Anasayfa » DÜNYA » Savaş ve izolasyonu protesto mitinginde biz de vardık

Savaş ve izolasyonu protesto mitinginde biz de vardık

Berlin‘deki direniş çadırlarımızda artık yalnızca mülteci problemleriyle ilgili eylemler değil, tüm toplumsal ve sınıfsal problemlerle ilgili eylemlerde de yerimizi almaya başladık. Bir hafta öncesinden, T. Erdoğan ve A. Merkel görüşmesini protesto eylemi yapılacağı bize iletilmişti. Genelde Türkiyeli muhalefet kurumlarının organize ettiği bu eyleme biz de katılma kararı aldık.

Türkiye başbakanı T. Erdoğan önce bir Türkiye büyükelçiliğinin açılışını yaptı. Daha sonra da A. Merkel ile görüştü. Bu görüşmenin yapıldığı gün, görüşmenin yapılacağı parlementoya yakın olan Brandenburg‘da bir eylem gerçekleştirildi.

Türkiye’nin gündeminde şu anda iki ana konu var. Birincisi hapishanelerde politik tutsakların yapmış olduğu ve bugün 51. gününe erişen açlık grevleri, ikincisi de Türkiye’nin Suriye ile savaşma olasılığıdır. Dolayısıyla dün gerçekleştirdiğimiz mitingin ana teması savaş ve izolasyon karşıtlığıydı.

Dün sabah saatlerinde direniş çadırlarımızın olduğu Oranien Platz‘da toplandık. Özgürlük yürüyüşümüzün slogan ve taleplerinin yazılı olduğu iki büyük pankart aldık ve yürüyüşün sembolü haline gelen, üzerinde on dilde özgürlük yazan bayrağımızı da alarak eyleme katılmak için yola çıktık. İnfo çadırından grup biletlerini alarak tramvayla yola çıktık. Tramvayda bulunan insanların bu eyleme gittiği anlaşılıyordu. Aralarında Türkçe konuşan insanlarla diyaloğa geçip o günkü yürüyüşle ilgili görüşlerini aldık ve biz de kendimizin kim olduğunu ve neler yapmakta olduğumuzu kendilerine anlattık. Hem bir hafta öncesinden ve hemde yolda karşılaştığımız insanlara bu eyleme kaç kişinin gelebileceğini soruyordak. Bazıları on bin diyorlardı bazıları da 20 bin kişinin gelmesini beklediklerini söylüyorlardı.

Eylem yerine yakın olan tramvay istasyonunda indikten sonra biz pankartlarımızı açtık ve sloganlar eşliğinde yürümeye başladık. Toplanma yerine varmadan önce polis bizim kortejin önünü kesti ve bu eylem için yürüyüş izni olmadığını söyledi. Biz zaten toplanma yerine yakın bir mesafede bulunuyorduk. Polisler bizim pankartlarımızda yazan sloganları kaydediyorlardı. Kısa bir tartışmanın ardından kitlenin toplandığı alana doğru yürümeye devam ettik. Buradaki meydanda açlık grevi yapan arkadaşlarımızın yanına gittik önce, orada birbirimize sarıldık, biraz sohbet ettik ve ardından toplanma yerine gittik.

Toplanma yerinde büyük bir sahne kurulmuştu. Kimsede pankart yoktu. Eylem komitesi pankart getirilmesini istememişti. Alanda yalnızca bizim pankartlarımız vardı. Eylem sorumluları bizim pankartları incelediler. Onlara mülteci olduğumuzu söyledik ve Berlin’e gelmek için 600 km yürüdüğümüzü anlattık. Bizim pankartlarda herhangi bir parti ya da kurum ismi yazmıyordu. Görevliler bizim pankartlarımıza bir yasak getirmediler. Zaten sarı renkli özgürlük bayrağımız meşru bir bayraktı ve kimse ona itiraz etmiyordu artık.

Alana bizden önce gelmiş olan insanlar bizim korteji görünce biraz şaşırdılar. Çünkü biz siyah, sarı, esmer renkli insanlar bir kortej oluşturmuş yürüyorduk. Özellikle siyahi arkadaşların böyle bir eyleme katılmış olması alanda bulunan insanların dikkatlerini çekmişti. Biraz ezberleri bozulmuştu.

Beklenilen sayıda kitle bu eylemde yoktu. Bizim gözlemlerimize göre 3 bin ve en fazla 4 bin kişi vardı. Bu eylemi örgütleyen kurum sayısı oldukça fazla olmasına karşın eyleme katılım düşüktü. Hafta içi olması katılımın düşük olmasının bir nedeniydi. Diğer bir neden ise eyleme kitle getiren kurum Alevi dernekleriydi, diğer imzacı kurumlar alana fazla kitle getirmemişlerdi.

Kürsüden Emekçi, Ferhat Tunç gibi sanatçılar türküler ve marşlar seslendirdiler. Diğer yandan Die Linke partisinden (Sol Parti) yetkililer konuştular. Biz de mülteciler olarak ve özgürlük yürüyüşümüz adına konuşma talep ettik. Talebimiz olumlu karşılandı fakat bizim konuşmamız için gerekli zaman ayarlanmadı. Bizim direnişimizle ilgili açıklama ve bilgilendirmeyi Die Linke partisinden birisi yaptı. Biz kendi sözümüzü kendimiz söylemek isterdik. Ama bunu sağlamadılar.

