Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » Slikozis işçileriyle

Slikozis işçileriyle

Geçtiğimiz hafta Slikozis hastaları-Kot Kumlama İşçileri Ankara’daydı. İyi ki geldiler… Bize gösterdikleriyle “Artık bir şeyler yapmamız gerekiyor” dedirttiler. “20 yaşındaki gencecik insanların ölümünü izleyemeyiz böyle” dedirtiler. “Bu olayı tüm topluma duyurmak için daha fazla araç bulmalıyız, daha çok çalışmalıyız” dedirtiler. İyi ki geldiler. Bizi aslında rahatsız ettiler, iyi ki ettiler, bizi kendimize getirttiler, kapitalizmin bir kez daha bize ne demek olduğunu göstertiler.

Günlerden yine Salı. Aynı TEKEL işçilerin Ankara’ya geldikleri gün gibi ve yine aynı yer: Abdi İpekci Parkı. Bir grup genç işçinin sloganlarını işitiyoruz: “Artık Ölmek İstemiyoruz.” Sonra yine konuşmalar devam ediyor ve yine aynı slogan atılıyor. Bu şekilde basın açıklamaları devam ediyor ve hep aynı slogan atılıyor. Bir anlamı var aslında bu sloganın -TEKEL direnişindeki “Ölmek var dönmek yok!” sloganı gibi-; bu anlamı biz de kot kumlama işçileriyle geçen üç günün sonunda daha iyi anlıyoruz ve daha fazla hissediyoruz.

Basın açıklamaları bittikden sonra araya basın giriyor, işçiler sorunlarını anlatıyorlar. Diğer taraftan da bu duruma alışık olmadıklarından biraz tedirginlikle cevap veriyorlar. Bazen bir mikrofon uzanıyor: “Buradaki en hasta olan işçi siz misiniz? Kimse onunla röportaj yapacağız” diye soruyor bir işçiye. Biz bile tedirgin oluyoruz karşısındakini sadece bir haber olarak gören bu zihniyet karşısında. Hayatını kaybeden işçilerin fotoğraflarına bakıyoruz, altlarında yaşları da yazılı. 20-23-25-30… Gencecik yaşlarda olan ölümler sebep ne: Slikozis mi? Grizu mu? Tersaneler mi? Hiçbiri mi yoksa? Tüm bunları da tetikleyen ana bir etken mi?

Beş on dakika sonra birkaç işçi ile tanışıyoruz. Onların da yaşları diğer ölen arkadaşlarıyla aşağı yukarı aynı. Ortalama 5 yıl çalışmışlar merdiven altı atölyelerde. Tek koruyucu olarak kullandıkları şey ise ameliyat maskeleri. “Biz böyle hasta olacağımızı bilmiyorduk. Bizim orada-ikisi de Bingöl’lü-iş yok zaten. Ne yapalım? Köylülerimizin çoğu bu işe gidiyordu. Maaşı da iyiydi. Bizde gittik. Sonra yavaş yavaş gücümüz kuvvetimiz gitmeye başladı. Eskisi gibi koşamamaya başladık.” Tabi ilk başta yaptıkları işe bağlamamışlar ama ölümler olmaya başladıkca sebebi de ortaya çıktığında onlar da hastaneye gitmişler. Bu şekilde hastalıklarına teşhis konulmuş. Şu anda 600 kadar slikozis hastası olduğunu söylüyorlar ama bunun yanında birçok arkadaşlarının da korktuklarından dolayı hastaneye başvurmadıklarını öğreniyoruz. Bu arada Ankara’ya gelmek için Erzurum’dan gelen bir arkadaşlarının daha hayatını kaybettiğini duyduğumuzda, işçiler arasında ölüm haberlerinin artık sıradanlaştığını farkediyoruz. Sonra bir işçi yaşadığı zorlukları anlatıyor.

İnanın ki bir çoğumuz ailelerimize bağımlı bir halde yaşıyor. Bir arkadaşımız köyün içinde hava alıp dolaşmak için bir eşşek aldı, yoksa kendi gezemiyor. Evlenmek istiyoruz hastasınız diyerek kimse bize kızını vermek istemiyor. Biz bir şey istemiyoruz sadece malulluk emekliliğimizi ve sağlık güvencemizi istiyoruz. Zaten sonumuzu biliyoruz. Doktorlar bile diyor bu hastalığın çaresi yoktur diye. Yarın birgün bize birşey olursa çocuklarımızın eşimizin öyle ortada kalmasını istemiyoruz.”

Bizler hiç birşey istemiyoruz oysa bizler canımızı veriyoruz, ciğerlerimizi size veriyoruz, bir nefesi bile ciğerlerimize doyasıya dolduramıyoruz. Ama biz size bitmek tükenmek bilmeyecek bir servet yaratıyoruz, bizi daha çok yoksul bırakın diye, bizi daha çok aç bırakın diye, bizi daha çok öldürün diye. Ama biz hiç birşey istemiyoruz.

Konuşmaları öksürükleriyle bölünüyor. Yine de anlatıyorlar. “Neler yapabiliriz?”i düşünüyorlar. Bu arada dayanışmak için gelenler oluyor. Ziyaretler onları mutlu ediyor. Ankara’yı sevdiklerini söylüyorlar. Sonra TEKEL işçileri geliyor. Onları üç gün boyunca hiç yalnız bırakmıyorlar. Bu sınıf dayanışması kot kumlama işçileri için de çok anlamlı oluyor. TEKEL işçileri deneyimlerini anlatıyorlar, sınıf kardeşlerine önerilerde bulunuyorlar.

Daha kalabalık olsanız, Ankara’da daha uzun kalabilseniz biz de size destek oluruz. Bu şekilde eyleminiz ses getirir.” “Aileleriniz de gelse daha kalabalık daha kitlesel olur.

Tüm bu konuşmalar bize 78 günlük mücadelede kazandıklarımızı gösteriyor.

Mecliste partilerle yapılan görüşmeler beklendiği gibi sonuçsuz kalıyor. İşçiler “Eh bize Ekim ayında yine Ankara yolu göründü!” diyor. Komitenin yaptığı görüşmelerde daha kitlesel olarak Ekim ayında Ankara’ya gelme kararı çıktı.

Kot kumlama işçileri üç günün sonunda geri döndüler. Ama yine gelecekler. Bizler de Ekim ayında onları daha kitlesel karşılayacağız, daha çok kişiye slikozis hastalığını ve aslında emeğin korunması mücadelesini anlatacağız.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*