Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Sağlık Hakkı Meclisi: Tarihsel öneme sahip bir deneyim…

Sağlık Hakkı Meclisi: Tarihsel öneme sahip bir deneyim…

Sağlık Hakkı Meclisleri, 11 Mart’da Ankara’da toplanacak.

Sağlık Hakkı Meclisleri, Türkiye işçi sınıfının ağır bir durgunluk yaşadığı, geleneksel işçi sınıfı kesimlerinin ve dar, tekçi, tek biçimli örgütlenme ve mücadele araçlarının gerilediği ve etkisizleştiği, işçi sınıfının muazzam genişlemiş ve çeşitlenmiş yeni bileşiminin ve yeni işçileşme sürecinde olan kesimlerin ise henüz kendi yeni örgütlenme biçimlerini, mücadele kanal ve araçlarını yaratamamış olduğu süreçte, çok önemli bir geçiş süreci ve tarihsel girişimin ifadesidir. Kendi içinde hem geçmişin sınırlılık ve iç engellerini, hem de yeninin, geleceğin belirimlerini taşımaktadır.

Sağlıkçı meclisleri;

1- Çok farklı, çok çeşitli, çoğu önceden içe kapalı ve birbiriyle rekabet halindeki, sağlık işçisi kesim ve katmanlarını, her birinin özgül taleplerini de bir yana bırakıp düzlemeden, birleşik bir mücadele doğrultusunda bir araya getirmektedir.

2- Türk-Kürt, kadın-erkek, genç-deneyimli, geleneksel-yeni işleşmiş/işçileşen, kadrolu-taşeron sağlık işçisi kesimlerini birlikte kapsamaktadır. (Temel bir eksiği ise, muazzam ve küresel bir tekelleşme süreci içindeki özel sağlık işletmelerindeki -kamu alanındaki taşeron şirket işçileri dışındaki- sağlık işçilerini kapsamaması, kamu-özel bölünmesini ileriye doğru aşamamış olmasıdır.)

3- Küçük ayrıcalık ve küçük statüleriyle birlikte, bu yöndeki gelecek beklentilerini yitirmeye başlayan sağlıkçı kesimlerinin olsun, dağınık güvencesiz sağlık işçilerinin olsun (hekimler, asistan hekimler, tıp öğrencileri, taşeron sağlık işçileri vd ), sınıf mücadelesi içinde gerçek işçileşme, sınıflaşma süreçlerinin bir ifadesi olacaktır.

4- Yalnız mevcut sendika ve meslek örgütü yönetimleri ve yukarıdan ittifaklarıyla kalmayıp, sağlık işçilerini tabandan ve mücadele içinde bir araya getirmeye çalışmasıyla; kitlesel taban katılımını gerçekleştirmeye, karar süreçlerini de kitleselleştirmeye çalışmasıyla önemlidir.

5- Dar kompartmancı, aşırı katı, statik, bürokratik, aşırı hiyerarşik, tekçi ve tek biçimli, içe kapalı, taban dinamiği ve inisiyatifine dayanmayan ve tamamen dışlayan geleneksel sendika ve meslek örgütleri anlayışı yeni mücadele ihtiyaçlarına uzaktan yakından yanıt vermek bir yana başlıbaşına engelidir. İşçi sınıfının yeni yapısı ve bileşimi, daha esnek, kapsayıcı ve çoklu dinamikleri -özgün ihtiyaçlarını düzlemeden- ortak istem ve ihtiyaçları doğrultusunda bir araya getiren, dinamik, kitlesel mücadele demokrasisi ve öz inisiyatifini gerçekleştiren öz mücadele organları, işçi meclisleri, işçi kurulları, işçi konseylerini zorunlu kılmaktadır. Sağlıkçı meclisleri, henüz ilkinin sınır ve engelleyiciliğinin ortadan kalkmadığı, ancak bunu ikincisi doğrultusunda bir arayış ve yönelimle birleştirmeye çalışan, eklektik bir biçimde de olsa, işçi sınıfının yeni tipte kitlesel öz karar ve öz mücadele inisiyatifi organlarının, platformlarının, meclislerinin oluşum ve gelişimi yönünde anlamlı bir çaba ve deneyimdir.

