Anasayfa » BASINDAN » Sosyalist EBT Hareketinin açıklaması

Sosyalist EBT Hareketinin açıklaması

Sosyalist EBT Hareketi’nin 1 Temmuz Eşcinsel Onur Yürüyüşü Değerlendirmesi (sosyalistebt.com)

Sosyalist EBT Hareketi 1 Temmuz’da Taksim’de başlayan yürüyüşe, aldığı kararlara uygun olarak kızıl bayraklarla, imzalı dövizleriyle ve kendi sloganlarıyla katılmış ve Tünel’deki eğlence partisi alanına girmeden Rusya Konsolosluğu’nun önünde açıklamasını yaparak yürüyüşünü sonlandırmıştır. Türkiye’nin en yaşlı trans bireyi Deniz Anne’miz (70) de dahil olmak üzere her yaştan öğrenci-emekçi dostlarımızla birlikte yaklaşık 100 kişinin katılımıyla oluşturulan yürüyüşümüze ve yürüyüşün diğer unsurlarına ilişkin anekdotları ve yürüyüş öncesi çalışmaları bu kısa değerlendirme raporunda paylaşıyoruz.

***

Sosyalist EBT Hareketi, Eşcinsel Onur Yürüyüşleri’nin politik olarak içeriksizleştiği ve liberal sivil toplum kuruluşlarının (STK) hegamonyası altında geçen her yılla anlamını yitirdiği tespitinden yola çıkarak 9 Mayıs 2012 tarihinde aldığı toplantıyla Eşcinsel Onur Yürüyüşü’ne katılmayı ve bu katılımı yükselen liberal eğilimlere devrimci bir alternatif sunma hedefiyle işlev kazandırmayı kararlaştırmıştır.

Bu kararın içeriğine tekabül eden bir anlayışla;

Yürüyüşte postmodern liberal çeşitlilik ideolojisinin sembolü ve liberal kuşatmanın bir ifadesi olan gökkuşağı bayrağı taşınmamıştır. Liberalizm, kimlik ve talepleri tek bir potada eritirken geriye içi boşaltılmış, manasını yitirmiş renkler kalmaktadır. Düşünce ve toplumsal hayatımızı kuşatan liberalizmin sözde çokrenkliliğine ve çokkültürcülüğüne karşı toplumsal kurtuluşun yegâne yolu sosyalizmin evrensel rengi olan kızıl bayraklar yükseltilmiştir.

Trampet sesleri ve içeriksiz bir uğultu dolu kakafoni içinde eşcinsel ve transların hiçbir hayati talebinin, hiçbir aktüel sorunun yer almamasına karşı Sosyalist EBT Hareketi, eşcinsel-trans nefret cinayetlerine, güvencesiz çalışma koşullarına, bedenlerin seks ticaretine mahkûm edilmesine, işkence ve kötü muameleye, heteroseksist baskılara ve liberalizme dönük itirazlarını ve derin hoşnutsuzluğunu yüksek sesle sloganlarına yansıtmıştır.

Yürüyüşün saygınlığını ve anlamını çürütecek derecede –her ne kadar tüm katılımcıları böyle olmasa da, yürüyüş boyunca sadece bağırıp çağıran, kişisel saygınlığını yitirmiş biçimde davranışlar sergileyen, piknik alanındaki gibi elinde içki şişeleriyle gezen, striptiz şovlar yapan ve trajikomik biçimde 29 Mayıs’taki İstanbul’un Fethi kutlamalarını andırırcasına Tünel’deki demir kuleye yürüyüş sonunda tırmanıp gökkuşağı bayrağı dikmeyi matah bir şey sanan, vur patlasın çal oynasın eğlencenin dibine vuran, örneği ne Venedik karnavalında ne Rio karnavalında tam olarak bulunmayan, sadece kendisine rakip olabilecek düzeyde tamamen yoz ve lumpen bir yürüyüş anlayışına karşı Sosyalist EBT Hareketi disiplinli politik bir iradeyi ve EBT toplumunun varoluş sorunlarına ilişkin görüşlerini bir örgüt ve devrimci bir topluluk görüntüsüyle yürüyüş boyunca ortaya koymuştur.

“Eşcinsel ve Translar Heteroseksist ve Liberal Ablukayı Yıkıyor!” yazılı pankartıyla Sosyalist EBT Hareketi, “eşcinsel realitesi” olarak dayatılan bu gösteri kültürünün parçası olmayarak alternatifi ortaya koymuş; Türkiye’nin çeşitli kentlerinden gelen tepkileriyle eşcinsellerin ve transların umudu olmuştur.

Yürüyüşü örgütleme süreci için eşcinseller, translar ve sosyalist örgütlere yönelik üç ayrı kesime yönelik hazırladığımız çağrı metnini deklare ettikten sonra Sosyalist EBT Hareketi, yalnızca eşcinsel ve trans bireyler özelinde çalışmamıştır. İnsanlığın kurtuluşu ve sınıfsız bir dünya mücadelesindeki yoldaşlarımızla ve sosyalist parti ve örgütlenmelerle yürüyüş öncesinde temasa geçilerek destek ve dayanışma sunmaları beklenmiştir. Bu kapsamda Türkiye Komünist Partisi 1920, İlerici Kadınlar Dayanışma Derneği, Tüm İlerici Gençlik Derneği, Demokratik Haklar Federasyonu, Demokratik Kadın Hareketi ve Sürekli Devrim Hareketi olmak üzere toplam üç siyasi gelenek somut destek ve dayanışma göstermiştir. Gösterdikleri dayanışmadan ötürü Sosyalist EBT’ler, adı anılan bu üç siyasi geleneği selamlamakta ve sonraki süreçlerde ortak çalışmalar yürütmeyi arzulamaktadır.

