Anasayfa » GÜNDEM » Referandumun ilk sonucu: Bir düzen ve rejim skandalı!

Referandumun ilk sonucu: Bir düzen ve rejim skandalı!

Referandumun ilk eldeki sonucu, dört dörtlük bir skandal olmasıdır!

AKP-Erdoğan öyle bir durumdadır ki, hile ve manipulasyonu bile “adabınca” yapmayı beceremiyor, yüzüne gözüne bulaştırıyor!

Referandum öncesinde, “Hayır! fiilen kazanmıştır. Fark küçükse AKP bunun üstüne oturmaya çalışabilir. Ancak bu tarz bir evet’in meşruluğu olmayacaktır.” vb demiştik. AKP-Erdoğan bu göstere göstere üstüne oturma çabasının bile öylesine cılkını çıkardı ki, bundan böyle bu “evet” dayatmasını devam ettirmesinin ateşin üzerinde oturmasından farkı olmayacaktır.

2.5 milyon oy mühürsüz, 1.5 milyon oy geçersiz sayılıyor, hile ve manipulasyonun haddi hesabı yok, YSK sayımları bitmeden Anadolu Ajansı tarafından sonuçlar açıklanıyor… CHP ve HDP sandıkların yüzde 60’ına itiraz edeceğini açıkladı…

Bu referandum daha çok su götürür, tantanası devam eder, oylar yeniden sayılır sayılmaz, vb. Ama bizce kesin olan şudur: Dayatılan bu sonuç biçimsel olarak değişmeyecek olsa bile, burjuva faşist AKP; bununla istediği rejim ve devlet biçimine meşruluk kılıfı geçirmeyi başaramadığı gibi, onu kendi eliyle daha bir zayıflatmıştır.

AKP-MHP, Kürdistan’da kirli savaş ve zorla bastırma çabalarına karşın yine ağır biçimde kaybettiler. Üstelik bu sefer Diyarbakır ve İzmir’in yanısıra, İstanbul, Ankara, Adana, Mersin dahil metropollerin çoğunu kaybettiler. Tüm bastırma, dayatma, manipulasyon çabalarına karşın irtifa kayıpları daha bir belirginleşti.

Bundan sonrası krizin derinleşmesi olacak gibi görünüyor. CHP’den “hukuki mücadele” dışında Hayır’ın arkasında durması beklenmemelidir. “Hukuk” da malum faşizmin hukukudur. TÜSİAD’ın muhtemelen kendi kamuoyu yoklamalarından “küçük bir fark” öngörüsüyle, oy verme işlemi tamamlamadan açıkladığı “yeni” (aslında beylik TÜSİAD programının yeni duruma uyarlanmış biçiminden başka bir şey değil) sermaye mutabakatı program ve istemine hiçbir biçimde bel bağlanmamalıdır. Bu, AKP-Erdoğan’dan siyaseten bir milim esneyerek neoliberal saldırganlığa tam gaz verilmesini istemesinden ibarettir; aynı zamanda kitlelerde birikmiş hoşnutsuzluk ve mücadele dinamikleri de yine sermaye mutabakatına bağlayarak yedeklemeyi hedeflemektedir. Aslında TÜSİAD’ın tüm yaptığı, hem faşist rejim ve devlet biçimininin pekiştirilmesini meşrulaştırmak, hem de bundan daha büyük pay istemek, dahası da beylik “demokrasi, hukuk, mutabakat” söylemleri ile bu çürümüş devletin yaması olmak ve onun “düzeltilebileceği” beklentilerini devam ettirmektir.

Sandıkla olup olabileceğinin en fazlası budur. Bunu bu burjuva mali oligarşik düzeni ve binbir türlü egemenlik biçimi açısından bir okul, bir ders olarak değerlendirmek gerekir. Sınıfsal-toplumsal güç dengelerini fiilen değiştirmek, fabrikalar, işyerleri, okullar, mahalleler, meydanlardır bizim asıl meselemiz.

Kitlelerde ortaya çıkabilecek moral bozukluğu ve sinmeye karşı ve orta sınıf sol’da devam edip gidecek TÜSİAD, CHP ve “hukukun üstünlüğü” beklentilerine karşı savaşalım. Kitle çalışmasında kazanılan mevzileri, kitle inisiyatiflerini canlı tutalım, artabilecek faşist saldırganlığa karşı özsavunmayı güçlendirelim, meşru ve fiili mücadeleyi yükseltelim, sosyalist işçi sınıfı temel ve ekseninden örgütlenelim, 1 Mayıs’a odaklanalım…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*