasfiyecilik halinde hemen her köklü sorunun kalıcılaşması, çözülememesinde geçmiş MK ve onun atadığı MÖK özel olarak sorumludur. Merkezi düzeyde görev almış kadrolar başta olmak üzere tüm TİKB delegasyonu sorunu çözüme götürememesiyle bizce bu tablodan sorumludur. Burada sorumluluğu eşitleyen bir yaklaşım içerisinde elbette ki değiliz. Ancak toplam bir tablo var ise bundan toplam olarak sorumlu olan bir bileşim de vardır. Geleceğimizde bu tabloların yaşanmaması program ve tüzük işlerliğine bağlı disiplinli bir komünist parti düzlemine geçmekle mümkün olacaktır. Ancak bu tabloda geleceğin parti kadroları olan biz genç komünistler de özel bir sorumluluk ve denetleyicilik görevi üstleneceğimizi beyan ediyoruz.

Gelişimin yönü- Gerçekliğin ağırlığı

Toplumun proleterleştiği proletaryanın toplumsallaştığı, artı-değer sömürüsünün toplumun bütününe yayıldığı bir dönemde komünist bir gençlik örgütü olarak yürüttüğümüz faaliyetler bu gerçekliğin dışında değildir. Öğrenci gençliğin proleterleşme süreci, bu yöndeki çözümlemelerimiz yılları bulan çalışmaların da bir ürünü olarak bu gün öğrenci gençlik sendikal bir örgütlülüğe sahip olmuştur. Mevcut öğrenci gençlik sendikası yapısı ve özgüllüğü içrisinde tam olarak istenilen düzeyde olmasa da böylesi bir gerçekliğin üzerine oturmaktadır.

Eğitim-sermaye kaynaşması üst bir düzleme sıçramış, öteden beridir sisteme kadro yetiştirme misyonu olan üniversite ve liseler daha da dolaysızca sermayenin kontrolüne geçmiştir. Eğitimin içeriği sermayenin ihtiyaç duyduğu kadar bilimsel, neoliberal demokrasinin sınırı kadar demokratiktir. Düz bir çizgide ve tüm yönleriyle olgunlaşmış olmasa da gelişimin yönü gerçekliğin ağırlığı böyledir.

Gençlik örgütleri gençlik içerisinde salt demokratik taleplerle ilerleyerek zaman zaman da paralı eğitim, yaşam koşulları gibi gündemlerde salt ekonomizme dayalı ya da etki-tepki odaklı ve direniş çizgisinde dar antifaşist bir faaliyet yürütüyorlar. GK olarak yönelim olarak olmasa da pratikte bu tablonun dışında değiliz.

GK olarak öğrenci gençlikteki proleterleşme dalgasını esas alarak, eğitim-sermaye kaynaşmasını ve eğitimde emek gücü sömürüsünü tespit ederek, meslek liseleri ve meslek yüksek okulları başta olmak üzere işçi-öğrenci kavramlaştırmasında somutlanan bir yönelime sahip olarak, meslek temelli çalışma esprisi içerisinde sınıfın yeni bileşimine ve kolektif işçi bilinci yaklaşımına sahip olarak esasta geleneksel gençlik örgütlerinden ciddi farklılıklar taşımaktaydık. Ancak bu politika ve yönelimleri hayata geçirme noktasındaki başarısızlığımız bizim olmamız gereken yerde olamamızı koşulladı. Bunda temel etmenler olarak politik olarak sosyalist devrimci bir içeriğe sahip olmakla birlikte örgütsel-pratik hatta ve kadro şekillenişinde geleneksel demokratik devrimci biçim-içerik ve alışkanlıklara sahip olmamız, kapsamlı ve ihtiyaca cevap veren bir ideolojik önderliği alamamamız ve tüm bunları da bir noktada toplayan TİKB‘nin içerisinden geçtiği sürecin de bir nedeni ve sonucu olarak ara sınıf duruş ve tutumunun bizim içimizde de güçlü bir zemininin bulunuşu, sonuç olarak da devrimci kopuşta somutlanan sıçramayı yapamamış oluşumuz sonucu belirledi. Belirli ileri adımlar atmakla birlikte toplamda bir dönüşüm sağlanamadığından bu eklektizmin üzerine çıkılamadı.

Burjuva egemenlik sistemi geçmişe göre katmanlılaşmış, ağlarını sıkılaştırmıştır. Neoliberal birey oluşumu eğitim-kültür-gelenek tüm yönleriyle gençliğe empoze edilmiş neoliberal toplum yapısı öncelikle gençlik üzerinden yaşama geçirilmiştir.

