Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Seçimin renkleri bize ne anlatıyor?

Seçimin renkleri bize ne anlatıyor?

Seçimler öncesi gündem ısınıyor, burjuva partiler parlak vaatlerle oylarımızı cebine indirmeyi hedefliyor. Oy rekabeti, her türlü kirli yönetimi haklı gören bir zihniyetle, karşılıklı saldırılarla sürdürülüyor. Bizlerse onların deyimiyle politikaya katılmaya, tüm çizgilerini onların belirlediği bir pusulaya mühür basmaya çağrılıyoruz.

AKP, Kanal İstanbul’dan, hızlı trenlere “çılgın” projelerle ve dünyada daha da güçlü Türkiye hedefiyle,

CHP, aile sigortası, asgari ücret artışı vaadleri, yeni ve “güleryüzlü” vitriniyle,

Emek Demokrasi ve Özgürlük Blok’u , sanayi ve kalkınma programı, demokrasi ve barış söylemiyle,

MHP Hilal Kart ile karşımızda.

Bunlar seçim baskın renkleri ve oluşacak yeni mecliste yer alması muhtemel oluşum ve partiler.

Fakat oy pusulası ise oldukça renkli TKP‘den HEPAR‘a, HAS Parti‘den LDP‘ye…

Peki yaşam koşulları, hakları, geleceği her geçen gün törpülenen, umutsuzluğa sürüklenen bizler, bizim kanımız, alınterimiz, canımız, yaşamımız üzerinden yükselecek olan vaatlere ve programlara ne diyoruz?

Seçimin renkleri bize ne anlatıyor?

Görüşlerinizi yorum bölümden paylaşabilirsiniz…

8 yorum

  1. Sınıf bilinçli bir işçinin sadece işçi sınıfının yanında olan bir partiye destek vereceğini düşünsekte pratikte bu iş böyle olmuyor. Bir işçi kendini tanımlarken “işçiyim ben” demeden önce, “aleviyim, müslümanım, milliyetçiyim, kürdüm, kadınım, erkeğim, ve hatta fenerbahçeliyim” diyorsa eğer, direnişten bile çıkıp gidip AKP’ye oy verebilir.

    Yani sorun işçinin parçalanmış kişiliğinin hangi kısmının ağır bastığı ile ilgili. Direnişin ortasında bile 5 vakit namaz kılan bir işçinin gidip AKP’ye oy vermesinde bir terslik yok onun açısından. Kendi kendine siyasallaşmasını beklememek lazım.

    Hele ki kürt illerinde ki direnişinlerin bu kadar yoğun olduğu bu günlerde bir kürt işçiye “bağımsız adaya oy verme, sandiğa gitme” nasıl denir bilmiyorum.

    Hadi kolay gelsin

  2. partilere baktığımız zaman hiç biri bizim istek ve taleplerimizi yerine getirecek bir konumda değil. biz işçi ve emekçilerin hakkını bu tür partiler savunamaz onlar sadece bizleri madenlerde kar hırsı ile katleder, hiçbir hakkımız olmadan fabrikalarda inşaatlarda çalıştırmaya mahkum etmeye nasıl devam edeceklerinin hesabını yaparlar. bizim istediğimiz hayatı onlar veremez ki kendi hayatımızı kendi ellerimizle inşa ettiğimiz zamanda böyle bir sistem sömürü sistemi olmayacak. chp işçinin yanındayım diyor ama konak ve buca da taşerona karşı kendi belediyesinde direren işçileri görmüyor bile. akp elimizde hiçbir hakkımız olmadan çalıştırmak için tüsiadın yasalarını hayata nasıl geçiririm planları yapıyor. mhp hala türk milliyetçiliğini ısrarla devam ettiriyor ve ırkçılıkla görelmiş gözleriyle işçilerin durumunu göremiyor bile. demokrasi diyor diğer blokta ne için kim için demokrasi? bizi daha iyi hangi koşullarda sömürmenin demokrasisi mi?

