Anasayfa » BASINDAN » Soma işçileri Meclise yürürken, işçi örgütlenmesi büyüyor!

Soma işçileri Meclise yürürken, işçi örgütlenmesi büyüyor!

–Başaran Aksu ile söyleşi

13 Mayıs’ta Soma Holding’e bağlı madende meydana gelen katliam sonrası resmi rakamlara göre 301 madenci hayatını kaybetmişti. Tüm Türkiye’de öfkeyle karşılanan katliam sonrası Soma’da devletin verdiği sözler tutulmadı ve işçilerin çalışma koşullarında değişen bir şey yok. Soma Katliamı’nın üzerinden iki ay geçmişken, hükümet işçilerin taleplerini yok saymaya devam ediyor. İşçiler ise örgütlenmeye ve birlikte mücadele etmeye kararlı.

Soma Katliamı’nın acıları tazeyken işçiler taleplerini dile getirmek için kendiliğinden Hükümet Konağı önünde oturma eylemine başlamışlardı. Hükümet bu eylemin dördüncü günü işçilerin temsilcilerini görüşme yapmak için Ankara’ya çağırmış. İşçilerin aralarından seçtiği 10 kişilik işçi heyeti Enerji Bakanı, Çalışma Bakanı ve muhalefet parti milletvekillerinin katıldığı bir görüşme yapmıştı. İşçiler daha sonra AKP merkezinde Başbakan’la da görüşmüşlerdi. Hatta AKP Başkan yardımcısı Salih Kapusuz Soma Hükümet Konağı önüne gelerek işçilere kameralar önünde seslenmiş; hükümetin verdiği sözleri yerine getireceğini ve işçilerin eylemini sonlandırmasını söylemişti. Ama üstünden 1,5 ay geçen bu görüşmedeki hiçbir madde uygulamaya sokulmadı.

13 Temmuz Pazar günü Soma’da DİSK’in çağrısıyla “Madenciye Verilen Sözler Tutulsun” başlığıyla bir forum gerçekleştirildi. Öncesinde Soma içinde güçlü bir işçi yürüyüşü ile başlayan eylem, DİSK’in forumuyla devam etti. Forumda DİSK’in önerisi ve sonrasında işçilerin bu kararı sahiplenmesiyle Soma’dan 150 işçi,yarın Ankara’daolacak. Hükümetin, görüşülmek üzere Meclis gündemine getirdiği Torba Yasa içerisindeki maddeler maden işçilerine verilen sözleri kapsamıyor.

Soma havzasında işçi komitesi çalışması yürüten Başaran Aksu ve Kamil Kartal’ın anlatımına göre:Soma Bülent Ecevit Kültür Parkı’nda geceli-gündüzlü 12 gündür süren oturma eyleminintalebi 1.5 ay önce verilen bu vaatlerin yerine getirilmesi. Eylemin ilk günü işçilere yönelik çok yoğun bir polis ablukası vardı.

Başaran, bize oturma eylemini anlatabilir misin?

Başaran Aksu: “Biz köylerdeki işçi çalışmalarından işçilere destek için parktaki eyleme geçtiğimizde dışarıdan taşınan bir polis ablukası ile karşılaştık. Polis şeflerine bu eylemin yasal olduğu ve işçilerin haklarını aramasının meşru olduğunu anlattık. Polisle gerginlik ilk iki gün devam etti. İşçilerin geri çekilmediği görülünce polis geri adım atmak zorunda kaldı.”

“Bu eylem 12 gün boyunca bazen 50, bazen 200 kişiyle gece-gündüz parkta sürekli oturma şeklinde devam etti. Parktaki oturma eyleminin muhatabı Soma Havzası’ndaki 16 bin maden işçisi ve onların aileleridir.Soma, İmbat ve Uyar Madenlerinden (Uyar madeninin kapatılması sonucu mağdur olan 800 işçi var) işçiler bu eylemi başlattı. Ama genel olarak Soma Havzasındaki işçilerin hepsi parktaki eylemin bir parçası oldu.”

Soma Havzası dediğin bölge nereleri kapsıyor? Sizin bütün hayatınızı oraya taşıdığınız bir çalışmanız var. Bunları anlatır mısın?

Başaran Aksu: “Soma Havzası olarak andığımız bölge üç şehrin ilçe ve köylerini içine alıyor. Balıkesir’de Savaştepe ve İvrindi; İzmir’de Kınık ve Bergama; Manisa’da Soma, Kırkağaç, Akhisar ilçeleri ve köylerini kapsıyor. Soma madenlerinde çalışan işçiler böyle bir havzaya yayılmış durumda. Soma’da yaşamayan ama çalışan 9 bin işçi bu ilçe ve köylerde yaşıyor.

