Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Soma’nın gösterdikleri: Neoliberal kapitalist yoksulluk yönetişimi

Soma’nın gösterdikleri: Neoliberal kapitalist yoksulluk yönetişimi

Soma Holding’in AKP Hükümetinin yoksullara kömür yardımının başlıca tedarikçilerinden. Kömür yardımı, neoliberal yoksulluk yönetişimi çerçevesinde, son 10 yılda 4 kat artarak, 600 bin tondan 2.5 milyon tona çıktı. Kömürün en verimlisi sanayide, en verimsiz ve zehirlisini ise en yoksul kesimler ısınmada kullanıyor. Her yıl çok sayıda kişi de kömür sobası yangınları veya kömür zehirlenmesinden ölüyor.

Soma’da kömür paketleme işinde çalışan işçiler, yoksullara dağıtılmak için devletin satın alacağı kömürlerin, en kalitesiz olanlardan ve taş toprağı ayrıştırılmadan, eksik kilogramla paketlendiğini anlatıyorlar. Devlet bunları aynı fiyattan satın alıyor.

Neoliberal yoksulluk yönetişimi, gerçekte bu gibi tekeller için dev çaplı bir yoksulluk piyasası; hazır müşteri (devlet) ve azami kar alanı anlamına geliyor. Devletin yoksulluk yardımlarını bile kapitalist şirketlerden satın alması, yardımı da metalaştırıp azami kara dönüştürüyor.

Neoliberal yoksulluk yönetişimi, aynı zamanda, yoksul kesimler üzerinde hem bir vahşi sömürü aracına dönüştürülüyor (yoksulluk yardımı alabilmek için yoksul hanelerden en az birer kişinin ücretli çalışması şartı, Ulusal İstihdam Stratejisi kapsamında 2009′dan itibaren giderek yaygınlaştırılıyor), hem de yeni bir kölelik zincirine, ücretli köleliği pekiştiren siyasal kölelik, devlete kölelik zincirine dönüştürülüyor. Resmi verilere göre Sağlık Bakanlığı/SGK, Aile ve Sosyal Politika Bakanlığı, Belediyeler toplam 10 milyona yakın kişiye yoksulluk yardımı veriyor. Gıda ve temizlik malzemesi, yakacak (kömür), giysi, eğitim yardımı (bot-kaban, çanta, kırtasiye) yardım kapsamında yer alıyor. Bir kişinin bin- 1200 lira civarında ücretle çalışabildiği yoksul hanelerin önemli bir bölümü, aylık ücretinin yarısı kadar bir ayni (kömür, erzak, çeşitli yardım ve kolaylıklar) ya da nakdi yardımı da, tabii ki belediyeler, AKP ilçe teşkilatlarına imza, kayıt vb aracılığıyla alabiliyor. İşçinin örgütlenmesi, hak grev ve direnişi yapması, hükümeti eleştirmesi, bu yüzden yalnız işini değil ücretinin yarısı civarına yaklaşan çeşitli yardım ve kolaylıkların da hemen kesilmesi anlamına gelebiliyor. Böylece bu türden neoliberal sosyal içerme politikaları, hakkını arayanı, örgütleneni dışlayan bir köleleştirme ve şantaj aracı olarak kullanılıyor.

Açığa çıkan bir diğer olgu da, Soma maden işçilerin AKP mitinglerine ve çeşitli etkinliklerine, yevmiyeli fakat metazori bir dayatma olarak taşınmasıdır. AKP mitingine sayım ve yoklama alınarak gitmek, orada Erdoğan-AKP’ye tezahurat yapıp destekleyen pankart açmak, maden işçilerinin ücretli köleliliğinin zorunlu bir uzantısı haline getirilmiştir. AKP mitingine gitmemek, yalnız o günkü yevmiyesini değil, işini de kaybetmek anlamına geliyor.

Neoliberal kapitalizm koşullarında ücretli köleliğin yeni boyutları, neoliberal devlete köleliğin yeni boyutlarını ortaya çıkarmaktadır. Sermayenin emek, burjuva mali oligarşinin işçi sınıfı üzerindeki sömürü ve boyunduruğuna nasıl kat çıktığını görmek, aynı zamanda her şeyin temeline yerleşen uzlaşmaz emek-sermaye; proletarya-burjuvazi karşıtlığının nasıl şiddetlendiğini ve bu sistemi yıkıp devirme kapasitesine sahip asli sınıf gücünü görmek, buna odaklanmak demektir.