Eğitimin içeriği ve yaratmaya çalıştığı kuşak özellikleri itibariyle 12 Eylül’den beri uygulana gelen eğitim politikaları esasta birbirini bütünlemektedir. Devrimci gençlik hareketi ve onu oluşturan gençlik örgütleri halen daha eğitimde demokrasi sorununu mutlaklaştırarak ve sorunu belli yönleriyle de sınıf dışılaştırarak varolmaya çalışıyor. Çözülen demokratik devrimcilikle birlikte gençlik örgütleri de proletarya dışı ideolojilerden beslenen, politikası belirsiz, duygu açısından tutkusuz sosyal çevrelere doğru çözülüyor. Neoliberal yaşam ve onun yarattığı birey oluşumları gençlik örgütlerinin içerisine taşınıyor ve buna karşı tutumlar çeşitli yönlere savrulmalar biçiminde yaşanıyor. Genel eğilim liberalizmi ve örgütsel açıdan anarşizmi meşrulaştırarak uzlaşmacı bir çözüm olmakla birlikte (Buna kitleselleşme denemese de görece hızlı bir çoğalmanın da sebeplerinden birisidir.) bizimki gibi devrimci direnişçi yönü baskın örgütlerde devrimci anlamda zorlama, sonuç yaratmazsa bastırma, dayatma biçimleri daha fazla göze batıyor. Bu iki ana eğilim karşıt gibi görünse de sorunu yok sayarak çözüme gitme yöntemi genel paranteziyle özde aynıdırlar. Gençlik kadrolarının ya hızlıca mücadele dışına düşmeleri ya da biçimsel olarak geleneksel devrimci karikatürüne dönüşmelerinin de temel sebeplerinden birisi budur. Bu sorun gençlik örgütlerinin kadrosal ve örgütsel sorunlarının başlıcalarından birisini oluşturur. Güne cevap veremeyen mücadele programları nasıl kabuklaşarak dökülmekteyse çözüm de sorunun içerisindedir. Bizim devimci kopuşla birlikte bu soruna yaklaşımımız komünist ideolojiyi yaşamın içerisinden ve canlı kavranışıyla birlikte yeni temelde ve içerikte mücadelede yoldaşlaşmak, içerikten müdahil olmak yoluna gideceğiz.

Bu noktada devrimciliği burjuvazinin salt siyasal iktidarına karşı mücadele olarak mutlaklayan dar antifaşizmde somutlanan devrimci şekilleniş ve bunun yarattığı geleneksel devrimci kodları ileriye doğru aşarak burjuvazinin faşizmine olduğu kadar demokrasisine karşı da militan bir mücadele yürüten, siyasal iktidar esas olmakla birlikte burjuvazinin toplumsal iktidarını da hedefleyen ve bu konuyu da mücadelenin dolaysız bir parçası haline getiren bir yaklaşım içerisinde olacağız. Böylesi bir mücadele anlayışı içerisinde sosyalist kültür ve ilişkilerin gökyüzünün ulaşılmaz noktalarından içimize, yaşamımızın orta yerine indirerek yoldaşlık ilişkilerini de bu temelde kurarak bugünün ve geleceğin gençlik örgütünü oluşturacağız.

Daha önceki dönemlerden kalan, bugüne ve geleceğe cevap vermeyen ideolojik-siyasal-örgütsel-pratik tüm halkalar birbiriyle de ilişkili olarak ve herşeyden önce de örgütsel emeğin kolektif birliği yaklaşımıyla kolektif bir emek seferberliği başlatacağız. TİKB içerisindeki süreci örgütsel açıdan yekpare olarak yaşayan ve atlatan GK bu süreçte ideolojik-siyasal-örgütsel-pratik her konuyu kapsayacak şekilde bir yeniden yapılanma sürecine girecektir. Temel gündemimiz de budur. Bu süreç, kadrosal ve örgütsel dönüşüm süreci mücadelenin dışında ve dar bir bileşenle değil mücadelenin göbeğinde ve cesaretle tüm sorunların üzerine giderek güçlü bir özeleştiri ve eleştiri geçirmemizin yanı sıra kurucu bir süreç olacaktır.

TİKB-Genç Komünarlar olarak İleri Militanlar Toplantımız iradesiyle tüm yoldaşlarımızı ve dostlarımızı bu kurucu sürecin öznesi olmaya, proletarya sosyalizmi zemininde devrimci kopuşu örgütleme kararlılığıyla dönüşmeye/dönüştürmeye ve başta Genç Komünarlar şehidimiz Nurettin Demir yoldaş şahsında tüm şehit yoldaşlarımızın bizleri denetleyen gözleri altında devrimci bir emek seferberliği yaratmaya çağırıyoruz.

Yaşasın Marksizm Leninizm!
Yaşasın Proletarya Sosyalizmi!
Yaşasın TİKB, Yaşasın Genç Komünarlar!

Ocak2010
TİKB-Genç Komünarlar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*