Anasayfa » BASINDAN » Sosyalist EBT Hareketi’nden çağrı

Sosyalist EBT Hareketi’nden çağrı

Sosyalist Yoldaşlarımız, Örgütlerimiz, Partilerimiz!

Çağrımız Sizedir!

Ezilenden, bedeli ne olursa olsun mazlumdan ve haklıdan yana oldun.

Gün geldi Meksika’da bir Zapatista, EZLN gerillasısın; başka bir gün Hollanda’dan Kolombiya’ya gidip FARC’a destek veren beyaz ırktan Avrupalısın, Şili’de hükümet deviren bir ögrencisin.

Arjantin’de Plaza de Mayo’da çocuğunu arayan bir annesin, 1953′te Komünist olduğun için ABD’de vatana ihanetten idam edilen Rosenberglersin öyle ki “sana kocanı sat ve kurtul” diyenlere “hayır” deyip kocanla seve seve idama giden ve çocuklarına onurlu bir gelecek bırakan Bayan Rosenberg’sin.

1942′de kurşuna dizilmeden hemen önce en sevdiğine “Veda” şiirinle hoşçakal diyecek kadar aşk dolu Bulgar devrimci Nikola Vaptsarov’sun, Vietnam’da napalm bombalarından kaçan çıplak kız çocuğusun veya Batılı işgalcilere direnen Kızıl Veitkongsun.

1917′de Rusya’da dünyanın ilk ve tek muzaffer devrimi olan Ekim Devriminde cephede ölen bir Rus işçisin, 1 Mayıs 1886′da ABD’de barikata omuz veren devrimci, 1968′de Fransa’da sokağa ilk çıkan öğrencisin, silah taciri Alman Devleti’ne sonbahar yasatan RAF militanı Ulrike Meinhof’sun, Nazilere karşı Fransa’da sokak sokak direnen Adıyamanlı bir Ermeni Missak Manuşyan’sın.

1936-39 İspanyol İç Savaşında özgürlük adına savaşansın, gecekondu mahallelerini koruyan İstanbul 1 Mayıs Mahallesi’nde bir direnişçi, idam sehpasını tekmeleyen Deniz’sin, Hüseyin’sin, Yusuf’sun.

Diyarbakir zindanlarında Kürtlere umut veren başlangıcı yapan Mazlum Doğan’sın, işkencede ser verip sır vermeyen İbrahim Kalpakkaya’sın, Dersim’de bir Zilan, Kürt özgürlük mücadelesine destek vererek dağları mesken tutan Alman devrimci Andrea Wolf’sun.

13′ünde vücudunda 13 kurşun taşıyan Ugur Kaymaz’sın, Roboski’de katledilen 34 insandan sadece birisin veyahut zindanlara atılan ögrenci, gazeteci, yazarsın. Bir ana ya da sadece taş atan bir çocuksun. İşe giderken sel sularına kapılıp servis aracında sıkışıp ölen bir tekstil işçisi veya depremde göçükten sağ çıkamayan bir yoksulsun.

Ama sen aynı zamanda evinde katledilen bir transsın, eşcinselsin; belki de sokakta kendini satmak zorunda kalan ve başkaca çıkışı olmayansın veyahut şiddetin her türlüsüne aklın sınırlarını zorlayacak derecede maruz kalan, yok sayılan, aşağılanan ve imha edilmesi amaçlanan bir eşcinsel, biseksüel ya da transsın.

***

Farklı sebeplerle kapitalist emperyalist sistem tarafından ezilenler, dışlananlar ve hor görülenler için umut ve kurtuluş olan sosyalizm adına mücadele eden, bu uğurda bedel ödeyen sanadır çağrımız. Haysiyetli ve insanlık onuruna yaraşır bir geleceği sosyalizmde arayan ve geliştirmeye çabalayan eşcinsel, biseksüel, trans bireyler olarak Sosyalist EBT Hareketi’nde örgütleniyoruz. Sosyalist solu kapsayan, sol değer ve ilkeleri rehber edinen EBT (eşcinsel, biseksüel, trans) bireyler olarak bu mücadelede sol damar olmaya kararlıyız.

