Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Samanlıklar yanıyor!

Samanlıklar yanıyor!

Kapitalizmin küresel krizi boyutlanıyor. Dünyanın en büyük tarım ve besicilik üreticileri Rusya, ABD ve Brezilya’yı vurarak küreselleşen tarım krizi de Türkiye’de hissedilmeye başlandı.

Türkiye’de, fazlası kışlık hayvan yemi olarak saman üretiminde kullanılan hububat rekoltesinin düşmesi, saman fiyatlarını şimdiden 4 kat fırlattı. Geçen yıl balyası 3 lira olan saman fiyatı bu yaz 12 liraya, saman talebinin daha yoğun olduğu Kürt illerinde 21 liraya çıktı. En kaba hayvan yemi olan saman fiyatı, insanların yediği buğday ve mısır fiyatlarına yaklaştı. Yonca ve sınai hayvan yemlerinde ise, yüzde 20′yi bulan fiyat artışları var.

Bunun ilk sonucu küçük tarım ve besi hayvanı üreticilerinde yeni bir yıkım dalgasının yaşanmasıdır. Kırlardan kentlere yeni bir yığınsal göç dalgasıdır. Kentlerde işsizlik artışıdır. Burjuvazi, tarımda yıkıma ittiği yığınlar için de kölece güvencesiz çalıştırma ağlarını örüyor ve ellerini ovuşturarak onları bekliyor.

Bunun ikinci sonucu, et, süt, yoğurt, peynir, tereyağ, buğday, mısır başta olmak üzere tarım ve hayvancılık ürünlerinde, kış aylarına doğru büyük fiyat artışları dalgası yaşanacak olmasıdır. Büyük tarım-gıda tekelleri, tüccarlar, spekülatörler şimdiden kış aylarında büyük fiyat artışı olacağı beklentisiyle, büyük çaplı hububat, sınai hayvan yemi, hatta saman stoklayıp tarım ve hayvancılık ürünlerinin fiyatlarını zıplatmaya başlattılar bile.

Kentli işçiler saman fiyatlarının bizimle ne ilgisi var ki, dememeli. Kapitalizm böyledir işte. Kapitalistler samandan bile oturdukları yerden milyonlarca lira kazanır. Bunun faturası da, et, süt, yoğurt, peynir, tereyağa gelecek fahiş zamlarla işçiye çıkar.

İşçiler 5 yıldır yüzde 5 üstünde ücret zammı alamıyor. Gıda ürünleri ise son 5 yılda yüzde 60′ın üzerinde fiyat artışı gördü. Sömürü ağırlaşıyor, çalışma ve yaşam koşulları, sağlık sorunları ağırlaşıyor. Fakat işçinin beslenme olanakları da daralıyor. Peynirden yoğurda neyi ne kadar yiyip yiyemeyeceğimizi de küresel tarım-gıda tekelleri belirliyor. Sermayenin elini attığı her şey onlar için bir zenginlik aracı, bizim için ise yeni bir kölelik aracı haline geliyor. Bildiğimiz saman bile, küresel tarım borsasında altın gibi işlem gören bir sermaye birikim aracı, işçi sınıfı ve emekçiler için ise sofradan peyniri ve yoğurtu da süpüren bir sefalet kırbacı haline geliyor.

Kuraklıkmış! Kuraklık da, sermayenin doğayı ve geleceğimizi pervasızca yıkmasının sonucudur. 5 yıldır tarım ürünü-gıda fiyatlarında füze gibi yükseliş eğiliminin asıl nedeni ise, tarım-besicilik üretimine pençelerini geçirmiş olan kapitalist tekellerin, samandan yoğurda tarım-gıda zincirini azami kar ve soygun zincirine çevrirmiş olmasıdır.

“Sakla samanı gelir zamanı”, “iki gönül bir olunca samanlık seyran olur”, “saman alevi gibi”, “samanlıkta iğne aramak”, samanın tarım-besicilikte, köy yaşamındaki yerini gösteren deyişlerdir. Şu farkla ki, eskiden köylü kendi kışlık samanını kendine yetecek kullanım değeri olarak kendisi üretir, saman büyük çaplı ticarete konu olmazdı. Tarımda kapitalizmin derinleşmesi ile, saman üretimi de büyük çaplı toplumsallaştı, fakat büyük tarım kapitalistlerinin, tarım-gıda tekellerinin, tüccarların kar keyfine bağımlı hale geldi. Diğer taraftan meraların kapitalizm tarafından yok edilmesi, besiciliğin yaz aylarında bile samana daha fazla bağımlı hale gelmesine yol açtı.