  3. sermayenin yönettiği, yönlendirdiği, ” kapitalist sistemde ”, bu pusulada yer alan ve alacak olan …
    sadece renk cümbüşü sağlamaktan ibaret bütün partilerin, vaatleri de, biz işçi’ ler için ancak hoş bir seda dan öteye geçmemiştir, geçmeyecektir de, en sosyal demokratından, en sağcısına , hepsinin iktidar dönemleri göstermiştir ki, işçilerinin nasibine bu ”burjuva demokrasisinde” yoksulluk var, yoksunluk var, iş cinayetleri var, cinnet var, sömürü üzerine kaçak kat çıkmak var, ama çaktırmadan, sadece 12 haziran seçimlerini değil, burjuva demokrasi anlayışı komple BOYKOT ediyorum,

    kahrosun burjuva diktatörlük,
    yaşasın sosyalist işçi demokrasisi,
    yaşasın işçi meclisleri,

  4. sermaye partilerine oy vermek, onların işçileri, emekçileri yoksulları ve genel olarak emekçi halkı kendi çıkarları için daha fazla kandırmalarının önüne geçmek iyi ve doğrudur, fakat kürt adyların kısmi demokratik hakların yaşam bulması için de olsa desteklenmesi gerekmez mi? kendi kaderlerini bu biçimde belirleyeceklerse yani ana dilde eğitim yerel yönetimlerde geniş yetkilere sahip olma istemleri düzen içi talepler de olsa neden desteklenmesin ki? kaldiki kürt adaylar meclis kürsüsünde alt düzeyde de olsa anti demokratik uygulamaları teşhir eden bunları gündemleştiren çalışmalar da yapmaktalar. dolayısıyla blok adaylarının desteklenmesi doğru olur diye düşünüyorum. dönemsel olarak daha anlamlı olacaktır.

    çalışmalarınızda başarı dileklerimle.

  5. murat arkadaş aslında doğru yerlere parmak basmış insanlar kendilerini tarif ederken işçiyim demeden önce cok farklı şeylerle ifade ediyorlar. zaten burjuvazinin istediği de bu değil mi? onlar bunu iyi bir biçimde yapıyorken bizim işçi kimliğni daha fazla ön plana çıkartıp ortak noktamızın bu olduğunu söylemek gerekiyor. “evet aleviyiz, evet kürdüz, evet…. ama en nihayetinde işçiyiz ve kendi çıkarlarımız doğrultusunda hareket etmemiz gerekiyor” demek lazım bence. ancak o noktadan sonra neden oy vermemesi gerektiğini anlatabiliriz insanlara.

    sinemce arkadaşa da birkaç şey söylemek istiyorum. kürt halkının demokratik taleplerini elbette ki savunmak gerekir. anadil gibi mesela. ben bunu savunanlardan biriyim. fakat bağımsızların seçim propagandalarını anadil’den çok farklı şeyler de oluşturuyor. orada yapılmak istenen türk ve kürt burjuvazisinin ortaklaşa bir şekilde kürt işçisini “anadilinde” sömürmek. ben de bu yüzden bağımsız adaylara oy vererek bu sömütüye alet olamk istemiyorum açıkçası. ve bağımsızlara oy verecek arkadaşların bu noktayı bir kez daha düşünmelerini istiyorum nacizane.

