Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “Suriye öldürüyordu , Türkiye ise süründürüyormuş”

“Suriye öldürüyordu , Türkiye ise süründürüyormuş”

Suriye’de yaşanan iç savaş yüzünden milyonlarca Suriyeli yaşadığı yeri terketmek zorunda kaldı. Komşu ülkelere sığınan Suriyeliler bu ülkelerde yaşam mücadelesi veriyor.

Yüz binlerce Suriyeli de Türkiye‘ye sığındı. Kimileri konteynır kentlerde yaşarken kimileri de kendi imkanları ile en kötü koşullar altında çalışarak yaşama tutunmaya çalışıyor. Bu savaşın en ağır bedelini Suriyeli işçiler ve yoksullar ödedi, ödemeye de devam ediyor. Konteynır kentlerde kalanlar buradaki yaşam koşullarının Suriye’den de beter olduğunu söylüyor. Bir miktar parası olup ev kiralayan ve iş bulanlar ise koşulların görece Suriye’den daha iyi olduğunu düşünüyor. Belki de kendi cephelerinden bu düşündükleri doğru fakat buzdağının görünmeyen bir yüzü daha var. Suriye, sosyal ve ekonomik açıdan ileri-orta gelişmiş kapitalist ülkelere nazaran geri kalmış konumda. İçe dönük kapalı ekonomik yapısı, toplumsal yaşamı sınırlayan bir yapıya sahip. Suriye’de durum böyleydi. Türkiye’nin ise kapitalizmin geldiği aşama doğrultusunda ekonomisi, sosyal yaşam tarzı Suriyelilere daha çekici gibi görünüyor. Suriyeli işçi ve emekçilerin sınıf bilincinden yoksunluğu kapitalizmin çizdiği “özgür ülke” tablosuna yedekleniyor.

Belki savaştan kaçarak hayatlarını kurtardılar fakat kapitalizmin Suriye’deki koşullarından da beter bir sömürü çarkına girdiler. Bu sömürü çarkına giren genç bir Suriyeli ile karşılaştım.

İşten yorgun argın çıkmış otobüs bekliyordum. Her zamanki gibi otobüs geç geldi ve hıncahınç doluydu. Tutunacak bir yer aradım ve bulduğum yere çakıldım. Ardından arkadan binenler akbil uzatmaya başladılar. (Sanki uzun saatler ayakta gittiğimiz yetmiyormuş gibi bir de bu şekilde gittiğimiz için ücret ödüyoruz.) Uzatılan akbil arkamda duran 17-18 yaşlarında birinin eline verildi. Ama bu kişi akbil ile ne yapacağını bilmez şekilde etrafa baktı. Sormak istiyordu belki “neden bu kart uzatılıyor” diye ama sonra farkettim ki arkadaş Suriyeli ve Türkçe bilmiyordu.Sohbet etme fırsatını yakalamıştım ; Arapça “kartı bana uzat” diye seslendim. Dilini bildiğim için mutlu oldu. Çölde su bulan insan mutluluğu misali konuşmaya başladı.

Ona Suriye’deki savaşı sordum. Önce tereddüt etti sonra kaygılarını bir kenara bırakarak anlatmaya başladı. Bu savaş yüzünden içinde biriktirdiği, söylemekten korktuğu duygularını kendi dilinden paylaşmak istiyordu. Esad’ın baskılarına ve uygulamalarına karşı isyanların başladığını, ardından da çok farklı yerlere savrulduğunu söyledi. Savaşın yaşattığı yıkıma daha fazla dayanamamış, ailesi ile birlikte kaçarak Gaziantep’e gelmişler. Bir müddet konteynır kentte yaşamış, buradaki kötü yaşam koşullarına dayanamayarak 4 arkadaşı ile birlikte çalışmak için 6 ay önce İstanbul’a gelmişler.

İstanbul‘daki ilk bir ayları filmleri aratmayan açlık ve yoksullukla mücadele ile geçmiş. Sonra arkadaşları vasıtası ile Sultangazi’de bir ev kiralayarak mahallede bulunan bir tekstil atölyesinde işe girmişler. Aylık 600 TL’ye sigortasız çalıştığını, birçok Suriyeli’nin de bu tarz yerlerde sıkça çalıştığını söyledi. Ben de “bu durumdan memnun musun?” diye sorunca biraz utangaç “evet” yanıtını verdi. Suriye’ye göre burada iş olanaklarının daha iyi olduğunu söyledi. Ben de ona neden sigortasız ve az maaşa çalıştığını sorunca; “çalışma iznimiz yok ve Türkiye bizi ölmekten kurtardı” yanıtını verdi. Ben de “Türkiye sizleri göçmen olarak barındırıyor, bu da sizleri daha az ücret karşılığında daha çok çalıştırmasına fırsat veriyor” dedim. Gülerek “Suriye öldürüyordu , Türkiye ise süründürüyormuş” karşılığını verdi. “Dünyanın her yeri biz işçiler için aynı galiba; çünkü parası olan Suriyeliler Türkiye ve Avrupa’da lüks bir hayat sürerken bizler en kötü koşullar altında yaşamaya çalışıyoruz” diyerek yaşananlara tepkisini gösterdi. Sohbetin en güzel yerinde ineceğim durağa varmıştım, vedalaşıp otobüsten indim.

Salim savaştan önce çok farklı şeyler düşünüyordu ama yaşananlardan sonra hayata başka gözle bakmayı öğrendi. Bazen bedeller ödeyerek anlıyoruz içinde yaşadığımız sistemi. Salim Suriye’deki iç savaştan kaçmıştı ama yeni bir savaşla daha yüz yüze geliyordu, hem de Suriye’deki kadar şiddetli bir savaş: SINIF SAVAŞIMI.suriyeli-mülteciler

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*