Bugün yalnız Konya Ovası’nda tüm Türkiye ve Kürdistan’daki besiciliğe yetecek kadar saman üretimi yapılmaktadır. Fakat saman üretiminin de toplumsal ihtiyaçlar için değil, az sayıda tarım-gıda tekeli ve büyük tüccarın karları için olması, samanlıkları ateşe vermektedir. Saman üretimi çok olup fiyatlar düştüğünde tüccar saman almamaktadır. Saman üretimi az olduğunda tüccar düşük fiyattan alıp fiyatları yükseltmek için stoklamaktadır. Her iki durumda da samanı asıl üretenler ve samana asıl ihtiyaç duyanlar yıkıma uğramaktadır. Saman tüccarları kazanmaktadır. Samanı birkaç kuruşa fason ürettirip et ve süt ürünleri üretiminde girdi olarak kullanan, fakat samanın karaborsadaki fiyatını ürün fiyatlarına ekleyiveren büyük tarım-gıda tekelleri karlarını katlamaktadır.

Marketten alıp sofraya koyduğumuz bir kap yoğurtta, saman üreticilerinden suni yem fabrikası işçilerine, besi çiftlik işçilerinden süt ürünleri fabrikası işçilerine, bu fabrika ve çiftliklerde kullanılan makine ve araçları yapan işçilere, taşımacılık işçilerinden taşımacılıkta kullanılan soğuk hava depolu kamyonları üreten işçilere, yoğurtları raflara dizen market işçilerine kadar onbinlerce işçinin birleşik toplumsal emeği vardır. Bu üretim aşamalarının her birinin ayrı ayrı kapitalistlerin karı için olması ortaya büyük bir üretim anarşisi çıkartır. Günümüzde ise, samandan-yoğurt üretimine kadar hepsini bünyesinde toplayan tarladan-sofraya büyük tekelci kapitalist tarım-gıda zincirleri ortaya çıkmıştır. Bu bir kap yoğurtun üretilmesinin çok farklı parçalarında çalışan işçilerin emeğini daha da kaynaştırmaktadır. Fakat üretimin kar için olması çelişkisini büyütmektedir.

Çözüm, samandan yoğurta üretimin farklı girdi ve parçalarını gerçekleştiren işçilerin bir araya gelmesi, üretim araçlarını toplumsallaştırarak tüm patron ve tüccarları defetmesi, neyi ne kadar nasıl ve kimin için üreteceklerine hep birlikte karar vermesidir. O zaman bizim toplumsal emeğimizin ürünleri (saman, yoğurt) bize hükmeden kapitalizm canavarları olmaktan çıkar. Kendi ürettiğimiz üretim araçlarını, üretim girdilerini ve ürünleri, biz kendi egemenliğimiz altına alırız. Hangi ihtiyaçlarımız için neyi ne kadar üreteceğimizi biz hep birlikte karar verir hep birlikte gerçekleştirir ve hep birlikte keyfini süreriz. Ücret ve meta köleliliğinden, toplumsal emeğimiz ve ürünleri üzerinde oturan burjuvaziyi devirerek özgürleşebiliriz. Yararlı toplumsal faaliyetlerimiz ve ürettiklerimiz üzerinde kendi öz, bilinçli, gönüllü, planlı egemenliğimizi kurarak özgürleşebiliriz.

Samanın balyasının şimdi 15-20 liraya satılması, küçük besicilerin hayvanlarına saman alamadığı için iflas etmesi, kapitalist saman karaborsası nedeniyle et ve süt ürünlerine büyük zamlar gelmesi, besi hayvanları saman yiyeceğine sermayeleşmiş samanın sofranızdaki peyniri yoğurdu yemesi size saçma mı geliyor? Öyleyse her türlü ürün ve hizmetin giderek daha çoğunu, daha çeşitlisini, daha kalitelisini üreten işçilerin kendi ürettiklerinden parasız yararlanamaması neden doğal geliyor?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*