Anasayfa » DÜNYA » Tahrir: “Ordu gidecek!”

Tahrir: “Ordu gidecek!”

Mısır’da Tahrir Meydanı’nda son 5 gün içerisinde hayatını kaybedenlerle birlikte siyasal dizilim belirginleşmiş oldu. Bir tarafta ordu ve yapılacağını umduğu seçimlerle iktidarı almayı bekleyen Müslüman Kardeşler, diğer tarafta ise halk eylemliliği!

Mısır’ın başkenti Kahire‘deki Tahrir Meydanı’nda son beş gün içindeki gösterilerde 36 kişi yaşamını yitirdi. Mısır’da güvenlik güçleri ile protestocular arasındaki çatışmaların Kahire, İskenderiye, Süveyş ve İsmailiye‘de yoğunlaşarak devam ettiği bildiriliyor. Yüksek Askeri Konsey’in Başkanı Mareşal Hüseyin Tantavi, en geç önümüzdeki haziran ayına kadar cumhurbaşkanlığı seçimini yapacakları sözünü vermesine rağmen isyan dinmedi. Tantavi, parlamento seçimlerinin planlandığı gibi 28 Kasım’da yapılacağını açıklasa da ülkedeki yaygın kanaat seçimlerin erteleneceği yolunda. En son El Cezire televizyonu, diğer partilerden farklı olarak hala çalışmalarını askıya almamış olan Müslüman Kardeşler Örgütü ve örgütün kurduğu Hürriyet ve Adalet Partisi‘nin de seçim çalışmalarını askıya aldığını belirtti. Mısır Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı Muhammed Ebul Gar da, eylemler başladıktan sonra direnişi söndürmek için itfaiyecilik amacıyla Yüksek Askeri Konsey’le yapılan toplantıya katıldığı için halktan özür dilemek zorunda kaldı.

Cunta lideri Tantavi’nin kimsenin izlemediği televizyon konuşması Mısır’da iktidarı elinde tutan ordunun gerçek niyet ve amacını açığa vurur bir nitelik taşıyordu. Kendilerine yönelik ‘ihanet‘ suçlamasını asla kabul etmediklerini belirten Tantavi, son günlerde yaşanan karışıklıklardan dolayı birçok yatırımın Mısır’dan kaçtığına dikkat çekti. ”Grevlerin artması ve üretim azalmasıyla birlikte görevimizin daha zor hale gelmesine rağmen, niyetimizden kuşku duyanlara karşı tepki göstermeden, sıkılmadan ülkeyi şu kritik dönemden çıkarmaya çalıştık

Mısır’da çoğunluğunu sol, liberal ve laik partilerin oluşturduğu gruplar, ülkede iktidarda olan cuntanın (Yüksek Askeri Konsey) görevini bir an önce sivillere devretmesini istiyordu. Olağanüstü bir gençlik katılımıyla birlikte aynı gruplar, yapılacak yeni anayasada askerin meşru koruyucu olarak gösterilmesine karşı çıkarak ülke genelinde gösterilere başlamıştı. Yarı resmi El Ahram Gazetesi‘nin haberine göre Tahrir’deki hareketin liderleri, Yüksek Askeri Konsey istifa edene kadar Tahrir Meydanı’ndan çekilmek gibi bir hata yapmayacaklarını ifade ediyorlar.

Bilindiği üzere Mısır’da Mübarek‘in Şubat ayında devrilmesiyle sonuçlanan halk ayaklanmasının ardından, eylemlerin halkçı nitelik taşıyan bir demokratik devrime veya ötesine doğru ilerlemesini engellemek amacıyla ordu cunta eliyle yönetimi üstlenmişti. Küresel mali oligarşi, Ortadoğu’da neoliberal demokrasiye geçiş adımlarını attığı ölçüde, iç dinamikleri, özellikle de işçi hareketlerini bastırmak üzere Mısır’da ordunun yönetimi ele almasına onay vermişti.

Bu çerçevede burjuva demokratik seçimlerin sürekli ertelenmesi, grevlere saldırılar, gözaltılar, Tahrir’in boşaltılması, örgütlenme ve toplanma özgürlüğünün engellenmesinin üzerine; ordunun Türkiye’ye benzer şekilde askeri bütçenin parlamentonun denetiminden muaf tutulmasını istemesi ve silahlı kuvvetlerin anayasanın “koruyucusu ve kollayıcısı” sayılarak pozisyonunu sağlamlaştırmaya dönük attığı adımlar bardağı taşırdı. Mücadeleyle kazandıklarının da ellerinden alınmaya çalıştığını gören kitlelerin dinamizmi sokağa taştı ve Tahrir İşgali yeniden başladı.

Bu yeni durum, Mısır’daki siyasal dizilimi de belirginleştirdi. Mübarek’in devrilmesine çok sonraları ve ucundan biçimsel olarak katılmış olan Müslüman Kardeşler, 28 Kasım’da yapılacak seçimlerle hükümet olmayı hedefliyordu. Baraday’in cumhurbaşkanı olarak dış temsili sağlayacağı bir Müslüman Kardeşler iktidarı, Tunus’ta Ennahda ile sol liberallerin koalisyonuna benzer şekilde küresel kapitalizme Mısır’ı yeniden entegre etme görevini üstlenecekti. Ancak Müslüman Kardeşler’in biran evvel hükümet olmak için (Türkiye’deki muhafazakâr liberallerin koalisyon zamanlarına benzer bir) süklüm püklümlükle orduyu karşısına almak istememesi, bu partiyi son Tahrir eylemlerinin arkasında “ordu provokasyonu var” demeye kadar götürdü. “Ne güzel hükümet olacaktık…

Eylemlerin gücüyle, ordunun iktidarını koruduğu koşullarda bir parlamento seçiminin gerçekleştirilemeyeceği fiilen görüldü. Müslüman Kardeşlerin bundan sonrasında da bir devrimin gelişiminin önündeki -ordu dışındaki- başlıca engel olduğu ve olacağı açık. Her ne olursa olsun Mısır’da kitleler demokratik haklarından vazgeçmeye niyetli değil ve devrimin ellerinden çalınmasına karşı da öfkeli. “ O (Tantavi) gitmeden meydanı terk etmeyeceğiz” sloganı yükseliyor Tahrir’den.

Bkz: Doğanın ve tarihin 21. yüzyıldaki sorusu
Mısır’da yeni dönem
Mısır Devriminin Perde Arkası
Ya proletarya devrimciliği ya burjuva kuyrukçuluğu!
Mısırlı İşçiler Generalleri Sınıyor
Mübarek’in düşüşünde Mısırlı işçilerin rolü

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*