Bu alanda tarihsel bir ilki bu topraklarda yeşertiyoruz. EBT bireylerin bugüne kadar tam olarak dahil olamadıkları bir mücadele tarz ve yöntemiyle alana çıkıyoruz. Kimlik siyasetini biricik ve kutsal referans kaynağı olarak görmeyen yozlaşmış sivil toplumculuğu tümden reddeden bir anlayıştayız. Devrimci partiye alternatif üretmeyi değil aksine tek adres olarak devrimci partileri işaret ediyoruz. İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs meydanına EBT’ler olarak çıkmak yerine herkesi üyesi olduğu parti veya sendikasında katılmaya sevk etmemiz bu nedenleydi.

Kullandığımız dil, argüman ve materyaller soldan besleniyor ve solu besliyor. Birilerinin iddia ettigi gibi solun bir hastalık, solcuların hasta olduğunu reddediyoruz. Denenmiş ve işe yaramadığı söylenen ve artık bu mücadeleyi terk etmek gerektiğini ilan edenlere, köhne ve eski kafalı diyenlere, solu sulandıran, ona ihanet edenlere, sol dili liberalizme mahkum edenlere “dur” diyoruz.

EBT bireylerin çok zor koşullarda yaşadığı ülkelerde EBT toplumunun devrimci örgütlenmesi bir zorunluluk ve tarihi bir misyondur. Sosyalizm siyaseti, farklı yapıları-fraksiyonları içeriyor olsa da sosyalist EBT’lerin örgütlenmesi fraksiyonları temel eksen almayan kapsayıcı ve bütüncül bir örgütlenme modelini gerektirmektedir. Sosyalist EBT Hareketi olarak kendimizi bir siyasi partiye, fraksiyona, yapıya ya da geleneğe bağlı olarak tanımlamıyoruz.

Sosyalist EBT Hareketi, ufkunda sosyalizm olan, sosyalizm siyasetini insanlığın kurtuluşunun yegane rehberi olarak gören EBT ve antiheteroseksistlerin ortak örgütlenmesidir. Devrimci partinin veya yöntemin alternatifini bulmayı değil, EBT gündemli sorunların üzerine giden, EBT’lerin sorunlarına sol refleks, direnç ve tepki oluşturan, solun da heteroseksizm konusunda devrimci politik bir vizyon geliştirmesine katkı sağlamayı amaçlayan devrimci bir odak olarak Sosyalist EBT Hareketi, solun EBT gündemine, EBT’lerin de solun gündemine ortak olmasını sağlayacak tarihi, devrimci bir fırsattır.

***

1 Temmuz 2012 Eşcinsel Onur Yürüyüşü’nde sokağa çıkana dek Sosyalist EBT Hareketi, yaklaşık bir yıldır tartışma ve ortak karar toplantılarıyla başlayan örgütlenme çalışmalarını sürdürüyordu. Bu süreçte adımızdan, neden var olmamız gerektiğine, dilimizden, rengimize kadar bir yığın konuda ortak kararlar aldık. İvedilikle toparlanıp 1 Temmuz Onur Yürüyüşü’ne müdahil olduk. Ortak dil oluşturma ve karar toplantılarında soldan sapmalar, sol karşıtlığı ve bize sunulan liberal örgütlenme şekilleri değerlendirildi.

Liberal ideologları ve söylemlerini kaale almıyoruz: “Artık sosyalizm kalmadı, denendi ve işe yaramadı. Sosyalistler sıkıcı, baskıcı, yasakçı, tek renk, tıkanık, sadece mutsuzluk vaad eder.” mealindeki söylemleri ciddiye almıyoruz. Doğmamış çocuğa don, insanlık tarihine de bir son biçen “tarih bitti” saçmalıklarına da doğal olarak gülüyoruz. Marx “egemen fikirlerin, egemen sınıfın fikirleri olduğunu” söylemiştir ve nitekim işçi sınıfı egemen sınıf oluncaya kadarki süreçte egemenlerin yaydığı fikirler popüler ve revaçta olacak. Bizim bu fikirlere karşı silahlarımız ise devrimci partilerimiz ve kendi ideolojik aygıtlarımızdır.

