Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Slikozis İşçileri Ankara Yolunda

Slikozis İşçileri Ankara Yolunda

Ankara’yı geçen kış olduğu gibi bu yıl da işçi sınıfı gündemli sıcak günler bekliyor.18 Aralık’ta Tekel işçileri eylemlerinin yıldönümünde mücadelelerinin devam edeceğini duyurmak için Ankara’da olacaklar. Ardından 20 Aralık tarihinde sermayenin karı için ciğerlerini tükettiği slikozis hastası kot kumlama işçileri Ankara’da bir eylem yapacaklar. Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi’nin açıklamasını yayınlıyoruz:

‘Bu tasarı değişmezse, yorganımız, döşeğimiz ve oksijen tüplerimizle Ankara’dayız’

Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi

14 Aralık 2010 –


“Çalışma Bakanlığının açıkladığı yasa tasarısı bizler için hayal kırıklığıdır çünkü bir yenilik yok, söz oyunları var.”

“Yüzde 80 ve yukarısı iş göremeyen silikozis hastası ölüm döşeğinde demektir ona 302 TL aylık bağlayacaklarını açıklayan Bakan, bununla gurur mu duyuyor? Bunu davul zurnayla kutlamamızı mı bekliyor?”

Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi’nden 10 kişilik bir heyet 11 Kasım 2010 tarihinde, Çalışma Bakanı Sayın Ömer Dinçer’le görüştü.

Komitemizin daha önceki görüşmelerde talep ettiği, çeşitli eylemler yaparak kamuoyuna duyurduğu, kot kumlamada çalıştığı için silikozis hastalığına yakalanmış işçilerin, en temel hakkı olan sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması talebinin kabul olduğu, Bakan tarafından dile getirildi.

Mevcut durumda; Meslek Hastalıkları Hastanesinden silikozis raporu alan işçilere, “bu bir meslek hastalığıdır” raporu veriliyor. Ancak çalıştığı işyerindeki koşulları ispat etmek üzere müfettiş tahkikat raporu isteniyor. İşyerleri kapanmış ya da taşınmışsa, işçi sigortasız çalıştırılmışsa, müfettiş “tespit yapamadım” diye rapor yazıp, sonuç alınması için mahkeme yolunu gösteriyor.

Bakan Ömer Dinçer, “Meslek Hastalıkları Hastanesi’nden silikozis raporu alan işçilere iş göremez gelirinin bağlanması için, işçinin çalıştığını ispat yükümlülüğü kaldırılıyor” dedi.

Evet, ispat yükümlülüğü kaldırılıyor. Ama ne için?

Çıkacak torba yasanın içeriğine baktığımızda, ortada müjdelenecek bir haber olmadığını görüyoruz.

Silikozis hastaları, zaten var olan, yoksul özürlülerin yararlandığı 2022 sayılı yasaya dâhil ediliyor.

Yani maluliyet haklarından çok daha geride olan özürlü kategorisine adımız geçiyor. Zaten birçok arkadaşımızın aldığı 100-300 lira artık yoksul olmayan hasta işçilere de verilecek. Alay gibi sanki yoksul olmayan arkadaşımız var da onlar için mi, çalışıyoruz ya da zaten aldığımız bu parayı yeni bir hak gibi söz ederek birilerini mi kandıracaklar?

Bakanın basına yaptığı açıklama şöyle:

“Kamuoyunun vicdanında yara olan silikozis hastalığına yakalanan vatandaşlarımızın çilesine son verilmektedir. Bu kişilerin çoğu çalışırken kayıt dışı çalıştırılmışlardır. Mevcut kanunda bu kişilerin çalıştıklarının ve hastalıklarının bundan kaynaklandığının ispatı istenmektedir. Bu kişilerin söz konusu işyerlerinde çalıştıklarının ve meslek hastalığının bundan kaynaklandığının tespiti halinde prim gün sayısına bakılmaksızın iş kazası meslek hastalığı sigortasından sürekli iş göremezlik geliri bağlanmaktadır. Şayet gün sayıları yeterli ise ayrıca malullük aylığı da bağlanmaktadır (Birisi tam diğeri yarım ödenmekte).