  6. Bu gün gelinen asamaya bakildiginda yeniden yapilanmanin icerigini bence masaya yatirip daha sonra buna karar verilmeli.Öncelikle 90`li yillarin sonlarina bakildiginda belki aynada ki yansimalar daha net görülmeye basliyor.Bu gün devrimci haretein karsisina bagimsiz adaylari (bdp) destekleme konusunda yapilan tartismalar icerisinde bagimsiz adaylarin desteklenmesi konusunda yogun bir malipilasyon yasanmakta. Burda bir sorum olacak, ulucanlar ceza evine saldiri sonra Leyla zana nin yaptigi aciklamayi yeniden bir göz atmak gerektigini düsünüyorum. Oysa devrimci hareket ulucanlar saldirisi nereye evrilecegini o dönemlerde cok iyi biliyorlardi. Yeniden yapilandirma ve bu yapilandirmada önce ceza evlerinden baslayip sonrada devrimci hareketi f tipleri süreci. Cogumuz bunu cok iyi bildigimiz halde bu gün gelinen asamada belkemiksizligin geldigi asama cok net görülüyor.Düne kadar ( atilim) cevresi bu rüzgarin pesinde gidiyordu simdi ( Alinteri) cevresi bu rüzgarin pesinde yürümeye basliyor.Burda bir parantez acmak gerekiyor ( bütün bagimsiz adaylar degil ) deyip bagimsiz adaylarin kismi de olsa destekleme karari aliyor.sormak isterim Leyla zana, serefetin elci, aslinda sorun bireylermi yoksa desteklenen KÜRT ulusal haretinin nereye yol aldigi tartismasini bir kenara birakip kürt halkinin yaninda olmak gerektigini kabullenmesi temelinde ele alindiginda evet desteklenir.Peki bürjuvazinin kendisini yeniden yapilandirma sürecinde komünist vede devrimci hareketi tasfiye etme sürecinde bu gün bu süreci testekleyenler bas bas bunu bagirmiyorlarmiydi teslim olmayacagiz diye. degisen ne oldu aslinda soruyu net cevap verdigimizde ve bunun örneklerini cok net bilmemize ragmen devrimci hareket kendisini yeniden insa etme sürecine girmektense var olan rüzgarin pesinde tutunmak oldugunu net göre biliriz.
    Baska bir soru daha soralim. Avrupadaki devrimci hareketin nasil sistem icine cekildigini ve düzen ici bir muhalif sürecine nasil girdigini yeniden göz atmak gerektigini yeniden sorgulamak gerektigini düsünüyormuz yoksa tarihten hep örnek veren devrimci hareketler bu gün kü sürecte neden bu sayfanin üstünü kapattiklarini sormak istiyorum.Ve bu gün avrupaya baktigimizda isci,emekci ve genclik harekiti sokaklara cikiyor. ama onlara öncülük edecek devrimci bir hareketin yoksunlugundan kaynaklimi devrim iddasi artik unutulmus
    yanlizca muhalif bir harekete dönüsmüs oldugunu görmüyormuyuz. Hemen su soruyu soralim burjuvajinin kalesinin icine girip ordan devrim yapma iddasimi yoksa düsünülüyor. Venuezella örneginimi yoksa kendimize model aliyormuyuz.
    Bu gün burjuvazi bile aciktan tartistigi bir konuyu biz hangi temelde ele aldigimiz cok önemli yeniden yapilandirma sürecinde burjuvazinin kalbine giden damarlarin da tikanmanin oldugunu ve bu tikanma eger ameliyat yapilmasaa ölcegini bilmesinden kaynakli kendisini yeniden yapilandirmaya tabi tutuyor.Kendisine yeni sömürü alanlari acip yeni kanallarla kan tasimak istiyor.Kalbinin yeniden atmasi icin. Orta doguda yasana halk ayaklanmaliri neden burujazinin eline gecitini de bir düsünelim.KOMÜNIST ve de devrimci hareketin yoksunlugundan kaynakli halk degisimi yeniden teslim etti burjuvaziye.Neden sorusunu sorulmagini merak ediyorum. Özellikle büyük emperyalist güclerin sözcülügünü yapan abd emperyalizmi bile aciktan yeniden yapilanmanin altini cizdigini görmemezlikten gelindigini göre biliyoruz.
    Evet arkadaslar bu gün bagimsiz bir durusmu sergilemek, yoksa burjuvazinin kendisini yeniden yapilandirma sürecinde kendimize bir güc toplama algisiylami olaylari ele alacagiz. Dün ödp si emep i bu sürece dahil oldugunda devrimci hareketin neler düsündügünü cok iyi biliyoruz. Peki ya bu gün atilim,alinteri ve bu süreci destekleyen devrimci hareketi nereye koyacagiz dün onlar ödp ve emek partisi ne yaptiklari elestirileri neden gözden gecirmedigini sormak istiyorum.

