Anasayfa » DÜNYA » Savaşa karşı sınıf savaşı!

Savaşa karşı sınıf savaşı!

Kapitalist savaş bir ahlaki ödevmiş gibi sunuluyor 21. yüzyılda. Bismillahirrahmanirrahim. Taratatata. Âmin. Ne garip? Oysa bombalar düştüğünde koparıyor başlarını çocukların, yakıp kül ediyor bir anda ihtiyarları. Kardeşinin gelini değil mi şu parça parça olan? Annenin göğsünde bak işte bir onmaz yara. Sermaye sahipleri için bir savaşı başlatmak ne kadar kolay. Ölenler kendileri değil, işçi ve emekçiler olduktan sonra! Müslüman-Hıristiyan, Sünni-Şii, İngiliz-Amerikalı-Arap-Türk-Kürt diye bölündükten sonra kapitalist savaşa sürmesi daha kolay oluyor canları.

Şimdi tekrar savaşa gitmemiz buyuruluyor. Bu kez Suriye’ye… Ortadoğu’da Yahudi ve Şiilere düşmanlık politikasıyla Sünni Müslümanların ateşli temsilciliğine soyunan patron/büyük şef/general Erdoğan buna çoktan hazır. Değil mi ki alçak Suriye rejimi bebeklere karşı kimyasal silah kullandı, o zaman şimdi bizim üç gün yukarıdan bombalama hakkımız var başka bazı bebeleri, sessiz kalmak olmaz. Bismillahirrahmanirrahim. Taratatata. Âmin.

Şimdi bu kirli savaşa gitmesi buyrulan, üslerde görev alan memurlar, havada uçan pilotlar, hepinize paralı askeri olduğunuz NATO adına emredilecek öldürmeniz için. “Vatan için aslanlar gibi dövüşün” diyerek. Vatan için! Ama kimin vatanı? Kapitalistlerin vatanı olsa gerek! Savaşa gitmemiz buyruldu, “özgürlük adına” diyerek. Özgürlük adına! Ama kimin özgürlüğü? Söylenmez bu. İşçilerin, emekçilerin, gençlerin, ilk önce tecavüz edilen ve öldürülecek olan kadınların özgürlüğü için olmasa gerek! Savaşa gitmemiz buyruldu, “bizden” dendi “yardım bekliyor müttefik uluslar”, yardım bekliyor öldürülen Suriyeli Müslüman bebekler. Ama en önemli şey unutuldu: Kimin cebine girecek banknotlar? Şair Demyan BEDNIY’in dediği gibi: Savaş kimisi için hayatla ödenen bir fatura/ Milyonluk kazançtır kimisine/ Çocuklar, daha ne kadar / Katlanacağız bu ağır işkenceye?

Ölen biz, öldüren biz! Bismillahirrahmanirrahim. Taratatata. Âmin.

Kapitalist Türkiye devleti, Suriye’ye kanlı müdahalenin baş aktörü olma yönünde ilerliyor. Türkiye kapitalist devletinin Suriye politikası, bölgesel hegemonya kurma amaçlı saldırgan ve yayılmacı bir dış politika. Türkiye tekelci burjuvazisinin nüfuz alanlarını genişleterek sermaye ve meta ihracıyla genişlemenin ve petro dolarları daha fazla çekmenin, petrol üzerinde -ve dağıtım hatlarında- doğrudan söz sahibi olmanın politikasıdır. Ortadoğu’yu tekelci sermaye ihraç ve yatırımları, meta ihracı ve üretimi için daha geniş ölçekli bir cennet haline getirmeyi, işçiler, kent ve kır yoksulları ve bölge halkları için daha büyük bir cehenneme çevirmeyi içeren genişletilmiş Ortadoğu politikasıdır. Neoliberal emperyalist kapitalizmi hâkim kılma politikasıdır. Petrodolar kralları, şeyhleri ile kolkola olunur, mali sermayeleri ile bir üst düzeyden kaynaşılırken, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerindeki burjuva mali oligarşik dini despotluklara tek söz edilmezken, iktidarları burjuvazinin bir kesimine dayanan, aile ve devlet oligarşisine doğru daralmış, eskisi gibi yönetemez hale gelmiş tek partili çürümüş burjuva diktatörlüklere özgürlük ve insan hakları getirme yalanlarıyla saldırılıyor. Türkiye kapitalist devleti Gezi direnişini gazı, copu, kurşunuyla, gözaltı, tutuklama, katletme politikalarıyla karşılarken Suriye’ye müdahaleyi Esad’ın kendi halkını katletmesi üzerinden gerekçelendirmeye çalışıyor.