Neoliberal kapitalist yoksulluk yönetişiminin bir lutuf gibi sunduğu “istihdam edilebilirlik” ve “yardım verilebilirlik” köleleştiriciliğine karşı, emeğin ve yoksulların korunması, muhtaçlaştırıcı ve köleleştirici bir lütuf, bir yardım, bir hayırseverlik riyakarlığı olmaktan çıkarılmalıdır.

İşçi sınıfının asgari ücret civarında ücretlerle ve düzensiz, güvencesiz çalışan geniş yoksul kesimlerinin, geniş yarı-proleter kent ve kır yoksulları ile iç içeliğini, ileriye doğru, proleter sosyalist eksenden bir sınıfsal-toplumsal mücadele ve dayanışma mücadelesine dönüştürmek zorunludur:

“Kent ve kır yoksullarının yakıcı toplumsal sorun ve istemleri, bugün geri kapitalizmin çözmediği değil, orta ileri düzeyde gelişen ve çürüyen kapitalizmin doğurup büyüttüğü sorun ve istemlerdir. Yeni bir düzleme geçen sermayenin toplumsal sefalet ve çürümeyi de bir üst düzeyden genişletip birikiyor olmasının sorun ve istemleridir. İş, beslenme, sağlık, eğitim, ulaşım, su, konut sorunları; metalaşma, fatura, kontur köleliği; bu kesimlerde öne geçen kadın, Kürt, Alevi, göçmen sorunları, toplumsal gericilik birikimi, toplumsal çürüme, zehirli çevre sorunu, kentsel dönüşüm, toplumsal-kültürel aktivite ve gelişim sorunu, ve hepsini kapsayıp bir üst düzeyden kaynaştıracak özgürlük yoksunluğu. Tümü daha doğrudan kapitalizme karşı sosyalizm eksenine bağlanmaktadır.

Sosyalist devrimin önderi proletarya, kent ve kır yoksullarıyla yalnızca dar ekonomik, dar siyasal bir bağlaşmanın ötesine geçerek, bağımsız fiili gövdesel önderliği ve sınıf savaşımındaki hegemonyası ile kent ve kır yoksullarını ileriye çekecek, toplumsal siyasal istem ve özlemlerinin gelişen ve çürüyen kapitalizme karşı sosyalist devrime genişleyen kapsamını açığa çıkaracak, onlara derinlik, mücadelesine istikrar kazandıracaktır. Proletarya ile kent ve kır yoksulları arasındaki iç içe geçmenin iki yönden olması; proletaryanın sosyalist devrimci sınıf ekseninin kent ve kır yoksulları içindeki zeminini genişletirken, kent ve kır yoksullarının yakıcılaşan toplumsal istem ve mücadele dinamikleriyle de proleter devrimin toplumsal temel ve kapsamını genişletmektedir. Kent ve kır yoksullarının da yarı proleter ağırlıklı karakteri; kent yoksullarının işçileşen ve çalışabilecek durumda olanları dışındaki kesimlerinin de yaşam koşulları itibarıyla kapitalizmle daha doğrudan karşı karşıya gelmeleri bu olanağı sunmaktadır. Proletaryanın uzlaşmaz sınıf savaşımındaki bağımsız fiili önderliğiyle, geniş ara sınıf ve tabakalar içindeki ve üzerindeki siyasal, ideolojik, örgütsel hegemonyasıyla, kent ve kır yoksullarının kapitalizme karşı mücadele damarı küçük burjuva halkçılık ve bulanık toplumsal hareketçilikten sıyrılacaktır, kapitalizm ve burjuva egemenliği ile sınıfsal-toplumsal olarak iç içe genişleyen ve derinleşen çelişkiler belirginleşecektir. Proleter devrim ve sosyalizmin temeli kent ve kır yoksulları bağlaşımıyla genişlemiştir.” (KDÖ Mücadele Programı)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*