Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » Sendika patronları Taksim 1 Mayıs kürsüsünün yasını tuttu!

Sendika patronları Taksim 1 Mayıs kürsüsünün yasını tuttu!

Türk-İş, Hak-İş, DİSK, Memur-Sen, Kamu-Sen ve KESK ağalarından oluşan İstanbul’da 1 Mayıs Tertip Komitesi üyeleri, dün Türk-İş’te biraraya gelerek, 1 Mayıs’la ilgili bir değerlendirme ve açıklama yaptı.

Tabii buna 1 Mayıs ile ilgili değerlendirme demeye bin şahit ister. Çünkü açıklama tümüyle sendika patronlarını çok rahatsız eden direnişteki işçilerin kürsü işgali, 1 Mayıs alanı ve kürsüsünden konuşma haklarını meşru ve fiili mücadele çerçevesinde kullanmalarına karşı odaklanmıştı. Sendika patronlarının 1 Mayıs değerlendirmesi ve açıklaması da, işçi sınıfının gerçek temsilcilerin bu meşru hakkının bastırılması karşısında fiilen kullanılmasının, Kumlu’nun tadına baktığı sınıf öfkesinin kınanmasından ibaret.

Sendika patronlarının açıklaması, bu 1 Mayıs’ın “sadece Türkiye emek hareketi açısından değil, bütün toplumsal kesimler açısından önemli bir dönemecin başlangıcı olduğu” tespiti ile başlıyor.

1 Mayıs’ın yalnızca “emek hareketi” açısından değilse, burjuvazi açısından da nasıl bir dönemeç olduğunu soranlara sendika patronları: ” Gerginliklerden bıkanların moral kaynağı oldu” diye yanıt veriyor! Bunun arka planında tabii ki burjuva demokrasisine güzelleme ve karşıt sınıflar arasındaki gerginliğin böylece rafa kalktığı yalanı var.

Fakat heyhat! Durduk yerde gerilim yaratanlar var:

”Böyle önemli bir günde ve böyle önemli bir alanda, Taksim kürsüsüne biber gazı, pet şişe, sopa, bıçak vs. kullanarak yapılan saldırı, emeğin birlik ve dayanışmasına saldırıdır. Konfederasyonlarımız, 1 Mayıs Taksim kürsüsünde, Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu’nun şahsında tüm konfederasyonlara yapılan saldırıyı ve kürsüyü işgal girişimi ile kutlamaları sabote etmek isteyenleri kınamakta, bu tür yaklaşımların teşhir ve tecrit edilmesi gerektiğine inanmaktadır. Bu saldırıyı gerçekleştirenler çok iyi bilmeliler ki hiçbir güç emek hareketinin ve konfederasyonlarımızın, emeğin kazanımları için birlikte mücadelesini engellemeyecektir.”

Bu açıklamanın türkçe meali, “işçi sınıfı, karşıt sınıflar arası mücadele ve gerginlik, işçi direnişleri, öncü işçiler, sınıf devrimcileri olmasaydı, işçileri ne de güzel yönetirdik. Suya götürüp susuz getirdiğimiz gibi 1 Mayıs’a götürüp mücadele günsüz getirirdik…”

Sınıf haini sendika patronları yalan söylüyorlar, işçi sınıfı üzerindeki burjuva baskı aygıtı olan devlet ağzıyla konuşuyorlar! Taksim 1 Mayıs’ında konuşma hakkı bastırılmaya çalışılınca kürsüyü işgal eden Direnişteki İşçiler Platformu’ndan işçilerde, Tekel işçilerinde uzaktan yakından biber gazı, sopa, bıçak, “vb” yoktu. Tam tersine biber gazı, sopa, bıçak vb sendika ağaları ve korumaları tarafından direnişçi işçilere karşı kullanılmıştır.