Oysa kameralar önünde akıtılan hiçbir timsah gözyaşı, güdümleme ve lâfazanlık tekçi egemenlik biçiminden burjuva demokratik biçimlerine kadar tüm burjuva diktatörlüklerin işçi sınıfı ve emekçi halklara düşman karakterini gizleyemez, perdeleyemez. Bunların hepsi, Türkiye kapitalist devletinin Suriye ve bölge halklarına kan banyosu pahasına bölgesel güç merkezi konumunu sağlamlaştırmak için geliştirdiği saldırganlık politikalarının altlığıdır. Türkiye burjuvazisi savaşı ekonomik krizi işçilere ve diğer emekçi sınıflara fatura etmenin, grev ve direnişleri engellemenin, muhalefeti susturmanın, burjuva demokrasisini en geri düzeyde tutmanın, demokratik hak ve özgürlükleri gaspetmenin politikasına çevirmek istiyor.

İşçi sınıfı, Türkiye kapitalistlerinin ve emperyalistlerin çıkarları için savaşması, ölmesi ve öldürmesi demek olan bu politikaya kararlılıkla karşı çıkmalıdır. Hiçbir işçi, savaşa sürülmek istenen genç, kapitalistin silahının mermisi, silahının ateşleyicisi, emireri olmamalıdır. İşçiler, kendileri gibi işçi olan Suriyeli ve Kürt sınıf kardeşlerini kapitalistlerin çıkarları için öldürmemeli, ellerine verilen silahları kırıp parçalamalı, emirlere itaat etmemeli, ellerine geçirdikleri silahları kendilerini savaşa yollayan burjuvalara çevirmelidir. İşçi kardeş, düşmanın, seni sömüren, 10 saat çalıştıran, kölelik ücretine mahkûm eden, işten atan (sınıf olarak yok sayan ve bastıran) burjuvazidir. Türk kapitalistlerinin çıkarları için Suriye’deki işçi kardeşinin kanını dökme! Ulusal, dinsel, mezhepsel düşmanlık ve kavgalara karşı çık! Emperyalist müdahaleyi lanetle!

İşçilerin düşmanı kapitalistlerdir. En başta bulundukları ülkenin kapitalistleri ve tüm dünyadaki kapitalistlerdir. İşçilerin yürüteceği tek savaş kapitalistlere karşı savaş, sınıf savaşıdır. Türkiye’de de, Suriye’de de, Amerika’da da, Avrupa’da da kapitalist sınıfı yıkma savaşıdır. Kapitalistlerin iktidarını yıkarak sömürüden kurtulma ve özgürleşme savaşıdır. Çünkü düşmanlık halklar arasında değil, sınıflar arasındadır.

Ortadoğu işçi ve emekçilerinin kanları üzerine kurulan bu emperyalist kapitalist çatışma düzlemini işçi sınıfının “artık yeter” demesi durdurabilir. Bölgesel tekelci kapitalist hegemonya savaşlarını, sermayenin üstten birikimi hesaplarını işçi ve emekçilerin bölgesel düzeyde birliğiyle kâbusa çevirebilir, savaşa karşı barışı sermayeyi bölgeden tümüyle defederek, sosyalist bir işçi iktidarıyla hâkim kılabiliriz. Bölge işçi sınıfının bütünleşen çıkarlarıyla, küresel kapitalist boyundurukla derinleşen karşıtlığıyla, eli kanlı küresel-bölgesel emperyalist kamplardan bağımsız sınıf hattı ve sosyalizm savaşımıyla, her türden köleliğe karşı sınıfsal, cinsel, ulusal özgürlük mücadelesiyle Ortadoğu’yu insanlığın yaratıcı enerjisi, kolektif zenginliği, sınırsız üretkenliğiyle yeniden yaratabiliriz.

Türkiye’deki ve bölgedeki bütün işçiler ve emekçi halklar için yıkım, birbirini boğazlama, daha fazla ölüm, kan ve gözyaşı demek olan bu saldırgan ve müdahaleci dış politikanın yaygın protestolarla, müdahale için hazırlanan tugay ve alayların olduğu bölgelerde, askeri bakanlıkların önlerinde yapılacak eylemlerle, hükümete yönelik protestolarla, genel grev genel direnişle yenilgiye uğratılmasını ancak biz işçiler başarabiliriz.

Kahrolsun petro-dolar kralları! Kahrolsun din, mezhep tüccarları!
Emperyalist kapitalist gericiler bölge halkları üzerinden elinizi çekin!
Kahrolsun emperyalist ve bölgesel tekelci savaş- pazarlık ve anlaşmalar!
Kahrolsun kapitalist savaş! Kahrolsun kapitalizm!

Kahrolsun emperyalist kapitalist savaş, yağma, yıkım demokrasiniz!
Burjuva diktatörlükleri yıkalım! Ortadoğu’ya işçi ve emekçi halklar için demokrasi ve özgürlük!
Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!
Emperyalist ve bölgesel tekelci savaşa karşı sınıf savaşını yükseltelim!

Devrimci Proletarya

2 yorum

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*