Anasayfa » GÜNDEM » “Taşerona kadro” vaadi üzerine taşeron işçilerle röportaj

“Taşerona kadro” vaadi üzerine taşeron işçilerle röportaj

Erdoğan-AKP hükümetinin “müjde” diye sunduğu “kamu taşeron işçilerine kadro” açıklamaları, taşeron işçiler içinde tartışılmaya devam ediyor.

Düzenleme, sol basın ve sendikalarda şimdiye kadar belediye taşeron işçilerine yapılan ayrımcılık, sınav ve güvenlik soruşturması, geriye dönük muvazaa haklarının ödenmemesi gibi yönleriyle tartışıldı.

Oysa bir de, “hizmet alımı” ile “personel alımı”na dayalı sözleşmeler arasında yapılan ayrım var. “Kadro” vaadi, hizmet alımına dayalı sözleşmeleri kapsamıyor. Hükümet kamuda 900 bin taşeron işçisi olduğunu açıkladı. Ancak, gerçek rakam, düzenleme dışında bırakılan hizmet alım sözleşmeleri ile bunun çok üzerinde.

Bir kamu hastanesinde çalışan taşeron işçilerle, düzenleme hakkında ne düşündüklerini, taşeron işçilerin beklenti ve tepkilerinin neler olduğunu konuştuk.

– Hükümetin taşeron işçiler konusundaki vaatleri, işyerinizde nasıl karşılandı?

Artık her sene, yahut şöyle de söylenebilir, hükümetin sıkıştığı süreçlerde, seçim öncesi ve bu gibi durumlar da verilen vaatlere bu sene yine bir yenisi eklendi, diye konuşuyoruz. Kamu hastanelerinde uzun zamandır çalışan yahut en az birkaç vaat görmüş her işçi kesiminin düşüncesi bu. Herkes şunu görüyor, şu an ki süreçte de Man adası belgeleri ve Reza Zarrab duruşmasındaki açıklamalar ile kötüye giden politikaların sonrasında biraz işçilere de kırıntı verelim ki kötüye giden durumları unutturalım. Bunu görüyor, konuşuyor işçi arkadaşlarımız. Her sene hastanede “taşerona kadro müjdesi” haberleri ile yeni heyecan yaratılıyor olması esprilere de neden oluyor. Tabi bu durumların farkında olanlar olduğu gibi olmayanlar da mevcut. Farkında olan içinde olmayan için de her şeye rağmen işçiler haberlerden ümitli, en azından çoğunluğu.

– Düzenlemenin kendisi nasıl tartışılıyor?

Bir beklenti var ama bu ümidin arkasındaki birçok soru işareti kafaları karıştırıyor. Kamu hastaneleri içerisindeki taşeron firmalar saymakla bitmez. Mesela bizdekilerden bazıları; Veri giriş (kayıt sekreterleri, tıbbi sekreterlik, doktor sekreterleri vb.), güvenlik, temizlik, hizmetli, yemek, bilgi işlem, laboratuvar, mr, röntgen, tomografi, ultrason, danışma, çağrı işçileri gibi. Ki bunların içinde bile birden çok taşeron olduğunu gördüğümüzde aklımıza gelen ilk soru; “Kadroya bütün taşeron firma işçileri geçebilecek mi?” oluyor. Bu sorunun cevabı için öncelikle taşeron sözleşmelerde yapılan iki ayrı sözleşmeyi ele almak gerekiyor. Hastaneler, bazı taşeron firmalar ile “personel alımına dayalı sözleşmeler” yaparken bazıları ile “hizmet alımına dayalı sözleşmeler” yapılıyor.

– İkisi arasındaki ayrım ne?

Personel alımına dayalı sözleşmeyi açıklayacak olursak örneğin; hastane içerisindeki hasta kayıt işçilerini sağlamaya dayalı bir sözleşme. Hizmet alımına dayalı sözleşmeye örnek ise; Hastane içerisindeki gerekli olan ultrason cihazlarını hastanenin almayarak bunu bir firmadan almasına dayalı veya hastanede kullanması gereken mr cihazını hastane veya sağlık bakanlığının tahsis etmeyerek bir firmadan kiralanması veya hastane hastaları ve personeline verilecek yemeklerin hastane tarafından verilmeyerek bir taşeron firma vasıtası ile hazırlatılması. Bir diğeri ise, hastane bilgi sistemlerinde kullanılan hastane bilgisayar programının dış firmadan alımına dayalı sözleşmeler olmaktadır. Hizmet alım sözleşmesi sadece bu cihazların, programların ya da yemek malzemelerinin alınması ile bitmiyor. Ultrason, mr, yemek, bilgi işlem için ekstra personel sağlamak durumunda da kalınılabiliyor. Ultrason sekreteri, ultrason doktoru, mr teknikeri, mr sekreteri, program için bilgi işlem personeli, yemekhane için aşçısı, dağıtıcısı gibi birçok taşeron işçiden bahsediyoruz.