Sendika patronları yalan söylerken bile kendi sınıfı mücadeleden alıkoyma misyonlarını, 1 Mayıs’ın sınıf mücadelesi günü olarak gerçek anlam ve değerinin içini boşaltma misyonlarını ifade ediyorlar. Direnişteki işçilerin kürsü işgalini “emeğin birlik ve dayanışmasına saldırı” olarak tanımlarken, 1 Mayıs’ın işçi sınıfının yalnızca birlik ve dayanışma günü değil aynı zamanda ve asıl olarak MÜCADELE günü olduğunu sansürleyiveriyorlar. İşçi sınıfının sınıfsal birlik ve dayanışmasının ancak sınıf mücadelesi içinde gelişip örgütlenebileceğini, unutturuvereceklerini sanıyorlar. İşçi sınıfının birlik ve dayanışmasını, direnişleri yalnızlaştırıp satarak, öncü işçileri ve öncü işçi örgütlülüklerini sınıfın kitlesinden tecrit edip dıştalamaya çalışarak, işçi sınıfını ekmek kırıntıları ve bürokratik sendikalizm ile sınırlayarak, sınıfın en geniş güvencesiz kesimlerini dıştalayarak, direnişteki işçilerin gücünü birleştiren ve eylemli dayanışmasını örgütleyen Direnişteki İşçiler Platformuna saldırarak, sınıfın mücadeleci birlik ve dayanışmasını asıl kendilerinin böldüğünü saklamaya çalışıyorlar.

Sendika patronları yalan söylüyorlar. Direnişteki İşçiler Platformu’nun kürsü işgali değil, bizzat Kumlu gibi sınıf hainlerinin o kürsüden büyük bir pişkinlik ve pervasızlıkla koyun sürüsü yerine koydukları 100 binlerce işçiye konuşma yapmaya kalkışması 1 Mayıs’ın provoke ve sabote edilmesidir.

Sendika patronları “emek hareketini” temsil ettikleri varsayımıyla da yalan söylüyorlar. Kürsü işgali, işçi sınıfının sınıf talep, özlem ve mücadelesini temsil etmeyen, onun gerçek temsilcilerini dıştalayan ve söz hakkı bile vermekten korkan, sendika patronlarına karşı gerçekleştirilmiştir.

Sendika patronları, “emeğin kazanımları için birlikte mücadele ettiklerini” söylerken de yalan söylüyorlar. Bırakalım işçi sınıfının kazanımlarını, sınıfın büyük çaplı hak kayıplarına karşı mücadelesi için ne yaptınız? Ve “birlikte” ne yaptınız? Sizin “birlikte” yaptığınız sınıfı satmaktır. Tekel işçileri Ankara’da neden yalnızca AKP’yi değil miting kürsüsünü ve Türk-İş’i işgal etmişti? Ancak Tekel direnişindeki ve onunla dayanışma içindeki işçilerin bu eylemleriyle ittire kaktıra almak zorunda kaldığınız Genel Grev kararını örgütlemek, “birlikte” örgütlemek için ne yaptınız?

Sendika patronları 1 Mayıs’ta konuşma hakları engellenince kürsüyü işgal edenlerin de sınıfın direnişteki, mücadele içindeki bölükleri, Tekel işçileri, İSKİ işçileri, Samatya inşaat işçileri, İtfaiye işçileri, Esenyurt Belediye işçileri olduğunu da saklıyorlar. Tıpkı 96 1 Mayıs’ında polis kurşunuyla öldürülenlerin işçiler olduğunu sakladıkları gibi.

Sendika patronları, siz bu yalanlarınızı Mustafa Türker gibilere dalkavukluk yapan, etkinliklerinde ve sitelerinde baş köşeye oturtan TKP, Halkevleri gibi kuyrukçularınıza anlatın. Onlar size yaranmak için siz sınıfın olması gereken kürsülerden sınıfı tükürüğe boğarken alkışlamaya, sınıfın kürsüsünden sınıfın mücadele talep ve öfkesinin, gerçek temsilcilerinin olmasını isteyenlere kınamaya dünden razıdır…

Teşhir ve tecrit meselesine gelince! Her zaman yaptığınız en geri bilinç ve içgüdülere oynamak, sınıfın tepkisini gerçek hedefine burjuvaziye ve devletine değil sınıfın gerçek öncülerine doğru çevirterek, sınıfı burjuva bilince gümüş tepsi de sunmaktır. Ama sizin asıl sorununuz, 1 Mayıs’ta burjuva demokratik şovunuzu yapamamış olmanız, sınıfın gerçek temsilcileri tarafından bizzat kendi özel mülkünüz ve statünüz haline getirmeye çalıştığınız kürsüden teşhir ve tecrit edilmiş olmanızdır.

İşçi sınıfının her direnişinde, her mücadelesinde teşhir olmaya devam edeceksiniz. İşçi sınıfının öz örgütlülüklerinden, kürsülerinden, mücadele alanlarından, mücadeleyle tecrit edildiğiniz ölçüde işçi sınıfının bağımsız sınıf mücadelesi örgütlülüklerinin ve mücadelesinin de önü açılacak.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*