6- Sağlıkta küresel tekelci kapitalist dönüşüm programı, ilk eldeki neoliberal sosyal içerme atraksiyonları, herkesin genel sağlık sigortası kapsamına alınması, özel hastanelerde tedavi olanağı, sağlığın çok genişleyen ve çeşitlenen yeni ihtiyaçlar, hatta yaşam tarzı haline gelmesi gibi atraksiyonlarla ilk elde, geniş kitleler üzerinde çekim gücü oluşturdu. Sağlıkta dönüşüm programı ve SGGSS’ye karşı mücadele etmeye çalışan sağlık işçileri ve kamu işçilerini geniş kitlelerden yalıttı ve hatta karşı karşıya getirdi. Önceki, yalnızca belli bir işçi kesimi ile sınırlı kalan SGGSS’ye karşı mücadelenin başarısızlığının en önemli nedenlerinden biri buydu. Bugün ise, sağlıkta dönüşüm programının iç yüzü, sağlığı her düzeyde azami sermaye birikimi alanı haline getirme ve azami metalaştırma olarak, yalnız sağlık işçilerinin çalışma ve yaşam koşulları açısından değil, geniş kitleler nezdinde de giderek yıkıcılaşacak biçimde ortaya çıkmaya başlamıştır. Sağlık, yalnızca dar ve geleneksel biçimiyle sınıfsal değil, giderek yakıcılaşan dev çaplı bir toplumsal sorun, kriz ve mücadele dinamiği haline gelmektedir. Sağlık Hakkı Meclislerinin, sorunu yalnızca sağlıkçıların sorunu olarak görmeyip, toplumsal bir sorun olarak tanımlaması, bugün için cılız da olsa sağlık alanındaki mücadeleyi daha geniş bir temelden kitlelere mal etmeyi, toplumsallaştırmayı hedeflemesi, yalnız dar mesleki ve sınıfsal değil, genişleyen ve derinleşen sınıfsal-toplumsal ya da toplumsallaşmış sınıf mücadelesi dinamiğinin harekete geçirilebilmesi açısından önemlidir.

7- Sağlıkçılar hareketi, kaçınılmaz olarak bir geçiş süreci eklektizm ve bulanıklarını da içeren, kendi içinde çelişkin tarihsel-sınıfsal eğilimlere sahiptir. Bir yanda, sağlıkçıların genişçe bir kesiminin kendini işçi olarak görmemesi ve kendi eriyip giden küçük statülerini korumak ve geri getirmek için işçileşmeye karşı direnmesi, diğer yandan bunun için bile -salt bugünkü bireysel ve dar kesimsel çıkarları ile sınırlanmadan- daha geniş ve kaybedecek bir şeyi olmayıp gelecekteki çıkarları için mücadele eden bir işçi hareketinin bileşeni olma ve bu geleceğe dönük temelden davranma eğilimi. Bir yandan çok çeşitli sağlıkçı kesim ve katmanlarının birbiriyle amansız rekabeti, engellemesi ve dışlaması içinde dağılma eğilimi, diğer yandan birlikte mücadele etme, daha geniş temelden örgütlenme için birbirine artan ihtiyaç ve mücadele içinde kaynaşma eğilimi. Bir yandan geleneksel, dar, bürokratik, tepedenci örgütlenme biçimlerinin varlığı ve gücünü sürdürmesi, diğer yandan mücadelede uzun solukluluk ve asgari bir başarı için bile, kitlesel taban dinamizmi, katılımı ve inisiyatifini geliştirecek yeni kitlesel öz mücadele organ ve araçlarının oluşturulma zorunluluğu. Bir yanda sağlıkta dönüşüm programına karşı dar muhalefet ve hayırcılık, önceki durumu koruma ya da geri getirme çabasıyla yüzü geriye dönük ve sosyal demokrat bir eğilim, diğer yandan sağlık işçilerinin eskisi gibi çalışmak, yaşamak ve yönetilmek istememesine dönük bir eğilim; sağlığın ve sağlık işçiliğinin bir azami sermaye birikim ve metalaştırma alanı olmaktan çıkıp bir toplumsal ihtiyaç alanı olarak tanınmasını istemeye dönük geleceğe dönük bir eğilim. Bir yanda sağlığın dar bir mesleki uzmanlık ve sorun alanı olarak gören dar bir işçi hareketi eğilimi, diğer yanda bunun dev çaplı toplumsal sorun ve mücadele dinamiği olmasından kaynaklanan sınıf temelli toplumsal mücadele alanı kılmaya dönük bir eğilim. Bir yanda ezilenci, halkçı, toplumsal hareketçi, bulanık, ara sınıfçı eğilimler, diğer yanda daha gelişkin bir toplumsallaşmış sınıf mücadelesi dinamiğinin oluşum süreci…