Alanda farklılık oluşturan görüntümüz ve pankartlarımız insanların merakına mazhar oluyordu. İnsanlar bizim kim olduğumuzu soruyorlardı. Bu arada güzel bir süpriz daha oldu. Bandista müzik grubundan bir arkadaş alana geldi. Hemen tanıdık birbirimizi ve sarıldık. Kısa bir sohbet yaptık. Arkadaşlar o gün İstanbul’a dönüyorlardı. Onunla direnişimizin seyri ve izlenen taktikler üzerine sahbet ettik, görüş alışverişinde bulunduk. Onlarla İstanbul’a, kavgamızın şehrine devrimci selamlarımızı ilettik. Gerçekleştirdiğimiz direnişin önemine dikkat çekti Bandista’dan arkadaş. Biz Bandista’yı sıcak ve olumlu bulduk. Onlar da bizi yoldaş gördüler. Sarılarak vedalaştık onlarla. Ayrıca İstanbul’dan gelmiş başka bir arkadaş daha vardı. İstanbul’a döndüğünde bize oradan selam gönderdi.

Eylem yerinde çok sayıda hapishane arkadaşımla karşılaştım. Hemen tanıdık birbirimizi, hasret giderdik. Bunlar içinde bizim uzun erimli direnişimizi duyan da olmuş duymayan da olmuş. Direnişimiz devam ettikçe duymayanlara da seslerimizi ve ne yapmak istediğimizi duyurmuş oluyoruz.

Eylemin finali Ferhat Tunç’un ve sahnedekilerle izleyicilerin hep birlikte seslendirdikleri Çav Bella oldu. Alandan biraz uzakta bulunan arkadaşlar bu müziği ve sözleri duyunca hemen koşup geldiler. Çünkü biz yollarda bu şarkıyı çok söyledik ve artık arkadaşların kulağına yerleşti. Bizim şarkımız söyleniyordu. Biz de birbirimize bakıp güldük. Uzun yürüyüşümüzdeki yaşadığımız neşeli anlar gözümüzün önünde canlandı.

Eylem bittiğinde ben alana gelen bir otobüsle kayıtlı bulunduğum mülteci kampına mektuplarımı ve diğer gelişmeleri kontrol etmek için gittim. Otobüste bulunan mikrofondan o günkü eylemle ilgili görüş ve eleştirilerimizi dile getirdik. Karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Yürüyüşümüzü ilk defa orada duyanlar oldu. Bazı arkadaşlar kontak kurmak istediklerini söylediler ve onlarla gerekli kontakları kurduk. Eylemimizi ve otobüste yaptığımız değerlendirmeyi beğendiler. Devrimci hareketin bölünmüş yapısına biraz değindik bu konuşmada. Ortak hareket etmenin önündeki engeller üzerine sohbetler yaptık.

Kayıtlı bulunduğum mülteci kampında sorun çıkardılar. Benim iki aydır nerede olduğumu sordular, ben de onlara gezmeye gittiğimi söyledim. Bulunduğum yeri terk edemeyeceğimi söylediler. Mülteci kampında bulunan yetkili bana gelmiş olan mektupları vermemekte direniyor hala. Elinden geldiği kadar mektupları bana teslim etme işini uzatıyor ve benim direniş alanına hızla geri dönmeme engel oluyor. Almanca olarak bildiğim tüm kelimelerle tartışıyoruz, kelimeler bittiği zaman ise karşılıklı olarak sert sert bakışıyoruz.

Hannover kentinde yeni tanıştığımız devrimcilerle bir gece geçirdik. Onların ve benim ortak tanıdığımız olan hapishane arkadaşlarını andık birlikte. Eski günlerde yaşanmış olan trajik ve komik mücadele anlarını andık. Hapishanelerden gerçekleştirilen firar eylemleri üzerine sohbetler yaptık.

Bizi izolasyona hapsetmek isteyenler gene önümüze evrak engelleri çıkartıyorlar. İnsanlara evraklarla ve bürokrasi ile uğraşmaktan başka bir hayat hakkı tanımıyorlar. Bu engelleri kıran bizleri ise çeşitli cezalara çarptırıyorlar. Hiçbirimizin tek tek özgürleşme şansı bulunmuyor. Ya hep beraber özgürleşeceğiz ya da hep beraber izolasyon sistemi içinde yaşamaya devam edeceğiz.

Berlin’de yeni tanıştığımız bir arkadaş benim yürüyüşte çekilmiş bir fotoğrafımdan kara kalem çizim yapmış. Altına da “baldırı çıplaklar olarak sokaklara indik” yazısını yerleştirmiş. Hep birlikte resmi inceleyip gülüştük.

Brandenburg’da sokakta açlık grevi yapan arkadaşlara üç adet otobüs vermişler ve şu anda arkadaşlar otobüste eyleme devam ediyorlar. Oranien Platz’daki direniş çadırlarımız da var olmaya devam ediyor ve biz yeni eylemler için hazırlıklar yapmaktayız.

Yeni tanıştığımız bir dernek, mülteciler ve göçmenlerle ilgili Türkçe olarak benimle birlikte bir toplantı gerçekleştirmek istediklerini ilettiler. Benim için uygunsa hemen hazırlaklara başlamak istediklerini söylediler. Elbette önemli bir aksilik çıkmaz ise bu toplantıyı memnuniyetle gerçekleştireceğiz. Hem direnişimizi ve görüşlerimizi onlarla paylaşmış olacağız ve hem de onların görüş ve önerilerinden öğrenmeye çalışacağız. Tek tek gerçekleşen direnişlerimizi ne kadar genelleştirmeyi başarabilirsek o kadar mücadelemizin gelişme ve genişleme şansı olur.

1.11.2012
Turgay Ulu

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*