Anasayfa » DÜNYA » İnsanlık Somali’de açlıktan ölüyor

İnsanlık Somali’de açlıktan ölüyor

21. yüzyılda teknolojinin geldiği düzey ve bunun sonucu artan toplam toplumsal ürün ve zenginliğe rağmen Somali’de insanlar açlıktan ölmeye devam ediyor. Kuraklığın etkisine aldığı tek ülke Somali’de değil, Kenya, Etiyopya, Cibuti ve Uganda’da kuraklığın korkunç yıkımıyla yüz yüze. Birleşmiş Milletler 1983’ten sonra bir kez daha resmi olarak Somali’de açlık ilanında bulundu. Somali, Etiyopya, Kenya ve Uganda’nın bulunduğu Doğu Afrika bölgesi en son 1980’lerde açlık krizi ile dünyanın gündemine oturmuştu.
Birleşmiş Milletlerin Somali’de bir milyon 700 bin kişinin yani nüfusun yarısının açlıkla karşı karşıya bulunduğunu açıkladı. Somali’de halkın büyük çoğunluğu yaşamını tarım ve hayvancılık yaparak sürdürüyor. Son 60 yılın en kurak döneminin yaşandığı ülkede hayvancılık ve tarımsal üretim felce uğramış durumda. Somali’yle birlikte Bölgede bulunan Kenya, Cibuti, Sudan ve Etiyopya’da açlık ve hastalığa bağlı olarak on binlerce insanın yaşamını yitirdiği ve 12 milyon insanın da açlık ve ölümle karşı karşıya olduğu belirtiliyor.
1992’deki iç savaşta yaşanan kıtlık sırasında 200 bin kişi yaşamını yitirmişti ancak bu sefer çok daha fazla sayıda kaybın söz konusu olabileceği belirtiliyor. Yardım kuruluşları 2009 yılında Davos’ta yapılan zirvede yapılacak yardımlara dair verilen sözlerin yerine getirilmediği eleştirisini yönelttiler.
Somali’deki BM insani yardım koordinatörü Mark Bowden, “Somali’nin güneyinde bulunan Bakool ve Lower Shabelle bölgelerinde kuraklık, yoksulluk ve çatışmaların da etkisiyle açlık yaşandığını, bazı bölgelerde de her gün 6 kişinin yaşamını yitirdiğini belirtiyor.”
İngiliz yardım kuruluşu Oxfam da bölgede kuraklığın pençesinde bulunan 10 milyon kişiye 800 milyon dolar acil yardıma ihtiyaç olduğunu açıkladı.
Açlık ve çatışma ortamından kaçan halkın büyük bir bölümü Kenya topraklarında kurulu bulunan dünyanın en büyük mülteci kampı olarak da kabul edilen Dabaab kampında barınıyorlar. 380 bin kişinin barındığı kampa her gün yaklaşık bin-bin beş yüz kişi gidiyor. Kenya devleti, geçici olarak kabul edilen mültecilerin kalıcılaşmasının kendileri için büyük sorunlar doğuracağını belirterek daha fazla mülteciyi kabul etmeyeceklerini ifade ediyorlar.
Açlığın bir nedeni bölgede yaşanan kuraklık ise daha da önemli nedeni emperyalist mali sermayenin toplumu üretimden kopartarak, tarımsal üretimi yok etmesi, doğal zenginlik kaynaklarını, başta petrol olmak üzere yaratılan iç savaşlar yoluyla kendine bağımlı kılmasıdır. ABD’nin bu bölgede oynadığı rolü görmemek için kör olmak gerekir. Fakat ABD’nin çok açık müdahalesi gözler önünde olmasına rağmen yaygın burjuva medya yaşanan sorunları daha çok kuraklık ve bu bölgede emperyalistlerin piyonu olarak faaliyet gösteren gerici El Şabaab’ın giriştiği iç çatışmaları göstermektedir. Güya bu dinci gerici örgüt yapılan yardımları da engelliyormuş. Oysa El Şabaab başta ABD olmak üzere diğer emperyalist güçler tarafından silahlandırılıp finanse edilmektedir. Keza “yardım” kuruluşları da aynı teraneyi tekrarlıyor ki onlar da mali sermayeye bağımlı kurumlar olarak emperyalist kapitalizmi iyi gösterme, ömrünü uzatma rolünü üstlenmiş durumdalar. Sermaye gruplarından aldıkları sadakaları açlık ve yoksulluk yaşayan topluluklara dağıtarak sistemin devamını sağlamayarak, gelişecek olen sınıfsal ve toplumsal muhalefetin önünü kesen fren rolü oynuyorlar.
Sahraaltı Afrika’da IMF-Dünya Bankası’nın yapısal uyum programını devreye koymasıyla ürün kıtlığı yaşanmaya başladı. 1980’ler ve 1990’lar boyunca yaşanan açlık da büyük oranda bu “ekonomik ilacın” ürünüydü. Somali’de, uygulanan onlarca yıllık IMF reçeteleri, ülkenin ekonomik yıkıntı yaşaması ve kaosa doğru gitmesinin temellerini attı. Uzun yıllar uygulanan “kemer sıkma” politikaları sonrasında, kamu sektöründe ücretler aylık 3 dolara kadar düşürüldü.
Yaşanan ekonomik kriz, 1991’de ABD destekli “iç savaş”ın başlamasına zemin sundu. Daha da trajik olansa “açlar ülkesi” Somali, önemli miktarda petrol zenginliğine sahip. ABD’li dört petrol devi, 1991’deki Somali iç savaşı başlamadan önce kendilerine konum sağlamak için bütün önlemleri almışlardı. “Somali’nin yerüstünde yaşadığı trajedinin uzağında, yerin altında ABD’li petrol şirketleri on milyonlarca dönümlük Somali topraklarında arama yapma ve bu toprakları sömürme imtiyazı kazanarak muhtemel bir servetin üzerinde sessizce oturuyorlar.”

Görüldüğü gibi sorun ne tek başına kuraklık ve ne de emperyalistlerin desteğini arkasına alarak ülke içerisinde kaos ortamı yaratan gerici El Şabaab örgütünün varlığıdır. Yaşanmakta olan kuraklık doğa sorunu olarak kabul edilse dahi asıl sorun emperyalist mali sermayenin Afrika kıtasında uyguladığı teslim alma ve kendine bağımlı kılma ekonomi politikalarının sonucudur.

Dünya bankası ve IMF’nin girdiği her ülke ve bölgeyi yapısal uyum politikaları adı altında başta tarımsal üretim sıfırlama olmak üzere ekonomik, siyasal ve askeri olarak mali sermayeye bağımlılık ilişkisini geliştirme ve derinleştirmeyi hedeflemiş ve çoğunlukla da bunda başarılı olmuştur. Bugün Somali’de yaşanan açlık ve kıtlığın da gerçek anlamı burada yatmaktadır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*