Anasayfa » GÜNDEM » “Taziye”: Yüzyıllık ikiyüzlülük!

“Taziye”: Yüzyıllık ikiyüzlülük!

TC Başbakanlık’ın 24 Nisan 1915 Ermeni Sokırımı’nın 99. yıldönümü için 23 Nisan’da internet üzerinden yaptığı “taziye” açıklaması ulusal ve uluslar arası düzlemde gündeme oturdu ve yankısı sürüyor. Konunun direkt muhatapları olan Türkiyeli Ermeniler başta olmak üzere gerek diaspora Ermenileri’nden gerekse de Ermenistan Devleti’nden çeşitli açıklamalar, tepkiler geldi. Türkiyeli Ermeni aydınları ve kanaat önderleri ile kurumlarından “sevinç ve memnuniyet duyulduğu” açıklaması yapıldı. Küresel mali oligarşik güçlerden de tebrik ve destek açıklamaları anında geldi!

Burjuvazinin çeşitli kesimleri ve onların gazete ve televizyon erbabı liberali ile ulusalcısı, şoven faşisti ile kemalisti ve dinci gericisi… her renkten kalemşörleri kendi burjuva ideolojik-politik konum ve çıkarları doğrultusunda yorumlarla gündemi belirlemeye, geniş sınıfsal-toplumsal kesimlerin tarih bilincini rehin almaya, ideolojik-politik yönden kendisine yedeklemeye çalıştı. Kimisi “AKP azınlıklara Cumhuriyet tarihinin nispeten en hür ortamını sundu” diye parlattı. Bir başkası “T’ harfi büyük yazılmak kaydıyla Tarihîdir. Daha ötesi ihtilalcidir”, “ideolojik devrimdir” diye kendinden geçti! Yandaş olanıyla olmayanı liberal burjuva kalemşörlerin genel yaklaşımı bu minvaldeydi. Böylesi liberal sevinç açıklamasının olduğu yerde kemikleşmiş faşist-gerici cenah durur mu, bu kesim de hemen, klasik ırkçı-şoven ve tarihi olguları tersyüz eden resmi devletli görüşlerini boca etti. “Asıl Ermeniler müslümanları kesti” ile başlayanları mı sayalım; “Doğu Anadolu’da bütün bunlar olup biterken, Türk askeri nasıl bir savaşın içindedir bilir misiniz?.. İngiliz Fransız donanmaları Çanakkale Boğazı’na dayanmıştır. Batıda Galiçya cephesinde savaş sürmektedir. Güneyde, Irak’ta İngilizler taarruza geçmiştir. İki ateş arasında kalmışızdır…” diyerek ‘katilin cinayeti işlemesindeki hafifletici sebepleri parlatmaya’ girişenleri mi?

Tarih ve sınıf bilinçli öncü işçiler, komünist işçiler burjuvaziden gelen bu açıklamayla birlikte içerde-dışarda estirilen ideolojik-politik havanın sınıfsal-politik deşifrasyonunu yapmak ve sosyalist politik-sınıfsal tutum almak durumundadır! Öncelikle belirtelim ki yüzyıllık bu acıyı gerçekten duyan, soykırıma uğratılmış atalarının ve kendi tarihini sahiplenmeye, varoluşunu anlamlandırmaya çalışan ve hala bu korkunç katliamın tedirginliğini yaşayan, baskı gören Ermenilerin “taziye” açıklamasından bir nebze memnuniyet duymalarını anlıyoruz! Çünkü onlara “dünyanın tüm dillerinde taziyeler sunuldu” ama, soykırım failinin dilinden, resmi olarak ilk defa duyuyorlar!
Neoliberal burjuva diktatörlüğün soykırım ve Ermenistan ile ilişki sorununun yakın tarihine baktığımızda bu konuda bir değişim olduğu görülüyordu. Küresel mali oligarşinin bölgesel politikası ve bununla uyumlu olarak içeride yaşanan neoliberal dönüşüm, burjuva rejimin kırmızı çizgilerinden olan Ermeni sorunu ve soykırım konusunda da -iç ve bölgesel dış politikasının gerekliliği olarak- bir değişimi dayatıyordu. Ayrıca soykırımın tanınması ve bir takım ekonomik-siyasi ve sosyal hak konusunda uluslar arası düzlemde, küresel mali güçler üzerinden özellikle diaspora Ermenilerinin yürüttüğü politikaları da anmak gerek bu değişimde… Bu doğrultuda içeride Ermenilerin vakıf mallarının mülkiyeti ve bazı dini-sosyal kurumları konusunda kısmi yasal ve idari düzenlemeler yapılmış; dış politik düzlemde ise mali oligarşik kriz çözüm grupları üzerinden diplomatik müzakere süreci başlatılmış ve Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde bir dizi adım atılmıştı. Türkiye burjuvazisi 2009′da görünür hale gelen bu “açılımını” daha sonra Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’daki varlığını bahane ederek ve Azerbaycan’la ilişkilerini gözeterek daha ileriye götürmeyip çıkmaza sokmuştu.