Ancak bu vatandaşlarımızın çalıştıkları işyerlerinin niteliği (çoğu merdiven altı işyerleri ve kapanmış durumda), çoğunlukla çalışma dönemlerinden uzun süre geçmiş olması itibariyle çalıştıkları yerlerin ve çalışmalarının tespit edilmesinde büyük güçlükler yaşanmaktadır. Tespitlerdeki bu zorluklar nedeniyle sosyal güvenliğin esasında yer alan meslek hastalığı riskinin karşılanması ve vatandaşlarımızın mevcut mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla; çalışma olgusunun tespiti halinde iş kazası meslek hastalığı sigortasından hakları saklı kalmak kaydıyla, silikozis hastalığı nedeniyle meslekte kazanma gücünü en az yüzde 40 kaybettikleri Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca tespit edilmesi kaydıyla 2022 sayılı Kanuna göre aylık bağlanması sağlanacaktır.

Bu vatandaşlarımızın 65 yaşını doldurmuş olmaları veya muhtaç durumda olmaları şartları aranmadan, meslekte kazanma gücünü yüzde 40 ila 59 arasında kaybedenlere 2022 aylığı tutarında (100 TL), 60 ila 79 arasında kaybedenlere bu aylığın iki katı tutarında (200 TL) ve 80 ve üzerinde olanlara üç katı tutarında (302 TL) aylık bağlanacaktır. Bu şekilde silikozis hastalığı tespit edilen vatandaşlarımız sosyal güvenlik kapsamına alınacak, eş ve çocuklarıyla birlikte sağlık yardımlarından da yararlanabileceklerdir.(2012′ e kadar yeşil kart, daha sonra GSS kapsamında).”

Görüldüğü gibi Hükümet, silikozis hastası kumlama işçilerini “özürlü” kategorisine dâhil ederek bir çileye son verdiğini söylüyor. Oysa yeni olan tek şey var: Özürlü maaşı için “yoksul” ibaresi yerine “silikozis hastalığı” yeterli bulunacakmış.

Bu işçiler zaten yoksul, bu kanundan zaten faydalanabiliyorlar.
“İş kazası meslek hastalığı sigortasından hakları saklı kalmak kaydıyla,” ifadesi ise bize tek şeyi söylüyor: O saklı kalan haklardan yararlanabilmek için, bizler gene nefes alamayan ciğerlerimiz, yürüyemeyen ayaklarımız, kalmayan takatimizle mahkemelerde sürüneceğiz!

Devletin tespit etmediği kaçak işyerlerini tespit etmek,
Devletin hesap sormadığı patronlardan hesap sormak ve
Devletin kendi ağzıyla ikrar ettiği adaletsizliği adalet önünde ispat etmek gene bize düşecek!

Bu bir hak verme değil, tam tersi var olan hakkı almaktır.
Çünkü meslek hastalığından yüzde 10 maluliyete bile o oranda iş göremez geliri bağlanır.

Yüzde 20’den sonraki maluliyetlere asgari ücretten düşük maaş verilemez.

Bir meslek hastası 1800 günde emekli olurken bir özürlü 3600 günde emekli oluyor.

Sonuç olarak;

Bu yasa tasarısıyla biz silikozis hastası kot kumlama işçileri ne yazık ki derin bir nefes alamadık.

Bize haftalar öncesinden müjdelenen tasarı, bu haliyle bizim için hiçbir anlam taşımıyor.

Biz hâlâ aynı yerdeyiz.

Ama Hükümet hiç değilse bir adım atarak devletin ve siyasi iktidarların bu konudaki sorumluluğunu kabul etmiş durumda.

Şimdi tasarı yasalaşmadan bir adım daha atması ve özürlülük için ifade edilen koşulları maluliyet için de kabul etmesi gerekiyor.

Bir kez daha Hükümete ve kamuoyuna hatırlatıyoruz:

Bizim kaybedecek bir şeyimiz kalmadı.

Ama Hükümetin kaybedecek çok şeyi var!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*