Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Sınıf mücadelesinin yeni dönemi

Sınıf mücadelesinin yeni dönemi

Metal işçileri grevinde Paksan’da imzalanan protokole karşın patronun işten atma tebliğini panoya asması, Ejot Tezmak’ta ise fiilen çalışmamayı sürdüren işçilere işten atma tehdidi, gerilimi yeniden yükseltti.

Gündemde bir grev daha var. Seluloz-İş’e bağlı işçiler, patronların ve sendika bürokratlarının dayattığı grev oylaması entrikalarını aşabilirlerse Olmuksa’nın 6 şehirdeki büyük fabrikalarında 10 Şubat’ta greve çıkacak. Olmuksa’da grev eşiğinin aşılması metale göre daha zor görünüyor. Buna karşın kağıt, cam, tekstil gibi 20 yıldır grev kararının bile alınamadığı sektörlerde grev kararlarının alınmış olması ve grev eşiğinin zorlanması da önemli bir gelişme. Büyük sanayi işçilerindeki taban basıncının artışını açıkça gösteriyor.

Kayseri’de Boydak Grubuna ait 5 büyük mobilya fabrikasında 2 binin üzerinde işçinin, Hak-İş’e bağlı sendika patronlarının 3 yıllık sözleşme ve sefalet zammı dayatmasını tanımayarak fiili iş bırakması, 2 yıllık sözleşme, ikramiye ve yüzde 30 zam istemiyle yaptıkları fiili kitle grevi, bir diğer gösterge. Patronun zam oranını yükseltme sözüyle işçiler yeniden işbaşı yapmış olsa da, 3 yıllık sözleşmeye karşı gerilim sürüyor.

9 bin taşeron yol işçisinin yargı kararına karşın kadroya geçirilmemesi nedeniyle gerilim tırmanıyor. Taşeron yol işçilerin sayısız kez Yol-İş, Türk-İş’in kapısına dayandığı eylemleriyle, Yol-İş, Bakanlar Kurulu’na yönelik “suç duyurusu”nda bulunmak zorunda kalmıştı. Taşeron yol işçilerinin Çalışma Bakanlığına yürüme kararı ile iş bu kez hükümeti aşıp Erdoğan’ın önüne geldi. Erdoğan ve Yol-İş patronları arasındaki görüşmede konuyla ilgili bir “komisyon” kurulması kararının alınması, Yol-İş’in belli kazanımlar olduğunu söyleyip suç duyurusunu geri çekmesi, konunun “komisyona havale” edilmesiyle, kangrenleşen taşeron sorunu bitmedi. İşçilerin sendika patronlarına tepkileri büyüyor, Erdoğan’ı da kapsar hale geliyor.

Türk-İş kıdem tazminatının budanması ve kiralık işçi bürolarına karşı bölgesel işçi toplantıları ve kitlesel basın açıklamaları yapacağını duyurdu. Grev yasaklarına karşı da biraz mızıldandı. Çürümüş Türk-İş patronlarından kimsenin bir beklentisi olamaz, ancak Türk-İş’in bile yıllar ve yıllar sonra göstermelik bir iki atraksiyon hareketi yapmak zorunda kalması, artan taban basıncı ve eylem istekliliğinin kırılgan bir yansıması. Bunun kadar önemlisi işçilerin en hassas olduğu kıdem tazminatı gibi bir konuda, Hükümet’in “eski işçiler için kıdem tazminatı sistemi değişmeyecek, herkes kıdem tazminatı alacak, 1 gün çalışılsa bile kıdemi işleyecek” gibi gasp perdelemelerinin işçiler tarafından yutulmadığını, kıdem tazminatı konusunda taban geriliminin de yükseldiğini gösteriyor. Metal işçilerinin grevinin ve yasağa karşı direnişinin de Türk-İş ve Hak-İş tabanında belli bir yankısı ve etkisinin olduğu görülüyor.

Başta sanayi işçileri olmak üzere sınıf mücadelesinde yeni bir mayalanma ve kaynaşma dalgası artık iyiden iyiye kendini hissettiriyor. Önceki dönemin bütün kayıplarının birikiminin tahammül edilmez bir noktaya gelmiş olması kadar, sermayenin yeni saldırı dalgasına karşı öz savunma refleksi de, işçileri en büyük kayıpları olan kolektif ve fiili hareket yeteneğini yeniden kazanma arayışına sevk ediyor. Mücadele zemini kabarıp yaygınlaştıkça, daha geniş işçi kesimlerini de harekete geçirme ve nisbeten toplu mücadele yeteneğine sahip lokomotif sınıf kesimlerinin yolu açması daha bir önem  kazanıyor. Ve işçiler her yerde daha ilk adımlarında grev yasaklarının ve sendika bürokrasinin paslı barikatlarına dayanıyor. Ancak bunu aşabildikleri, bunun için taban örgütlülük ve inisiyatifini geliştirebildikleri oranda, etkili bir mücadele ortaya koyabilecekleri belirginleşiyor.

Sınıf mücadelesinin yeni dönemi, bağımsız sınıf örgütlenmesi ve mücadelesinin sorun ve ihtiyaçlarını da yakıcılaştırıyor.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*