***

Öte yandan sol basın olarak takip ettiğimiz, çalışanları gözaltına alındıklarında mahkemelerine koşup takip ettiğimiz pek çok yayında ne yürüyüş öncesi çağrı metnimize ilişkin ne yürüyüş ve sonrası için küçük bir haberin yapılmadığı görülmüştür. Söz konusu sol yayın organlarının muhatap olarak liberal EBT STK’larını aldıkları, liberal kuruluşların haberlerini yaptıkları ve röportaj talebinde bulundukları tespit edilmiştir. Bu durum, Türkiye solunun eşcinsel-trans mücadelesine çok uzak ve yabancı olması ve muhatap aldıkları yegane kaynağın liberal STK’ların argümanlarıyla sınırlı olmasından ileri gelmektedir. Yaşadığımız coğrafyada bizlerin yeni örgütlenmeye başlamamız ve yeterince sola ulaşamamamız, görünürlük ve dilimizin çok yeni olmasının yanında çağrımıza yanıt vermeyen solun bu konuda son deneyimimiz ve emeğimiz ile test ettiğimiz üzere samimiyetsiz davranmasıdır. Sosyalist EBT Hareketi, bir problematik olarak bu samimiyetsizliği, liberal bir dilin kullanılmasını ve bu dilin meşrulaştırılmasını hiç bitmez tükenmez bir sabır ve enerjiyle anlatmaya ve tartışmaya devam edecektir.

Sosyalist EBT Hareketi, olanaklı koşullarda yüzyüze temaslar üzerinden, elverişsiz durumlarda da yazılı olarak talep ettiği destek ve dayanışmanın geri dönüşünü şimdilik adı anılan bu üç siyasi gelenekten elde edebilmiştir. Sosyalist EBT Hareketi’nin yeni bir örgütlenme olması nedeniyle bugüne dek yeterli teorik, politik ve ideolojik mücadele yürütememiş olması bu durumun temel kaynağı olarak görülmektedir. Üyelerimizce içselleştirilen pekçok tartışmanın ve getirdiğimiz devrimci yaklaşımın sosyalistlerce hiç bilinmemesi sosyalistlerin eşcinsellik denildiğinde akla homojen ve ezilen bir bütün geliyor olması yanılsamasına yol açmıştır. Oysa heterojen toplumsal hareketler içindeki devrimci ve işçi sınıfı eksenli eğilimleri güçlendirmek sosyalistlerin temel politik görevidir. Sosyalist EBT Hareketi, Türkiye Sosyalist Hareketi ile ilişkilerini bu görevi hatırlatmak ve buna uygun devrimci bir programı hayata geçirme doğrultusunda biçimlendirmeyi temel misyonlarından biri olarak görmektedir.

***

EBT toplumu mevzubahis olduğunda bugüne dek üretilmiş her söz, söylem ve pratik Batılı devlet ve kurumlarından alınan fonlar aracılığıyla liberallerin hegamonyasında oluşturulduğu için EBT toplumunun sorunlarına yönelik alternatif ve devrimci bir yaklaşımın geliştirilmesi ve bu tartışmanın kanıksanması oldukça güçlü ve ideolojik bir mücadeleyi gerektirmektedir. Sosyalist EBT Hareketi önündeki belirleyici tarihsel misyonunu aşağıda yazılı iki saik üzerinden liberalizmle teorik ve pratik savaş dolayımında devrimci perspektifini güçlendirmek olarak belirlemektedir.

Eşcinsel ve translar dayatılan metalaştırıcı gündelik sosyal pratiklerden sivil toplumcu örgütlenme anlayışına dek uzanan liberal kuşatmayı dağıtmadan; heteroseksizme karşı ortak, etkili ve gerçek bir özgürlük mücadelesi yürütemezler.

EBT örgütleri, emperyalist devlet ve kurumların hibeleriyle özgürleşme mücadelesini düzenin sınırları içinde belli bir noktaya taşıyabilirler. Söz konusu projeler, dışarıdan son derece iyi niyetli amaçlar için görünse bile EBT örgütlerinin içindeki bir grubun veya kişinin yaşamına maddi katkı sağlamaktan öteye gidememiş ve örgütlenmeden maddi olarak nemalanmayı bekleyen çarpık bir anlayışı beraberinde getirmiştir. EBT örgütleri, tabana yayılmayı, kendini EBT’lere ve topluma en doğru biçimde ifade etmeyi bırakmış; kendi hayati varoluş meselelerini arka plana atmıştır. Emperyalizmin hibesiyle yürütülen mücadelede eşcinsel ve translar, hibe almanın basit bir malzemesi olurken eşcinsel ve trans örgütleriyse mücadelesini ettikleri eşcinsel ve trans toplumuna yabancılaşmış ve nesneleştirmiş olmaktadırlar.

***

Sosyalist EBT Hareketi, 1 Temmuz Eşcinsel Onur Yürüyüşüne katılımıyla getirdiği farklılık dikkat çekmiş ve eşcinsel-trans mücadelesi alanında tarihsel, politik, ideolojik bir yarılmaya sebep olmuştur. Sosyalist EBT Hareketi’nin bu süreçten sonraki misyonu, bu tarihsel yarılmayı derinleştirmek ve kapsamını yoğunlaştırmak olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*