Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » Devrimci Proletarya’nın 1 Mayıs Avrupa bildirisi

Devrimci Proletarya’nın 1 Mayıs Avrupa bildirisi

SINIRLAR, HALKLARIN ARASINDA DEĞİL SINIFLARIN ARASINDADIR !

Yürüyoruz. Asyalılar, Kuzey ve Orta Afrikalılar, Ortadoğulular, Orta Avrupalılar, Fransız işçileriyle birlikte Fransa’da, Alman işçileriyle birlikte Almanya’da ve İsviçre’de yürüyoruz. Türkiye ve Kuzey Kürdistanlı işçiler, birlikte ve kolkola yürüyoruz. Kadın işçiler, erkek işçiler, geleceğin işçileri gençler, yürüyoruz. Bugün 1 Mayıs ! Mücadelemizin günü. İşçi sınıfının bayrağını burjuvazinin karşısına diktiği gün!

Farklı uluslardan, farklı coğrafyalarda, dünyanın pek çok ülkesinde on milyonlarca işçi, 1 Mayıs’larda aynı gün alanlara çıkıp enternasyonalin diliyle konuşuyor, sermayeye karşın olan öfkemizi haykırıyoruz. Fakat 1 Mayıs’ta sağlanan birlik bir gün öncesinde ve bir gün sonrasında yok! 1 Mayıs’taki bu birlik, sınıf kardeşliğinin ve birlikte mücadelenin dili, fabrikalarda, işyerlerinde, okullarda, yaşadığımız semtlerde, oturduğumuz kafelerde, her gün işe gidip geldiğimiz metrolarda yansımasını bulmuyor. Kapitalizmin silahlarla çizdiği sınırlar incelmiş olarak işçilerin işçilerle rekabeti ve kafalarımızda oluşturulan çitlerle karşımıza dikiliyor. Dünyanın farklı bölgelerinden gelmiş farklı uluslara mensup işçiler, birbirinden kopuk, diğerlerine sırtını çevirmiş olarak kapalı dünyaları içerisinde yaşıyor. Göçmen emekçilerin ucuz işgücü, Fransız, Alman, Avrupa işçilerinin birkaç yüz yıllık mücadeleyle kazandıkları ücretlerin ve sosyal hakların budanması için rakip olarak çıkartılıyor. Göçmen emekçiler, mücadeleye uzak durarak, örgütlenmeyerek sermayenin oyununa geliyor,. Avrupalı işçiler de düşük ücretle, en ağır ve pis işleri yapmak zorunda bırakılan, güvencesiz çalışan, ırkçı ve ayrımcı saldırılarla karşı karşıya olan göçmen emekçilerin koşullarına sessiz ve seyirci kalıyorlar. Avrupa’ya sınırları aşarak gelmiş, aynı yoksulluk ve yoksunluk çemberleri içerisinde yaşayan, ırkçı saldırılarla, ayrımcılıkla, aşağılamalarla karşı karşıya olan, prefektürlükler, yardım kuruluşları önündeki uzun kuyruklarda aynı çileyi çeken farklı uluslardan, dünyanın farklı bölgelerinden gelmiş göçmen emekçiler, gettolarında yaşıyor, birbirlerine sırt çeviriyor, kültürel farklılıklarla birbirlerini küçümsüyorlar. Dil farkı, din farkı, kültürel farklar kafalarda oluşturulan çitler sınırların yerine koyuluyor. Burjuvazi, sermayenin çok olduğu ülkelerde bizleri biraraya getirirken birbirimizden ayırmayı ve rekabete düşürmeyi başarıyor. Davos’larda, G-8’lerde, G-20’lerde, IMF, Dünya Bankası’nda alınan kararlarla kapitalizmin krizinin bedelini bize ödetirken, birbirimize olan uzaklığımız, birbirimizle olan rekabetimiz, aramıza koyduğumuz duvarlar burjuvanın kasasına kar olarak giriyor.

Neoliberal kapitalizm, son krizinin ağır sonuçlarıyla kapımızdan içeriye girdi. Kapitalist tekellerin, bankaların dev kurtarma planlarının bedeli bize ödetiliyor. Ücretler düşürülüyor, çalışma saatleri esnekleştiriliyor, işsizlik büyüyor, dün sahip olduğumuz sosyal hakların birçoğu bugün yok. Ancak mezarda emekli olabiliyoruz. İş güvencemiz ve gelecek güvencemiz yok. Birçoğumuzun sigortası yok. Çocuklarımızın nasıl bir gelecekle karşı karşıya olduklarını bilmiyoruz. Hastalandığımızda ya da bir kaza geçirdiğimizde tedavi olup olamayacağımızı, sigortalı olsak dahi karşılığının ödenip ödenmeyeceğini bilmiyoruz. Günü kurtarmaya çalışıyor, geleceğimiz için endişe duyuyoruz. Köle ticaretinin yerini işçi kiralama şirketleri -interim- aldı. Krizle birlikte ırkçılık ve ayrımcılıkta büyütülüyor. Aşağılanıyoruz. Onurumuza saldırılıyor. Kapitalizm, günümüzü, haftamızı, saatlerimizi teslim alıyor. Yaşamlarımız hücreleştiriliyor. Artık işçi sınıfının zorlu mücadeleleriyle kazanılmış sosyal haklar Avrupası yok! Kapitalizmin ücretli köleleri olarak daha ağır koşullarda çalışmaya ve daha ağır koşullarda yaşamaya mahkum bırakılıyoruz,

Avrupalı işçi göçmen işçinin, göçmen işçi Avrupalı işçinin rakibi değildir. Göçmen işçiler, birbirlerinin rakibi değildir. Sınıf kardeşidirler. Kapitalizmin saldırısına, sermaye egemenliğine karşı sınıf kardeşliğinin diliyle, birleşik mücadelenin diliyle konuşalım. Sınırları ve kafalarımızda oluşturduğumuz çitleri yıkalım. Ulusal ayrımcılığa, halkların birbirine düşman edilmesine karşı çıkalım. Sınıf örgütlerinde birleşelim. Bizim gücümüz, 1 Mayıs’ta ortaya çıkan güçtür. Avrupalı işçilerin ve göçmen emekçilerin birliğinin gücüdür. Dünya işçi sınıfının birliğinin gücüdür. Işçi sınıfının sahip olduğu bu güç, fabrikada, işyerlerinde, okullarda, yaşadığımız semtlerde, metrolarda sermayenin karşısına dikildiği zaman, ancak o zaman yenilmez olur. Bu güç, işgalleri, blokajları, genel grevi birlikte örgütleyen, sınıf militanlığıyla emeğin yumruğunu kaldıran, Enternasyonali hep bir ağızdan söyleyen güç olmalıdır.

Krize Karşı devrim / Kapitalizme Karşı Sosyalizm !
Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni !
Sermaye İçin Değil İşçiler İçin Demokrasi / Yaşasın Sosyalist İşçi Demokrasisi !

DEVRİMCİ PROLETARYA / Avrupa

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*