Anasayfa » GENÇLİK » Sınıfsız Dergisi 2. yaz kampı sonlandı

Sınıfsız Dergisi 2. yaz kampı sonlandı

Bu yıl 2.sini düzenlediğimiz Sınıfsız gençlik kampı sona erdi. Birlikte üretim ve payalaşımın olduğu, oyunlar,atelyeler, drama çalışmalarının olduğu ve on ayrı başlıkla forumlar gerçekleştirildi.

Forum tarzı tartışmalarının ’68 Baharı’nın ürünü olduğunu Gezi ile yeniden toplumsallaşmasıyla bir ivme kazandığı bu süreçte, panel tarzını, bilen-bilmeyen ikiliğini kampımızda yıktık. Kampta da forumları geliştirerek yeniden ürettik. Forumların içinden geçen hat, temel çizgilerini koyduğumuz gelecek tablosunu geliştirme, gençliğin ellerinden kayıp giden sermayeleşen yaşamlarına yönelik tüm ifade kanallarıyla ortaya koydukları “yeni” bir yaşam ihtiyacıyla bütünleştirme; insanlıktan yoksunlaştırılan hiçleştirilen emeği, amansız yıkıcı ve güzelliği kurucu kolektif öznede toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda özgürleştirme canlandırma bütünleştirme çabasını hayata geçirdik. Kamp boyunca kendimizi ortaya koymamız da iç-dış engelleri, sınırları zorladı, alabildiğine zenginleştirdi, toplumsallaştırdı.

Gençliğim eyvah! Bu çığlığı attıran, dünya çapında Türkiye’yi pazarlarken kullanılan temel sloganın “genç nüfus” olduğunu gördük. Sermayenin devleti, “ben üzerime düşeni yaptım, işte size ucuz, yığınsal, genç işgücü; şimdi sıra sizde, gelip tepe tepe sömürün!” derken bizler yeni bir yaşamın temellerini kamp ile atmaya başladık. İşçi-öğrenci formunda da dile getirdiğimiz gibi; burjuvazi eğitimi de sanayileştirip, öğrencileri eğitim süreci içinde proleterleştirirken; yeniden yeniden eğitime tabi tuttuğu işçileri de öğrencileştiriyor: Alın size yeni bir toplumsal sınıf kesimi, “öğrenci işçi, işçi öğrenci”. Ve bundan kaynaklı iyi ki doğdun Sınıfsız! İyi ki varsın Sınıfsız! Ortaya koyduğumuz gelecek tablosu olmasa, “Çığlık” tablosunun reprodiksiyonlarından başka neyiz? Sen olmasan, rüyalarımıza karşı sınıflı toplum devleti; hayallerimize sermaye birikim kanallarıyız. Zaman ise hiç bizim olmadı zaten; azıcık boşluk bulduk mu, çoğumuz için ikinci bir iş olanağıdır. İlkinde ölmediysek hayret, ikincisinde bankodur ölüm (Belediye taşeron işçisi ikinci işte çalışırken elektrik çarpmasıyla öldü-Evrensel). Doğdun, gözümüzün nurusun; “eyvah!”lara, gaza, cezalara, atılmaya karşı Duman’ın “Eyvallah”ıyla varsın. Ortaya koyduğun gelecek tablosunu gençliğin zengin çizgileriyle, renkleriyle geliştirerek herkesin kılma çabanla adımlıyorsun. İhtiyaçlar doludizgin ve patlamalı, sorular da var: Sınıfsız’ın kampı olur elbet; fakat sınıfsız kamp olur mu? Bir haftalık kampta; kampa giren “ben” ile kamp sonrası “ben” arasında güneş yanığı, az biraz göbek ve “kahrolsun bazı şeyler!” dışında fark olacak mı derken, kamp sonrası için alınan somut kararlarla olacağını iliklerimize kadar hissettik!

İlk dört günü sizinle paylaşmış, sonra ki günleri de paylaşacağımıza dair söz vermiştik. Sözümüzü tutuyoruz!