8- Hareketin en büyük eksiklikleri ise: Birincisi, sağlık alanı küresel temelden tekelci ve mali oligarşik çoklu birikim, entegrasyon ve yönetimin bir alanı haline gelmiş olmasına karşın uluslar arası bir yönelim içermemesi. İkincisi, kapitalizm ve burjuva demokrasisinin ötesine uzanan bir ufka sahip olmaması. Ancak, hareket gelişimi içinde karşı karşıya olduğu ve olacağı iç ve dış engellerle mücadele sürecinde, kapitalizme tam karşıt ve yepyeni bir sınıfsal-toplumsal-bireysel sağlık ve yaşam anlayışına dönük, kurucu bir perspektife duyulan ihtiyaç ve arayışın da, gelişen bir zemini ortaya çıkarabilecektir.

Hareketin sorun ve zayıflıkları, mücadele içinde aşılmak içindir. Ancak onda öncelikle görülmesi gereken ise geleceğin, yeni bir işçi sınıfı hareketinin oluşum ve belirimleridir. Sağlıkçılar hareketi, genişleyen sınıfsal-toplumsal bir temelden, yeni örgütlenme, mücadele biçim ve yöntemleri doğrultusundaki arayış ve eğilimiyle, işçi sınıfı hareketinin daha gelişkin bir temelden yeniden oluşum sürecinde tarihsel bir deneyimdir. İlerlemesi ve başarıları ölçüsünde esinleyici ve ön açıcı bir dinamik de olacaktır. Onun başarısı da, uzun soluklu, fiili, gövdesel bir savaşımı gerektiren somut kazanımları kadar işçi sınıfı hareketinin daha üst temelden yeniden oluşum sürecindeki, yeni bilinç, örgütlenme ve mücadele araç ve biçimlerini etkinleştirmesi ve yaygınlaştırmasıyla bağlantılı olacaktır. Ve asıl bu geleceğe dönük yüzüyle, geri ve geriye dönük yanları ve zayıflıkları ne olursa olsun, hele ki işçi sınıfı hareketinin ağır bir durgunluk yaşadığı bir kesitte, tarihsel bir öneme sahiptir. Bu hareketle ilişki kuruşumuz da buna uygun bir solukluluk, katkı, derinleşme ve emekle olmalıdır. Küçük burjuva devrimciliğinde geleneksel olan dışsal destekçilik, öğütçülük, övgücülük veya dar ve el çabukluğuyla “ne alırım” kafasıyla değil, asıl içerdenleşen, etkin ve fiili bir bileşeni olarak, geleceğe dönük yeni açılım ve dinamiklerinin gelişimi, fiilileşmesi ve başarısı için ne katabilirim yaklaşımıyla, soluklu bir teorik, siyasal, örgütsel ve pratik çaba ve emekle olacaktır. Meclislerin gerçek bir kitlesel taban katılımı ve öz mücadele inisiyatifi üzerinde yükselmesi ve yeni bir sağlık ve yaşam ihtiyacı ile buluşması buna bağlıdır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*