Sorunun yakın dönem arka planındaki bu gerçeklik ve “taziye” açıklamasının yapıldığı bugün ulusal ve uluslar arası siyasi konjonktür, burjuva kesimin bu açıklamayla birkaç hedef ve amacı birlikte gözettiğini gösteriyor. İçerde Gezi-Haziran isyanının burjuva sınıf kesimleri arasındaki çelişki ve çatışmaları gün yüzüne çıkarıp derinleştirdiği, burjuva hükümetin HSYK-MİT-internet, sosyal medya düzenlemeleri ve fiilen devletin kurumlar arası ilişki sistematiğini alt üst eden uygulamalarıyla aslında neoliberal burjuva sınıf egemenliğinin toplumsal dayanaklarını daraltan yönelimiyle rejim krizini -ve irtifa kaybını- büyüttü. Uluslar arası düzlemde ise küresel mali oligarşinin bölge politikalarındaki zorunlu düzlem değişikliğine ayak uyduramamanın temel olduğu ama başka bir dizi etkenin de devreye girmesiyle yaşanan gerilim ve destek ve himaye düzeyinin düştüğü zaten içeride-dışarıda AKP hükümetine Gülen cemaati üzerinden çekilen operasyonlarla görüldü.

Genel hatlarını böyle hatırlatabileceğimiz siyasi iç-dış konjonktürde gelen bu “taziye” açıklaması, birincisi, hiç kuşku yok ki küresel mali oligarşik güçler nezdinde AKP hükümetinin ve onun arkasında sıkı duran sermaye kesimi başta olmak üzere tekelci burjuvazinin küresel güç desteğini koruyup, sağlamlaştırmayı hedefleyen bir imaj tazeleme hamlesidir! İkincisi, 24 Nisan 1915 soykırımının yıldönümünde ABD’nin yapacağı açıklamanın içeriğini en azından bundan önceki yıllardaki sınırlarda tutmasını sağlamak, açıktan soykırımın tanındığı ifadesini engellemekti. Üçüncüsü, gelecek yıl, soykırımın 100. yılında başta Ermeni diasporasının çabaları olmak üzere Ermenistan Devleti’nin burjuva diktatörlük aleyhinde küresel mali oligarşik güçler üzerinden soykırımın tanınması yönündeki basıncını zayıflatmak, sorunun çözüleceği beklentisi yaratıp, oyalama hamlesidir. Ve burjuva hükümeti “taziye” hamlesiyle kendisini “reformcu” olarak göstermeye, bu yönde bir algı operasyonu yapmaya çalışmıştır.

Neoliberal burjuva diktatörlük şoven, ırkçı-milliyetçi inkara dayalı resmi tez ve tutumunu olduğu gibi koruyarak mevcut statükoyu koruyamazdı. Ve sonuçta resmi tez ve tutumunda farklı bir söylem anlamına gelen bu açıklamayı yapmak zorunda kaldı. Açıklama 24 Nisan 1915 tarihinin Ermeniler için anlam ve önemini kabul etmesi ve başsağlığı dilemesinin dışında, temelde içerik olarak burjuva diplomasisinin kılı kırk yaran hesaplı, ikiyüzlü diliyle yazılmasından ve tarihsel-toplumsal-siyasal olguları belirsizleştiren, nedensizleştirip öznesiz kılan, acıları ortaklaştırma adı altında fail ile maktulü eşitleyen, sorumluluk yüklenici pozisyonunu timsah gözyaşlarında eritmeye çalışmasıyla aslında resmi tez ve tutumuna yeni bir kılıf geçirip sürdürmesinden fazlası değildir!

Komünist ve sınıf bilinçli öncü işçiler olarak, burjuva diplomasisinin kılı kırk yaran hesaplı, ikiyüzlü diliyle yazılan, tarihi gerçekleri çarpıtan ve soykırım acısını iç-dış politikasının manevra zemini kılmaya çalışan burjuvazinin bu aşağılık tavrını sınıf kinimizle lanetliyoruz. İnceltilmiş ırkçı, şoven resmi görüşlerle Ermeni düşmanlığını sürdürmesine, bu gerici ideolojiyle Türkiyeli ve Kürdistanlı işçi ve emekçileri ırkçı-milliyetçi dini şovenizle zehirlemesine karşı ideolojik-politik mücadele ve aydınlatma görevi önümüzde duruyor. Ancak bunu başararak işçi sınıfının enternasyonal birliğini sağlayabilir, Ermenistan işçi ve emekçilerinin güvenini proleter enternasyonal temelde kazanabiliriz.Ve ancak bu anlayışla emperyalist ve tekelci burjuva güçlerin dalaşmalarının bir yansıması olan sorunun bir yanından dile getirilip, birbirlerini sıkıştırmalarına ortak olmaz, ‘demokratik adımlar’ diyerek başta küresel mali güçlerle güçlü ekonomik, siyasi ve sınıfsal bağları olan diaspora olmak üzere Ermenistan burjuvazisi ve tekelci burjuvazi ve gerici diğer kesimlerin ulusal ve uluslar arası düzeyde siyasal, ekonomik-sosyal mevzi kazanmak gibi burjuva liberal ideoloji ve politikalarıyla olsun ya da tersten sadece gelişmenin bu yanını görüp antiemperyalizm adına tekelci burjuva diktatörlüğün ırkçı- gerici resmi duruşunu savunan ve onun yedeğine düşen anlayışlarla olsun ideolojik-politik sınırımızı proletarya enternasyonalizmi temelinde çekebiliriz!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*