Anasayfa » GENÇLİK » Siyasal kitle faaliyeti: İlk notlar…

Siyasal kitle faaliyeti: İlk notlar…

Sol, devrimci ve sosyalist hareket, bir bütün olarak kapitalizmin neoliberalizasyon sürecinde olduğu gibi, son yıllarda üst üste sayısız travmatik sendrom yaşadı. 15 Temmuz sonrasında büsbütün dibe vurdu. Metropollerde az sayıda beyaz yaka semtine sıkıştı, işçi sınıfına ve kitlelere büsbütün yabancılaştı, içe kapandı ve hatta “insan içine çıkamaz” hale geldi.

Son referandum ve “hayır!” kampanyalarının en önemli kazanımı, bunu kırmaya doğru titrek de olsa adımların atılmaya başlanmış olmasıdır.

Uzunca bir zamandır ilk kez, merkezi yerlerin dışında, önemli bölümü AKP ablukası altındaki işçi emekçi semtlerinde, mahallelerde, okullarda, sanayi bölgelerinde sol, devrimci, sosyalist siyasal faaliyet yürütüldüğünü görüyoruz.

Bu siyasal faaliyet ve kampanyaların, bir çok yerde ciddi baskı, engelleme ve saldırılara karşın yürütülmesi ve kitlelerin gözünde meşrulaşması, bu adımları daha önemli kılıyor.

Hissedilir ve yaygınlaşan bir etki de yaratıyor. En başta, çoğunluğu genç siyasal aktivistlerin kendilerine bir özgüven ve deneyim kazandırıyor. Burjuva faşist devletin tüm baskı, engelleme ve provokasyonlarına karşın, kitlelerin “korkulacak bir şey” olmadığını, bu tür faaliyetlere açık olduğunu, önemli bir kesiminin de buna aç olduğu ve ihtiyaç duyduğunu görülmüş olunuyor.

Bir çok işçi-emekçi bölgesinde, AKP’den zaten nefret edenler bir yana, AKP’nin fanatik ya da paramiliter çeteleri dışındaki tabanın da bu muhalif faaliyet, propaganda ve iletişime kapalı olmadığı görülüyor. Hatta bu kesimlerin bir bölümünde, AKP, devlet, medya, tarikat, sermayenin tek ses “evet” ablukasına, bunun dışında hiçbir farklı ses duyup göremez hale gelmiş olmaya, içten içe bir tepkinin olduğu gözlemlerimiz arasında. Salt farklı insanlar görmeye, farklı şeyler duymaya hasret olan, AKP-devlet-sermaye-medyanın ablukası dışında kendi semtlerinde farklı bir siyasal-toplumsal faaliyet yürütülmesine sevinen çok sayıda insan var. (Ve doğrusu ya, bu hasret karşılıklı!)

Kendi başına muhalif ya da protest olan, ancak herhalde Gezi süreci dışında kitle eylemi ve siyaset görmemiş olan, çok sayıda genç ve gençlik grubu var. Aktivistler bildiri, afiş gibi çalışmalar için geldiğinde, onlara kendi semt ve sokaklarında kılavuzluk yapıyorlar, hatta polise ve AKP çetelerine karşı bir tür koruma rolü üstleniyorlar. Bildiri ve afişlerden, hangi siyasetin imzası olduğuna pek takılmadan, kendileri de yapmak için istiyorlar. Telefonlar alınıyor veriliyor, bir daha aynı semt ya da mahalleye gidildiğinde, ikiletmeden geliyorlar, hatta arkadaşlarını getirmiş oluyorlar.

Gençlerden sonra kadınlar geliyor, emekçi semtlerinde türbanlılar dahil, çevreden görülmediklerinden emin olduktan sonra, bazıları sırf meraktan, bazıları kendi kafalarındaki soru ve kuşkuları gidermek için bildiri, broşür alıyor. Bir şeyler soran, anlamaya çalışan epey emekçi kadın var.

İşçi emekçi semtlerinde ve bölgelerinde, doğrudan siyasal sınıf eksenli faaliyet halen ne yazık ki çok cılız. Ama işçi duyargaları bu ayrımı hemen seziyor, genel hayırcılığın ötesinde evet/hayır’ın kendilerine ne getireceğini anlamaya çalışıyorlar. Çok geçmeden konu işyerlerinde yaşadıkları sorunlara geliyor, yeni işçi ilişkileri kuruluyor.

