Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “Tek yürek” mi dediniz?

“Tek yürek” mi dediniz?

“Van için tek yürek” sloganı altında 10 TV şirketinin, çok sayıda dizi film yıldızının da katılımıyla yaptığı ortak canlı yayın organizasyonunda Van depremzedeleri için 62 milyon lira toplandı.

Program tam anlamıyla bir burjuva sivil toplumcu yönetişim organizasyonuydu. Dişinden tırnağından artırabileceği 5-10 lirası bile olmadığı için evindeki katalitik sobayı veren, cep telefonunu, ev eşyasını satarak parasını veren, çocuğunun kumbarasını kırıp veren işçi ve emekçilerin Van’daki emekçi kardeşleriyle dayanışmasıyla; hepi topu 20 kadar burjuvanın şirketlerinin reklamlarını yaparak ve vergiden düşerek -yani yine işçi ve emekçilere yıkarak- verdikleri, en büyüğü 3 milyon liralık iki yüzlülük “yardımları” aynı kefeye konuldu.

“Hayırsever” burjuvaların -ki içlerinde depremde kağıt gibi çöken kamu binalarından nemalanan mütaahhit şirketleri bile vardı- sadaka niyetine ve reklam için verdikleri toplamı 20-30 milyon lirayı bile bulmayan meblağlar uzun uzun alkışlatıldı, gözyaşları içinde bu leş kargalarının işçi-emekçi düşmanlığını perdeleme çabasının, işçi-emekçileri bir de bu yolla avlayıp aldatmasının aracı yapıldı.

Burjuva “hayırseverliği” mi dediniz? Burjuva “hayırseverlerin” sadaka niyetine ve reklam için, hem de vergiden düşmek üzere ortaya attıkları 20-30 milyon lira için, gözyaşları içinde koşup onların boyunlarına atılmamazı, onlarla “tek yürek” olmamızı mı bekliyorsunuz?

Hayır efendiler! Türkiye’de yalnızca bankaların yalnızca 2011 Mart ayı karları 3 milyar liradır. Yalnızca Koç Holding’in 2010 yılı net karı 1 milyar 700 milyon liradır. Burjuvazinin bu milyar ve milyarlarca liralık karları, milyonlarca işçi ve emekçiyi sefalete sürükleyerek, onların emeklerine, kanlarına, canlarına, yaşamlarına el konularak yapılmış karlardır.

Bu milyarlarca ve milyarlarca liralık karların içinde, Kozlu’daki, Davutpaşa’daki, Ostim’deki, Tuzla Tersanelerindeki iş cinayetlerinde öldürülen işçilerin kan ve ceset parçaları da vardır. Bu milyarlarca ve milyarlarca liralık karların içinde, sosyal güvenlik sisteminin tasfiyesinden, eğitim, sağlık, emekliliğin özelleştirilmesinden gelen karlar da vardır. Bu milyarlarca ve milyarlarca liralık karların içinde, burjuva devletin kitlelerden topladığı ve buharlaşıp o “hayırsever” burjuvaların cebine giriveren 2 milyar liraya yakın “deprem vergisi” vardır. Bu milyarlarca ve milyarlarca liralık karların içinde, altında yüzlerce emekçiyi bırakarak kağıt gibi eriyen binaların çürük üretimiyle sağlanan kar artışları vardır. Bu milyarlarca ve milyarlarca liralık karların içinde TV’lerin, dizilerin, şikeci spor endüstrisinin söylediği yalanlar vardır. Bu milyarlarca ve milyarlarca liralık karların içinde Kürt halkına yağdırılan kurşunlar ve bombalar vardır.

“Türkiye’nin doğusuyla batısıyla, zenginiyle yoksuluyla, işçisiyle işadamıyla tek yürek” olmasını mı bekliyorsunuz? Bütün bunları o milyarlarca ve milyarlarca liralık karlarınızdan, onları daha da büyütebilmek için önümüze attığınız sadakayla mı bekliyorsunuz? Van çıkışlı bir burjuvanın Van’a, tabii ki bölgesel asgari ücretle deprem yıkımı içindekileri köleleştirip sömürmek üzere, “500 kişilik tekstil fabrikası yatırımı” vaat etmiş olmasına sevinmemizi mi bekliyorsunuz? “Büyük acılar karşısından tüm ayrımlar biter” öyle mi?

Hayır efendiler! Sizin sadakalarınız sömürdüğünüz ve ezdiğiniz işçi sınıfının, yoksul emekçilerin, ezilen Kürt ulusunun sonsuz acılarının yalnızca üstünü örtmek içindir. İşçileri, emekçileri, Kürtleri, kadınları her gün sonsuz acılarla öğüten kapitalist sisteminizin üstünü örtmek içindir. Bu sistemdeki uzlaşmaz sınıf ayrım ve çelişkisinin, ezen ulus-ezilen ulus ayrım ve çelişkisinin üstünü örtmek içindir.

Fakat bu programanızla da bunu başaramadınız ve başaramazsınız. Programınız, devletten gelen “toplanan paraların kriz merkezine teslimi” uyarısıyla bitti! Bu paralar da deprem vergilerini iç edip burjuvalara akıtan devlete gidecekti. İşçi emekçilerin Van’daki emekçi kardeşleriyle, Türk işçi ve emekçilerin Kürt kardeşleriyle tek yürek olması değildi çünkü istenen! İşçiler ve emekçiler, Van’daki sınıf kardeşleriyle, Kürt kardeşleriyle değil, burjuvazi ve devleti ile “tek yürek” olmalıydılar! Dayanışma, yardımlaşma lazımsa, işçilerin ve emekçilerin tüm yapacağı pamuk eller cebeydi, bir kez daha burjuvazinin iştahına sunulacak toplanan yardım paralarıyla, işçi sınıfının ve emekçilerin aslında burjuvazi ve devleti ile “dayanışması ve yardımlaşması” idi, gerisini burjuvazinin işçi sınıfı ve Kürt halkı üzerindeki “tek devleti” yapardı!

Başaramadınız ve başaramazsınız! Programınız, dişinden, asgari yaşam olanaklarından kıstığı, ya da parası olmadığı için evindeki eşyasını satıp verdiği dayanışma çabasıyla, bir dizi işçi, kamu çalışanı sendikasının tabanlarından gelen dayanışma seferberliğiyle, atık kağıt işçilerinin Van’daki kardeşleri için topladıkları karton paralarıyla…., burjuvaların iki yüzlü sadakalarının “tek yürekliğini” değil, bunlar arasındaki sınıfsal, toplumsal, insani her açıdan derin ayrım ve karşıtlığı sergilemekten başka işe yaramadı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*