Anasayfa » GÜNDEM » Sağlık hakkını mücadeleyle kazanabiliriz!

Sağlık hakkını mücadeleyle kazanabiliriz!

İçerisinde yaşadığımız kapitalist sistemde artık hiçbir şey parasız değil. İşçilerin ürettiği her ürün zaten alınıp satılabilen bir meta niteliğini taşıyor. Eskiden “meslek” diye tabir edilen işlerde çalışan herkes, işbölümünün derinleşmesi, sektörlerin büyümesi ile giderek daha fazla ücret köleliğine bağlanıyor. Aynı sektörde parçalanıp çeşitli kesimlere bölünen işçiler, ürettikleri ürünlerin sonuçlarından faydalanmak bir kenarda dursun, kendi ürettikleri ürünleri dahi parayla satın almak zorunda kalıyorlar. Kapitalist sistem ülkemizde gerçek yüzünü giderek daha açık ve utanmazca gözümüze sokuyor.

İşte sağlıkta, işte her işçinin, her insanın mecburi ihtiyacı, doğal gereksinimi olan sağlık alanında yaşananlar ortada. Bizim cebimizden parasını ödediğimiz Sosyal Güvenlik Kurumu’nun verdiği hizmet giderek daraltılıyor, birçok ameliyat sigorta kapsamı dışında bırakılıyor. Ücretsiz olmasını bıraktık, dün daha az parayla ulaşabildiğimiz sağlık hizmetine bugün daha çok para ödeyerek ulaşabiliyoruz. Van depreminde Van’ı ilk terk eden Medical Park hastane zinciriydi. Bugün sistemin %40’ını özel hastaneler karşılar hale geldi. 1 Ocak’tan itibaren Genel Sağlık Sigortası yürürlüğe girdi. 12 milyon kişiye mektup yolladılar, bununla herkese kafadan yeni bir vergi geldi. Üstüne üstlük KHK marifetiyle kamu hastane birlikleri oluşturmaya başlıyorlar, bu yeni yasalarla kamu da özel sektör prensipleriyle işliyor artık. Sağlıkta kamu-özel, muayene-ilaç her yönden kuşatılıyor emekçiler. Oysa insan doğduğu andan itibaren ücretsiz olarak sağlık hizmetleri, kamu tarafından karşılanabilir durumda olmalı. Bu bir hak olarak kazanılmalı, kullanılmalı, mücadelesi verilmeli, başka çaresi yok. Yoksa “sağlık hizmeti” artık burjuvalara sağlık, işçilere ölüm demektir, bunun adını açık koyalım.

Sağlık örgütleri, Türkiye’deki tüm siyasi parti ve kitle örgütlerine Genel Sağlık Sigortası’nı (GSS) gündemlerine alma çağrısı yaptı. Türk Tabipleri Birliği, Türk Dişhekimleri Birliği, Türk Hemşireler Derneği, Sağlık Ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Devrimci Sağlık İş Sendikası, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri Ve Teknikerleri Derneği, Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği, Sağlık Teknisyen Ve Teknikerleri Derneği, Sağlık Hizmetleri Sınıfı Çalışanları Derneği, Tıbbi Laboratuar Teknisyen Ve Teknikerleri Derneği, Sağlık Ve Sosyal Hizmet Çalışanlarının Sözü Sendikası toplumun tüm kesimlerinin katılımı ile 11 Mart’ta Ankara’da Türkiye Büyük Sağlık Meclisi’ni toplayacaklarını açıkladılar. “GSS’nin doğurduğu, doğuracağı tüm sorunlara karşı sağlık hakkımız için bir araya gelelim” çağrısı yaptılar.

Sağlık Hakkı Meclisi Nedir?

*Sağlık Hakkı Meclisi, GSS’nin doğurduğu ve doğuracağı tüm sonuçların ne olduğunu ve buna karşı ‘ne yapılması’ gerektiğinin toplumun tüm kesimleri ile birlikte belirleneceği ve bir mücadele planı oluşturulması planlanan bir platform.

*Türkiye Büyük Sağlık Hakkı Meclisi’nin açılışı 11 Mart 2012’de Ankara’da gerçekleşecek.

*11 Mart tarihinin önemi, yıllardır sağlık hakkı haftası olarak kutlanan bir haftanın başlangıcı olmasından geliyor. Sağlık örgütleri bu haftanın anlamlı bir başlangıç olacağını düşünüyor.

*Bunun için tüm illerde sağlık meclisleri kurulacak.

*İllerde ve ilçelerde kurulan Sağlık Hakkı Meclisleri’nde GSS bir kez daha anlatılacak ve mağduriyetler belirlenecek.

*Acillerde, Aile Sağlığı Merkezleri’nde, eczanelerde halk ile irtibat kurularak, gerekirse öyküler, teker teker sesli ve görüntülü bir şekilde kayıt altına alınacak.

*Mecliste tüm illerden gelen raporlar ortaklaştırılacak.

*11 Mart’ta emekli, öğrenci, sağlıkçı, işsiz, kadın, çocuk, işçi, gelir testinden geçemeyen ve geçen herkes Ankara’ya gelecek.

*Raporlardaki mağduriyetler ve toplantıdaki talepler burada birleştirilerek, Türkiye genelinde milyonlarca kişinin katılımını hedefleyen bir organizasyon yapılacak.

Bu kapsamda çeşitli illerde Sağlık Hakkı Meclislerinin kurulması çalışmalarına gazetemiz İşçi Meclisi de katılmaktadır. Şu ana kadar sağlık alanında belli hakları korumaya dönük, mevzi mücadeleler gerçekleşti. Kimi grev ve direnişler oldu. Bunlar büyük oranda sermayenin etkisini sınırlama amaçlı, kamu hastanelerinde yürütülen üretimden gelen gücünü kullanma, bilinçlendirme ve aydınlatma çalışmalarıydı. Ancak çalışmaların hem hedeflerinde hem de çalışmaya omuz veren güçlerin bileşiminde bir genişleme gerektiği ortada. Sermaye ve devleti artık “uzlaşma yok, bitti” diyor; “şimdi elinizde olanları da geri alıyorum”. Özel sektörün büyümesiyle birleşik, kamunun özelleşmesi ilerliyor ve burjuvalar bu ana kadar ciddi direnişlerin olmamasından cesaret alıyorlar. Şirketleşmiş kamu hastaneleri ve şirket hastaneleri sistemine karşı, sağlıkta tekelci sermaye egemenliğine karşı mücadele bugün işçi sınıfı açısından her zamankinden daha günceldir. “Kişisel olarak bedelini ödediğin kadar sağlık” dayatmasına karşı, “sağlık haktır” temelinde sınır çekmek için bir araya gelmeliyiz. Bu mücadelenin sağlığın da -doğanın, insanın ve insana dair olan ne varsa tümünün- alınıp satılmasının ortadan kalkacağı, suç sayılacağı sosyalizmle kazanılacağının bilincinde olarak 11 Mart’ta Ankara Abdi İpekçi Spor Salonu’nda düzenlenecek Sağlık Hakkı Meclisleri’nin büyük toplantısına katılalım, bulunduğumuz işletmeler, mahalleler, ilçe ve illerde Sağlık Hakkı Meclisleri’nin oluşumuna omuz verelim.

İŞÇİ MECLİSİ

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*