Söylediğimiz gibi siyasal aktivistlerle kitlelerin birbirine doğru attığı bu adımlar, henüz titrek, biraz acemi, daha ziyade bildiri, afiş, ajitasyon konuşmalarına dayalı nokta temaslara dayanıyor. Bu tür kitle kampanyaları birikimli bir etki yaratır, titrek başlar, kendi meşruluk alanını açıp yarattıkça daha geniş bir ilişkiler ağı yaratır. Fakat seçimlere odaklı olduğundan tam kıvam kazanacakken biter! Gerisi bir daha ki bahara mı? Gerçek şu ki, solda “halk meclisleri, bölge platformları” genellikle siyasetlerin temsilcilerinden oluşturuluyor, kitleler sadece “alıcı” ya da o yerelde bir etkinlik organize edilebiliyorsa “katılımcı” olarak görülüyor.

Oysa kitleler içinde, henüz titrek de olsa, aşağıdan inisiyatif dinamikleri de var. Asıl mesele, işçileri, kadınları, gençleri bu siyasal kampanya ve faaliyetin öznesi haline getirebilmek. O kesimin, yerelin özgül sorun, ihtiyaç ve dinamiklerini gözeterek, belli bir siyasal içeriklendirme ve yönlendirmeyle, işçi, emekçi kadın, genç komiteleri, kitle platform ve meclisleri oluşturmak mümkün.

Nitekim kendi başına hayır çalışması inisiyatifi geliştiren pek çok kitle dinamiği var; ilk elde ulaşabilecekleri kurum, parti, platformlarla bağıntıya geçip materyal sağlamaya çalışıyorlar, hatta kendi başlarına el yapımı fotokopi bir şeyler hazırlayıp toplantılar, ev dolaşmaları yapıyorlar. Bu beyaz yaka, orta sınıf semtlerinde daha yaygın, genellikle de CHP veya liberal reformistlere yem oluyorlar. Fakat CHP ve orta sınıf sol, eskisine göre daha “kucaklayıcı” bir kampanya yürütmeye çalışsa da, kaçınılmaz olarak aşağıdan inisiyatifi kırmaya, çok geçmeden küstürmeye dayanıyor.

İşçi demokrasisi, emekçi kadın demokrasisi, gençlik demokrasisi propagandası, ve asıl uygulamalı örgütlenmesi bu açıdan kritik önemde. Aşağıdan inisiyatifin, kitle demokrasisi organlarının işçiler içinde, emekçi kadınlar, gençler içinde geliştirilmesi kritik önemde. İşçiler, işçi-emekçi kadınlar (gençler hariç) bu açıdan daha tutuk, bu yüzden en büyük çabanın buna harcanması gerekiyor. İşçiler, kadın işçiler daha zor harekete geçer, ama bir kez harekete geçtikleri zaman, her zaman daha istikrarlı, dirayetli, enerjiktirler. Onların hareket tarzı orta sınıfların bir atımlık barutuna, kolay heyecanlardan hızla demoralizasyona geçişine benzemez.

Bu elbette kitlelerin belli bir siyasallaşma yaşadığı seçim/referandumda görünüp sonra kaybolmakla yapılamaz. Ciddi sabır, emek ve süreklilik gerektirir. Referandum sonucu ne olursa olsun, ajitasyon, propaganda, örgütlenme politikalarını hızla güncelleyip devamını kökleşerek getirebilmek gerekir.

AKP ve burjuva faşist devlet, elbette solun, devrimcilerin, sosyalistlerin kitlelerle yeniden temas etmeye başlamasından, tüm baskı ve saldırılara karşı bu faaliyetin meşrulaşmasından rahatsız. Bu yüzden referandumun sonucu ne olursa olsun, baskı ve saldırıları artacaktır. İşçi sınıfını, kadınları, gençleri bir yanda, siyasal aktivistleri diğer yanda, bir kez daha kendi kabuklarına hapsetmeye, kurulan kitle bağıntılarını, meşrulaşan siyasal faaliyeti darbeleyip dağıtmaya çalışacaklardır.

Buna hazırlıklı olmak, ne pahasına olursun açılan kitle kanallarını terketmemek, genişletip derinleştirmek gerekiyor. İşçi, kadın, genç inisiyatiflerini geliştirmek, kitle organlarını örgütlemek, buradan ilerlemek gerekiyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*