Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Sınıf devrimcisinden notlar

Sınıf devrimcisinden notlar

Sınıf örgütlenmelerinde yaşadığıklarımızı kazandığımız deneyimleri birbirimize aktarmalı kolektif bilincimizi genişletmeliyiz. Bu yüzden de kısa zaman önce bir sendikal örgütlenme üzerinden yaşadıklarımı ve deneyimlerimi işçi sınıfının kolektif bilincine aktarılması gerektiğini düşünüyorum. Bu deneyimden notlar çıkartarak dilim döndüğünce tüm sınıf devrimcileri ile paylaşmaya çalıştım.

Bizim savaşımımızda yenmekten çok yenilmek vardır. Tarihimiz yenilgilerle doludur. Fakat düşmanımızın bile gıpta ederek baktığı, inkâr edemediği yengilerimiz de vardır. Yengilerimizden ve yenilgilerimizden çıkardığımız derslerle -sınıfın yeni bölüklerini de içine alan- bütünlüklü bir programla toprağı tırnağımızla kazarmışçasına bilinç götürmek biz sınıf devrimcilerinin boynunun borcudur.

Yeni-genç bir işçi kuşağı ile karşı karşıyayız. Proletaryanın toplumsallaştığı-toplumun proleterleştiği tespitinden yola çıkacaksak eğer burjuvazinin genç işçi emeğini görmemesini beklemek yanıltıcı olacaktır. Herhangi bir işyerinde işyeri meclisi, komitesi ya da sendikal mücadele verirken bu önemli gerçeklikle karşılaşacağız. Bu önemli gerçeklik bizim karşımıza “kuşak kopukluğu” engelini derinleştirirken gençliğin potansiyelini açığa çıkardığımız zaman bu “engel” bizim önümüze (sınıf ile kurulan bağlarda derinleştiğinde) avantaj olarak açığa çıkacaktır.

Sermaye böler. Türk-Kürt, genç-yaşlı, kadrolu-kadrosuz, beyaz yakalı-mavi yakalı olarak böler. Bir fabrika örgütlenmesinde sendikal mücadele yürütülürken önümüzde duracak en zorlu engellerden biri de mavi yakalı- beyaz yakalı ayrımıdır. Birçok fabrikada yemekhaneler bile bu ayırdıma göre düzenlenir. Bu ayrımın yanı sıra kendi içinde de üretimde işçiyi makine başında, ofiste beyaz yakalıyı ayırır.

Bir takım temel teknik bilgilere ihtiyacımız olacak. Çalışma yürütülen alanın hangi işkolunda bulunduğu, noter şartının kaldırılmasıyla birlikte e-devlet şifresiyle kayıt yapılabileceği gibi küçük teknik bilgiler en başta hâkim olmamız gereken bilgilerdir. Bunun dışında işkolunda ki sendikanın kısa geçmişinin bilinmesi, çalışma yürütülecek sendikanın siyasal yapısı hakkında ki edinilmesi gereken bilgiler olmazsa olmazdır.

Genel olarak iş yasalarına hâkim değilsek bile sendikal kanunlarda temel maddeleri bilmek gerekecektir. Toplu İş Sözleşmesi (TİS) sürecini daha sağlıklı yürütebilmek için ise temel olan TİS kanunları maddelerinin bilinmesi gerekir. Herhangi bir işçi herhangi bir sosyal hak konusunda bir şeyler öğrenmek istediği zaman cevap verebilmek için sosyal sigortalar kanunu hakkında yüzeysel de olsa bilgi sahibi olmak gerekir.

İşkolunda bulunan sendikaların yayın organlarının, sosyal medya hesaplarının ya da internet sitelerinin takip edilmesi elzemdir. Yayın organlarının ve kurul dönemlerinde yayımlanan çalışma raporlarının vs. takip edilmesi durumunda sendikanın hangi bölgede hangi fabrikalarda örgütlü olduğu anlaşılabilir. Sendikaların tüzüğü bilindiği zaman ise genel kurulların nasıl işlediği, ne olduğunu tam olarak göstermese de işleyişi belirttiği için yardımcı olacaktır.

İş yasaları, sendikal mevzuat vs. durumlar dediğimiz gibi örgütlenme çalışmasının olmazsa olmazıdır. Fakat bu faaliyetin sadece teknik kısmıdır. Örgütlenmenin diğer ayağında işyerinin kendine özgü sorunları barındırabileceği gibi bulunduğu yerin genel olarak işkolunun temel sorunları ve ülke ekonomisinde ki durduğu yer tespit edilmelidir. Üretilen ürünün ithalat ihracat durumunu irdeleyerek üretim durdurulduğu zaman ne ölçü de etki yaratacağı bilinmelidir.

Her iş yerinde, her ortamda olduğu gibi yöneticilerinde dışında sözü dinlenen doğal öncüler vardır. Bu kişi ya da kişilere biraz fazla ve ilk önce emek vermek gerekecektir. Yarattıkları etki düşünüldüğü zaman zincirin başını çekmiş olur. Aynı serviste gidip gelen, aynı bölgede oturanlar minvalinde şekillenen gruplaşmalar genelde her işyerinde görülür. Bu kıstas grup örgütlenmesi olarak düşünülüp ona göre yaklaşılmalıdır.

Tekel direnişi sosyalist hareket ve işçi sınıfı hareketinin kısmi ölçüde kaynaşabildiği bir direniş olmuştu. Sınıf devrimcileri bu direniş sürecinde işçilerle siyasal konular üzerinde rahatça konuşabilmişti. Bu direnişten yaklaşık iki yıl öncesinde Karabük ten yürüyerek Türk Metal Sendikası’na gelen işçilerle ise hoşbeş muhabbeti bile yapılamamıştı. Gelişen ortama ve mücadelenin sürecine göre ilişki kuruş biçimi farklı olmalıdır. Bu iki direnişin ortamı ve süreci farklı olduğu için ilişki kuruş biçimi de farklı olmak zorundaydı.

Bir fabrika da örgütlenmenin tohumlarını atmak için her şeyden önce orada olmak gerekir. Yeni girilen bir fabrikada her şeyden önce işçilerle kurulan bağda sosyal ilişkilerin siyasal ilişkilerden bir adım daha önde olması gerekir. Tabi ki politik bağ kurulabilecek işçilerde varsa onlarla da tıpkı doğal öncülere olduğu gibi ayrı bir yönelmesi gerekecektir.

Devrimci Proletarya okuru metal işçisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*