    Komünist ve devrimci hareket legal alani veya burjuvazinin
    aciklarini devrim iddasi temelinde ele alip kendi bagimsiz politikasini hayata gecire bilirmi. Örnegin bagimsiz aday cikarip, emegin ve özgürlügün ancak ve ancak sosyalist bir devrimde olacagini kitlelere tasima konusunda düsünülmesi gerektigini bilincine ulasmakmi.Komünist ve devrimci hareket elbete kürt halkinin kendi bagimsizligini ve kendi özgürlügünü savunur ve savunmasini tartismasiz desteklenir.Ancak burda kücük bir ayrinti var türkiyenin vede ortadugunun yeniden yapilandirma konsuunda kürt halkinin sorununu cözme konusunda nasil bir politika izlendigini görmek gerekiyor.sorunun yanlizca bu günden ele alindiginda evet desteklenir bagimsiz adaylar.Ya bir bütünden ele alindiginda ne diyecegiz. 98 de apdulah öcalanin neler sölyedigini ne dedgini ve kürt ulusal hareketi konusunda nasil bir durus sergiledini düsünmek istemiyormuyuz.bireyin etkisi ne diye sorula bilir, ama su bir gercekki pkk de apdulah öcalanin yöneliminin disina cikilamayacaginida bu göre biliyoruz.Bu gün bakildiginda ezilen kürt halkinin kendi kaderini kendisi cizme konusunda tartismasiz bir yol izlerken ele aldigimizda hakli ola bilinir bagimsizlari destekleme konusunda.Ya yarin ne olacak sorusu soruldumu.Ne den yarin ne olacak sorusunu sormaya ihtiyac duymuyorsak ozaman devrim yapma iddasindan da simdilik bir kenara birakalim ve rüzgarin pesinden giderken kendimizi görürüz.Evet eger burjuvazinin batakliginda kendimizi var edecegimizi düsünüyorsaniz büyük bir yanilgiya düseriz.
    Son olarak attigimiz her adim sosyalist devrim temelinde bir perspektiflemi ele anlacagiz yoksa ezilen halklarin kurtulusunu bu düzen icindemi arayacagiz.
    Burjuvazinin kendisini yeniden yapilandirmada konusunda neler düsündügünü ne yapacagini eger tartismassak ve bunu aslinda ezinlen halk lari, emekcileri, iscileri nasil daha rahat bir sömürü agi yaratma konusunda neler yapacagini düsünmeden ele alindiginda elpetteki halkci egilimler bu süreci mazlumdan yana olma temelinde yaklasirlar ve karanlikta yürümeye devam edecekler.
    kürt halkinin kurtulusu ancak ve ancak ezilen isci ve emekci lerin ortak sosyalist devrim le birlikte ele alinarak var olur.

    YASASIN HALKLARIN KARDESLIGI

  7. Latin Amerika’da son on yılda faşizm çözülürken, sistem eski devrimci partilerin dönüşümüyle hükümeti bile teslim ediyordu onlara.Örnek olarak Brezilya’ya vb. diğer ülkelere bakın, bir de bize! Bir Sırrı, bir Kürkçü falan girecek meclise diye herkes nasıl umut içinde anlamak mümkün değil. Sevinmek değil, üzülmek lazım bence, bizim bir dönemki antifaşist mücadele birikimlerimiz, halk hareketi, partiler vb. o kadar zayıfmış yani diye… Şimdi iki parlamenter meclise girecek diye, “yeni bir dünya doğuyor”1 falan diyenlerin baya depresif bir ruh halinde olduğunu düşünüyorum…

  8. İlginç günler yaşıyoruz. Bir dönemin mücadeleci antifaşist örgütleri bugün adı konmamış biçimde bir fay hattı değşikliği yapıyorlar. Zaten reformcu, düzeniçi sosyalist bir karakter taşıyan parti ve gruplar bloğu destekliyor. Bunda şaşıracak bir şey yok. Farklı nedenlerle Halkevleri ve ÖDP’nin anti-AKP çizgisi üzerinden duruşları, sandığa gidecek olmalarıyla örtük ilan edilmemiş destekleri var. (Bilmiyorum, BDP’ye destek ilan ettiler mi?) Bu da onlar için yeni değil. Onun dışında ESP -kendi adayları haricinde- bloğu destekledi, hep destekler, o da yeni değil de… Asıl ilginç olan bu kez Alınteri ile Partizanın da bloğu desteklemiş olmaları. DHF ve HC ise boykot dediler, ama tabanlarındaki -Alevilik üzerinden- CHP sempatisi biliniyor. Ee, geriye ne kaldı? Anlaşılan CHP kapanından kurtulan bu kez BDP çizgisi üzerinden anayasal hayallerin çekimine karşı koyamıyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*