Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Sarı yeleklilerin gölgesi Türkiye’deki asgari ücret görüşmelerine de düştü

Sarı yeleklilerin gölgesi Türkiye’deki asgari ücret görüşmelerine de düştü

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, asgari ücret toplantısı öncesindeki bir basın toplantısında Fransa’daki sarı yeleklileri ima ederek atraksiyon yapmaya çalışınca, istemeden kapitalist devlet medyasının hedefi haline haline geldi. 

Atalay, bir soruya  “Böyle ne kadar gider? Önümüzdeki günlerde göreceğiz. İşte gördük Fransa’da gitmediğini. Üç gün sonra bizim burada görür müyüz görmez miyiz? Bize bağlı.” demişti.

Aslında Atalay’ın da korkusu Türkiye’de de yaşanabilecek bir asgari ücret isyanının altında kalmaktı. Tüm derdi, hem asgari ücretlilere şirin görünmek hem de büyük patronuna, “bakın Türkiye’de de asgari ücretliler çok huzursuz, birkaç kuruş atıverin önlerine de siz de biz de bu vartayı atlatalım” türünden bir mesaj vermekti. 

Ama bu kadarı bile, burjuvazi ve devlet iktidarı açısından kuklasının haddini aşması demekti. Hem Atalay, önceki asgari ücret toplantısına da yine beklenti yaratacak şekilde bir asgari ücretliyi getirip geçim zorluklarını anlattırmıştı. Bu da sermaye ile birlikte düzenlenen bir oyalama-beklenti yaratma şovuydu ama, bunun da faturası Atalay’a kesildi anlaşılan. Burjuva-faşist devlet iktidarının medya borazanları hemen Atalay’a da bir balans ayarı çekme harekatını başlattılar. ATV, Kanal 24, Akşam, gibi tv kanalları ve gazeteler, Atalay’ı darbecilikle suçlayan bir linç kampanyası başlattılar. “Küstah tehdit”, “Darbeciliğe hevesleniyor”, “Yeni bir Gezi’nin fitilini ateşlemeye çalışıyor” atılan başlıklardan birkaçıydı. 

Türk-İş’ten hemen özür tekmili verip biat hazıroluna geçmesi isteniyordu! 

Türk-İş mesajı hemen aldı. Bir basın toplantısı yaptı. Açıklamayı okuyan Türk-İş 1. Bölge Temsilcisi Adnan Uyar, şunları söyledi: 

“Türk-İş’in temsil ettiği topluluk adına da onların haklı taleplerini seslendirmek gibi yüce ve kutsal bir görevi vardır. Başkanımız bu gayreti gösterirken de asla ve asla bu ülkenin birliğine ve bütünlüğüne zarar verecek herhangi bir adım atmamıştır, atmayacaktır.  Türk-İş darbelere ve darbe girişimlerine karşı her zaman demokrasiden ve ülke bütünlüğünden yanadır. Türk-İş bunu hiçbir siyasi partiyi gözetmeksizin yapmıştır. O anda iktidarda kim olursa olsun Türk-İş’in tarafı iktidar değil ülke, devlet, millet olmuştur. Gerektiği takdirde ülkenin bütünlüğünü ve birliğini bozmamak kaydıyla bugün de alanlara çıkmak gibi bir görevimiz vardır. Türk-İş geçmişte SSK ile ilgili Ankara’da yaklaşık 500 bin kişiyle miting yaparken hiç kimsenin canına malına kastetmemiştir. Türk-İş her zaman etrafa zarar vermeden, ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozmadan emek için mücadele etmeye devam edecektir. Türk-İş başkanımız defalarca, ‘Kıdem tazminatı bizim namusumuzdur, kırmızı çizgimizdir. Eğer biz bu çizgileri kaybedersek bu makamlarda oturmaya gerek yoktur’ demiştir. O zaman o makamları kaybetmemek ve temsil ettiğimiz topluluk adına mücadele etmek veya ne yapılması gerekiyorsa onu yapmak en doğal hakkımızdır. Bundan kimsenin gocunmaması gerekir.”

Şecaat arzederken sirkatin söylüyor merd-i kıpti. Açıkça işçi sınıfını cemaati olarak tanımlıyor, bu kadarcık salon efelenmesi şovu da yapmazsak makamımızdan oluruz, o kadar ciddiye almayın durumu idare etmeye çalışıyoruz efendicim, demiş oluyor. 

Her şeye karşın sarı yeleklilerin, Türkiye’deki asgari ücret görüşmelerine bile gölgesi düştü! Asgari ücretlilerinin mücadele istemlerine, sermaye devlet ve sendika patronlarının ise korkularına tercüman oldu ya, başka söz istemez. 



Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*