***

Ancak şu an yaşadığımız sistem, muhalefeti işe yaramaz konumda tutmak için her türlü ideolojik aygıtını kullanarak ve bu fikirlerini yayarak bilerek ve isteyerek sivil toplumculuğu kutsuyor. Bu sayede örgütlü direniş ve kazanımlar sönümleniyor. Muhalif örgütlenme modeli olarak birbirinden bağımsız bireysel isyanlar veya sivil toplumcu örgütlenme modelleri öneriliyor. En sonunda varolan sistem tüm bunları aslında kendi ideolojik aygıtı konumuna dönüştürüyor. Özetle liberalizm ve bireysel anarşist duruşlar popüler ve tek yöntem olarak kabul görüyor. Bunların hepsi sola yakın durup hatta soldan beslenip zaman geçtikçe azılı ve sinsi birer sol düşmanı oluyorlar.

Bu tanımları zaten bilen ve değerlendiren sol doğal olarak bu tarz muhalefetle beraber hareket etmiyor, arasına mesafe koyuyor ama bunu idrak edemeyen bir elin parmaklarından az olan kendini solda konumlandıranlar ise (Örneğin DSİP-Devrimci Sosyalist İşçi Partisi, EDP-Eşitlik ve Demokrasi Partisi ya da onların İslami hareketlerle kurdukları ‘Küresel BAK, Dur De!’ gibi platformlar) bu tuzağa düşüyor.

Sosyalist EBT Hareketi bu örgütleri açıkça soldan sapma ve sola ihanet olarak görür ve aksini umut etse de bu gidişatı korudukları müddetçe onlarla ortak bir yazgısı olduğunu düşünmemektedir. Bir anektod olarak 7 TİP’linin faşist katili serbest bırakıldığında ilk işinin DSİP ve EDP gibi referandumda “evet” oyu verenlere teşekkür etmek olduğunu anımsamamız gerekir. Bu, sola ihanetin ve soldan sapmanın resmi olarak tarihsel kayıtlara geçmiştir. Elbette liberalizmle cepheleşen tüm sosyalist yapılar, Sosyalist EBT Hareketi için devrimci bir müttefiktir.

***

Bu perspektifle Sosyalist EBT Hareketi, sosyalistebt.com‘da 1 Temmuz öncesi yayınladığı çağrı metni ile sola seslenmiş hatta bununla yetinmeyip sol cenahın adreslerini ziyaret edip kapılarını çalmıştır. Sol çizgideki medya organlarına ve kişilere özel e-postalar vasıtasıyla çağrıda bulunmuştur. Çağrımızda solun hemen hemen her alanda deşifre ettiği, rahatsız olduğu kapitalist dünyanın yarattığı ”liberal sivil toplumcu” tarz ve dilin yerine EBT bireylerin devrimci odağı olan Sosyalist EBT’nin desteklenmesi gerektiğini, somut olarak yanımızda yer alınmasının devrimci bir görev, tarihi bir karar olduğu vurgulanmıştır.

Fakat bu çağrımız 1 Temmuz değerlendirme yazımızda belirttiğimiz üzere sadece solun üç geleneğinde karşılığını bulmuş, Sosyalist EBT Hareketi bu örgütlerce aktif biçimde ve cömertçe desteklenmiştir. Devrimci dayanışmalarından ötürü bu üç siyasi geleneğe müteşekkir olduğumuzu yeniden belirtiriz. Solun diğer unsurları ise eylem öncesi ve sonrası Sosyalist EBT Hareketi’ne geri dönüş yapmamış, Sosyalist EBT Hareketi’nin dilini kullanmaktan kaçınmıştır. Üzücüdür ki bizimle iletişime geçmeyen kimi sol parti, örgüt, medya ve internet siteleri tescilli sol düşmanı liberallere ve bugüne kadar liberallerin kullandıkları dil ve yönteme ısrarla özel bir önem atfetmeyi sürdürmüşlerdir.