Sonuç olarak yapılan açıklamalar sadece “personel alımına dayalı sözleşmeler” için kamuya alımın geçerli olacağına yönelik. İşçilerin e-devlet üzerinden 4A hizmet dökümlerine baktıkları sayfadaki “işyerinin no” alanı kendi çalıştıkları kamu hastanesi gözükse bile hastane taşeron firma ile “hizmet alımına dayalı sözleşmesi” yapmış ise kamuya alım o işçileri kapsamayacak. Bu durum da birçok çalışanın taşeron olarak çalışmaya devam edeceğini ortaya koyuyor.

– Ücretler konusunda bir değişim görünmüyor?

Taşerondan kadroya alınacak işçilerin maaş durumunun ne olacağı konusu ise devletin aynı maaşlar ile devam edileceğine yönelik lütuf gibi açıklaması ile taşeronla aynı işi yapan kadrolu işçinin arasındaki maaş uçurumunun değişmeyeceğine yönelik diğer bir sorunun cevabı oluyor bize.

– Sınavlar, güvenlik soruşturmaları da var?

Kadroya alım öncesi yapılacağı açıklanan “güvenlik soruşturmaları”, “yazılı sınav” ve ardından “sözlü sınav” ise işçinin çalıştığı şirkete girerken yaşadığı birçok zorluğun tekrarlanmasını akla getiriyor. Halihazırda kamuda çalıştığı da düşünüldüğünde neden bunların tekrarlandığı sorusunun cevabı olarak herkesin kafasında yine yandaşların, hükümetten yana tanıdıkları olanların kayırılacağı düşüncesi var. Torpilin dur duraksız devam edeceğini bize gösteriyor gibi.

– Geriye dönük haklar ne olacak?

İşçinin geriye dönük kıdem haklarının (yıllık izin, tazminat vb.) verileceğine yönelik açıklama, işçiler için olumlu olsa bile ileriye dönük haklarını yani biraz önce de belirttiğimiz aynı işi yaptıkları diğer kadrolu işçiler ile aynı ücrete çalışamayacakların aynı sosyal haklara sahip olamayacaklarının farkında varmaları ile olumsuzlaşıyor. Hele taşerondan farklı olarak ileriye dönük verilecek herhangi bir hak olmaması, verilmesi bahsedilen kadronun sadece “süresiz sözleşmeli” ifadesinin kadro anlamına gelmeyeceğinin fark edilmesi durumu daha da olumsuzlaştırıyor. Asıl iş / yardımcı iş, eğitim durumu, yaş gibi kriterlerin olmayacağına yönelik açıklamaların sadece söylem olarak kalacağına yönelik düşünceler işçiler arasında yaygın olan düşünce.

– Ortada yazılı bir taslak da yok henüz?

Bakanın yaptığı açıklamaların detayı böyle iken elle tutulur bir taslak daha açıklanmış değil. Her şeyin daha önceki süreçlerde de olduğu gibi ana akım medyanın pohpohlamaları beklentiler körükleniyor. Bu soruların cevaplarını aşağı yukarı bütün taşeron işçiler bilseler bile yine bir ümit yaratıyor. Bu süreçte ne kopartılırsa kar olacağını düşünen işçilerin yanında, bunun yine bir oyalama sürecinden ibaret olduğunu düşünen işçiler de mevcut.

– Sizler ne yapmak gerektiğini düşünüyorsunuz?

Bu kırıntılar veya bir parmak bal ile kandırılmayarak tüm haklara ve tüm işçilerin yararlanacağı çıkış bulmamız lazım. Kadro verilecek denilen 450 bin taşeron çalışanın geriye dönük hakları verilmiyor. Ücret hak mak bir kazanım yok. Kadrolunun TİS kazanımlarından yararlanamıyor. Bu kesimin çoğu zaten taşeronlar değişse de yasa gereği aynı haklarla devam edip gidiyordu. Sınavlar, güvenlik soruşturmaları, daha azalma olacak. Uygulamada daha da daralır. Belediye taşeronlarına kadro yok, geçirilecekleri belediye şirketleri de bir nevi taşeron. Mevsimlik taşeronun statüsünde bir değişim olmuyor. Tümüyle kapsam dışı bırakılan hizmet alımlıların kaç kişi olduğu bile belli değil. Sadece burada yüzlerce böyle işçi var. Genel idare kapsamında olanlar, belediye taşeronları, mevsimlikler, personel alımı, hizmet alımı, hepsini daha bir parçalıyor. Özelde taşeronlar var, onlar nerede? Hep birlikte bu ayrımları kaldırmak için, geriye dönük haklarımızı da bırakmayıp, mücadele edeceğiz. Herkese kadro, taşeron bitsin istiyoruz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*