Anasayfa » GÜNDEM » Sermayenin işçilere fizik şiddeti yaygınlaşıyor
OLAYIN ARDINDAN BEŞİKTAŞ EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜNE GİDEN GAYE AKIL PATRONUNDAN ŞİKAYETÇİ OLDU. AKABİNDE HASTANEYE GÖTÜRÜLEN AKIL, DARP RAPORU ALARAK ŞAHİN Ş. HAKKINDA 6 AY UZAKLAŞTIRMA KARARI ÇIKARDI. SOSYAL MEDYA HESABINDAN GÖRÜNTÜLERİ YAYINLAYAN AKIL, KAMUOYUNDAN DESTEK İSTEDİ. (ERDAL CAN İÇELLİ/İSTANBUL-İHA)

Sermayenin işçilere fizik şiddeti yaygınlaşıyor

İstanbul Beşiktaş’ta bir eğlence mekanında gişede çalışan biri kadın iki işçi, işyeri sahibi tarafından “kendisini görünce ayağa kalkmadıkları” gerekçesiyle dövüldü, ağır hakaretler ve tacize uğradı. İşyeri sahibi, kadın işçiyi defalarca tokatladı, saçlarından tutup kafasını duvara vurdu, erkek işçiyi tokatladı, “bir daha buraya gelirseniz dizi öldürürüm” tehditleriyle işyerinden kovdu.

Mülk sahibi tarafından “ayağa kalkmadığı için” dövülen kadın işçi Gaye Akyıl, işyerindeki kameraların kayıt altına aldığı dayak ve tacizi, karakola şikayet ediyor, polisten 15 gün ses çıkmıyor. Bunun üzerine savcılığa başvuruyor, savcılıktan da 20 gün boyunca ses çıkmıyor.

Darp ve tacize uğrayan işçiler ancak kamera kayıtlarını sosyal medyaya verince olay kamuoyuna taşınmış oluyor, tepkiler büyüyor.

Kale Kayış’ta direnişçi işçilerin ve ailelerinin (7 aylık bir bebek dahil) sivil polislerin korumasındaki patron tarafından dövülmesi, patron ve mülk sahiplerinin işçilere karşı fizik şiddetinin yaygınlaşacağına dair bir işaretti. Örnekler artıyor.

Her iki olayda da, patronlar özel korumaları ve aynı zamanda kapitalist devlet koruması altında işçileri dövüyorlar. İşçiler karşılık veremiyor, yalnızca kendilerini korumaya çalışıyorlar. İş yasasında kağıt üzerindeki “işveren işçisinin kişilik haklarını korumak ve saygı göstermek zorundadır” türündeki maddelere karşın, patron kendilerine saldırıp fizik şiddet uygularken patrona karşılık verseler, hatta dokunsalar bile kendilerinin suçlu çıkarılacağını düşünüyorlar.

Böylece, sermayenin işçiler üzerindeki despotizmi ve şiddeti artık hiçbir kılıfa sığmıyor, daha çıplak ve pervasız hale geliyor. İşçinin güya “yasaca tanınmış” kişilik hakları ve bütünlüğü bile yok sayılıyor. Bunun da önünü açan, neoliberal kapitalizmdir. İşçinin “kişilik hakları ve bütünlüğü” de artık iş sözleşmesinin bir parçası haline geliyor, başka deyişle “özelleştiriliyor” ve patronun malı haline geliyor.

Beyaz yakalı işyerlerinde, işçilerin yalnız çalışma yetilerinin değil, kişiliklerinin, giyim kuşamlarının da CV kapsamında yer alması, yani artık kişiliğin de meta-emekgücününün bir parçası haline getirilmesi, yani sermayenin işçinin yalnızca çalışma yetisini değil, kişiliğini ve onurunu da sözleşme konusu yapması, bunun bir diğer örneğidir. İşyerlerinde patron ve yöneticilerin uyguladığı -fizik şiddet içermiyor görünse de, yoğun bir psikolojik şiddet içeren- mobbingin böylesine yaygınlaşması başka bir örnektir.

Patronlar üretim araçlarının özel sahibi olmakla, işçilerin -sadece emekgücünün değil, kişiliklerinin, tüm hayatlarının, onurlarının da- sahibi olmayı dayatıyorlar.

İşçilerin, sermaye zorbalığı karşısında kişilik hak ve bütünlüklerini, onurlarını korumaları da öz savunma mücadelesi kapsamındadır, fakat ancak ücretli köleliğin kaldırılmasıyla gerçekleştirilebilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*