Son kertede 1 Temmuz Eşcinsel Onur Yürüyüşü’nün değerlendirmesi liberal gözlüklerle sol kitleye ve sayfalara taşınmıştır. Peki bu durumu nasıl yorumlamalı? Kanaatimizce bu durum, solun EBT gündeminden habersiz olması, konuya çokça yabancı kalması ve meseleyi vicdani bir tutum konseptinde ele alması olarak yorumlanabilir. Dahası Türkiye solu, EBT bireylerin sorunlarıyla yeni yeni ilgilenmeye başlamıştır ve buna bağlı olarak somut bir politika ve dil oluşmamıştır.

Sol aslında vicdani sorumluluğunu yerine getirirken kapitalist sistem tarafından veya sistemle müttefik EBT bireyler tarafından oluşturulmuş bir dili kullanıp bu tarzı yaygınlaştırmaktadır. Bunu yaparken liberalizme hizmet edip onu meşrulaştırdığını, sol düşmanı cepheyi desteklediğini fark etmiyor. Her halükarda Sosyalist EBT Hareketi’nin varlığı tam da bu sebeple önem arz ediyor.

***

Sosyalist EBT Hareketi sabırla ve ısrarla enerjisini, gerekirse tek tek örgütleri, gelenek temsilcilerini, fraksiyonları bir değil birden çok kez ziyaret ederek, bu hal ve gidişatın değişimini talep edecek ve solun bugüne kadar inşa edemediği EBT politikasını liberalizm vasıtasıyla algılamasına ve liberalizmin EBT dünya ile ittifakının çarpıklığına müsaade etmeyeceğine ahdetmiştir.

Sol, kendisine düşman olarak gördüğü kapitalist emperyalist devletlerden yüksek meblağlı hibeler alan, proje (projenin iyi-kötü niyetli amaçlarını sorgulamayı bir kenara bırakarak) adı altında sivil toplumcu mücadeleyi geçim kapısı gören profesyoneller yaratılmasına sebep olan, kimini maaşa bağlayan ve sonuçta EBT’lerin hak ve özgürlük mücadelesini şahsi/grubunun ve yandaşlarının istikbal ve refahına katkı yapmak için bahane eden bu yapılar için ne düşünüyor?

Soruyoruz: Hibeci, emperyalizmin sempatik yüzlü sivil toplumcu tarzının bu hali solun zihnine ve vicdanına hitap eder mi? Bu çeşit kurum ve örgütlerle ittifaklar sol adına uygun mudur? Sosyalist EBT Hareketi’ne dillere pelesenk çoğulcu liberal hoşgörüyü sakınan, ancak sosyalistleri meydanda görünce büyük şok yaşayıp hoşgörü ve tahammül sınırlarını kaybeden ve hatta her fırsatta saldıran bir zihniyetle karşı karşıyayız.

***

1 Temmuz Eşcinsel Onur Yürüyüşü’ne ilişkin yayınladığımız çağrı ve değerlendirme metinlerimize istinaden aşağıda ufak bir listesini verdiğimiz tarafımıza yöneltilen ve nefret söylemi düzeyine varan yüzlerce antikomünist ve sol düşmanı tepkiler karşısında sosyalist yoldaşlarımız, devrimci örgütlerimiz ne düşünüyor?

