Anasayfa » GÜNDEM » Sol bu kısır döngüden ne zaman çıkacak?

Sol bu kısır döngüden ne zaman çıkacak?

CHP’nin referandum araçlarından bangır bangır Atatürkçülük propagandası yapılıyor. Yine CHP’nin İstanbul’un Beşiktaş, Bakırköy, Kadıköy gibi merkezi semtlerindeki “Halk Meclisleri” adı altındaki referandum çadırlarında Atatürkçülük propagandasının yanısıra, en çok Sözcü gazetesi, Yılmaz Özdil yazıları gibi ırkçı-şoven propaganda öne çıkıyor.

Küçük burjuva sol ve devrimcilerin buna hiçbir itiraz ve eleştirisi, sınır çekmesi yok. HDP’nin ve liberal halkçılığın faşizm tarafından darbelenip kenara itilmesiyle, CHP yine solun hegemonya ve komuta merkezine geçti, sol kılık ve meşruiyetini tazeledi, istediği gibi borusunu öttürmeye başladı.

Orta sınıf sol ve devrimcilik iddiasında olanlar ise bunu, kimisi CHP’ye “antifaşist” bir paye atfederek, kimisi “CHP’nin ırkçı-şoven olmayan kesimleri ile demokratik ittifak” diyerek, kimisi “Cumhuriyetin kazanımlarını savunmak” adı altında realize ediyor.

Adeta CHP’nin yayın organı gibi çıkan Birgün gibi gazeteler bir yana, genel olarak orta sınıf solun “hayır” kampanyasının içeriği CHP kampanyasının biraz orta sınıf liberal sosyalciliği geçirilmiş biçiminin pek ötesine geçmiyor.

Zaten küçük burjuva soldaki “bonapartizm”, “führercilik” gibi rejim biçimi tespitleri, faşizmi “sınıflar üstü” bir diktatörlük biçimi olarak görme, dolayısıyla karşısında da “sınıflar üstü” bir demokrasi hayali koyma konusunda, “tek adam diktatörlüğü” söylemlerinden ayrışmıyor.

Biz bu filmi tersinden görmemiş miydik?

Daha önce Genelkurmay, MGK, TSK, Atatürkçülük forslu faşizm karşısında, küçük burjuva solun geniş bir kesimi, liberal solun hegemonyasında, AKP’ye hayırhah yaklaşmış, dinci-gericiliğini, neoliberalciliğini vb gözardı etmişti. Hatta bir kısmı, “ılımlı, liberal-muhafazakar demokrat” AKP kesimlerini “faşizme karşı demokratik ittifak” olarak görmüş, bir kısmı ondan “ileri demokrasi” beklentisine girmiş, AKP söylemlerine sosyal liberal, liberal halkçı kılıflar geçirerek kitlelere pazarlanmasına ön ayak olmuştu.

Bugün ise, bu kez, tersinden, AKP-Saray faşizmi/diktatörlüğüne karşı, CHP’nin bir nebze mutadilleştirip, neoliberalize ettiği “devletin bekası demokrasisi”ne aynı hayırhahlıkla yaklaşılıyor.

Küçük burjuva sol ve devrimciliğin geniş bir kesimi, bir dönem HDP yörüngesinde, liberal demokrasinin “daha ileri biçimi” adı altında küçük burjuva halkçı demokratizmin kalıntısal yaması olmuştu. Şimdi ise, açık ya da örtük CHP yörüngesinde, neoliberal parlamentarist, bürokratik, Atatürkçü devlet bekası tarzı CHP demokrasisinin, liberal-sosyal orta sınıf yaması oluyor…

Liberal halkçı demokratizm, neoliberal demokrasiye göre ileridir… CHP’nin neoliberal Atatürkçü demokrasisi, AKP-Saray faşizmine göre ileridir… Hiçbir sınıf referansının olmamasının kaçınılmaz sonucu, bu tür post-modern görecilik demokrasisidir. İşin ilginci, bu gibi göreci demokratizm şampiyonları, bunların hepsinin bırakalım proleter demokrasiyi, küçük burjuva devrimciliğin şu eski halkçı demokratizminden bile geri olduğunu, liberalizme, oradan neoliberalizme battıkça batan bir demokrasi olduğunu unutmuş görünüyorlar.

Elbette asıl sorun proleter demokrasinin çekim gücünün zayıf olmasıdır. Proleter demokrasi güçlü olduğunda, küçük burjuva halkçı demokratizmi liberalizmden ileriye doğru ayrıştırabiliyordu. Bu olmadığında ise, orta sınıf solda da dal budak sarmış küçük kapitalistler ağı ve meta egemenlik ilişkileri hükmünü yürütüyor; meta demokrasisi hakim hale geliyor. Halkçı demokratizm liberal halkçılığa, o neoliberal demokratizme, zincirleme burjuvaziye yörüngeleşiyor.

Bu kısır döngüyü kırmanın tek yolu, proleter demokrasi mücadelesini güçlendirmek ve geliştirmektir.

Bir yorum

  1. İnsan-doğa-Toplum bütünlüğünün birbirlerine karşıtlığını üreten kölelik kabulü, ücret ‘karşılığı’ İşçi Sınıfının boynuna asılı tasma pazarlığının uyuşma zemininde, insanlığın çökertilmesi tahahhüdünün adıdır.’Artım Emmeğin uzlaşmaz tarafı olma nhiteliğiyle, ‘günlük çalışmanın’ Artık Değeri sahiplenişx biçimi olarak Emek adına’ ‘alacaklılık’ hesabına yatırılan bir bilinç ve bunun örgütsel pratiğiyle, sömürgen seymayle ortaklığının’ bütün biçimleriyle ‘hesaplaşılmaya oturtulmuş bir ‘Çağrı gücü’ biçimiyle örgütlenmedikçe, bu kölelik tasmasını İşçi Sınıfı, kendisiyle birlikte bütün insanlığa yaşatmış oluyordur. ‘Emeğe bakış’ kapitalist kölelik dinamiğinin işletilmesine sorgusuz araç edilmesinden büyük bir ‘&Karyşı Devrimcilik’ olamaz!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*