Anasayfa » GÜNDEM » Suç bir şeyi yapmaktan çok yapmamanın sonucudur!

Suç bir şeyi yapmaktan çok yapmamanın sonucudur!

Geçtiğimiz yıl Bangladeş’te Rana Plaza’nın çökmesiyle 1129 işçiyi ölüme yollayan kapitalizm, bu kez Türkiye’de Soma Holding’in kömür ocağında yüzlerce işçiyi canlı canlı boğmayı başardı.
Madenleri, dünyanın en tehlikeli ve en çok ölüm yaşanan sektörünü yandaş holdinglere peşkeş çeken hükümet, işçileri yeraltında ölüme yollayıp onların alın teriyle İstanbul’da gökdelenler diken sermayedarlar, katliam yerine koşup “acılı işçi aileleri, işçiler ve halk ayaklanmasın” diye sözde sorumlu davranıp işçi ölümlerini parça parça açıklayan, “kurtarma” adı altında madene oksijen basıp yangını büyütmekten başka bir şey yapmayan, ilk aklına gelen polisi ve jandarmayı maden yerine yığıp “önlem” almak, halkı yumruklamak, gazlamak, coplamak olan devlet güçleri, timsah gözyaşları döken politikacılar, “kaza, kader” diyen muhafazakâr -gerici partiler, sivil toplum örgütleri, iş cinayetlerini görmezden gelen, emeğin korunması gibi bir mücadeleci yaklaşıma sahip olmayan, sözde duyarlı görünüp kıytırık basın açıklamalarından başka bir şey yapmayan sendika temsilcileri, işçi ölümlerini 3-5 puan oy artışına çevirmek için fırsat kollayan düzen partileri, işçiyi ancak yüzlerle ölünce hatırlayan medya, valiler, belediye başkanları, bakanlar, muhalefet partileri, ücretli kölelik ve cinayet sistemi kapitalizmin tüm figüranları…
 
Bu cinayeti siz işlediniz! Meclisimizin verilerine göre 2014’ün ilk dört ayında Türkiye’de 400 işçi iş cinayetlerinde katledilmişti. Patronlar sınıfı ve kapitalist devlet elbirliğiyle Soma’da madende bir seferde aynı rakama ulaşmayı başardılar!   
 
Bir ton kömürün maliyetini 134 dolardan 23 dolara düşürmekle övünen Soma holdingin İstanbul’daki gökdeleni işçilerin cesetleri üzerinden yükseldi. Aslında yaşananlar sadece tek bir şirketin “şeytan” yöneticilerine özgü bir durum da değildi: Devlet riski başkasına, tatlı parayı cebine devredip maden sektörünü özelleştirdiğinden beri, işçilerin örgütlülüğü parçalanıp haklarını savunamaz duruma getirildiklerinden beri tüm madenlerin işleyişinde artarak görülen sıradan, alelade, alışılmış bir “şeytanlıktı” yaşanan.    
 
Türkiye’deki en teknolojik maden bile dünya standartlarının yüzyıl gerisindeydi. Şirketlerin baş-sözcüsü olan baş-bakanlarının dediği gibi işin “fıtratı” buydu. İşçilerin can güvenliğini korumayı dert edinecek bir sendikal örgütlenme olmasın diye şirket elinden gelen yaptı, zamandan kazanmak için işçilerin vardiyası bile madenin içerisinde değiştirildi. Kömür kapitalist rekabet kurallarına göre çıkartılıyordu. Madenlerin asıl sahibi olan devletin koyduğu üretim hedefleri tutturulacak, maliyet aşağıya çekilecek, şirket kar edecekti. Ne yapılmamalıysa, hepsi yapıldı. Ya da hiçbir şey yapılmadı: 
 
“Bir insan, bir başkasına ölüme yol açan bedensel bir zarar verdiği zaman buna adam öldürme diyoruz; saldırgan, vereceği zararın öldürücü olduğunu önceden biliyorsa o zaman buna cinayet diyoruz. Ama toplum, yüzlerce proleteri, çok erken yaşta doğal olmayan bir ölümle yani kılıç ya da kurşunla ölüm gibi zorba yollardan ölümle karşı karşıya geleceği bir konuma koyduğu zaman, toplumun o yaptığı bir bireyin yaptığı gibi ve aynı kesinlikle cinayettir; toplum binlerce insanı yaşamın gereklerinden yoksun bıraktığı, içinde yaşamayacakları konumlara soktuğu -kaçınılmaz sonuç olan ölüm gelinceye dek o koşullarda kalmaya yasanın güçlü eliyle zorladığı- bu binlerce mağdurun yok olacağını bildiği ve gene de bu koşulların sürmesine izin verdiği zaman, toplumun o yaptığı, bir bireyin yaptığı gibi ve aynı kesinlikle cinayettir; örtülü, kasıtlı cinayettir; hiç kimsenin kendisini savunamadığı bir cinayettir; kimse katili görmediği için cinayet gibi olmayan cinayettir, çünkü suç bir şeyi yapmaktan çok yapmamanın sonucudur. Ama cinayettir.” (Engels, İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu)
 
Bugün artık hala iş cinayetlerine, meslek hastalıklarına, çalışma acılarına sessiz kalıp hiçbir şey yapmıyorsak, yapmazsak, hesap sormuyorsak, sormazsak bilin ki bu cinayetin bir ortağı da biziz. 
 

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*