“O kızıl bayrakları boşuna getirmeyin. Kızıl bayrağın onur yürüyüşünde ne işi var?” – Sevda D. (Lambdaİstanbul)
“Tanrı Lenin!”, “Stalin kafası işte!” “Sizlere bol kolili günler!” – Fırat Söyle (Lambdaİstanbul Avukatı)
“ay ne mutlu dildolarimizi sizin politik bilincinize saplayabildiysek !!” – Sema Semih (Boğaziçi LGBT)
“bir sosyalist ebt var beni benden alan, … orospulardan “yoz” ve “satılan bedenler” olarak bahsedebilen… yani beni “insan”dan saymayan… mücadele etmek gerekiyor!.. ıyh, böğğh felan yani!” – Kemal Ördek (Pembe Hayat)
“sosyalistlerin LGBT hareketinden öğrenmesi gereken çok şey var o da biraz ibneleşmek.” – Erdal Demirdağ (Spod)
“Ne zaman soldan hayır gördük?”, “Resmini taşıdığınız Lenin kaç eşcinseli katletti?” vb…

Devrimci değerlerimize saldıran, solu çağdışı, barbar, özgürlük düşmanı, baskıcı gösteren bu söylemler için yoldaşlarımız ve örgütlerimiz ne düşünüyor? Mevzu proje ve fonlar olduğunda birbiriyle çatışan, birbirinden ayrışan bu grupların sosyalizm siyaseti söz konusu olduğunda bir anda ittifaka girmesini nasıl yorumluyor? Hatta buraya yazamayacağımız kadar sinkaflı, galiz, hakaretamiz, küfürlü ifadeler ve dil kullanan bu örgütlere, mensuplarına bilmeden acemice destek veren sol, bu küfürlü ve lumpen dil karşısında ne hissediyor?

Sol, uğruna çok bedel ödediği faşizmle mücadelede kullandığı ve yoldaşlarımızın kanıyla tarihe geçen “Faşizme Karşı Omuz Omuza!” sloganının solu alaya almak, itibarsızlaştırmak ve kapitalistlerin ekmeğine yağ sürmek için “Faşizme Karşı Bacak Omuza!” şeklinde atılma iğrençliğini, bunun pankart halinde yazılıp taşınmasını nasıl buluyor? Böyle bir eylemi sayfalarına taşıyarak destek vermeyi içine sindirebiliyor mu?

Sivil toplumcu profesyonellerin düzenlediği “kendi dildonu kendin yap” atölyelerini sol, politik bilinç aşılama çalışması olarak mı görüyor? EBT’leri aşağılamak maksadıyla küfür olarak kullanılan “İbne” ifadesinin “Velev ki İbneyiz!” haline getirilip slogan olarak atılmasını, döviz olarak taşınmasını sol nasıl değerlendiriyor?

***

Sol, cevabını acil olarak bekleyen bu sorulara da yanıt verebilmelidir. Her kim, solun lehine tarafsa bu sorulardan kaçamaz. Sol, vicdani desteğini belki bugüne kadar bilmediği kimselere ve örgütlere aktardı ama bundan sonra Sosyalist EBT Hareketi’nin dillendirdiği savları düşünmesi ve değerlendirmesi gerekiyor. Sosyalist EBT Hareketi, tüm bu soru ve kanayan yaraların takipçisi olacak ve bunları her gün hatırlatacak.

Sosyalist EBT Hareketi, ezilen eşcinsel, biseksüel, trans insanların kurtuluş mücadelesine liberal ideolojinin ve kapitalist sistemin engel olduğunu düşünmektedir. Liberalizmle hesaplaşma yapmadan ortak ve etkili bir EBT muhalefeti yaratılamayacağının bilinciyle yoldaşlarımızı, sosyalist parti ve örgütlerimizi istisnasız yanımızda görmek temennimizdir.

Girizgahta dünyanın neresinde olursak olalım bizden birilerinin hep mücadelede olduğunu; etkinlik ve gücümüzün dayanışmadan, yan yana durmaktan, birlikte olmaktan geldiğini sizlere hatırlattık. Öyleyse samimi dayanışma ve devrimci içtenlikle çağrımız: EBT’ler ve herkes için daha çok sol!

***

Türkiye Devrimci Hareketi’ne sesleniyoruz! Sosyalist yoldaşlarımıza, örgütlerimize ve partilerimize sesleniyoruz!

Tarihi bir misyon yerine getiren EBT’lerin devrimci odağına destek ver! Sinsi düşmanın olan liberalizmi meşrulaştırma!

Sosyalist EBT Hareketi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*