Anasayfa » GÜNDEM » Tapelerden dekontlara: Rejim krizi ve sarsıntıları derinleşiyor

Tapelerden dekontlara: Rejim krizi ve sarsıntıları derinleşiyor

Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı, Erdoğan ailesinin vergi kaçırma, rüşvet, kara para aklama, yolsuzluklarının bir kıymığına ilişkin belgeleri servis edenlerin mesajı açık. Erdoğan’a ya çekil ya da biat et, yoksa arkası gelecek, diyorlar.

Belgeleri kimlerin servis ettiği de çok açık. Belgelerin Erdoğan’ı iyice sıkıştırıp panikleten Zarrap davasıyla ilişkisi besbelli.

Erdoğan, herhalde bu kadarını beklemediğinden, “belgelersen istifa edeceğim, yoksa 1.5 milyon liralık tazminat davası açacağım” deme gafletinde bulunmuştu.

Ancak belgelerin barizliği ve açıklananın da Kılıçdaroğlu’nun elindekilerin yalnızca bir kısmı olduğu görülünce, Erdoğan’ı artık ne tazminat davasının ne de AKP’den yükselen “yalan, sahte, montaj bunlar” ciyaklamalarının kurtarmayacağı anladılar.

Yine beylik “darbe/terörle Türkiye’yi bölmek isteyenler” söylemine sığınmaktan başka çareleri kalmadı. Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül, bugünkü yazısında, ilk işareti veriyor:

“Bu yönüyle Kılıçdaroğlu bir ulusal güvenlik meselesidir. Coğrafyamız parçalanırken, Türkiye için parçalama haritaları çizilirken, Türkiye büyük mücadeleler yürütürken, “Türkiye cephesini açmak” için seferber edilen bütün terör örgütlerinin adeta sözcülüğünü yürüten, Türkiye’de ekonomik ve siyasi darbe girişimleri yapan ülkelerle ortak hareket eden Kılıçdaroğlu bir dış mesele, bir iç tehdit haline gelmiştir.
Bu bir darbe girişimidir ve o darbenin ortağıdır.
New York’ta kurulan mahkeme Türkiye’ye karşı darbe mahkemesidir. Yeni bir müdahalenin temelleri atılmaktadır. 15 Temmuz’dan sonra yine bir çokuluslu müdahale hazırlıkları söz konusudur.
Bu bir darbe girişimidir. Kılıçdaroğlu’nun durduğu yer işte o çokuluslu darbecilerle aynı yerdir. FETÖ yerine o ikame edilmiştir. Öyleyse Kemal Kılıçdaroğlu yeni darbe girişiminden açıktan sorumludur, sorumlu tutulacaktır.”

Bu da karşı mesaj. Kılıçdaroğlu’na, bu yaptığına devam edersen seni başka biçimde sustururuz, denmiş oluyor.

Çoktan uluslar arası, bölgesel, küresel bir bağlam da kazanmış olan, Zarrab davası ve Soçi ile yeni bir evreye giren, Türkiye kapitalizminin rejim-devlet krizi ve sarsıntıları, artacak gibi görünüyor.

Erdoğan-ailesi ve AKP’nin belgelerde sadece bir kıymığı görünen milyarlarca dolarlık yolsuzluk, rüşvet, kirli-kara para işleri herkesin bildiği bir gerçek. Bunun, emperyalist kapitalist güçlerin en azından bir kesiminin, Erdoğan’ı terörize etme operasyonu olduğu da bir gerçek.

Fakat hepsinden daha gerçek olan, o aynı emperyalist, bölgesel ve Türkiye kapitalist güçlerinin Erdoğan-AKP ile “beraber yürüdükleri bu yollarda”, bölgeyi beraber kana buladıkları, ve Türkiye-Kürdistan-bölge işçilerinin ve emekçilerinin yıkımı üzerinden büyüttükleri artı değer-rant-petrol pastasını da birlikte paylaştıkları…

Şimdi bölgenin IŞİD-sonrasına doğru yeniden paylaşım ve dizaynında emperyalist kapitalist güçler arasında değişen dengeler ve pozisyonlarla yeni bir evreye giriliyor, ve bir yandan Rusya-İran’ın kuyruğuna yapışan diğer yandan da ABD-AB ekseninden kopmayı gözü yemeyen Türkiye burjuva-faşist devlet iktidarı şamar oğlanına dönüyor ve bunun da hıncını yine işçi, emekçi, kadın, Kürt ve Alevilerden çıkararak çürümüş saltanatını korumaya çalışıyorsa, bu ne emperyalist kapitalist güçlerin şu veya bu kesimini, ne Türkiye tekelci oligarşik burjuvazinin şu veya bu kesimini, ne de Erdoğan-AKP’yi ya da onun yerine getirilmek istenen diğer burjuva siyaset zevatını temize çıkarır. Hepsi gırtlaklarına kadar kanın, pisliğin, çürümüşlüğün içindedir.

Evet, Erdoğan ve avanesi derhal gitmelidir. Ama emperyalist, bölgesel, ve Türkiye kapitalist güçlerinin veya onların şu veya bu kesiminin işine eskisi kadar yaranamadığı için değil, onlarla birlikte ve bu tekelci oligarşik kapitalist güçler zincirinin bir halkası olarak, Türkiye, Kürt ve bölge işçilerine ve halklarına karşı işledikleri korkunç kapitalist, gerici, faşist suçların göğe vurmuş, kemiklere işlemiş birikimi ile birlikte gönderilmelidir.

Türkiye’deki burjuva-faşist rejim/devlet krizi ve sarsıntılarının üstyapı ve uluslar arası plandaki etkenleri ne olursa olsun, asıl dinamiğinin küresel, bölgesel ve Türkiye’deki toplumsallaşmış üretici güçler/tekelci oligarşik kapitalist üretim ilişkileri bağdaşmazlığı ve uzlaşmaz sınıfsal-toplumsal çelişkiler olduğu unutulmamalıdır.

Sol, tepede yeniden kızışan bu kapitalist güçler arbedesinin kenar süsü ve ulusalcı sol veya liberal sol yörüngesindeki yedeği olmaya devam ederse, 2018’de ekonomik, toplumsal, siyasal, uluslar arası her düzeyde büyüyecek görünen krizde yine işçi sınıfı kapanının restorasyonuna hizmet ettiğiyle kalacaktır. Ancak aşağıdan, bağımsız, proleter, sosyalist bir inisiyatif geliştirerek, proleter sınıf gücünü oluşturmaya yönelerek, girdiğimiz yeni sarsıntılar sürecinde tarihsel bir özne olunabilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*