Biz Kamil Kartal ile birlikte örgütlenme süresi boyunca sürdürdüğümüz 100 kalemde maden işçisinin sorunlarına yönelik çözümler için köyler, ilçeler ve evleri teker teker gezerek; hem işçileri DİSK Dev Maden Sen’e üye olmaya ikna ettik hem de işçi komiteleri ve konseylerini örgütlemeye çalıştık. Eskiden 174üyesi olan Dev Maden Sen’in bu çalışmalar sonrası üye sayısı 2300 civarında ve DİSK’in 2-3 işyerinde yetki alabileceği gözüküyor.

Tam da burada, yürütülen çalışmadakiiki ayrı anlayıştan söz etmek gerekli.Biri ivedilikle işçilerin doğrudan DİSK’e üye yapılması ama üye yapılırken komite/konseyden bahsedilmemesi yönünde düşünen zaten eskiden beri Dev Maden Sen yöneticisi arkadaşları kapsıyor. İkinci yaklaşım ise işçilerin daha önceki sendika süreçlerinde yaşadığı felaketleri aşmakiçin otokontrol ve denetim mekanizmasını kurmadan bir sendikadan diğerine geçişin sınırlı kalacağı ve işçilerin gerçek bir temsiliyetin parçası olamayacağı şeklinde. Biz bu yaklaşımı savunuyoruz.

Hem sendika üyeliği hem de işyerlerinde vardiya/birim üzerinden ve köy-mahalle konseyleri üzerinden bir çalışmanın işçiler birebir parçası olduğunda, daha hızlı ve aynı anda örgütlenebileceği burada açık olarak vücut bulmuştur. Bu anlayış asıl olarak sendikayı büyütüp güçlendirecek anlayıştır.

İşçi sınıfının tarihsel mirası da bize işçi komitelerinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Gömlek değiştirir gibi birinden diğer sendikaya gelen işçinin, aynı hızla sendikadan kopacağı da bilinmelidir.”

Bu çalışmaların meclise yürümeye yönelmesi nasıl oldu?

Başaran Aksu: “5 Temmuz’da Soma Öğretmen Evi’nde çok önemli bir toplantı yapıldı. Toplantı salonunda işçilerin canla başla sürdürdüğü komite çalışmaları sonrası oluşmuş komitelerden 60 işçi temsilcisi ve komite olabilecek yerlerden gönderilmiş 25 temsilci vardı. Bu toplantıda alınan ilk karar: Ekim’in ilk haftasında Soma Havzası İşçi Meclisi olarak, gerçek birişçi temsiliyetine dayalı bütün ilçeleri-köyleri içerengenel bir toplantı yapılmasıydı. Alınan ikinci karar ise: 12 Temmuz’da bütün bölge (hükümet ve muhalefet) milletvekillerinin çağrıldığı bir forumda, işçilerle milletvekillerinin tartıştığı ve sözlerin uygulanması için gerekli önlemlerin konuşulduğu bir toplanma kararıydı.

Bu toplantı sonrası DİSK’in Pazar günü Soma’da forum kararı aldığını öğrendik. İşçi komitelerindeki arkadaşlar bu foruma destek verilmesi gerektiğini, parçalanmış bir görüntünün iyi olmayacağını düşünerek eylemin bir parçası oldu.

Pazar günü Soma içinde 700-800 işçinin katıldığı bir yürüyüşün ardından DİSK’in Forumuna katıldık.

Bu süreçte Türk-İş’e bağlı Maden-İş sendikasının sorumluluğu çok ve orada da bazı gelişmeler var. Bunları bize anlatır mısın?

Başaran Aksu: “Burada şöyle önemli bir gelişme var. Soma Katliamı sonrası Türk-İş’e bağlı Türkiye Maden-İş sendikasında, işçilerinin yoğun protestoları sonucu şube başkanı istifa etmiş ve kendini aklamak isteyen Genel Merkez Türkiye Maden-İş Ege Şube yönetimini görevden almıştı. Türkiye Maden-İş sendikası bu süreçten sonra genel merkez kararıyla Ege Şubesinden üç ayrı şube oluşturdu. İmbat-Uyar Madencilik bir şube, Soma Holding bir şube, TKİ ve Koza bir şube olmak üzere işletmeler esaslı üç ayrı şube oluşturuldu. Bu uygulamanın demokratikleşme için yapıldığı söylendi ve her şubede ön seçim yapıldı.

Bu seçimlere İmbat Madencilik’te çalışan 6 bin işçinin 600’ü katıldı, 5400 işçi seçimleri protesto etti. Soma Holding’de çalışan 6 bin işçiden 1100 işçi katıldı. TKİ ve Koza Maden’deki çalışan 1700 işçinin yarısı katıldı. İşçiler seçimlere katılmayarak protesto ettiler. Yine mesela Türk-İş yönetiminin çağırdığı mitinge Soma yerelinde sadece 100 maden işçisi katıldı. Bu işçilerin sendika yönetimine yakın kişiler olduğunu da söylemek gerek.