“Kürt sorunu ve barış sürecini” kapsayan forum sonrası Dilek Yarımadası’nda bulunan MilliPark’a doğru yürüyüş gerçekleştirdik. Beton yığınlarının arasında sıkışan yaşamlarımız, ormanın temiz havasına alışık olmayan bünyemiz, ağaçlar içinden geçişimiz ve denizle tekrar buluşmamız, doğaya ne kadar yabancılaştığımızı, en derinimizde hissettik. Doğa ile iç içe geçirdiğimiz saatlerde, doğaya ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir kere daha anladık. Saatler çok çabuk geçti ve akşama yapacağımız “işçi-öğrenci formu” için geri dönüş yoluna geçtik.
Akşam yemeğinden sonra foruma katılmayan arkadaşların demlediği çayları elimize alarak ( foruma katılmak mecburi değildi ancak elbette çay demlemek mecburiydi! ) “işçi-öğrenci” forumuna başladık.
Önce “işçi-öğrenci” nedir sorusuna verilen cevaplarla forumumuz başladı. Bir, iki cümlelik cevaplarda aslında işçi-öğrenciliğin ne olduğunu net olarak ortaya koymuş bulunduk toplamda. 4+4+4 süreciyle başlayan yaşam boyu öğrencilik aynı zamanda yaşam boyu işçi olma durumunun, okulda bilgi üreticileri olarak bizlerin ürettiği bilgiyi sermayenin çıkarlarına uygun olarak kullanıldığı, staj sömürüsü ile emeğimizi ucuz iş gücü olarak kullanıldığı, asistan öğrencilerin, üniversitelerde iş güvencesiz çalıştırılmaları ya da proje asistanlığı ekseninde kölece çalışma koşullarında çalıştırılmaları yada üniversitelerin piyasaya uygun örgütlenişinden kaynaklı bilimsel-akademik gelişme ödevleri yerine, piyasanın çıkarlarına uygun düşen ödevlerin verilip bu ödevleri veya bitirme projelerini sermayedarlara peşkeş çekilmesi ancak burada yaratılan görünmez emeği hiçe sayıldığı bu süreçte, İşçi-öğrenciler olarak; üniversite ve liselerde emek-sermaye çelişkisinin içinde olduğumuzu bilince çıkartmak için onlarca örnekler verildi. Saatler gece yarısını geçmiş ve yorgunluk arttığı için işçi-öğrenci formunu bir sonra ki günde devam etme kararı alarak, yataklarımıza döndük.

Ertesi gün sabah ( uykucuların mız mızlamalarına rağmen) dinamik bir şekilde kalkıp, kahvaltı ve deniz ikilisinin tadına vardıktan sonra kadın-toplumsal cinsiyet forumuyla devam ettik. Forumda kadın ve özgürlük teması işlenerek, ailede-iş yerinde-okulda toplumun her yerinde kadının toplumsal rollerinin temeli, bu temelden sıyrılma mücadelesi ve gündelik yaşamla karşılaştığımız sorunlar konuşuldu. Gelişkin bir kadın hareketi ihtiyacı ve bunun giderilmesi için mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı.

Voleybol turnuvasına ( çekilen takımlar olmasına rağmen) devam edildi. Maviler takımı “kaybetmenin manifestosunu bu turnuvada yazacağız” şiarıyla, piyasada ki rekabet üzerine kurulu turnuvalara göndererek “en güzel biz yenilirizi” tüm kamp sakinlerine gösterdi turnuva boyunca.

Akşam yemeğinden sonra yarım kalan işçi-öğrenci formuna geçildi. Bir önce ki gece doygunluğa ulaşan örneklerimiz artık, somut olarak ne yapacağımıza dair konuşma ve örgütlenme üzerine, işçi öğrencilik hakkında pratik olarak neler yapacağımızı konuşmaya başladık. Kariyer günlerinin üniversite öğrencilerinin hayallerini çalmasına izin verilmemesi gerektiğini, ucuz iş gücü ve güvencesiz çalışmaların karşısında sınıfın bir bileşeni gibi hareket edilmesi gerektiğini, piyasayalaştırılan ödev yüklerine karşı hak alıcı mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı. Sınıfsız olarak yaz süreci boyunca işçi-öğrencilerin yoğun olarak çalıştığı AVM’lerde, fabrikalarda , hizmet sektöründe etkin bir çalışma yürütülmesi gerektiğini, okul dönemine ise buradan alınan güçle, dinamik bir giriş yapılarak merkezi bir kampanya fikriyle forum son buldu.

a

 

Toplamda 6 gece 7 gün olan kampımız, forumlarla, yaratıcı oyunlarla, drama çalışmalarıyla dolu dolu geçti. Kampımız hayatın kendisinden kopuk, dışında,steril bir şekilde olmadı, kampmızı hayatın kendisiyle bütünleştirip gelecek dönem için bir ivme kazandıracağı kampa katılan herkesin ortak fikriydi.Forumlarda konuşulan, bunun ekseninde üretilen fikirler ve alınan kararlar, Sınıfsız Dergi okuyucularına metin olarak önümüzde ki günlerde ulaştıracağız.

İyi ki doğdun Sınıfsız! İyi ki varsın Sınıfsız!

www.sinifsiz.org

s

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*