Sendika yönetimini demokratik hale getiriyoruz şeklinde söylemlerle işçilerin DİSK’e yönelmesi engellenmeye çalışılıyordu. Parçaların çıkardığı listelerden yeni şube yönetimleri çıkmıştı. Ancak eski şube yönetimi görevden almaya itiraz ederek iade davası açtı. Cuma günü aldığımız bilgiye göre de mahkeme eski şube yönetiminigörevine iade etti. Genel Merkez kararlarına ihtiyati tedbir kararı aldı ve GenelMerkez’in bu süreçte aldığı kararların incelemesi için bir bilirkişi atama kararı verildi. Böylece seçilenMüteşebbis heyetleri hukuki olarak boşa düşmüş oldu ve işçilerin katliamın sorumlusu olarak gördükleri kişiler tekrar sendika yöneticiliğine geldi. Bu sürece öfkelenen Türk-İş üyesi işçiler de Pazar günü yapılan yürüyüşe ve foruma katıldı. İşçiler Türk-İş’e çok öfkeliler ve bu süreç işçileri DİSK’e yöneltiyor.”

Bize 13 Temmuz Pazar günü yapılan forumdan ve sonrasında Ankara Meclis yürüyüşü kararından bahseder misin?

Başaran Aksu: “DİSK’in çağrısıyla foruma katılmak için Hükümet Konağı’na yöneldik. Arzu Çerkezoğlu forumda taşeronu, maden işçilerinin sorunlarını ve onların nasıl bir mücadele yürütmesi gerektiğini içeren, işçilerin beğendiği bir konuşma yaptı. Tayfun Görgün ve 4 maden işçisi ve ölen maden işçisi Gazi Osman Tümer’in eşi Selda Tümer’de bir konuşma yaptı. CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, hükümetin söz verdiği15 madde üzerinden tek tek gelişmeleri anlattığı ve yapılanların üstünden geçtiği bir konuşma yaptı. Konuşmasını: “Sizi kurtaracak olan ne Arzu Çerkezoğlu, ne CHP, ne ben; sizi kurtaracak olan sizin örgütlülüğünüz ve birliğinizdir.” şeklinde bitirdi.

DİSK Forum sırasında verilen sözlerin hesabını sormak için Ankara’ya gitme çağrısı yaptı. DİSK’in çağrısı ve Özgür Özel’in Ankara’da işçilerin hükümet ve muhalefet üstünde basınç oluşturmasının öneminden bahsetmesi işçileri ikna etti.

İşyeri Komite/konseyleri ve köy ve mahalle konseyleri çalışması yürüten arkadaşlar bu çağrıya destek vererek birebir katılımcısı oldular. Bu gece 150 maden işçisi saat 24’te Soma’dan yola çıkarak yarın Ankara’da meclise yürüyecek. Şu anda sizinle konuşurken bir taraftan arkadaşlarımızı Ankara’ya yolculamak için bekliyoruz.”

Soma Madenci Heyeti’ne yerine getirileceği sözü verilen 15 madde aşağıdadır:

-Devlet tarafından denetimler yapılana ve teftiş raporları tamamlanana kadar kimse madenlere inmeye zorlanmayacak.
-Gerekirse “önce biz gelip ineceğiz, ondan sonra siz ineceksiniz” denildi.

-Kimseye bu süre içerisinde çıkış verilmeyecek.

-Maaşlar tam şekilde, eksiksiz ödenecek. Şartlar düzelene kadar gerekirse 7-8 ay devlet maaşları ödeyecek.

-Maaşlar en az 2000 TL olacak.
6 maaş ikramiye verilecek.

-Kanunda yeraltında günlük 7,5 saat yazan çalışma süresi, 6 saat olacak.

-Haftalık çalışma saati 36 saati asla geçmeyecek.

-Emeklilik yaşı 55′ten 49’a düşürülecek.

-Ölen madenciler sivil şehit statüsünde sayılacak.

-1400 TL- 1500 TL arasında ölüm aylığı bağlanacak.

-Ölen madencilerin yakınlarına TOKİ’den ev verilecek.

-Ölen madencilerin yakınlarından bir kişiye istihdam sağlanacak.

-Resmi tatiller ve senelik izinler yeraltı sigortası olarak yatırılacak.

-Taşeron sistemi kaldırılacak.

-Uyar Madencilikte çalışırken işsiz kalan işçilerin mağduriyeti giderilecek, işçilerin alacağı tazminatlar bir yasa çıkartılarak işsizlik fonundan ödenecek.

(Söyleşi Bengi Diyar tarafından gerçekleştirilmiştir)

baslangicdergi.org

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*